KUR’AN, KUR’AN’I ANLATIYOR…

Kuran, Peygamberimiz Hz. Muhammed aracılığı ile bütün insanlara gönderilmiş Allah’ın kitabıdır.

Bu Kitap izzet ve hikmet sahibi Allah katından indirilmiştir. zümer 1

Bu nedenle her müslümanım diyen insan Kuran’a saygı gösterir. Asırlardır, içinde ne olduğunu bilmeden Anadolu insanı Kuran’ı süslü kılıflar içinde duvarında, baş köşede asılı tutmuştur. Kuran’ın bulunduğu odada yüksek sesle konuşmamış, abdest almadan O’nu tutmamış, eline aldığı zaman kalbinin üstünde taşımıştır.

Bu kadar saygı gösterilen, kutsallığına inanılan bu Yüce Allah Kitabı, ne yazık ki asırlardır insanlar, daha doğrusu Müslümanlar tarafından hayatın dışında tutulmuştur. Zaten Allah’ın Elçisi de bu durumdan şikayetçi olacaktır. Furkan Suresi 30. Ayet şöyledir:

Ey Rabbim, Benim toplumum bu Kuran’ı hayatının dışında tuttu.

İçinde ne var, ne yok bakılmamış, anlamı üstünde düşünülmemiş, ve ne acıdır ki, mezarlıklarda ölülere, hastalıklara şifa olsun diye okunmuştur. Oysa Kuran’ı Kerim, ölülerin değil dirilerin Kitabı’dır. Yasin Suresi 70. ayeti şöyledir: Diri olanı uyarsın… diye indirilmiştir.

Atalar, dedeler, şeyhler, tarikat ve mezhep imamları ne demişse doğruluğu tartışmasız kabul edilmiş, bizzat müslümanın kendisi Arapça da bilmediği için Kuran’a saygılı ama Kuran’dan habersiz yaşamaya devam etmiştir.

Kuran’ın duvarlara asılı süslü kılıfların içinden indirilip içine bakılması gerektiğini ilk kez Atatürk düşünmüş ve 1923 yılında Elmalı Hamdi Yazır’a Kuran’ı Türkçe’ye çevirtmiş, sonra da ayetlerin açıklanmasın1 tefsir olarak yazdırıp kendi parası ile yayınlatmıştır.

Müslüman Türk Milletinin Kuran’ın meali ile tanışması böyle başlamış, zaman içinde yeni Türkçe çeviriler, yeni tefsirler, yeni araştırmacılarla devam etmiştir.

Geçen zaman içinde ne yazık ki, Kuran hakkında bir yığın şeyler uydurulmuş, hurefe ve bidatlar her alanda olduğu gibi Kuran’ı da sarmıştır.

Kuran, çok iyi bilinmeli, çok iyi anlaşılmalıdır. Bunun için de en doğru, en sağlam, en güvenilir şekilde insanlarımıza anlatılmalıdır, dahası öğretilmelidir.

Peki,Kuran’ın nasıl bir kitap olduğunu nerden öğreneceğiz?

Elbette Kuran hakkında en sağlam ve en doğru bilgiyi yine Kuran’ın kendisi verecektir.

Kuran hakkında en başta bilinmesi gereken şey Arapça bir kitap olduğudur. Allah diyor ki:

Eğer Biz O’nu yabancı dilde bir Kuran yapsaydık, elbette şöyle diyeceklerdi: Ayetleri anlaşılır olmalı değil miydi? Araba yabancı dil mi? İster yabancı ister Arapça. De ki: O, iman edenler için bir yol gösterici, bir şifadır. Fussilet 44

Başka bir ayette de :

Biz O’nu akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kuran yaptık. Zuhruf 3

Ve Kuran’ın Arapça indirildiğini bildiren başka ayetler de vardır.

Düşünüldüğü zaman bundan normal ne olabilir? Peygamberimiz Hz. Muhammet, Arapların yaşadığı, Arapça’nın konuşulduğu, kendisi de Arap ırkından olan bir insandı. Elbette giyimi kuşamı o toplumda yaşayan insanların ki gibi olacaktı, elbette O, içinde yaşadığı toplumun dilini konuşacaktı ve elbette O, o toplumun adetlerine göre yaşayacaktı.

Allah, insanları kıyamete kadar son kez uyaracak, değişmez bir kitap gönderecekti ve Hz. Muhammed’i de göndereceği Kitap’ı tebliğ etsin diye Kendi’ne Elçi seçmişti. Ve çevresindeki insanların anlayacağı dil ile bu Elçi’nin Allah’tan aldığı vahyi insanlara bildirmesi kendi dili ile yani Arapça olarak gönderecekti. Başka bir dil ile gönderildiği zaman o insanlar bunu anlarlar mıydı? Kendi dilleri ile gönderildiği halde inanmamışlar, çokları inkar içinde ölüp gitmiştir.

Eğer Allah’ın son elçisi o devirde bir Türk olsaydı göndereceği kitap Türkçe, Çinli olsaydı o kitap Çince, veya hangi milletten olursa o dilde olacaktı. Allah, bir çok yerde Kuran’ın Arapça olduğunu tekrarlamıştır.

Tarih boyunca Kuran Arapça indi diye Araplara ve Arapçaya kutsal dil ve kutsal millet gözüyle bakılmıştır. Bunun kutsallıkla ilgisi yoktur. Kutsal olan Kuran’ın anlamıdır, özüdür, anlatmak istedikleridir, Allah’ın güzel sözü oluşudur.

Bakınız Allah ne diyor:

De ki : Ey insanlar, Ben sizin hepinize Allah’ın Elçi’siyim. Araf 158

Kuran Arapça, Allah’ın Elçi’si Arap. Ama Allah diyor ki Elçi’sine, insanlara de ki, ben sizin hepinize Elçi’yim. Hiç yoruma gerek olmadan, düz bir mantıkla ne demek bu? Bu şu demek: Kuran, Arapça’dır ama dünyanın öteki dillerine çevrilmelidir. Yoksa, başka nasıl olur bütün insanlığa Allah’ın Elçi’si Hazreti Muhammet?

Biliyorsunuz, “efendim Kuran başka dile çevrilmez.” diye bir tarene tutturmuşlar. Bu kör inatla yüzyıllardır Kuran Türkçe’ye çevrilmemiştir. Şimdi bile öyle düşünen milyonlar, on milyonlar var.

Dünyada milyarlar böyle düşünüyor.

Eğer Allah Kuran’ın diğer dillere çevrilmesini istemeseydi, Elçi’sine, “ Hepinize Elçi’yim.”de, der miydi?

Bütün dünya Arapça öğrenemeyeceğine göre, Kuran diğer dillere çevrilmelidir. Her şeyi bilen Allah, dünyanın bütün dillerini de bilmektedir.

Arapça zengin bir dildir, kutsallığı yoktur, öteki diller gibidir, Kuran’ın Arapça inmesi ve orjinalinin Arapça yazılması ne Arapçaya, ne de Araplara ayrıca bir üstünlük vermez. Üstün olan Kuran’dır, O’nun ayetleridir, anlamıdır.

Kuran’ın diğer dillere, o arada Türkçe’ye de çevrilmesin destekleyen başka ayetler de vardır. Bakınız Allah ne diyor:

Kuran’ı okuyup düşünmüyorlar mı? Nisa 82

Bu ayete göre kuran okunmalı, ama düşünülmeli de. Peki Arapça bilmeyen biri, Kuran’ı Arapçasından okuduğunda nasıl düşünecek? Yani neyini düşünebilecek? Okuyor olması tamam da, anlaması yok. Oysa Allah, Ben’im Kitabı’mı okuyun ve üzerinde düşünün diyor. Üzerinden düşünülebilmesi için okunanın anlaşılması gerekir.

Bütün insanlığa inmiş bir Allah Kitabı’nın o zaman yeryüzünde konuşulan ne kadar dil varsa o dile çevrilmesi şart olur. İnsan kendi dilinde olanı ancak anlar, ya da kendi bildiği dilde olanı.

Nisa suresinin 82. Ayetlerini destekleyen başka ayetler de var:

İşte düşünüp anlayasınız diye Allah size Ayetlerini açıklar. Bakara 266

Bilindiği gibi Kuran ayetlerden meydana gelmiştir. Bu ayetler açık ve anlaşılırdır, niçin böyledir, düşünelim diye tabi.

Eğer düşünüp anlıyorsanız, ayetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz. Ali İmran 118

Hiç düşünmez misiniz? En’am 50

Kuran’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var? Muhammed 24

Kuran’ı nasıl düşünürüz? Anlamını bilerek. Bunu başka yanlara çekmek imkansız. Bu ayeti okuyan herkes bunu anlar. Düşüneceğiz Kuran’ı, bu Allah’ın bir emridir.

Ve Kuran’ı ağır ağır, düşüne düşüne oku. Müzemmil 4

Bütün bu ayetler açık bir şekilde ve net olarak bir yandan Kuran’ın düşünülerek okunmasını, öte yandan da Arapça indirilen Kuran’ın diğer dillere çevrilmesini istemektedir.

Kuran’a uymak Allah’ın emridir. İnandım, ben müslümanım diyen her insan Kuran’a uymakla yükümlüdür. Yukardaki ayetler Kuran ayetleridir, bu ayetlere de uymak, o emri yerine getirmek şarttır. Çünkü Kasas Suresi 85. Ayetinde: Kuran’a uymak farzdır, denilmektedir.

Hiçbir iman eden, ben Kuran’ın istediğim ayetine uyarım, istemediğim ayetine uymam diyemez. Çünkü Kuran’ın tamamından sorumluyuz ve uymak zorundayız. Bakınız bazı ayetlerine uyan, bazı ayetlerine uymayan insanlar için Allah ne diyor;

Yoksa siz bu Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında rezillik, kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir. Bakara 85

Demek ki, bazı ayetlere uyup bazılarına uymayanlar dünyada rezil, sıkıntılı, sorunlu bir hayat yaşayacaklar, ahrette ise acıklı bir azap göreceklerdir.

Kuran, kendisinin neden indirildiğini açık bir dille şöyle anlatmaktadır:

Kuran’ı Kerim, insanları uyarmak için Allah tarafından indirilmiştir. Araf 69

Kuran’ın indirildiği dönemde insanlar putlara tapıyorlar, kızlarını diri diri toprağa gömüyorlar, Allah’ı unutmuşlar, zulum, haksızlık, ahlaksızlık kol geziyordu. İnsanların uyarılması, bu yolun yanlışlığın anlatılması gerekiyordu. Dünya durdukça azan, yoldan çıkan, haksızlık ve zulum batağına sapmış insanlar hep olmaya devam edecektir. İşte Kuran hem o günün insanlarını hem de günümüzün ve bundan sonraki gelecek insanları doğru yola iletmek için indirilmiştir.

Kuran öyle birden bire inmemiştir. 23 yıllık bir zaman içinde azar azar, sure sure , ayet ayet inmiştir. Ve kendisinden önce gelmiş İncil ve Tevratı tasdik edicidir. (İncil ve Tevrat, Hz. İsa ve Hz. Musa’ya indirildiği şekliyle tasdik edicidir, bu gün ellerdeki İncil ve Tevrat değiştirilmiştir.) Kuran bu durumu şöyle anlatır:

O, sana kitab’ı hak ve önceki kitapları tasdik edici olarak azar azar indirmiştir.Ali İmran 2

Ve Kuran’da hiçbir şey eksik bırakılmamıştır. O, tam hatasız bir kitaptır.

Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Enam 38

Bazı insanlar bilip bilmeden Kuran’ın eksik olduğunu, her konuda bilgi vermediğini, bazı ayetlerinin değiştirildiğini ileri sürmüşlerdir. Bazı tarikatlar, mezhepler de bu görüşlere sahip çıkmaktadırlar. Böyle bir şeye inanmak, Allah’ın bazı şeyleri unuttuğunu, koruyacağım dediği Kitabı’nı korumaktan (haşa) aciz olduğunu kabul etmek olur ki, bu kabul edilemez.

Kuran, tam mükemmel ve hatasız bir kitaptır.

Kuran, Allah tarafından koruma altındadır.

Kuran’ı kesinlikle biz indirdik, O’nu Biz koruyacağız. Hicr 9

Kuran, öyle bir kitaptır ki, Allah indirmiştir ve O’nu Allah koruyacaktır. Bu nedenle Kuran’ın değiştiği, eksik olduğu gibi iddialar inançsızların, İslamı bölmek isteyen, ona güveni sarsmak isteyen iç ve dış din düşmanlarının işidir. Koruması Allah’ın altında olan bir kitap veya başka bir şey asla zarar görmez, değişikliğe uğramaz, ve hiç kimse bir harfini bile değiştiremez.

Kuran, hikmet dolu bir kitaptır. Yunus 1

Hikmet, zülmü ve fesadı, kötülük ve çirkinliği örtmek, iyi ve güzel şeylerin varlığını ve korunmasını sağlamak için konulan kanun ve ilkelerdir. Kuran, insanın mutlu olması, haksızlığa uğramaması, zararlı şeylerden uzak durmak için, iyi güzel şeyleri göstermek için kanunlar koymuştur. Kuran bunlarla dolu bir Kitaptır. Ve Kuran dinin özüdür, kaynağıdır.

Gerçekten onlara Kuran’a inananlar için bir yol gösterici ve rahmet, ilim üzere açıkladığımız bir Kitap getirdik. Araf 52

İlim üzere gelen bir kitap olan Kuran’da tutarsızlık ve çelişki yoktur. Bakara 2.ayette Kuran’da tutarsızlık ve çelişki olmadığı açıkça belirtilmiştir.Çünkü O’nu gönderen Allah’ın ilminin, yani bilgisinin sonu yoktur.

Ve biz bu Kitab’ı sana, her şeyin açıklayıcısı …. Olarak indirdik. Nahl 89

Kuran, her şeyi açıklamıştır. Eğer Allah ben her şeyi açıkladım diyorsa gönderdiği kitabında açıklamıştır. Bunun aksi düşünülemez. Bazı zavallıların dediği gibi Kuran’ı ancak ilim sahibi olanlar anlar, başkaları anlamaz yaygaraları asılsızdır, gerçek dışıdır. Aşağıda Kuran’la ilgili ayetler var, bunları okuyup da anlamayacak kim var?

Şüphesiz bu Kuran en doğru yola iletir. İsra 9

Kuran’da asla şüphe yoktur. O, sakınanları ve temizlenmeyi sevenler için bir yol göstericidir. Bakara 2

Kuran bir hidayet rehberidir. İsra 2

Bu Kitap Müjdeleyici ve uyarıcıdır. Fussilet 4

Okudunuz bu ayetleri.. Anlamadınız mı? Gayet açık değil mi? Ama insanları asırlardır şartlandırdılar, Kuran’ı anlayamayız diye. Ve Kuran’dan insanları uzaklaştırdılar. Hala günümüzde Kuran okumak demek Arapçasını okumaktır diyen milyonlar var. Hayır, Kuran okumak demek onu anlayarak okumak demektir. Düşünerek okumak demektir. Okuduklarını hayatına uygulayarak yaşamak demektir.

Kuran’da öyle ayetler var ki, anlamak için belli bir bilgiye, belli ilmi gelişmelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bundan bin yıl önce temiz şeylerden yeyin ayeti okunduğunda o günün insanları elmayı, dometesi yıkayın da yeyin diye anlıyorlardı. Çünkü o günlerde bitkilerin dna ları ile oynanmıyor, işin garibi dna nedir bilinmiyordu bile. Bu gün bu ayet hormonlu yiyecekleri yemeyin şeklinde anlaşılmaktadır.

Zaten Kuran’ın okunuşu ve yazılışında bir değişme olmaz. Bu iki nokta Allah’tan gelip Elçi’si aracılığı ile insanlara tebliğ edildiği gibidir. Ancak, o dinamik bir yapıya sahiptir. Ayetlerin anlamları çağa, ilmi gelişmelere göre yeni anlamlar kazanır. Bu niye böyledir, çünkü Kuran, Allah’tan gelen son kitaptır, ve dünyanın sonuna kadar başka vahiy gelmeyecek de onun için böyledir.

Kuran, öğüt verici ve insanları uyaran bir kitaptır.

Kendisiyle insanları uyarman, inananlara öğüt vermen için sana indirilen bir Kitap’tır. Artık bu hususta kalbinde şüphe olmasın. Araf 2

Kuran aslında baştan sona öğütlerle doludur. İnsan için iyi ve güzel olanı yapın der, kötü ve çirkin olanı yapmayın der. Kötüleri yaparsanız bu dünyada ve ahrette cezalandırılacağımızı söyleyerek de bizleri uyarır. İçinde, hiçbir ayetinde bizim yapamayacağımız güçlükte Allah’ın bir emri yoktur. Ve Kuran bu anlamda Allah tarafından kolaylaştırılmaştır.

Andolsun biz Kuran’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu? Kamer 17-22

Kuran’ın ayetlerinin her biri insanı mutluluğa götüren ayetlerdir. Çünkü bizi en iyi bilen, tanıyan bizi yaratandır. Nelerden ve nasıl mutlu olacağımızı da O bilir. Kuran, zordur, anlaşılmaz diyenlerin yüzüne Kuran kolaylaştırılmış diyen bu ayet bir şamar gibi inmektedir. Ama insanlar Kuran okumadıkları için böyle ayetin farkında bile değillerdir. Ama artık farkında olmalı, bilmeliler. Öğüt veren bir gün bunun hesabını soracaktır.

Kuran öğüt kitabıdır ama, Allah insanın ne kadar az öğüt aldığını da bilmekte ve uyarısını hemen arkasından yapmaktadır.

Rabbinizden size indirilene uyun. O’nu bırakap da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz? Araf 3

Rabden indirilen hiç şüphesiz Kuran’dır. Kuran’a uymak inanan insan için Allah’ın emridir. Allah’ın dışındaki dostların insanı felakete götüreceği, mutluluğa götürecek yolun Kuran olduğu açıkca bildirilmektedir. Ve gerçekten şu bir gerçek ki, insanlar doğruyu bilirler, öğütleri alırlar ama ona da yeteri kadar uymazlar.

Bütün bunlar düşünülüp gereğinin yerine getirilmesi gerekmektedir. Burda akıl devreye girecektir. Bunları anlayacak, kavrayacak olan akıldır. İçinde öğüt bulunan bu Kuran ısrarla düşünmemizi istemektedir.

Hala akıllanmayacak mısınız? Enbiya 10

Allah, aklı kulanmaya çok büyük önem vermiştir. Aklını kullanmayan insanların perişan olacaklarını şu ayeti ile apaçık bir şekilde ifade etmiştir.

Aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdırılır. Yunus 100

Bu ayetteki pislik kelimesini insanın hoşuna gitmeyecek her türlü sıkıntı veren şey olarak anlamak gerekmektedir. Pislik, yani sıkıntı, acı, hastalık, elem, keder, aklını kullanmayanların arkadaşlarıdır. Çevremizde de ne çok örnekleri vardır. Trafikte hız sınırını aşmak aklı kullanmamaktır. Az sonraki kaza da onun pisliğidir. Kapıyı kapatmamak akılsızlık, hırsızın girmesi de onun pisliğidir.

Akıl çok önemlidir. Aklı kullanmak daha da önemlidir. Aklı kullanmak için bilgi sahibi olmak gerekmektedir. Allah bol bol bilgiyi veriyor, sonra da aklınızı kullanmayacak mısınız, kullanmazsanız sizi üzen her şey başınıza gelir diyor. Bu bir öğüttür, tutmak lazım, bu Kuran emridir uymak lazım.

Kuran Allah sözü olduğu için sözün en güzelidir.

Allah, sözün en güzelini… indirdi. Zümer 23

Kuran, sözün en güzelini bünyasinde toplayan tek kitaptır. O, insanlara daima iyi ve güzel olanın yapılmasını emretmiş, kötü, çirkin ve mutsuzluk verici şeyleri de yasaklamıştır. Zaten baştan sona öğüt oluşu da bundandır. Kuran’ı anladığı şekilde okuyan ve üzerinde düşünen insan, bu güzel anlatım mucizesi karşısında etkilenecektir, kendine, çevresine ve topluma karşı tutum ve davranışı değişecektir.

Kuran, tam anlamıyla bir eğitim kitabıdır. Eğitime o kadar çok önem vermiştir ki, daha ilk ayeti oku olmuştur. Oku, yani bilmediğin şeyleri öğren, öğrendiğin şeyleri hayatına uygula, diğer insanlara iyi örnek ol. Bilgi sahibi ol demektir oku demek. Allah, daha Kuran’ı ilk tebliğ ederken Elçisi Muhammed’i eğitime tabi tutmuştur, onu bilgilerle donatmaya başlamıştır. Çünkü yakında İslam’ı ilan edecektir, onun için bilgi ile donatılması gerekmektedir.

Allah, eğiticidir. Kuran’da 903 yerde Rab kelimesi geçmektedir. Rab, yaratan, yarattıklarını eğiten, terbiye eden demektir. Allah en büyük eğiticidir. Analarımızdan doğduğumuzda minik bir bebek ne biliyor ki? Hiçbir şey.. Ama zaman geçtikçe her şeyi öğrenmeye başlıyor insan. Rab, eğitmeye başlıyor ve Kitab’ında bakınız ne diyor;

Siz, hiçbir şey bilmezken Allah, sizi analarınızın karnında çıkardı, şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi. Nahl 78

Eğer bilgiye giden yolda gözler, kulaklar ve gönüller olmasaydı, ne kadar büyürsek büyüyelim ne öğrenebilecektik? Bu organların birinden yoksun bir insan ne haldedir, çevremizde görülmektedir. Yaratılan her şey, göz, kulak ve akılla kabul edilecek bağlantılarla birbirlerine bağlamasalardı Yaratan tarafından ne öğrenebilirdi insan?

Bilgi eğitimin olmazsa olmazıdır. Kuran, hem bilgi kaynağıdır, hem de eğitimin ilkelerini, amaçlarını ve hedeflerini ortaya koymuştur. Bilgi geliştirilip çoğaltılmalı, insanların faydalanmasına sunulmalı ve gizlenmemelidir. Allah faydalı ve yararlı bilgiyi gizleyene, onu paylaşmayana can yakan azap edecektir. Bkz.Bakara 174

Kuran Allah tarafından korunmaktadır.

Hicr Suresi 9. Ayette Yüce Allah buyurmaktadır ki;

Kuran’ı kesinlikle biz indirdik, elbette O’nu yine biz koruyacağız.

Kuran’ın Allah tarafından korunmaya ihtiyacı olduğu İncil ile Tevrat’ın başına gelenlerden anlaşılmaktadır. İncil ile Tevrat, insanlar tarafından nasıl değiştirildi ise, Kuran’ın da değiştirilmesi için uğraşan beyinsiz insanlar olacaktı. Allah tarafından açıkça korunduğu belirtilmesine rağmen bir çok ayetine işlerine gelen anlamları vererek insanları kandırmak istemişlerdir.

Bunda başarılı olamayınca Peygamberimizi devreye sokarak anlı şanlı din alimleri, mezhepler, bir çok tarikat mensupları Peygamberimizin hadislerinin Kuran’ın hükmünü değiştireceğine hükmetmişlerdir. Bunlar art niyetli değillerse, Kuran’ı yeteri kadar araştırıp incelememişlerdir. Çünkü İslam dininde hüküm sadece Allah’ındır. Tek yetkili O’dur. Bir çok ayette Hüküm bana aittir demektedir. Hüküm Allah’ın olunca Peygamberimizin sözleri Kuran’ı değiştiremez, zaten peygamberimiz de böyle bir şey asla ve asla söylemez.

Yusuf Suresi ayet 40: Hüküm sadece Allah’ındır.

Allah, kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz. Kehf 26

Kuran Allah’ındır, hüküm de Allah’ındır. Kuran, Allah’ın koruması altındadır, hiçbir kimse O’na ne bir hüküm, ne bir harf, ne bir anlam ekleyebilir, ve yine hiç kimse O’nda ne bir harf çıkarabilir, ne bir ayet anlamı saptırabilir. Bu güne kadar bunu kimse yapamamıştır, bundan sonra da Kıyamete kadar kimse yapamayacaktır. Din düşmanları, bunda kesinlikle başarısız olacaklardır.

Allah’ın kitabını insanlardan uzaklaştırmak için, bazı ayetlerin muhkem, anlaşılır, bazı ayetlerin de mütaşabih, yani anlaşılmaz olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bunları okuyan insanlar da diyorlar ki, eğer Kuran’ın yarısı anlaşılmaz ise niye okuyayım? Düşünmezler ki, Allah açık, anlaşılır ilan ettiği Kitab’ında niye sadece kendinin bildiği, insanlardan sakladığı ayetler göndersin ki?

Sana Kitab’ı indiren O’dur. Bu Kitab’ın bazı ayetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab’ın esasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak istiyenler müteşabih ayetlerin peşine düşerler. Ali İmran 7

Kuran’ın kendisi ayetlerinin muhkem ve müteşabih olduğunu söylemektedir.

Muhkem ve müteşabih ayetlerin ne anlama geldiğini Hakkı Yılmaz’ın işte Kuran adlı sitesinden aynen aşağıya alıyorum.

“Muhkem ayetler: “Hüküm içeren” demektir. İçerisine insanları kargaşadan ve zulümden engelleyen ilkelerin bulunduğu ayetler demektir. Ki bu ayetler açıktır, nettir ve tekbir anlam ifade ederler.Bu ayetlerden ikinci ve üçüncü……başka bir anlam çıkarılamaz.

teşabih ayetler: “Birden çok, birbirine benzer, birbirinden güzel ve her biri açık açık anlaşılan ayetler” demektir. Bu ayetler mecaz kinaye ve diğer edebi sanatların kullanıldığı ve en alt tabakanın bile anlayabilmesi için yapılan benzetmeler ve örneklemelerin yer aldığı ayetlerdir. Bunlar da açık seçiktir, kesinlikle müşkil ve anlaşılmaz, kapalı değildir.”

Eğer Kuran’a kapalı, anlaşılmaz derseniz Maide suresinin 15. Ayetine ters düşersiniz. Bu ayette Allah, Kuran’ın bir nur, apaçık bir Kitap olduğunu net bir şekilde söylemektedir.

Gerçekten size Allah’tan bir nur, apaçık bir kitap geldi. Maide 15

Eğer siz hala Kuran anlaşılmaz, anlamları kapalı diyorsanız, Maide suresinin 15. Ayetinde Allah’ın dediği ile ters düşmektesiniz. Allah bilip biz bilmeyeceğimize göre, Allah’ın söylediklerine uymamız gerekmektedir.

Kuran açık ve net bir kitaptır, hiçbir yerinde kapalılık yoktur, herkesin bilgisi oranında anlayacağı bir Allah sözüdür ve sözlerin en güzelidir.

Kuran’ı insanlardan uzaklaştırmak için kullanılan bir yol daha icat edilmiştir. Kuran abdestsiz tutulamaz diyorlar, Kur’an, abdestsiz tutulur ve okunur.

Din Kuran’dadır. Allah günah olan şeylerin, bize yasakladığı şeylerin hepsini bildirmiştir. Allah bize zorluk değil kolaylık dilemiştir.

Bir de son zamanlarda dinin adının başına sonuna eklemeler yapılmıştır. Siyasal islam, Ilımlı islam, Türkiye İslamı gibi. Bu eklemeler dine yapılmış en büyük hakarettir. Bu dinin adı İslam’dır, başında sonunda ortasında bir ek, bir ilave yoktur. Ve bu dine Bu adı Allah bizzat kendisi vermiştir. İşte ayeti:

Bu gün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İSLAM’ı seçtim. Maide 3

Ayet açık ve net. Dinimizin adı İslam’dır. Buna bir şey eklemek dine kaynağında olmayan bir şeyi eklemek o bu dini tanımamak, Allah ismi eksik koydu demek olur ki, bu şirktir. Günahların en büyüğüdür.

Bu dinin adı İslam’dır, Allah’a teslim olmak, huzur, barış ve güven demektir

Kuran, Allah tarafından insanlara gönderilmiş bir öğüt kitabıdır. Güzel ve mutlu yaşamamızın yolları, ilkeleri gösterilmiştir. Nelerin günah, hangi iyi davranışlara güzel karşılık verileceği örnekleri ile anlatılmış, insanlar uyarılmıştır

O’nu okumamız, düşünmemiz istenmiştir. Geçen ömür içinde Kuran’a ters olan şeylerin gizlisini de açığını da Allah bilmektedir. Buna dikkat edilmeli, hiç akıldan çıkarılmamalıdır. Bu Kitap, insanlara yol göstericidir, bu Kitap öğüttür, Bu kitap yaşayış şeklimizi anlatan bir Kitaptır. İşte bunun içindir ki Yüce Allah, Kitabını hayatımızın dışında değil, hayatımızın içine almamızı istemiştir ve bizi ondan ahret günü sorguya çekecektir.

Sizi Kuran’dan sorguya çekeceğiz. Zuhruf 44

Allah, Kuran’dan bizi sorguya çekmeden önce, biz kendimizi sorguya çekelim. Ve hemen, gecikmeden Türkçeye çevrilmiş bir Kuran alıp okumaya başlayalım. Allah benim Kitab’ımı okudun mu ya kulum diye sorduğumda “Evet.” Diyebilelim.

Kuran’ın varlığını ve Allah’ın Kitabı olduğunu hemen hemen her müslümanım diyen insan bilir. Ancak O’nu gerektiği gibi öğrenilmesi, anlaşılması, hayata uygulanması gerektiğini çoğu kimse bilmez. Oysa bilmelidir.

Günümüz yöneticileri ve ana babaları geçmişten aldıkları mirası aynen uygulamaya devam etmektedirler. Nedir bu miras? Bu miras Kuran’ın Kuran Kurslarında, yazın da camilerde denetimsiz ve kontrolsüz olarak Arapça okuması öğretilmekte, namaz kılarken okunacağı sureler ezberletilmektedir. Bu şekilde Kuran öğretmek tümden gereksiz değilse de işin özünden çok uzaktır.

Kuran’ı ezbere bilen, hacılarda hocalarda eğitim almış nice insanlar vardır ki, belli mezhep, tarikat şeyh ve şıhların, cemaatlerin emirleri doğrultusunda buraya gelen insanları şartlandırmaktadır. Bir şeye şartlandırılan bir insan kolay kolay o şartlandırılmadan kurtulamamaktadır. Bu gün bilinen bir gerçektir ki, camilerde ve Kuran kurslarında yapılan Kuran eğitimi, Kuran’ın istediği eğitimden uzaktır.

Bu millet Türktür. Bir de zengin dili vardır, Türkçe. Kuran, Türkçe’ye çevrilmiştir. Bu çeviri insanlara öğretilmelidir. Anlamı kavratılmalıdır. Kuran ne diyor hangi konuda insanlar bilgilendirilmelidir.

Herkes Kuran’ı yani dinini kaynağından öğrenmelidir. Böylece dine karışmış olan hurefeler, bidatlar kendiliğinden yok olup gidecektir. Ama bunlardan nemalananlar buna izin vermeyeceklerdir. Bir de Kuran’ı, Kuran’ın istediği gibi okuyalım anlayalım diyenlere ateşler püskürteceklerdir.

İnsanların ne dedikleri değil, Allah’ın dedikleri önemlidir.

Sorumluluğu olanlar bundan sorguya çekilip hesap vereceklerdir. Gerçeği bilip de bunu insanlardan saklayanlar günahkardır diyor Kuran.

Bildiğini gizleyenin kalbi kesinlikle günahkardır. Bakara 283

Kuran’ı ve dinimizi Kuran’dan öğrenelim.

Çocuklarımıza öğretelim.

Aklımızı ve gönlümüzü Kuran’la aydınlatalım.

   Necmi AKGÜL

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir