|

KURAN’DA
ÖLÜMDEN SONRA HAYAT
İnsan,
doğar,büyür, yaşar ve ölür.
Yaşayan her insan bir gün gelecek ölecektir. Ölüm, insanın sonu
değil, bir başka alemde hesap vermek üzere yeniden doğuştur. Allah,
ölüm ve ötesinde nelerin olacağını kullarına açık ve net olarak
bildirmiştir ki, bu dünyada yaşarken bunları dikkate alalım, ona
göre yaşayalım.
Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günü yaptıklarınızın
karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp
cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise
aldatma metaından başka bir şey değildir.
Ali İmran 185
Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır. Nisa 78
Nihayet birinize ölüm geldi mi elçilerimiz (görevli melekler) onun
canını alırlar.
Enam 61
Yukarıdaki ayetler, her insanın bir gün öleceğini kesin olarak ifade
eden ayetlerdir. Zaten aklı başında olan her insan da bir gün
öleceğini bilir. Çünkü yeryüzünde 200 yaşında insan yoktur.
Bazı insanlar, hatta hemen hemen her insan ölünce ne oluyor bize?
Diye hem kendine, hem de etrafına sorarlar. Bu konuda Allah nelerin
olacağını bize bildirmiştir. Ölümden sonra insanın başına neler
geleceği Kuran araştırılarak meraklılarına sunulmuştur.
İnsan ölünce, hepimizin bildiği gibi yapılacak ilk iş, ölen kimseyi
toprağa vermek olur. Bir törenle insan mezarlığa götürülür, gömülür,
yani kabire konulur. Kabire konulan insanın cansız bedenidir. O
bedeni canlı tutan şey o bedenden çıkıp gitmiştir.
KABİR HAYATI
Allah,
Enam suresi 36. Ayetinde “Allah ölüleri diriltecektir.”diyor.
Ölen insan kabre konmaktadır. Eğer orda azap görecekse yeniden
dirilmiş olması gerekmektedir. Diri değilse azap göremez. Allah
ölüleri diriltilecektir diyorsa, orda insan diri değil, ölüdür.
Sonra
neml suresinin 80,
Rum suresinin 52. Ayetlerinde: “ölülere
işittiremezsin.” Denilmektedir. Kabirdeki insanlar ölüdürler,
onlar işitmezler, duymazlar, cansızdırlar. Yaşamayan, ölmüş olan bir
insana da kabirde azap yapılması imkansızdır.
Yasin suresinin 52. Ayetinde
insan kıyamat koptuğunda “Yatıp uyuduğumuz yerden bizi kim kaldırdı, uyandırdı?”
diyecektir. Eğer, kabirde azap görüyorsa insanın,
orda yatıp uyumasına imkan yoktur. Kabirde azap gören insan böyle
bir şikayette bulunabilir mi?
Allah’ın açık ayeti vardır, kabirlerdekilerin dirilip kalkması için.
Bakınız ne diyor: Allah kabirlerdeki kimseleri diriltip
kaldıracaktır.
Hac 7
Açıkca bu ayet bildirmektedir ki, kabirdekiler
ölüdürler. Neml 80. Ayetine göre ölüler işitmeyeceklerine göre,
nasıl olur da kabirde insanın azap gördüğü söylenebilir.
Peygamberimizin bir hadisini buna kabir azabına delil
gösterirler. Bu hadisi şerife göre, Peygambeirmiz diyor ki: "Dedikodu edenler ve bevl (sidik) kaçıranlar kabirde
bundan azap göreceklerdir." İnsanların günahları sadece dedikodu ve
sidik kaçırmak mıdır? Başka bin bir çeşit günah vardır. Adam
öldürenler, yetim malı yiyenler, yalancılar, şirk koşanlar, toplum
malını zimmetine geçirenler, sarhoşlar, falcılar, şeytana uyanlar…
ve daha niceleri… Bunlar neden sayılmaz da dedikodu eden ile sidik
kaçıranlar azap görecek denilir.
Eğer kabirde azap olsaydı, Allah bunu bize sakınmamız
için bildirirdi. Evlerimizi tarıma elverişli alanların dışına yapın
diyerek bizi uyaran Allah, kabirdeki azabı, eğer varsa, neden bize
bildirmesin? İnsanlar bundan ders alır, günah işlemesi önlenirdi.
Kabir azabı vardır diyenler çoğunluktadır, bu inançlarını da
Peygamberimizin hadisleri olarak kabul edilen sözlerine bağlıyorlar.
Kuran kabir azabından söz etmez, Peygamber de Kuran’a aykırı asla
tek söz söylemez, buna imkan yoktur. (Bakınız
Hakka suresi 44 ve
sonraki ayetlerine) Kabirde azap vardır diye anlı şanlı hadis
kitaplarında geçen hadisler, Peygamberimiz adına uydurulmuş
hadislerdir.
Olaya bir başka açıdan daha bakarsak, insanların ölülerinin hepsi
kabre konmamaktadır. Kabiri olmayan milyonlarca insan vardır.
Denizde boğulmuştur, hayvanlar parçalamıştır, yangında
yanmışlardır, o zaman bunlar azaptan kurtulmuş mu oluyorlar?..
Düşünmek gerek..
KIYAMETİN KOPMASI
İnsanın bu dünyada bir sonu olduğu gibi, bir gün bu dünyanın da
kıyametin kopması ile bir sonu olacaktır.
Dünyanın sonu da ansızın gelecektir.
Artık onlar, kıyamet saatinin kendilerine apansız gelmesinden
başkasını mı gözlüyorlar?
İşte onun işaretleri gelmiştir. Muhammed 18
Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Kıyametin kopması ise, göz
açıp kapama gibi veya daha az bir zamandan ibarettir. Şüphesiz
Allah, her şeye kadirdir.
Nahl 77
Kıyamet Sur'a üfürülmeyle başlar.
Sur'a da üfürülmüştür. İşte bu, geleceği vaadedilen gündür.
Kaf
Suresi, 20
Sur'a üfürülmesi, Allah'ın Kuran'da vaat ettiği kıyamet saatinin
artık gelip çattığının haberidir. Bu ses dünya hayatının bitişinin
sesidir. Hiç beklenmedik bir anda duydukları bu ses daha önce
duyulan seslere hiç benzemeyen bir sestir. İnsanlar, kendilerine
verilen sürenin son bulduğunu bu işaretten anlayacaklardır. Bu ses,
küfre sapanların sonsuza kadar kesintisiz olarak yaşayacakları
korku, dehşet ve yılgınlık dolu, zorlu bir günün başladığının
habercisidir. Allah Kuran'da şöyle buyurmaktadır:
O
Sur’a üfürüldüğü zaman var ya, kafirler için kolay olmayan zorlu bir
gündür. Müddesir 8-10
Aşağıdaki ayetler, kıyametin ne dehşetli bir gün olduğunu çok net ve
açık bir şekilde gözler önüne sermektedir.
İnsan “Kıyamet günü ne zamanmış?” diye sorar.
İşte göz kamaştığı
Ay tutulduğu,
Güneşle ay bir araya getirildiği
zaman
Kıyame 6-9
Gökyüzü yarıldığı zaman
Yıldızlar döküldüğü zaman
Denizler birbirine katıldığı zaman
İnfitar 1-3
Kabirdekilerin içindekiler dışarı
çıkarıldığı zaman
Herkes yaptığı ve yapmadığı şeyleri
bilecek
İnfitar 4-5
O gün insan “kaçacak yer
neresi?”diyecektir.
O gün kaçıp sığınacak yer yoktur.
Kıyame 10-11
Ona inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise ondan
korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, kıyamet
günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.
Şura 18
YENİDEN DİRİLME
Kıyametin kopması tamamlandıktan sonra Sur’a ikinci defa üfürülecek
ilk insan ve ilk peygamber Adem Peygamberden son yaratılan insan
kimse, bu ikisi arasındaki bütün insanlar yeniden
diriltileceklerdir.
Sur’a üfürülmüştür. Bir de bakmışsın ki onlar kabirlerinden
Rablerine doğru akın ediyorlar.
Yasin 51
Onlar: “Yatıp uyuduğumuz yerden bizi kim kaldırdı, uyandırdı?” Bu
Rahman’ın vaat ettiği şeydir. Gönderilen elçiler de doğru
söylemişler.” Derler.
Yasin 52
İşte bu gün, yani Sur’a ikinci kere üfürüldüğü gün, bütün insanların
alemlerin Rabbi için kalkacağı gündür.
"İnsanların, alemlerin Rabbi için kalkacağı gündür."
Mutaffifin
Suresi 6
Allah kabirlerdeki kimseleri diriltip kaldıracaktır.
Hac 7
Kabirden nasıl çıkacaklar:
Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan bir
halde kabirlerden çıkarlar.
Kamer 7
O gün onlar, sanki dikili bir şeye koşuyorlar gibi, kabirlerinden
fırlaya fırlaya çıkarlar.
Meariç 43
Kabirlerinde ölü olarak bulunan insanlar, önce diriltilecekler,
sonra çekirge sürüsü gibi ve koşa koşa çıkıp çağrıldıkları yere
gideceklerdir. Bu koşa koşa gidecek olan insanlar acaba nereye
gideceklerdir? Bu yer mahşer yeridir.
MAHŞER YERİ
Öyle ise, Rabbine andolsun ki, muhakkak surette onları şeytanlarla
birlikte mahşerde toplayacağız;
sonra onları diz üstü çökmüş vaziyette cehennemin çevresinde hazır
bulunduracağız.
Meryem 68
Herkes cehennemin çevresinde toplandığında “Rahmana kafa tutmada
önde olanlar ayrılacaklardır.” Meryem 69
Meryem suresinin 68. Ayetine göre kıyametten sonra insanlar
cehennemin çevresinde toplanacaklardır. Herkes cehennemin etrafında
toplanacak, orda olmayan hiç kimse kalmayacaktır.
(Meryem 70) Yani
cehennem yanı başlarına getirilecek, onun sesini duyacaklardır.
Yer üst üste sarsıntılarla dümdüz edildiği zaman, o gün
CEHENNEM DE
GETİRİLMİŞTİR. O insanın, o gün aklı başına gelecektir, artık
aklının başına gelmesinin kendisine bir yararı olmayacaktır. Fecr21/23
Kuranda, hiçbir yerde ve hiçbir ayette herkesin cehenneme
uğrayacağı, üzerine kıldan ince kılıçtan keskin köprü kurulacağı,
bu köprüden herkesin geçeceği, günahı az olanların günahları kadar
yanıp cennete gideceği gibi şeylerden bahsedilmez. Bunlar Kuran’da
yer almayınca, kesinlikle Peygamberimiz de böyle şeyler söylemez. O,
yani peygamberimiz, Kuran’ı Allah’tan aldığı şekilde insanlara
tebliğ etmekle görevlidir.
Bizim
vazifemiz, açık bir şekilde Allah'ın buyruklarını size tebliğ
etmekten başka bir şey değildir.Yasin
17
Kıyamet koptuktan sonra ve insanlar cehennemin çevresi olan mahşer
yerinde toplandıkları zaman üç sınıfa ayrılacaklardır. Bunu Kuran açıkca söyler.
Yeryüzü şiddetle sarsıldığı
Vakıa 4
Dağlar ufalandıkça ufalandığı
Vakıa 5
Dağılıp toz duman haline geldiği
Vakıa 6
Sizler üç sınıf olduğunuzu bileceksiniz.
Vakıa 7
Bu
üç sınıf insanların özellikleri de yine Kuran ayetleri ile
belirtilmiştir.
Önde olanlar (naim cennetinde olanlar)
Vakıa 8-26
Cennetlikler Vakıa 27-34
Cehennemlikler
Vakıa 41-44
GÜNAHLARIN VE
SEVAPLARIN TARTILMASI
İnsanın yaşadığı sürece, kaç yıl yaşamış olursa olsun, sözleri,
davranışları, iyilikleri, kötülükleri, yani her şeyi yaşarken kayıt
altına alınmaktadır. Şu an ben bu satırları yazarken yazdıklarım
kayıt altındadır, siz bu satırları okurken okuduklarınız kayıt
altındadır. Bundan hiç kurtuluş yoktur.
Üzerinizde yazıcı , gözetleyici , ne yaparsanız bilen melekler var. İnfitar 10-12
Meleklerin dünyada iken kayıt ettikleri her şey bir kitapta toplanır
ki, bu onların davranışları ve yaptığı işlerin toplamıdır, (başka bir
ifade ile amel defterleri) insanların önlerine konur.
Mahşerde bir araya toplanan insanların önüne amel defterleri
konacaktır.
Kehf 49
İnsan, kendi amel defterinde hayatının bütün teferruatını görünce
hayret edecek ve Kur'an'ın tabiriyle şöyle diyecek "Eyvah bize,
bu deftere ne olmuş, küçük büyük bırakmayıp hepsini toplamış... "
Kehf 49
Herkes kitabını aldıktan sonra artık sıra onların tartılmasına
gelmiştir.
Çünkü “O gün tartı haktır.”
Araf 8
Kimin tartısı ağır gelirse kurtuluşa erenlerdir.
Araf 8
Kimin de tartısı hafif gelirse onlar da ziyana uğrayanlardır.
Araf 9
Artık kimin tartısı ağır basarsa, işte onlar, kurtuluşa erenlerin ta
kendileridir.
Mü`minun Suresi
102
Kimin tartısı hafif gelirse, işte onlar da kendi nefislerini hüsrana
uğratanlar, cehennemde de ebedi olarak kalacak olanlardır.
Mü`minun
Suresi 103
Amel defterleri tartıldıktan sonra tartısı ağır gelenler defterleri
sağ ellerine verilir.
Kitabı sağ tarafından verilen “Alın kitabımı okuyun.” Der.
Hakk 19
“Doğrusu ben hesabımla karşılaşacağımı biliyordum.”
Hakk 20
Artık o, hoşnut kalacağı bir hayat içinde, yüce bir cennettedir.
Hakk 21-22
Bir
de kitabı sol tarafından verilenler olacaktır.
Kitabı sol tarafından verilene gelince, der ki: “Keşke kitabım bana
verilmeseydi.” Hakk 25
“Şu hesabımın ne olduğunu bilmeseydim.”
Hakk 26
“Keşke ölünce her şey bitseydi, malım bana fayda vermedi, saltanatım
yok oldu gitti,”
hakk 27,28,29
Allah, o zaman diyor ki, “Yakalayın onu, zincire vurarak alevli
ateşe atın.
Hakka 30-32
Amel defterleri insanlara sağ ellerine ve sol ellerine verildikten
sonra, sol eline kitabı verilenler, yani suçlular yakalanıp zincire
vurulacak ve onlar cehenneme gönderilecektir. Kitabı sağ elinden
alanlar ise kolay bir hesaba çekilecektir.
O
vakit kitabı sağ eline verilen, inşikak 7
Kolay bir hesapla hesaba çekilecek,
inşikak 8
Kitabı sol eline verilenler ise derhal yok olmayı isteyeceklerdir.
İnşikak 10-11
Çünkü bunlar cehenneme gidip yanacaklarını, azap çekeceklerini
bileceklerdir. Azap çekmektense, alevli ateşe girmektense ölüp yok
olmak onlar için daha cazip gelecektir. Ama kurtuluş yoktur,
ölmeyecekler ve cehenneme gideceklerdir.
Dünya hayatında insanlar yaratıldıktan sonra başı boş
bırakılmamışlardır. Bu hayat ahrete geçiş yeridir. Burada
yaptıklarımız iyi ve kötü olan şeylerden öteki hayatta sorguya
çekileceğiz. Bundan da kimse kurtulamayacaktır.
Ahiret hayatına inanan insan bu dünyada Allah’a iman eder, Allah her
şeyi yaratmaya gücü yeten tam mükemmel hiçbir konuda eksiksiz yegane
varlıktır. Allah’ı böyle bilince insan, bu dünyada hallolmamış bir
çok haksızlığın, kötülüğün, çirkinliğin, adaletsizliğin, hakkın ve
hukukun bir yerde hallolacağına inanır. Ahiret inancı insanı
disipline eden, en büyük güçtür. Orada, bu dünyada yapılanların
hesabının sorulacağını bilen insan, kötü olmaktan, kötülük yapmaktan
kaçınır.
Ne yazık ki, günümüzde insanları hemen cehenneme götüren din
görevlileri türemiştir. Bir kadına saçının bir teli görünürse 40 yıl
ateşte yanacağını söyleyen, bir vakit namaz kılmadı ise onu kızgın
saç üstünde yıllarca yakan, birkaç kere içki içti ise hemen
cehennemdeki yerini hazırlasın diyenler vardır. Oysa Allah açık ve
net olarak ayetlerinde demektedir ki, azap çekecek olanlar Allah’ı
yalanlayıp sırt çevirenlerdir, rezalet ve kötülük inkar
edenlerindir.
Doğrusu bize vahyedildi ki, azap, yalanlayıp sırt çevirenindir.
Ta
Ha; 48
İşte bugün rezalet ve kötülük inkâr edenlere aittir.
Nahl; 27
Bu açık hükme rağmen, en küçük bir şeyde insanın cehenneme
gideceğini ilan etmek, Allah’ın koyduğu hükümlere aykırıdır. Bakınız
Allah ne diyor;
Şüphesiz
tarafımızdan kendilerine güzellik hazırlanan kimseler; işte
onlar ondan [cehennemden]
uzaklaştırılmışlardır.
Onlar, onun [cehennemin] uğultusunu duymazlar. Onlar,
nefislerinin istediği şeyler içinde sürekli kalıcıdırlar.
Enbiya
101, 102:
Kim iyilik
ve güzellik getirirse, onun için ondan [getirdiğinden] daha
hayırlısı vardır. Ve onlar o gün korkudan güvende olacaklardır. Neml 89
Allah, mücrümlerin, inkarcıların gidecekleri yerin cehennem olduğunu
bildirmektedir.
İmanlı olanların da gidecekleri yerin cennet olduğunu yukardaki
ayetlerde açıkca bellidir.
İmanlı olan biri, günah çukuruna batmış ise, örneğin yetim hakkı
yemiş ise, örneğin sebepsiz yere adam öldürmüşse, fala, içkiye,
kumara düşkünlüğü ile hayatını geçirmişse.. bu insanların günahları
ile sevapları tartılır, sevap ağır ise cennete, günah ağır gelirse
cehenneme gidecektir.
Cehenneme giden insan için artık kurtuluş yoktur. Orda ebedi
kalacaklardır. Kuran’da bu insanlar için yüzlerce ayet vardır. Buna
karşılık cennete gidecekler de orda sürekli kalacaklardır ve her
türlü nimetlerden faydalanacaklardır.
İnsanı Allah cehenneme atmaz, ateşte yansın istemez. İnsan kendisi
Allah’ın yapma dediklerini yaparak, inkar ederek, kendi ateşini bu
dünyadan kendisi götürür.
Bazıları akılsızca derler ki, bu kadar insanı cehennem alır mı?
Allah cevap veriyor bunlara:
O gün cehenneme diyeceğiz: "Doldun mu?" O da: "Daha fazlası var mı?"
diyecek.
Kaf Suresi 30
Zaten böyle bir soruyu sormak, bunu etrafına bilgiçlik taslayarak
anlatmak, o insanın inanmadığının açık bir göstergesidir. Allah’ı
bilmemektir.
Bazı insanlar da derler ki, ya ben her şeye inanıyorum ama, dua
etmeye inanmıyorum. Allah verecekse versin bana, neden benim duamı
bekliyor ki… Oysa Allah “Duanız olmasa ben sizi ne yapayım.”
Diyor.Furkan
77 Kuran hakkında konuşurken, içinde ne var, ne yok iyi bilmek
gerek. Onun her ayetine inanmak gerek, bazı işinize gelen
ayetlerini kabul, gelmeyenleri inkar etmek acıklı bir azap gerektirir.
(Bakara 85) Ne kadar iman ettiğini söylerse söylesin,
Kuran’ın tamamıma iman etmeden, bir insan iman etmiş sayılmaz.
Ahiret konusunda Kuran’ın vermediği bilgilerin hepsi yanlıştır.
Allah bize yeteri kadar bu konuda bilgi vermiştir. İnsanları
korkutarak, çok çeşitli hadisler uydurulmuştur. Peygamberimize iman
etmek her mümin için farzdır. Ama bu mümin bilmelidir ki, Kuran
ayetlerine ters gelecek, onun yanlış anlaşılmasına yol açacak hiçbir
söz, davranış ve onay O’nun yapacağı iş değildir. Kuran hiç
bahsetmezken, her insanın cehennemin içinde geçirip cennete
götürmek, kıldan ince kılıçtan keskin köprü kurarak cehennemin
üstünden geçip cennete gitmek, Kuran’da yoktur ve Peygamberimiz
böyle bir şeyi asla söylemez.
Bazı mezhep imamları, şeyhler, tarikat erbabları, insanları
korkutmak, ya da daha çok bilgi sahibi olduklarını ispat için
ahretle ilgili Kuran’a aykırı sözler, hikayeler anlatmışlardır.
Müslüman doğruyu araştırıp bulmak zorundadır.
(Cin 14)
Allah’a , Peygamberlerine, Kuran’a, ahrete iman etmiş, güzel söz,
davranış ve eylemlerde bulunmuş, başkalarına yardım ve desteğini
esirgememiş insanlar hem bu dünyayı hem de ahreti kazanmış
insanlardır.
Ahiret konusu gayb
konusudur, gaybi de ancak Allah bilir. Her şeyin doğrusunu O bilir.
Alllah, bizlerii de cennete gidecek kullarından eylesin… Amin.
Saygılarımla..
Necmi
AKGÜL
Ey insan! Bu
Kur’an’ı sana, seni bedbaht etmek için indirmedik, bütün insanlığın
mutlu bir hayat yaşaması ve yalnızca Allah’tan korkan herkese bir
öğüt, bir uyarı olsun diye indirdik.”
Taha 1-3
ALLAH'I
ANMAK
Allah, "Beni
anın ki, ben de sizi anayım." diyor.
(Bakara 152)
Kısacası Allah'ı
anmak, bir tesbîh alıp dil ile “Allah, Allah, Allah…” demek
değildir,
Allah'ı anmak:
Allah'ın üzerimizdeki haklarını,
Bize
sunduğu nimetleri düşünmek,
Kul
olarak O'na karşı sorumluluklarımızı yerine getirip getirmediğimizin
hesabını yapmak,
Ve bize verdiği görevleri
eksiksiz yerine getirmek,
Nimetlerine
karşı şükredip nankörlük etmemek;
Daima
bu iman, düşünce ve duygu içerisinde olmak, demektir.
|