SÖZ VERİYORUM

Siz, birine söz verdiniz mi?

Muhakkak vermişsinizdir.

Peki, verdiğiniz bu sözü tuttunuz mu?

Hayatınızda size söz veren biri oldu mu?

Muhakkak olmuştur.

Size söz veren her kimse, verdiği sözü tuttu mu?

Tutttu ise ne hissettiniz?

Sevindiniz mi o zaman?

Tutmadı ise ne hissettiniz?

Üzüldünüz mü bu durumda?

Bu durumla insanlar hayatları boyunca sık sık karşılaşırlar. Kimi insanlar verdikleri sözleri tutmak için verirler, verdikleri bu  sözü tutarlar. Kimi insanlar da sözü verirler, o anda verdikleri sözü unuturlar, zaten yerine getirmek için söz vermemişlerdir.

Sizin söz vermeniz gibi, size söz verilmesi de çok önemlidir.

Tutulan sözler, toplumda güveni, huzuru, dayanışmayı sağlarken, tutulmayan sözler de huzuru bozar, güveni kaybettirir, dayanışmadan eser kalmaz.

Size söz veriyorum, yarın saat onda çay bahçesinde olacağım.

Size söz veriyorum,  üç gün sonra sizden aldığım parayı ödeyeceğim.

Verdiğiniz bu sözler sonucunda çay bahçesinde olmazsanız, üç gün sonra söz verdiğiniz borcunuzu ödemezseniz, söz verdiğiniz kişi yanında değeriniz sıfıra iner. Onu tam anlamı ile kandırmış olursunuz. Kaybeden o değil, sözü veren sizsiniz.

Söz verdiğiniz kimse, sizin verdiğiniz söze göre kendini ayarlayacak, o da ona göre  hareket edecektir. Ama siz, verdiğiniz sözü tutmadığınız için söz verdiğinizi zor durumda bıraktınız.

Aynı şey sizin için de geçerli. Biri size söz vererek, size olan borcunu ödemek için gün verse, ama o gün gelince ortalıkta görünmese ne hissedersiniz? Kendinizi kötü hissedersiniz, unutmayın ki, sizin söz verdiğiniz de sizin gibi kendini kötü hissetmiştir.

Söz insanın çevresindeki temsilcisidir.  Onun için söz verirken çok düşünmeli, eğer yerine getiremeyeceksiniz o sözü vermemelisiniz. Allah diyor ki:

Ey iman etmiş kimseler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?

 Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında cezayı gerektiren büyük bir  günahtır.  Saff 2-3

Yerine getirilmeyen  bir söz, söz verileni zor duruma düşüreceği için Allah tarafından büyük günah sayılmıştır.

Ne yazık ki, çevremizde böyle insanlar çok vardır. İş olsun diye söz verirler. Aslında söz verirken bu sözü yerine getirip getirmeyeceğini her söz veren bilir. Ama seni , beni, onu kandırmak için  yerine getirmeyeceği sözleri verir durur.

Verdiği sözü yerine getirmeyen kimselere yalancı derler.

Yalan söyleyen, söylediği yalanı sürdürmek için de birçok yalan söyler. Yani bir konuda bir defa söylenen yalan, başka yalanların da söylenmesini zorunla hale getirir.

Borcunu ödeme sözü veren birine, neden borcunu ödemediğini sorsan şöyle der:

“Param yoktu.”

Ya da   “Ben de birinden para alacaktım o bana vermedi.”

Ya da: “Paran hazırdı, anamı doktora götürdüm.”

Ya da: “Ani bir işim çıktı, paranı getiremedim.”

Ya da: “Dün cüzdanımı çaldırdım, bütün paralar gitti.”

Ya da… Ya da… Ya da…

Verdiği sözü makul göstermek için bir çok yalan daha söylüyor. Oysa, parası vardı ve borcunu ödemek istemiyordu.

Yalan söyleyen insanlar, toplumda itibar kaybeden, onurunu giderek sıfırlayan, giderek yalnızlaşan, kimsenin sevmediği ve güvenmediği biri haline gelir.

Bakınız, atalarımız ne güzel demişler:

“Söz ağzımda iken ben ona sahibim, o ağzımdan çıkınca o bana sahiptir.”

Söz bu, ağızdan çıkar, yani gönülden, taa içinden yuvarlanır gelir de öyle söylenir. Ama kalbin haberi olmadan verilen sözlerin hiçbir önemi yoktur.

Söz vermek ve verdiği  sözü tutmamak insanlar arasında hoş karşılanmaz.

 Allah  da  ısrarla verilen sözün  yerine getirilmesi istenir.

Verdiğiniz sözü yerine getiriniz! İsra 34

Bu önemli, bakınız neden:

Çünkü verdiğiniz sözden mutlaka sorguya çekileceksiniz. İsra 34

Söz vermek sorumluluk almaktır, verilen sözü yerine getirmeyenler, sözü verilen tarafından sorgulanır, insan söz verdiği kimse tarafından değil, Allah tarafından da sorguya çekilecektir.

Söz vermek, konuşmak demektir.

Birinden bir şey istemektir.

Birilerine açıklama yapmaktır.

Sabahtan kalkınca akşama kadar konuşuruz. Biri bize bir şey sorar, açıklama yapar, biz birine bir şeylar sorarız, açıklama bekleriz, sorular sorarız, sorulara cevaplar bekleriz, biz de cevaplar veririz.

Bunlar aslında normal gibi görünür.

Aslında normaldir. Bir sorun görünmüyor görünüşte.

Acaba öyle mi?

Şimdi bakalım öyle mi?

Babasınız. Evde oturuyorsunuz, eşiniz size çay yapmış. Siz koltuğa gömülmüşsünüz verilen çayı zevkle yudumluyorsunuz. Bardağınızdaki çaylar bitti.  Karşısında kızınız oturuyor, yeniden çay isteyeceksiniz.

Kızınıza ne dersiniz?

-Bana çay ver kız!

Böyle diyebilirsiniz. O sizin kızınız.

Ama şöyle de diyebilirsiniz.

-Benim güzel kızım, bir bardak daha çay verebilir misin?

Düşünün şimdi, hangi hitap güzel. Hangi söyleyiş tarzınız kızınızın hoşuna  gider.

Birinci mi ?

İkinci mi?

Sanıyorum ikincisi. Neden, birincisinde kızına daha az değer verdiğinizi kızınız hissedebilir, ama ikincisinde onu sevdiğinizi, değer verdiğinizi söylüyorsunuz.

Ama diyebilirsiniz, bu benim kızım, istediğim şekilde çay isterim. Haklısınız, neden kızın hoşuna giden kelimeler seçmiyorsunuz o zaman?

Allah diyor ki:

Sözü güzel  söyleyiniz. Nisa 8

Demek ki, kızınızdan çay isterken bile sözü güzel, yani onun hoşuna gidecek şekilde söylemeniz gerekiyor.

Bir iş yerinde çalışıyorsunuz. Bir gün uykuya dalarak işinize geç geliyorsunuz. İş yeri sahibi size soruyor:

-Nerde kaldın ulan, bu kaçıncı geç kalışın.

Bu kaba ve sert ifade şekli ile işci geç kaldığı için suçlu, şimdi ona bir de korku eklenince doğru söylemek yerine yalan söylemeye sevkediyor. Allah’ın şöyle dediğini bilse farklı söyleyecek:

Sözü yumuşak, tatlı söyle isra 28

Halbuki böyle yapsa, yani tatlı bir şekilde gel bakalım, niye geç kaldın evladım,  seni merak ettim, bir şey mi oldu sana dese, işci yalan söylemeyecek, sakinleşecek ve “iyiyim, bu gün uyuya kalmışım.” Diyecek, patron da “Bir daha erken yat olur mu? Haydi şimdi işine dön.”

Mesele kapacanak, işci daha dikkatli olacak bundan sonra.

Patron ise tam tersini söylüyor, sert ve incitici sözler.

O  işci daha çok azar işiteceğim diye başlıyor yalan söylemeye.

-Anam hastaydı da onu hastaneye bıraktım da geldim.

Oysa bu yalandı, doğru konuşmuyordu, gece sabaha kadar eğlenmiş, geç yatmış, sabah da kalkamamıştı. Bunu dese farklı tepki alacak  patrondan, yalan söylüyor.

Patron bu konu ile ilgili sorular sormaya devam etse, yani dese ki, hangi hastahene götürdün, nesi vardı, doktor ne dedi, ilacını aldın mı, götürecek başka kimse yok muydu?

Bütün bu sorulara verilecek cevapların hepsi yalan olacaktı.

Bir defa yalan söylemek,  bir çok yalananı da arkası arkasına eklemektir.

Oysa Allah ne diyor:

Sözü doğru söyleyiniz. Nisa 9

Ve Allah yine:

Kullarıma söyle!

 Sözün dosdoğru olanını söylesinler. İsra 53

Doğru söz söylenmesi ve sözü yerine getirilmesi, insanlara huzur ve güven verir. Toplumda daima barış rüzgarları eser.

Söz güzel söylenecek..

Söz doğru söylenecek,

Söz yumuşak ve tatlı söylenecek..

Bunlardan başka bir de söz etkili söylenmelidir. Allah diyor ki:

Sözü etkili söyleyiniz Nisa 63

Sözü öyle bir söylenmeli ki, insanı etkilemeli. Söylenen sözler beden dili ile de desteklendiği, ses tonu öyle ayarlanmalı ki, insanın aklında ve gönlünde yer etmeli.

Birini seviyorsunuz. Bu sevdiğinize diyorsunuz ki:

-Seni seviyorum.

Ama gözünüz başka yerde, beden diliniz bu iki kelimeyi desteklemiyor, sevdiğinizin yüzüne bile bakmıyorsunuz, seviyorum sözü dudaklarınızdan dökülüyor ama, kalbin bundan haberi yok. Ya da avazınız çıktığı kadar bağırıyorsunuz.

Bu durumda sevdiğinize  “Seni seviyorum.”demeniz ona hiçbir şekilde etki etmez.

Topluma bilgi vermek amacı ile konuşan konuşmacılar, sözle ilgili bu özelliklerin hepsini göz önüne almalı, ona göre konuşmalıdır.

Yani ne şart altında olursa olsun,  ister birkaç kişiye, ister bir salona, ister meydanlarda olsun, konuşan kimse bütün bu özellikleri göz önüne aldıklarında dinlenirler.

Yani,sözü doğru, güzel, yalansız, yerinde yumuşak, yerinde tatlı, etkili söylediklerinde dinlenirler, duydukların karşısında etkilenirler, dikkat ederler kendilerine.

Allah diyor  ki güzel söz için:

Görmedin mi Allah nasıl bir örnekleme yaptı. Güzel söz, kökü yerde sabit, dalları gökte olan verimli bir ağaca benzer.İbrahim 24

Çirkin bir söz  de, gövdesi toprağın üstünde destek bulamamış bir ağaca benzer. İbrahim 26

Allah, ilahlık iddiasında bulunan Firavun’a bile  sözün nasıl söylenmesi gerektiğini bildirmiştir.

Ona yumuşak söz söyleyin, belki düşünür ve  saygı duyar. Taha 44

Dememizi istiyor.

Yani karşımızdaki insan kızgın, öfkeli, çılgın gibi bile olsa, bu insanlara yumuşak söz söylememiz, o insanları sakinleştirecektir belki, belki de düşündürecektir.

İnsanların kalbleri sert ve kaba sözlerle kırılır, kırılan gönüllerin tamiri de zor olur. Onun için söz söylerken çok düşünüp az ve öz söylenmelidir.

Müslümanların her davranışları ve sözleri Allah’ın görevlendirdiği yazıcılar tarafından yazılmasın. Her söz ve davranış anında kayda geçirilir.

İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın. Kaf 18

Onun için sözün  iyi olarak söylenmesi gerekir. Kötü sözlerin açıktan söylenmesini Allah yasaklamıştır. Ancak zulme uğrayanları bu yasağın dışında tutmuştur.

Allah kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez; ancak zulme uğrayan müstesnadır. Allah her şeyi işiticidir; bilicidir. Nisa 148

İnsanlar  başka insanlara verdikleri tutmaları gerektiği gibi, Allah’a da verdikleri sözlerini tutmalıdırlar. Bu Allah’ın kullarından isteğidir.

Allah’a verdiğiniz sözü tutunuz. Enam 152

Söz ne kadar zaman tutulacaktır. Bunun da sınırlarını Allah belirtmiştir.

Verdiğiniz sözü süresi bitinceye kadar tutunuz. Tevbe 4

İnsanlar, dua ederler. İsteklerini ve dileklerini Allah’a arzederler. Bunlar güzel sözlerdir. Ancak bu güzel sözlerin gerçekleşmesi için  o sözleri yerine getirecek güzel işler yapması gerekmektedir. Bu konudaki fatır suresinin 10. Ayeti şöyledir.

Hoş sözler yalnızca O’na yükselir. Ve düzgün iş onu yükseltir. Fatır 10

Sözlerin zararlı olarak söylenmesini kimseler kabul etmez. Ama toplumda ne yazık ki, kötü sözler söylenmektedir. Bu sözlerin çokları da günahtır. Ama Allah, kötü sözlerin ulu orta söylenmesini engellemeyi din adamlarına ve  bilgi sahibi insanlara bırakmıştır.

Din adamları ve alimleri, onları günah olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya! İşledikleri ne kötüdür! Maide  63

İnsanlar insanları, kandırmak, aldatmak için birbirlerine süslü püslü  sözler söylerler. Bu sözlere kanan insanlar da o sözleri kabul ederler. Allah bizleri uyarmıştır.

..aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar… Enam 112

Cennete gidecekler  için Allah diyor ki:

Emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler. Meariç 32

İnsanlar duydukları bir şeyi başkalarına anlatırken, bu sözleri değiştiriyorlar. İlk kaynağından çıkan söz üç beş kişiye ulaştığında çok değişmiş oluyor. Duyduklarımızı eğer başkalarına anlatacaksak, değiştirmeden nasıl duyduksa öyle  anlatmalıyız, söze değiştirmemeliyiz.

Fakat zalimler, kendilerine söylenenleri başka sözlerle değiştirdiler. Bunun üzerine biz, yapmakta oldukları kötülükler sebebiyle zalimlerin üzerine gökten acı bir azap indirdik. Bakara 59

Ancak zalim olanlar sözü değiştirirler. Sözü değiştirenler de bunun cezası olarak azap çekeceklerdir.

Söz, insanları kandırmak, kafalarını karıştırmak için değil, en açık ve anlaşılır şekilde söylenmelidir.

Şüphesiz siz çelişkili sözler söylüyorsunuz Zariyat 8

Verilen sözü yerine getirmek asıl iyiliktir. (Bkn. Bakara 177)

Söz var insanı muztlu  eder.

Söz var insanı mutsuz, katil eder.

Söz var savaş çıkarır.

Söz var barışı getirir.

Söz söylerken içimizdeki sevgiyi, saygıyı, anlayışı sesimizle karşımızdakine  göndeririz. Bunu kelimelere yüklediğimiz anlam ile karşımızdaki anlar. Ama aynı şekilde nefretini, kininizi ve sevmediğinizi de yükler gönderirseniz kelimelere karşınızdaki bunu da anlar. Bunların birinden barış doğru, sevgi doğar, ötekinden ise kin ve nefret doğar.

Yunus emre diyor ki:

Söz ola kese savaşı

Söz ola bitire işi

Söz ola kopara başı

Yağ ile bal ede bir söz

En güzel sözün ne olduğunu Cenab-ı Allah bize şöyle bildirmitir.

Allah’a çağıran,

yararlı iş yapan

 ve “Ben, kesinlikle Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kim vardır. Fussilit 33

Daha güzel sözlü olmanızı diliyorum.

Saygılarımla..

Necmi AKGÜL

Paylaşın:

2 thoughts on “SÖZ VERİYORUM

  1. Saygı değer hocam sitenizi tesadüfen farkettim iyi ki de fark ettim. Gerçekten Kur an a uygun yazılarınızı okuduğum da kalitenizi anladım ve herkese de tavsiye ediyorum. Rabbim yazılarınızı herkese ulaştırmayı nasip etsin. Bu ümmetin başına ne geldiyse Kuran’sızlıktan geldi. Kuranı okuyup anlayan,anlatan, yaşayan ve yaşatan kardan eylesin cümlemizi…

    • Sevgili Tuncay,
      İnsanların Kur’an’ı tanımaları ve sevmeleri, onu okuyup hayatlarına uygulamalarını sağlamak için çalışıyorum. Siz değerli kardeşlerim ve tavsiyenizle okuma oranı her geçen gün artıyor. silinenlerle birlikte bu güne kadar iki milyon okuyucum oldu. Allah’ımın yardımına ve siz değerli okuyucularımın önerilerine ihtiyacım var.

      Görüşünüze katılıyorum.

      Sevgilerimle değerli kardeşim.

      Necmi Akgül

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir