SOKAK GÜRÜLTÜLERİ

Evinizde sakin sakin, huzurlu oturuyorsunuz.

Belki şarkı dinliyorsunuz.

Belki Kur’an dinliyorsunuz, ya da okuyorsunuz.

Belki de uyuyorsunuz,

Ya da hastasınız.

Ya da ananız babanız hasta.

Belki de siz yeni bir annesiniz, ya da baba, çocuğunuzu yeni uyuttunuz.

Belki de gece çalışıyorsunuz, gündüz uyuyan birisiniz.

Bunlar gibi mutlu olduğunuz bir zamanda…

O da ne?

Biri, gece saat ikide, belki de üçte, motorsiklete binmiş, sanki uçuyor.

Ondan öyle sesler çıkıyor ki, yer gök çınlıyor

Çınlama sesleri pencere camlarından içeri giriyor, kulağınızı sağır edecek.

İrkiliyorsunuz. Bekliyorsunuz ki, geçip gitsin.

Geçmiyor!!!

Biraz gidiyor, aynı yoldan dönüyor, bu defa karşı yoldan daha hızlı gidiyor.

Yolun iki yanı evlerle dolu.

Gecenin sessizliğinde, depremin toprağı yardığı gibi yarıp gidiyor gürültü…

Bir insan, özgürlünün tadını çıkarıyor.

Bağırtıyor motorsikletini, yetmiyor kendi de bağırıyor.

Arada  gazı veriyor, sonra kısıyor..

Gürültü şekil değiştiriyor yeniden, daha iç gıcıklayıcı olarak başlıyor.

Uykunuz kaçıyor.

Allah belanı versin! Diyorsun.

Tekerin patlasın.

Ve ağzına gelen her şeyi söylüyorsun.

Ama duymuyor.

Yaşlı dede uyanmış!

Çocuk bağırmaya başlamış!

Senin uykun kaçmış..

Sadece senin değil, yan komşunun…

Yan apartmanda yaşayanların

Huzuru kaçmış…

Ne o? Bir özgürlük sevdalısı keyfini yaşıyor hayatın.

Sen umurunda değilsin,

Çocuklar umurunda değil,

Yaşlı nene de umurunda değil.

Hasta, uykusundan uyanıp uyuyamayanlar umurunda değil.

O keyfini yaşarken, egosunu tatmin ederken sen acı çekiyorsun.

O egosunu tatmin ederken bir kişi olarak,

Benim huzurum kaçıyor, senin huzurun kaçıyor.

Senin özgürlüğüne darbe vuruluyor.

Senin mutlu olman engelleniyor.

En tabii olan uykunu bozuyor.

O bir kişi..

Sen ve senin gibi onlar, yüzler var.

Yollar onun değil.

Babası yaptırmadı ki..

Böyle gitmeye, insanları  rahatsız etmeye hakkı yok ki..

Sanma ki sadece senin yanından geçerken bunları yapıyor.

Gittiği her yerde bütün evler rahatsız oluyor.

Sonra, bunlar da  bir iki kişi değil.

Biri gidiyor bağırtarak motorunu..

Sonra beş dakika sonra öteki  geliyor..

O gidiyor, bir başkası geliyor

Gelen gelene..

Giden gidene..

Sonra sadece motorlar değil ki gürültü yapanlar..

Hızlı, baba parası ile alınan arabalar var.

Hız yarışına katılmış soysuzlar var.

Yük kamyonları var.

Zevkine korna çalanlar var.

Bağıra bağıra konuşanlar var.

İçip nara atanlar var.

Var da var..

Onlar sokaklarda, dinlenme saatinde sen acılar çekiyorsun.

Gücün yetse kalkıp önlerine çıksan, ya sen öldürürsün, ya onlar seni..

Ama başıboş bu insanlar neden böyle yapıyorlar.

Bu ülkede okullar var, eğitiliyorlar.

Bu ülkede polisler var, sokaklarda geziyorlar.

Bu ülkede hakim var, savcı var..

Bu ülkede cezalar var,

Bu ülkede, bunlar kaza geçirince vah vah diyenler var.

Bu ülkenin basını bunları haber yapar.

Ne değişir?

Hiçbir şey..

Yine herkes bir saat sonra bildiğini okur.

Bu insanları önlemek için, hızlı gitmesinler diye yollara bariyerler kurulur.

Bundan onlar değil, iyi niyetliler   zarar görür.

Bu böyle sürer gider..

Azalır mı?

Hayır, azalmaz, artar..

Olması gereken ile olan arasında fark varsa, orada bir yanlışlık var demektir, bir sorun var demektir.

Olan bu…

Olması gereken ne, bunları yazın, tam terslerini karşısına yazın, olması gerekenler de o.

Arada fark var mı?..

Ağrı Dağı ile sizin evin önündeki tepe kadar var.

O halde çözüm ne?

Çözümü var mı?

Elbette var.

Ne yapılmalı öyle ise…

 İnsanları eğitmeli..

Bilgili insan değil, bildiklerini hayata uygulayan insanlar yetiştirmeli okullarımız.

Bu manzaranın okullarda uygulamaları yapılmalı, rahatsızlıklar canlı canlı gösterilmeli.

Cezalar artırılmalı.

Böyle yakalanan insan beş yıl hapse  atılmalı, elinden sürücü belgesi alınmalı.

Hani derler ya, dinsizin hakkından imansız gelir.

Çoğunluğun mutluluğu için bu birkaç soysuzun dersi verilmeli.

Benim  dişim ağrırken devlet bana ne verirse verirsin, umurumda olmaz.

Bu küçük sorunu bu ülke bir anda çözebilir.

Yönetenlerin bilinçli olması halinde hemen biter.

Her şeye kanun çıkıyor, bunlar için de kanun çıkabilir.

Ama çıkarmazlar…

O bir kişinin uçarak gitmesi, onların, yüzlerin rahatından daha kıymetlidir.

Özgürlük bu mu?

O özgürlüğünü  yaşarken, benim özgürlüğümün sınırları içine girmeye kimsenin hakkı yoktur.

Benim dinlenme hakkımı, uyuma hakkımı, mutlu olma hakkımı elimden alanlara hakkımı helal etmiyorum.

Sizler de etmeyin.

Ve yöneticileri uyaralım.

Bu böyle gitmez, bir gün millet bunları linç etmek için yolları kesebilir.

Büyük sorunların çözümü için zaten  herkes seferber olabilir.

Ya küçük şeyler…

Asıl sorunların kaynağı küçük şeylerin büyümesi .. Büyümesi.. Büyümesi..

Öyle bir hal alır ki, daha önlenemez. Ve bir gün patlar.

Dinimizin Kitabı Kur’an’ı Kerim, yüzlerce yerde akıldan söz eder.

Aklınızı  kullanmıyor musunuz? Der.

Düşünmüyor musunuz? Der.

Aklını kullanmayanların üzerine pislik yağar, der.

Sık sık aklı kullanmayı önerir.

Hani biz hepimiz müslümandık. Bu çılgın sürücülerin dinden imandan haberleri yok mu?

Allah’tan korkmuyorlarsa, Allah onlara gerekeni yapacaktır.

O zaman insanların yaptıkları kanunlardan korkar hale getirmek için yöneticiler her şeyi yapmalılar.

Gürültü sadece bu değil ki?

Başka çeşitleri de var.

Bir apartmanda bir akılsız sabaha kadar bağıra çağıra şarkı söyler, içer, nara atar. Sorsan sane ne der?

Bir başka yerde üç beş genç toplanır, gece mi gündüz mü mahalle ortasında şarkılar türküler söylerler. Kimse sesini çıkaramaz.

Polisin gözleri önünde olur bunlar..

O da ne, polis bunlara karışmaz, cinayet mi işledi ki  karışsın .

Ey ülkemin yöneticileri bir araştırma yapın,  sizin için minik sorunları tesbit edin ve  onları ortadan kaldırın. Bunun için para gerekmez, pul gerekmez. Peki ne gerekir?
sadece akıl..

Sadece düşünmek..

Sadece insana değer vermek..

Sadece insan sevgisini yüreklere yerleştirmek

Bunlar yeter..

Haydi şimdi yapın bunları, bu sizin için yok sayılan, bizler için büyük olan  gürültüye bir çare bulun.

Vatandaş olarak bunu sizden beklemek hakkımızdır.

Unutulmasın ki,

Başkalarının mutluluğu için uğraşmayanların mutluluğu için de başkaları uğraşmaz.

Gürültüsüz bir hayata merhaba..

Saygılarımla

Necmi AKGÜL

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir