CUMA.. TOPLANTI GÜNÜ

Cuma günü denilince akla gelen şey şu:
Bu gün öğle vaktinde ezan okunduğunda,
Herkesin camiye koştuğu,
Hiç konuşma olmadan imamım dinlendiği,
Önce dört rekat sünnetin,
Sonra iki rekat farzın,
Daha sonra da 10 rekat daha namazın kılındığı,
Ve duaların ardından cemaatin camiyi terk ettiği eylem anlaşılmaktadır.

Cuma günü öğle vaktinde ezan okunduğu zaman insanlar camide namaz kılmaya çağrılıyor diye anlaşılmaktadır. Oysa ezanın kendisinde namaz kelimesi geçmiyor. Onun yerine salat geçiyor. Yani haydin namaza değil, haydin salata deniliyor.

Salat, eşittir namaz olarak kabul ediliyor. Oysa salat namaz demek değildir.

Ezan okunduğu zaman herkes camiye koşuyor dedim ama, herkes koşmuyor elbette. Erkeklerden koşanlar var, ama Türkiye’nin 100 bin camisinden hiçbirine kadınlar gitmiyor. Oysa salat etmek kadınlara da farzdır.Camide hiç kimse konuşmuyor. Orada hakimiyet imamımdır. O, doğru, yalan yanlış, siyasi veya değil ne derse doğru kabul ediliyor, kimsenin yanlışlarda gıkı bile çıkmıyor.Cemaatin konuşması, işaretleşmesi yasak. Oturup dinleyeceler imamı.

Sonra imam sözlerini bitirince dört rekat sünnet namazı kılınıyor.

Neden sünnet namazı kılıyorsun diye birine sorsanız, sünnet deniyor ya, o da peygamberimiz için diyor. Bilmeden şirke batıyor, haberi yok.

Sonra imam mimbere çıkıyor, yine bir konuşma yapıyor. Konuşmasında çokca Arapça kelimeler geçiyor, ayetler bile Arapça. İnsanlar anlamıyorlar.

Bu bitiyor, iki rekat farz kılınıyor, bunu imam kıldırıyor, işte asıl Cuma namazı bu kılınan iki rekat olarak kabul ediliyor.

Sonra 10 rekat namaz daha kılınıyor.

Eller havada kısa bir dua…

Sonra hızla dışarı çıkılıyor.

Ne oldu şimdi? Cuma günü namazı kıldık çok şükür.

Buraya kadar söylediklerim namazın görünen yüzü, yani dışarıdan bakınca yaşananlar. Bir de görünmeyen yüzü var ki, bu görünen yüzünden daha vahim.

Kişi namaza duruyor, ellerini kulak memesine kaldırıyor, göbek üstünde bağlıyor, Allah-u Ekber diyerek başlıyor bir şeyler okumaya.

Besmele çekiyor mesala..

Anlamını biliyor mu, çokları bilmiyor.

Sonra subhaneke okuyor, anlamını biliyor mu? Hayır. Tek kelimesinin anlamından haberi yok.

Sonra Fatiha suresini okuyor, anlamını biliyor mu? Elbette hayır.

Sonra son sureyi okuyor, anlamını biliyor mu? Hayır.

Sonra namaz içinde subhane rabiyel azim diyor. Anlamını biliyor mu? Hayır.

Sonra secde diyor, ruku diyor, ne anlama geldiğini biliyor mu? Hayır.

Sonra subhane Rabbiel ala diyor, ne diyor, anlamını bilmiyor.

Yani namazda ne diyorsa anlamını bilmiyor.

Ey Müslüman kardeşim, her türlü hileyi, aldatmayı, yalanı, dolanı, cinliği biliyorsun da, neden namaz kılarken okuğunun anlamlarını bilmiyorsun.

Bunları bir makaranın iple çekilmesi gibi çekiyorsun, bu sırada dilin diyor ama kalbinin ne söylediğinden haberi yok.

Aklın dağlarda, ovalarda, ticarette, bilmem kimden alacağında, kime vereceğinde, dilin başka söylüyor, aklın başka, kalbin başka..

Şimdi bu namaz mı oldu?

Sonra o kadar çabuk yapıyorsun ki, bir an evvel camiden çıkıp sigara yakmakta aklın. Allah diyorsun ama Allah’ı kalbinle onaylamıyorsun.

Şimdi bunları yapınca Cuma namazını kılmış oluyorsun öyle mi?

Günümüzde camilerimizde kılınan Cuma namazının aslı esası bu değil.

Aslında Cuma günü yanlış.

Cuma Arapça, gün Türkçe, ikisi bir araya geliyor Cuma günü oluyor.

Kur’an’da bunun adı yevm-il cumua’dır Yani toplantı günü.

Ezanla insanlar namaza çağrılmıyorlar, toplantı gününe salat için çağrılıyorlar. Bu çağrıya katılmadan önce Müslümanların nasıl gelecekleri de ayetle belirtilmiştir. İşte o ayet:

Ey iman etmiş kişiler!

Salâta doğru kalktığınız/toplum içine çıktığınız zaman, hemen yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın.
Başlarınızı ve iki topuğa kadar ayaklarınızı el ile silin.

Ve eğer cünüp/aşırı şehvet nedeniyle aklınız başında olmayacak durumda iseniz temizlik üstüne temizlik yapın [cinsel ilişkiye girin, orgazm olun ve yıkanın].

Ve eğer hasta iseniz yahut yolculukta iseniz yahut sizden birisi tuvaletten gelmişse yahut kadınlarla temaslaştıysanız/cinsel ilişkiye girdiyseniz, sonra da su bulamamışsanız, hemen temiz bir toprağa yönelin.

Sonra da temiz topraktan yüzlerinizi ve ellerinizi el ile silin.

Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez, fakat sizi temizlemek ve kendinize verilen nimetlerin karşılığını ödemeniz için üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Maide 6
Buradan anlaşılmaktadır ki, nerede bir toplantı olacaksa, toplantıya katılan insanları rahatsız etmemek için temizlenmiş olarak gidilecektir. Kimsesin kimseyi rahatsız etme hakkı yoktur.

Toplantı gününe o cami çevresinde oturan, yaşayan insanlardan kadınlar erkekler katılacaklardır. Çünkü orada cami etrafında yaşayan insanların sorunlarının çözümüne çare aranacaktır. Yani bu bir nevi şura toplantısıdır. Şura, bir işin en güzel bir şekilde yapılması için insanların bir araya gelip karar aldıkları yerdir.

Herkes derdini söyleyecek, öyle oturup susulmayacak, sorunlar tek tek gündeme gelecek, çözüm için paralar toplanacak, yardım severlerin yardımları talep edilecektir. Yani olanların, olmayanlara yardım ve destek sağladıkları bir yer olacak toplantı gününde.
Şimdi böyle mi oluyor? Hiç ilgisi yok olanların, olması gerekenlere göre..

Şimdi Ayetlere bakalım.

Ey iman etmiş kişiler!

Toplantı günü salât seslenildiği zaman, Allah’ın anılmasına, Kur’an’ın emirlerini yerine getirmeye hemen koşun,

alış-verişi bırakın.

Eğer bilirseniz, işte bu, sizin için daha hayırlıdır. Cuma 9

Ayet gayet açık, toplantı günü çevre sorunlarının çözümüne yardım ve destek olmak üzere toplantı yeri olarak kararlaştırılan yere koşun, toplanın.

Bu toplantıda:

Allah anılacak, Allah’ın anılması, Kur’an emirlerini yapmak, O’na teslim olmak demektir. Yoksa Allah Allah demek değildir.

Kur’an’ın emirleri yerine getirilecektir.

İmanlara göre yapılan davranışlar gözden geçirilecektir.

Her türlü sorun özgürce tartışılıp karara bağlanacaktır.

O mescid etrafında yaşıyan insanlar birbirleri ile tanışacaklar, dostluk, çalışma işbirliği kuracaklar, insanlar arasında sevgi ve güven köprüsü inşa edilecektir.

Sorunlar tek tek çözülecek, çevre daha yaşanılır hale getirilecektir.

Bu toplantıda insanlar bir köşeye çekilip uyumayacak, oraya sürü gibi girip yine sürü gibi çıkmayacaklar, bilgileri ve bilinçleri artmış olarak çıkacaklardır.

Camiler insanların ne dediğini bilmeden toplanıp namaz kıldığı yerler değil, eğitim ve öğretimin yapıldığı, bütün sosyal uygulamaların yapıldığı, konferansların düzenlendiği yerler olmalıdır.

Şimdi öyle mi yapılıyor? Allah’ın emirleri yerine mi getiriliyor? Çoğu insanların Allah’ı anmanın ve Allah’ın emirlerini yerine getirmenin ne demek olduğunu bilmeyenler nasıl olacak da Allah’ın emirlerini yerine getireceklerdir.

Salat için toplantıya çağrıldığınızda alış-verişi bırakın diyor Allah. Yani işi gücü bırakıp toplantıya koşun. O toplantıda çevredeki sorunlardan bilgiler alırsınız, ne olup bittiğini anlar, öğrenirsiniz.

Sorunların konuşulmasının bittiği, kime yardım edileceği karara bağlandığı, hangi hizmetleri kimin yapacağına karar verildiği zaman toplantı sona erecektir.

Böylece salat gerçekleşmiş olacaktır.

Salat gerçekleştikten sonra ne yapılacağı da yine Kur’an’da Allah tarafından hükme bağlanmıştır.

Allah diyor ki:

Sonra da salât gerçekleştirildiğinde, hemen yeryüzünde dağılın ve Allah’ın armağanlarından arayın. Ve zafer kazanmanız, durumunuzu korumanız için Allah’ı çok anın. Cuma 10

Salat bitince, bırakılan iş-güçe, terk edilen alışverişe dönülecektir. Bunun için herkes yaptığı işe döner, Allah’ın emirleri çerçevesinde çalışmaya kaldığı yerden devam eder.

Allah’ın yap dediklerini yapmak, yapma dediklerini yapmamak üzere ve yardımlaşma ve birbirlerine destek olmak amacı ile bir araya gelen insanlardan kadınlar bu toplantılara katılmasın diye bir emir yoktur.

Bu gün kadınlar dışlanmışlardır. Allah’ın emirleri uygulanmaz olmuş, kadın toplum dışına itilmiş, ikinci sınıf vatandaş olarak görülmeye başlanmıştır. Oysa, Allah nazarında kadın ve erkek aynı haklara sahiptirler ve onlar yapılan işlerde birbirlerinden ayrılmazlar.

Şu ayete bakalım.
Ve erkekten veya kadından, kim mü’min olarak düzeltmeye yönelik işler yaparsa, (Kur’an, buna ameli Salih diyor.) artık işte onlar, cennete girerler. Ve hurma çekirdeğinin sırtındaki çukur kadar haksızlığa uğratılmazlar.Nisa 124

Güzel iş yapanlardan erkek veya kadın olmasına bakılmaksızın cennete gireceklerini bildiren Allah’tır. Allah’ın kulları nasıl olur da kadın ile erkeği ayırırlar.
Bir başka ayet de şöyledir:

Erkek-dişi, mü’min olarak kim iyi amel işlerse kesinlikle onu güzel bir hayat ile yaşatırız. Ve kesinlikle onların ücretlerini, yapmış oldukları amellerin daha güzeliyle ödüllendireceğiz. Nahl 97

Toplantı yerine gidip oradaki yardımlaşma ve dayanışmak, sorunların çözümüne destek olmak güzel bir iş yapmak değil midir? Öyle ise Toplantılara kadınlar da katılmalı, onların da görüşleri alınmalı, yardımlarına müracaat edilmeli, sorunların çözümüne verecekleri destek takdirle karşılanmalıdır.

Kadın ailenin ve toplumun bir parçasıdır. Onsuz erkek bir işe yaramaz, kadınsız bir dünya yaprakları kurumuş bir ağaca benzer.

Allah’ın değer verdiği kadını başka insanların hor görmeleri, küçümsemeleri, onları zevk aracı olarak değerlendirmeleri Allah’a karşı en büyük saygısızlıktır.

Allah kadınla erkeği sadece birbirinden farklı yaratmıştır. İman açısından kadınla erkeğin aralarında bir fark yoktur. Bakınız Allah kadınla erkeği taşıdıkları değerler açısından birbirlerinden farklarının olmadığını ne güzel anlatmıştır:

Şüphe yok ki:

İslâm dinine giren erkekler ve İslâm dinine giren kadınlar,

mü’min erkekler ve mü’min kadınlar,

saygıda duran erkekler ve saygıda duran kadınlar,

doğru erkekler ve doğru kadınlar,

sabreden erkekler ve sabreden kadınlar,

huşulu erkekler ve huşulu kadınlar,

sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar,

oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar,

ırzlarını muhafaza eden erkekler ve ırzlarını muhafaza eden kadınlar,

Allah’ı çok anan erkekler ve Allah’ı çok anan kadınlar;

Allah, onlar için bir bağışlanma ve çok büyük bir ödül hazırlamıştır. Ahzâb 35

Kadınla erkek arasında bir ayırımın olmadığını Allah bildirmektedir. O halde insanlar camilere, toplantı yerlerine gitmelerine erkekler neden kadınlara yasaklar getirmişlerdir.

Bunun üzerine Rableri onlara karşılık verdi: “Şüphesiz Ben, sizden erkek olsun, kadın olsun –ki hepiniz aynısınızdır– çalışanın amelini kaybetmem. O nedenle, göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, Benim yolumda eziyet edilenler, savaşanlar ve öldürülenler; elbette onlardan kötülüklerini örteceğim ve Allah katından bir sevap olarak, onları altından ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Ve Allah, sevabın güzeli Kendi katında olandır.” Al-i Imran 195

İman sahibi insan Allah’tan istemelidir. Dil ile istemek yetmez. Bu istediğini yapmak durumundadır. Yoksa Allah onun isteklerini yerine getirmez.

Yere bağdaş kurup da “Allah’ım bana para ver.” Diye dua eden bir Müslüman para namına bir tek kuruşun Allah’tan gelmediğini kısa zamanda anlar, o halde ne yapacaktır, para kazanmak için: çalışacaktır ki, Allah da ona para versin.

Midesi ya da başı ağrıyan bir insan Allah’ım midemin başımın ağrısını geçir derse hiçbir şey olmaz. Onun için doktora gitmesi gerektir.

Fatiha suresinde ki “Yalnız sana kulluk ederim.” Diyen bir sayıda insanın Allah’tan başkasına kul oldukları açık bir gerçektir. Allah’a kul olan insan Allah’ın dışında hiçbir şeye kulluk edemez. Allah’a kul olmak demek, Kur’an ayetlerini öğrenip yerine getirmek demektir. Kur’an’ı okumayan Kur’an ayetlerini ne bilecek, nasıl olacak ta Kur’an’a uyacak?

“Yalnız sana kulluk ederim.” Diyorsan yürekten, onun emirlerini yerine getireceksin, ettiğin duaların yerine gelmesi için çalışmalısın. Yoksa Allah’a kulum diyorsun ama şeyhlerden, Mehdilerden, ağaçlardan, türbelerde, cinlerden şeytanlardan ve insanlardan medet umuyorsun. Allah’a kul olmayan insan, O’nun dışında her şeye kul olmuştur demektir.

Camiler uyuma ve uyutma yerleri değil, bilgilenme ve aydınlama yerleri olmalıdır. İnsanlar oraya bu bilinçle gitmelidir.

Ne yazık ki, bu gün camilerimiz bu amaçlarından hayli uzaktadırlar. Diyanet İşleri Başkanlığı, camileri islamın özüne uygun hale getirmelidir. Milyonlarca lira harcanım yaptırılan camilerin içleri boştur. Ve gençleri oralardan göremezseniz, yaşlı insanlar gitmekte, bir köşeye çekilmekte, kendilerini dinleyip anlamını bilmeden namaz kılmaktatır.
Camiler aktif hale getirilmeli, topluma hizmet veren kurumlar olarak yeniden hayatımızdaki yerini almalıdır.

Bu gün camiler ne yazık ki, tarikatların, şeyhlerin, cemaatlerin, mezheplerin ve başka bilmem nelerin camileri olarak bölünmüşlerdir. Dininizde bölünüp parçlanmayın diyen Allah’ın (Ali İmkan 103) ayetleri sanki yokmuş gibi davranılmaktadır. Bu guruplar birbirlerinin camilerine de gitmemektedirler. Toplumda birlik ve bütünlüğü ortadan kaldırmışlardır.

Ezanda haydin namaza denmiyor, haydin salata deniyor. Sonra deniyor ki, salat yapanlar felah bulurlar, mutlu olurlar.

Camilerimizin islamın özüne göre uygulanmasını dilerim.

Saygılarımla…

Necmi AKGÜL

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir