İSLAM’DA DEMOKRASİ

Günümüzde demokrasi denilince  halkın kendi kendisini yönetmesi anlaşılır.

İslamda demokrasi  Kur’an’ın halkı  yönetmesidir.

İsim olarak ikisi de demokrasi yönetimidir. Ama aralarında çok büyük farklar vardır.

Demokraside herkes seçer ve seçilir.

İslamda ehliyet sahibi  olanlar seçer ve seçilir.

Demokraside bilen  bilmeyen bir tutulurken, İslam sorar:

De ki: “Hiç bilen kimseler ve bilmeyen kimseler eşit olur mu?” Kesinlikle sadece temiz akıl sahibi olanlar öğüt alırlar/gereği gibi düşünürler. Zümer 9

Demokrasi seçende de seçilende de liyakat aramaz.

İslamda seçen de seçilen de ehliyet sahibi olmalıdır.

Bu nedenle  insanları ehil olacak şekilde yetiştirmeye önem verir.

Seçen, seçtiği kimseye yönetme gibi bir sorumluluk verdiğinin bilincinde olmalıdır.

Seçilen de, seçen insanların aldıkları oylarla bir görev yüklendiğini bilmelidir.

Allah diyor ki: Emanetleri ehline veriniz. Nisa 58

Oy bir emanettir. Ehline verilmelidir.

Oyu alan kimse de bir emanet yüklenmiştir. Bu  nedenle oy verilecek kimse de ehliyet sahibi olmalıdır.

Oy veren  de, verilen oyu  alan da ehliyet sahibi olacak.

Ehliyet sahibi olmak ne demektir, nasıl ehliyet sahibi olunur?

Ehliyet sahibi olan kişi önce özgür olacak. Yani, bir partinin, bir tarikatın, bir cemaatin, bir mezhebin, bir sendikanın  emrinde olmayacak. Onların demesi ile değil, kendi hür iradesi ile oyunu kullanacak durumda olmalıdır.

Ehliyet sahibi olacak kişi, bilgili olacak. Yani kime niçin oy vereceğini iyice araştırıp bilecek, belli bir eğitimden geçecek, düşünen, aklını kullanan  biri olacak.

Ehliyet sahibi olacak kimse, adil olacak, kimsenin hakkını yemeyecek, kimseye de hakkını yedirmeyecek nitelikte olacak.

Ehliyet sahibi olacak kişi, helal kazanıp helal yiyecek, kimsenin malını çalmayacak.

Yüksek ahlak sahibi olacak, ahlaksız, yüz kızartıcı davranışlardan uzak duracak.

 Ve kesinlikle sen, çok büyük bir ahlâk üzerindesin. Kalem  4

Allah, Elçisini seçerken O’nun yüksek ahlak sahibi olmasını istemiştir. Bu gün Allah’ın Elçisi yoktur, bu ayet bütün Müslümanlaradır.  Devlete yönetici atama yetkisinde olanlar ki,  Kur’an buna Ulu-l Emr diyor,  bir göreve atama yaparken atayacakları kişinin yüksek ahlak sahibi olup olmadığını araştırıp ona göre atama yapacaktır.

Akıl sağlığı yerinde olacak, deli, bunamış, olmayacak.

Sen deli ya da mecnun değilsin. Kalem 3

İyiyi,  doğruyu, kötü ile çirkini birbirinden ayıracak  yaşta olacak.

Ehliyet sahibi kişi şu özelliklerden uzak olmalıdır.

Çok yemin eden, aşağılık, alaycı, gammaz; arkadan çekiştiren, arabozucu, kovuculuk için gezip duran, mal ve oğulları var diye hayrı engelleyen, saldırgan, günaha batmış, kaba/obur, sonra da kötülükle damgalı şu asalakların hiçbirine itaat etme. Kalem 10-14

Bu ve benzeri özellikleri taşıyan insanlar liyakat sahibi insanlardır. Bunlar hem seçecekler, hem de seçilecekler.

Günümüz demokratik seçimlerinde böyle bir şey yoktur. Herkes, liyakat, yani ehliyet sahibi olsun olmasın gider oyunu  kullanır. Yaşına, aklına, ahlakına, bilgisine, hatta okur yazar olup olmamasına bile bakılmaz,  gider seçilmek için  bir partiye kaydolur.

İslam yönetiminde siyasi partiler yoktur. Siyasi partiler toplumu bölüp, parçalar. Bu  yasaklanmıştır.

Dinlerini parça parça bölmüş, ayrılıkçı gruplara ayrılmış kimselerden de olmayın. –Her ayrılıkçı grup kendi yanlarındaki şeylerle böbürlenmektedir. Rum 32

Partiler ülke çıkarlarından çok, kendine destek veren taraftarlarının çıkarını korurlar. Seçimi kaybetmek istemezler ve bunun için çalışırlar.

Ehil olan kimsenin seçilmesi mümkün değildir. Çok para verenin ve parti başkanının istediği kimseler seçilir ve bu ehil olmaya insanlar yönetimi ele geçirirler. Memleket iyi idare edilmez, herkese hakkı verilmez.

Günümüzde her insan kendi  devlet yönetiminde görev alırken, islamda Müslüman olanlar  dışında kimselere devlet yönetiminde görev verilmez.

Bu sistemde yönetimi elde etmek isteyen partiler kurulur. Bunlar iktidara gelince kendi partililerine, o işte ehliyet sahibi olup olmadığına bakılmaksızın, yönetimde yer verilir. Böylece toplumda sosyal çatışma başlar. İslamda buna yer yoktur.

Günümüz sisteminde seçilmiş kimseler kendilerini sorumsuz hissederler. İslamda seçilmişler  Allah’a kulluk  ve toplumun çıkarlarına  hizmet ederler.

Günümüzde hileci, açıkgöz, hak hukuk tanımayan, sahtekar, yalancı , iki yüzlü kimseler entirikalarla yönetime gelebilirler. İslam, bunlara meydan vermez, herkese görev verilirken ehliyet aranır.

Günümüzde seçimlerde oy çokluğu esas alınır. İslam, cahil,  çıkarını ön planda tutan, duyarsız  kimselerin seçileceğini hesaba katarak, oy çokluğuna izin vermez. Ehil kimselerin seçmesini ve seçilmesini ister.

Günümüz demokrasisinde  insanlara her alanda sınırsız özgürlük tanınırken, islamda,  mal edinmede ve mülkiyette sınırlama getirlir. Örnek olarak İslam içki, zina, kumar, faiz, çıplaklık gibi konularda sınırsız hürriyet tanımaz.

Bir başka ayette de  şöyle denilmektedir:

“Dini hayata geçirin, ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin.”Şura 13

Bu  ve buna benzer ayetler  birçok din görevlileri tarafından sadece  mezheplere, tarikatlara, cemaatlere  ayrılmayın şeklinde anlaşılmış,  insanlara daima böyle sunulmuştur. Siyasi partiler bunun dışında tutulmaya  çalışılmış, bunda da başarılı olunmuştur. Bir de denilmiştir ki, siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır.

Demokrasinin vazgeçilmez unsurları dediğimiz siyasi partiler,  birinin ak dediğine öteki kara demiştir. Kendi aralarında, iktidara gelmek için kıyasıya bir mücadele sürüp gitmektedir. Bunların anlaşmazlığı sonucunda görülmektedir ki, vatandaşlar  büyük zararlar görmektedirler. İnsan onuru, haysiyeti ayaklar altına alınmaktadır.

Demokrasinin vazgeçilmez temel unsurları siyasi partiler değil, adalet ve liyakat, işi ehline vermektir.

Ülkemizde yüzlerce mezhep, tarikat ve cemaat ve bunların uzantıları ile siyasi partiler vardır. Yani toplum, bölük pörcük, paramparça olmuştur. Hizmet yarışı bir yana bırakılmış, güç elde etme yarışı,  “Ben yöneteyim!” yarışı başlamıştır.

Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın ve birbirinizden ayrılmayın! Ve Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın! Ali İmran 103

Kur’an’a yapışın, birbirinizden ayrılmayın diyen Allah’ı ben müslümanım diyen insan dinlemiyor, anlamıyor, bu ayetleri hayata geçirmek için de hiçbir çaba göstermiyor. Kur’an adına konuşan din görevlilerinden hiç böyle bir şey duydunuz mu?

İnsan için çalışıp kazandığından başkası yoktur. Necm 39

Bu ayeti din görevlilerinin ağzından hiç duydunuz mu? Çalışmak ve alın teri ile para kazanmanın Allah’ın emri olduğunu insanlara anlatmazlar.  Ama miskin miskin oturmayı, boş yere vakit geçirmeyi önerip dururlar. Oysa müslümanım diyen kimse sürekli hareket halinde olmalı, pasif durumda olmamalıdır.

Öyle olmuştur ki, din, siyasilerin emrine girmiştir. Siyasi ne derse odur din. Kur’an’a uymayan yüzlerce fetvalar veriliyor, bunların yanlışlığını söyleyen bir Allah kulu var mı? Allah’ın son dini karşısında  dünya sıraya gideceği yerde, dünya Müslümanları terörist durumuna düşürülmüştür, imrenilecek değil, korkulacak duruma getirilmiştir.

Peki yönetim için Kur’an ne önerir?

Şüphesiz Allah, size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Şüphesiz Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah, en iyi işiten, en iyi görendir. Nisa 58

Ey iman etmiş kimseler! Allah’a itaat edin, Elçi’ye ve sizden olan yöneticilere de itaat edin. Nisa 59

Allah ve Elçi’si, emirlerini yerine getiren, emanetlerin ehlinde olduğu, insanlar arasında hükmün de adaletten şaşmadan yerine getirildiği  iman sahibi insanların yönettiği bir devlet sistemi istemektedir. Allah’a ve Elçi’sine itaat, Kur’an’a uymak ve onu hayata uygulamakla mümkündür.

Buradan anlaşılmaktadır ki, her küçük yerleşim biriminde bir danışma meclisi olacak, bunun başında ehliyet sahibi, adil, emanetleri ehline verecek bir yönetici bulunacak. Muhtarlık seçimi ülkemizde buna örnek gösterilebilir.

İslam,  emanete ihanet etmeyen, adil yöneticilerin daha üst görevlere gelmesi için iyiler içinde en iyisini seçen bir sistem  öngörmektedir.

Köylerde ve mahallelerde en iyiler yarışır, ilçede kendini yönetecek iyiyi seçer.

Bütün ilçelerdeki en iyiler de il yönetimi için  en iyilerini seçerler.

Bütün illerin en iyileri de  ülkeyi yönetecek  yönetimi seçer.

İyilerden oluşmuş danışma meclisi de Cumhurbaşkanını, başbakanı, bakanları seçer.

Seçilen bakanlar, yine liyakat esaslarına göre diğer gerekli devlet kademesindeki insanları bulup seçer, onları tayin eder.

Böylece her devletin kademesinde işini en  iyi bilen liyakat sahibi insanlar görev yaparlar.

Böyle olunca herkes devleti, vatanı ve millet için en güzel şeyleri yaparlar, kimse haksız kazanç elde edemez, kimse rüşvet alamaz, kimse kamu malını talan edemez. Olması gereken ne ise öyle yapılır, herkes mutluluk içinde ve bolluk içinde yaşar.

Bir de siyasi partilere meydan veren demokrasilere bakın.

Sınırı belli olmayan parti kurulur. Ülkemizde irili ufaklı 60’den fazla…

Hepsinin amacı iktidara gelmektir. Kendini ön plana çıkarmak için öteki partilere saldırır. Kendine saldırılan da saldırana saldırır. Böylece birbirlerine girerler.

İktidara geldiklerinde her siyasi parti kendi  liyakat ve ehliyet ilkesini bir yana bırakır kendi adamını önemli yerlere tayin ederler. Böylece iş bilmezler yönetimi oluşur ki, bu da başka olumsuzlukları doğurur. Bitmedi, o  parti gider, bu defa öteki iktidar olunca öteki partinin adamlarını alır, kendi bilmezlerini getirir. Bunun zararı kime olur, vatana, millete, vatandaşa…

Şüphesiz dinlerini parça parça edip grup grup olan şu kimseler; sen hiçbir şekil ve davranışça onlardan değilsin. Enam 159

Sonra insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip böbürlenmektedir. Müminun 53

Emaneti ehline verin demek, devlet makamlarının hepsinin işi bilenlere verilmesi demektir.Herkes, yapacağı işte yetişmiş, bilgi sahibi olmalıdır. Bu görevlere atanacak insanların ortak özellikleri o görevi yapacak bilgi, adalet, ahlak sahibi olmalarıdır.

Devletin yönetimine gerekli atamalar yapılırken işinde ehil olanlar tarafından o göreve uygun olup olmadığı araştırılmalı, atama, bu araştırmadan sonra yapılmalıdır.

Allah, Davud Peygambere şöyle diyor.

Seni yönetici yaptık. O halde insanlar arasında adeletle hüküm  ver. Arzu ve isteklerine uyma, ki bunlar seni Allah yolundan uzaklaştırır. Sad 26

Kamuya yönetici ataması iki şekilde yapılır.

 Birincisi  atama yapacak makam, ehliyet sahibi kimseleri araştırıp bulur ve uygun göreve atar.

İkincisi de kendini bir göreve ehil gören kişi, kendisi  göreve talip olur. Yusuf Peygamberin durumunu Kur’an Yusuf Suresinin 54,55,56 . ayetlerinde şöyle anlatır:

“Ve hükümdar, “Onu bana getirin, onu kendim için atayayım” dedi. Sonra o’nunla konuşunca da,“Şüphesiz sen bugün yanımızda gerçekten önemli bir mevki sâhibisin, güvenilir birisin” dedi.

Yûsuf dedi ki: “Beni yeryüzünün hazineleri üzerine görevlendir. Şüphesiz ben, iyi koruyan, çok iyi bilenim.”

Ve işte Biz böylece Yûsuf için o yerde iktidar; ülke yönetimi verdik.”

Atama yapılırken bu iki özellikten başka şu ayet hükümleri de göz önüne alınmalıdır.

Ey iman etmiş kimseler, benim ve sizin düşmanınızı yönetici, yardımcı, yol gösterici ve koruyucu yapmayın. Mümtehine 1

Çok partili sistemin ülkemize getirdiği sonuçlar ortada. Bu gün ülkemiz, bölünmüş, parçalanmış, gruplaşmış insanlar, geri kalmışlık, fakirlik, ahlaksızlık, kamu malını talan, adaletin yerlerde süründüğü, tarikat ve cemaatlerin devleti ele geçirecek kadar güçlendiği, dışarıdan destekli bir takım yobazların televizyonlarda konuşarak Allah’ın dinini bütün kuvvetleri  ile bozmaya çalıştıkları, gelir dağılımı en kötü ülkeler arasında olan, insanların mutsuz, umutsuz yaşadıkları bir ülke haline gelmiştir.

Demokrasi bu mu? Halkın yönetimi bu mu?

Halk kendi kendini yönetmiyor, halkı üç beş kişi yönetiyor.

HALA AKLINIZI KULLANMAYACAK MISINIZ? ENAM 50

Saygılarımla…

Necmi AKGÜL

 

 

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir