ALLAH’A SIĞINMAK

DİN SATICILARINA…

Evet bu gün Cuma,

Ya dün ne yaptın, ya da önceki gün?

Bir çocuğun başını okşadın mı?

 O’nun ne istediğini araştırdın mı?

 Küçük bir sevinç yaşattın mı?

Yalansız bir gün geçirdin mi?

 Ok gibi yaralayıcı sözlerini uzak tuttun mu insanlardan?

 Kırmamamak için yutkundun mu içine?

Gülümsemeyi kondurdun mu dudaklarına, moral bozmamak adına?

Tam da bir menfaatin için hak yemek üzereyken, frene bastın mı?

Bile bile bir yanlışı yapmaya niyetlenirken,o gece nasıl uyuyacağını düşündün mü?

 Ya da bir gönül kırdığında, rahatça yatabildin mi yatağına?

Avuç içi kadar mutluluğu esirgedin mi ?

 Güçlünün,nüfuslunun yanından mı seyreyledin dünyayı, yoksa haklının, mazlumun yanında mıydı yerin?

 Canını yakmamak için bir karıncayı görmeyi yeğledin mi ayağını basmak üzereyken?

Düşünmeden arabanı parkederken, bir engellinin oradan nasıl geçeceği geldi mi aklına, yoksa göz mü yumdun bile göre?

 Bir ayakkabı seçmek üzereyken bacakları olmayan geldi mi aklına?

 Ya da bir yoldan, bir merdivenden şikayet ederken onları hiç geçemeyecek olanları düşündün mü?

Sen sigara içerken, nefes alamayan, sen güzellikleri farketmezken, göremeyen geldi mi aklına?

İnim inim inleyen, ağrıdan kıvrananları düşündün mü, ya da bir söz söylerken, onun nereye vardığını ?

 Yoksa bilmeden, görmeden, yaşamadan, hissetmeden ahkam mı kestin bol keseden? 
Bunları yapmadıysan sus, bana din satma, beni senin insanlığın ilgilendiriyor, gösteri yapma, kendini sevdir, diğerlerini ben de biliyorum az veya çok, daha insan olamadan kendini bir yerlere taşıma, beni kandıramazsın, Cuma kutlamakla, kandil tebriğiyle sıyrılıp geçemezsin öne,işe yarasaydı dünya böylesine kirlenmezdi…

.Evet bu gün Cuma ama senin gidişin Perşembe’den belli,

Önce “İNSAN OL, İNSAN GİBİ YAŞA”, SEVGİMLE İNSANOĞLU!

Meral TAŞDELEN…

////////////////////

ALLAH’A SIĞINMAK

Yolda yürürken ayağına çivi batsa,

Soğan doğrarken elini bıcak kesse,

Masanın üzerini toz kaplasa,

Hasta olsan,

Evin suyu kesilse,

Ve bunlar gibi daha bir çok şey olduğunda, çalışıp çabalarsın ve bunların üstesinden gelirsin.

İçimizde ve dışımızda öyle şeyler olur ki, bunlardan korunmaya, üstesinden gelmeye  gücümüz yetmez.

Mesela insanlar ve şeytan bize durmadan kötülük yapmamızı fısıldamasından,

Depremden,

Sel felaketinden,

Su baskınlarından,

Salgın hastalıklardan,

Yanar dağ patlaması gibi afetlerin, bunlar meydana gelmeden önce, üstesinden gelmemiz asla mümkün olmaz.

İşte böyle durumlardan müminler Allah’a sığınırlar.

Sığınmak, insanların ve toplumların iç ve dışlarında meydana gelen olayların zararsız atlatılması için yapılan iştir.

Allah,   kendisine sığınılacak olan şeyleri Kur’an’da bildirmiş, bunun dışında olanları da siz emek ve gayretinizle üstesinden gelin demiştir.

Kur’an’a göre nelerden Allah’a sığınmamız gerektiğini bilince gerisi kendiliğinden anlaşılır zaten.

Felaketler gelince hiç emek ve gayret göstermeden bunlardan kurtulmayı Allah’a havale etmek uyuşukluk ve akılsızlıktan başka bir şey değildir.

Allah dışımızda meydana gelen ve kendi gücümüzle hiçbir şey yapamayacağımız şeylerden  “bana sığının!” diyor. Onun için “De!” diyor bunlar için, bir şeyler yapın demiyor.

Neden böyle diyor, çünkü bizim onların şerrinden kurtulamayacağımızı biliyor.

İçimizde bize kötülük yapmamızı isteyen şeytan ve insanlarından da “de!^ki diyerek Kendisine sığınmamızı istiyor.

Şimdi Kur’an’a bakalım.

Felak Suresi:

De ki:

Ben sabahın Rabbine sığınırım. Felak 1

Ben, aydınlığın, güzelliğin, iyiliğin, doğruluğun, güzel günleri yaratan, eğitici, öğretici, planlayıcı olan Rabbime sığınırım.

Her türlü felaketten sığındımız varlık, her şeyi yaratan, güç ve kudretinin sınırı olmayan tek varlık olan Allah’tır.

Yarattığı şeylerin şerrinden.. felak 2

Allah her şeyin yaratıcısıdır. Yarattıkları arasında öyle şeyler vardır ki, insan bunların üstesinden kendi gücü ile gelemez. Bunlardan Allah’a sığınmamızı istemektedir.

Nedir bunlar?

Depremin olmasını bizim gücümüz önleyemez.

Sel felaketini de öyle.

Salgın hastalıkların zararlarını da öyleyemeyiz.

Yangınların zararlarını o an için önlememiz mümkün değildir.

Ama bunlar gereklidir, olmaktadır.

İnsan kendi gücü ile bunların olmadan önlemesi mümkün değildir. İşte o zaman Allah, bunlardan “Bana sığının!” diyor.

Karanlıgı çöktügü zaman gecenin serrinden,  felak 3

Karanlık cehalettir Kur’an’da. Cahil insanlar karanlık içinde yaşamaktadırlar. Bunlar hem kendilerine hem de başkalarına zarar verirler. Etraflarına kötülük saçarlar.

Bu insanların ne yapacakları bilinmediğinden bu kötülüklerden kurtulmak insan gücünün üstündedir. Böyle insanların şerrinden korunmak için Müslüman Allah’a sığınmalıdır.

İnsan kendini yetiştirmeli, dinini Kur’an’dan öğrenmelidir. Mezhepler, şeyhler, tarikatlar görüşleri doğrultusunda hareket edenler karanlık üstlerine çöken, cahil insanlardır. Bu insanlar öyle şartlanmışlardır ki, cahil olduklarının farkında bile değillerdir. İşte o zaman bunların sözlerinin etkilerinden ve önerilerinden Allah’a sığınmak gerekiyor.

 O da: Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım, demişti. Bakara 67

Allah’a sığınmak, Allah’ın kötülüklerden korunmasını yürekten istemektir. Bunu böyle düşünmek  Allah’a sığınmaktır.

Cehalet, insanlığın en büyük düşmanıdır. Fikri sabitlik de öyledir. Benim dediğim dedik, başkası yoktur ve olamaz demek cahaletin zirve noktasıdır. Böyle insanlar tehlikeli insanlardır, bunların şerrinden Allah’ın yardım ile kurtulur insan.

Düğümlere üfleyen  büyücülerin şerrinden Felak 4

İnsanlar arasında yapılan her anlaşma, karşılıklı düğümlerin atıldığı ve bozulmaması gereken şeydir. Bu anlaşmayı bozanlar şerli, zararlı insanlardır. Tek taraflı anlaşmayı bozduklarında  karşı taraf bundan zarar görür, bunların zararlarından Müslüman Allah’a sığınmalıdır.

Kıskandığı zaman kıskananın şerrinden , Felak 5

Kıskanmak önemli bir hastalıktır. Kendinde olmayan şeylerin başkalarında olmasını istemezler  kıskançlar. Bu insanlar  kıskanmakla hem kendilerine, hem de kıskandıkları insanlara zarar verirler. Ben niye güzel değilim, ben niye zengin değilim. Onun oğlu kızı mutlu da benimki niye değil gibi hezeyanlardır bunlar. Bunlardan Allah’a sığınılmalıdır.

Dikkat edilirse felak suresindeki bu sığınmaların hepsi insanın dışında olan şeylerdir. Bunlardan kul, Allah’ın koruması altına girmelidir. O, Allah, her şeyi görür, işitir, bilir.

Bir de Nas suresi var. Bu surede sayılan sığınmalar da insanın iç dünyasında olan şeylerdir. Bunler nedir, şimdi buna bakalım.

Nas suresi:

De ki:

 insanların Rabbine,

İnsanların yöneticisine,

İnsanların ilahına (burada ilah, Allah ile kul arasına giren her şeyin adıdır.) sığınırım. Nas 1-3

Allah’ın koruması altına gireceğimiz, yani O’na sığınacağımız içimizdeki bu düşmanlar neler, suresinin devamında bunlar belirtilmiştir.

O sinsi vesvesecinin şerrinden,

O ki fısıldayacaklarını insanların  kabline fısıldar.

Kalbimize kötülük fısıldayanlar insanlardan da olur, şeytanlardan da. Nas 4-6

Çünkü o şeytan, insanların kalblerine kötülük yapmalarını fısıldar,  “yap bunu yap bunu!” diye emir verir.

Allah, şeytanı huzurundan kovunca şeytan kızıyor ve diyor ki:

Kullarını mutlaka saptıracağım,

Onları boş  kuruntulara sokacağım,

Onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler. Nisa 119

İnsanlardan ve şeytanlardan olan  kötülüğü emredenlere karşı  Allah, bu kötülüklerden korunmak için Kendi’sine sığınılmasını istiyor.

Allah bu iki surede sadece “de!” diyor. Başka bir eylem yapın demiyor. Zaten zararları ve  kötülükleri kendi isteğimizle yok edebilmemiz için eylem yapmamızı ister. Burada diyor ki özetle, bunlara sizin gücünü z yetmez, bana sığının ve bunu yürekten isteyin diyor Allah.

Kötü insanların ve vesvese veren şeytanların şerrinden Allah’a sığınmayanlar Allah’ı bırakmış, şeytana ve kötü insanları dost edinmişlerdir. Böyle insanların zarar içinde olduklarını  belirtiyor.

Kim Allah’ı bırakır da şeytanı dost edinirse elbette apaçık bir ziyana düşmüştür. Nisa 119

Şeytanın, senin içine kötü bir düşünce yerleştireceğini hissedince hemen Allah’a sığın! Araf 200

Kötülük işleyen, günah içinde olan Müslümanlar da Allah’ın affına sığınmalıdırlar.  Müslüman bilmelidir ki, Allah kendisine ortaklık koşulması dışında her günahı affeder.

Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş sanadır. Bakara 285

Kur’an’ı öğrenip öğrettiğin zaman kovulmuş şeytandan Allah’a sığın. Nahl 98

Şeytan her zaman içimizde bizlere kötülük emrederler. Müslümanların günah işlemesi için ellerinden geleni yapacaklardır. İnsanların iç dünyalarında şeytanın verdiği emirler güçlü emirlerdir. Her hileye baş vururak insanı kandırmaya ve günah işlemeye götürür.

Böyle durumlar olunca, ki bu Kur’an okuyunca da olur, o zaman Kur’an ayetleri düşünülmelidir.

İnsanın aklına bir çok şey aniden gelir. Bunlar şeytan kışkırtmasıdır. Bunların hepsi bizi felakete götürür.

Tabi bir de dışımızda çevremizde kötü insanlar vardır. Onlar da kötü şeyleri yapmamız için her şeyi yaparlar, bütün bunlardan Allah’a sığınılmalıdır.

Şeytanın kışkırtmalarından, müminun 97

Hesap gününe inanmayan her  kibirliden, mümin 24

Allah’a sığınırım, Yusuf 23

Allah, kullarının üstesinden gelemeyeceği şeyler için Kendi’sine sığınmamızı ve bunu dil ile söyle kalb ile inanarak “De!” diyor.

Oysa bizim yapabileceğimiz yanlışlar ve eksiklikler için Kur’an’da bir çok ayette onlar için de “Yapın!” diyor.

Allah yolunda harcama yapın! Diyor. Bakara 195

Bu ayette yapın diye emir ediyor, yani emek ve çaba gayret sarf edin diyor. Allah yolunda harcarım, de, demiyor, yapın diyor.

Neden böyle diyor, imkanlarınız ölçüsünde harcama yapabilme gücümüz bizim elimizde onun için.

Anne babaya, akrabaya, yetimlere,

 Yoksullara

 yakın komşuya, uzak komşuya,

 yakın arkadaşa,

yolda kalmışa ve elleriniz altında bulunanlara iyilik YAPIN! Nisa 36

insan hayatında ve toplumsal hayatta ölçü ve tartı çok önemlidir. Bununla ilgili de çok ayet var. Hepsinde de ölçüyü ve tartıyı tam yapın diyor Allah.

“Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle yapınız; insanlara eşyalarını eksik

vermeyiniz; yeryüzünde bozguncular olarak dolaşmayınız.” Hud 85

Herkes tarafından bilinmektedir ki, demek ile yapmak farklıdır. Allah, demek ile yapmak arasındaki farka dikkatimizi çekmektedir.

Gücümüzün yetmeyeceği şeylerde Allah’ın koruması altına sığınmayı dudaklarla demek, kalbden de onu umut ve korku ile  korunacağımıza inanmaktır.

İnsanların yaratılışında güçlü olanın koruması altına girmek vardır. En güçlü varlık da bizleri ve kainatı yaratan Allah’tır. Bu nedenle Allah’a sığınılmalıdır.

Vekil olarak insanlara Allah yeter. Yani onun koruması, yardım etmesi ve yol göstermesi doğru yolun gösterilmesi, yardım edilmesi ve korunması için sadece Allah yeter.

Allah’ın koruması altında olmanızı dilerim.

Saygılarımla..

Necmi AKGÜL

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir