EMANETİ EHLİNE VERİNİZ..

Hayatınız boyunca size bir şey emanet edildi mi?

Edilmiştir.

Ne yaptınız onu,  aldığınız gibi sahibine teslim ettiniz mi?

Güzel, siz aldığınız emaneti aldığınız gibi sahibine teslim ettiniz.

Peki, siz birine bir şey emanet ettiniz mi?

Etmişsinizdir.

Size bırakılan emaneti size nasıl verildi ise öylece sahibine iade ettiniz mi?

Siz bu durumda emanete ihanet etmediniz.

Emanet, bir şeyin mükemmelliği, bütünlüğü, kusursuzluğudur.

Size verilen bir şey mükemmel, kusursuz ise siz de onu öylece koruyacaksınız ve sahibine vereceksiniz.

İstenilen bu, aslolan da budur.

Peki ya vermezseniz?

O zaman size verilen emanetin mükemmelliğini, kusursuzluğunu veya bütünlüğünü bozmuş olursunuz.  İşte bunun adı da ihanet olur.

Bile bile kendi  emanetlerinize de ihanet etmeyin! Enfal 27

Biz sana Kitab’ı  hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. SAKIN HAİNLERİN SAVUNUCUSU OLMA. Nisa 105

Düşünün ki, siz bakansınız, valisiniz, genel müdürsünüz, hastane başhekimisiniz, okul müdürüsünüz,  pazarcısınız, temizlikcisiniz…

Size bu görevi devlet vermiştir. Bu görevlerin özünde oranın istenilen şekilde  yönetilmesinin kusursuz, işletilmesinin mükemmel olması için gayret gösterilmesi gerekir. Eğer siz, aldığınız bu görevi tam istenilen şekilde yapmazsanız, o zaman bütünlük bozulur, kusursuzluk kusurlu hale gelir, insanlar bundan zarar görürler. İşte bu görevler olması gerektiği yapılmazsa siz, size verilen bu emanete ihanet etmiş olursunuz.

Yani her görev bir emanettir.

Yapılması gereken her iş bir emanettir.

Yaşadığınız şu an, yaşayacağınız yarın size bir emanettir.

Eşiniz, çocuklarınız, paranız, eviniz, suyunuz … Aklınıza gelen her şey sizin için bir emanettir.

Canınız bir emanettir.

Bütün bunları nasıl olması gerekiyorsa öyle kullanmanız gerekmektedir. Yoksa emanete ihanet etmiş olursunz.

Emanete ihanet ederseniz, siz itibar kaybedersiniz, mutsuz olursunuz.

Ülkeniz zarar görür.

İnsanları. mutlu olmaları gerekirken, mutsuzlaştırırsınız.

Bütün bunlardan çıkan sonuç şudur, emaneti korumamız,ona ihanet etmememiz gerekir.

Emanete ihanet etmememiz için ne yapmamız gerekir diye düşünmelisiniz.

Allah bunu açıkça belirtmiştir.

Emaneti ehline veriniz. Nisa 58

Demek ki, emaneti korumanın  yolu onu ehline vermektir.

O zaman ehil olmak ne demektir?

Ehil olmak:

Bir işi en iyi biçimde yapacak düzeyde bilgisi olan, usta, yeterli ve yetkili olmak.

Ehil, bir yeteneğe, yetiye sahip olan kimsedir.

Bu tanımdan yola çıkarak diyebiliriz ki, bir iş, bir görev birine verilirken, verilen iş ve görev hakkında o kişinin eğitimli olması, usta olması, yeterli, yetkili olması ön planda tutulmalıdır.

Emaneti ehline veriniz ayeti, halk arasında şu şekilde formüle edilmiştir. Herkes bildiği işi yapsın! Herkes bildiği işi yaparsa emanet ehline verilmiş olur.

Ama günümüzde iktidardaki siyasi partiler, belediye başkanları, bir göreve birini atayackları zaman, o kimsenin pek o işi bilip bilmediğine bakmaksızın, kendi adamlarına vermektedirler. Yani, “Bilenle bilmeyen bir olur mu?”  Zümer 9 ayetini hiç akıllarına getirmemektedir.

Aslında böyle yapıldığı zaman, asıl zararı hem onu göreve getirenler, hem de o görevden faydalanmak isteyenler görürler. Herkes kendi adamını korur, ötekini bir yana koyar, gurur ve kibir batağına batar, kendini ihtiyaçsız görür ve azar (Alak 6 ve 7.  ayet)

Ehil olmayan bir yönetici veya  işini bilmeyen kim ise, sonuçta hem kendine verir, hem de ülkesine zarar verir.

Allah, Elçisi Muhammed’i  insanları uyar deyinceye kadar, eğitime tabi tutmuştur, onu yetiştirmiştir. Ondan sonra da demiştir ki:

Ey göreve hazır kişi! Kalk! Hemen, uyar! Müddesir 1-2

Ve hemen Rabbinin en büyük olduğunu ilân et,   Müddesir 3

Buradan çıkarılacak sonuç, bir göreve birini tayin ederken, onu o görev için eğitmek, ne yapacağı konusunda gerekli bilgilerle donatmak gerekir. Yoksa benim partimin adamı, bu benim  akrabam falan diyerek o göreve getirmemelidir.

İşte size Peygamberimizin yaptığı bir uygulama:

Kabe fethedilince, yıllarca Kabe’nin bakımını yapan ve halen Müslüman da olmamış olan aileden bu görevin alınmasını ve Müslüman birine verilmesini, Allah Elçi’sinden talep ettiler. Allah Elçisi “Bu işi en iyi o biliyor, Kabe’yi de iyi tanıyor, bu nedenle görev onda kalacak.” Dedi ve kimseye vermedi.

Yıllardır Kabe’ye bekçilik yapan ve ona bakan bu adam bunları duyunca oracıkta Müslüman oldu.

Demek ki, emanetler ehline verilirken bilene verilecektir. Benim ırkımdan, benim mezhebimden, benim tarikatımdan, benim partimden ve benim dinimden, benim cemaatimden, benim ailemden değil, sadece ve sadece bilene verilmelidir.

Böyle olduğu zaman hizmet iyi olur, işler güzel yapılır, zaman ve para har vurup harman edilmez, yöneten de yönetilen de mutlu olur. Toplumda birlik beraberlik olur, asıl amaç da bu değil midir?

İşte bütün bunlar için Allah, EMANETLERİ EHLİNE VERİNİZ! Diye inananlara emir vermiştir.

Sizlerde ne kadar emanet varsa, onları yazın bir yere, sonra da oturup düşünün üstünde. O emanetleri en iyi şekilde koruyor, yüceltiyor musunuz? Yoksa  arzu ve isteklerinizi  devreye sokup yapmanız gerekeni yapmıyor musunuz?

Unutmayın ki, Allah, yaptıklarınızdan ve yapmanız gerektiği halde yapmadıklarınızdan da sizleri sorguya çekecektir.

Emanetleri korumanızı dilerim..

Saygılarımla…

Necmi AKGÜL

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir