KÜÇÜK ŞEYLER

Önemsiz gibi görünen küçük şeyler aslında çok önemlidir.

Mesela gülümsemek küçük bir şeydir; ama büyük  ve yararlı sonuçlar doğurur.

Çünkü gülümsemek, gülümsediğiniz insana huzur verir, güven verir, gönlünüzdeki güzel duyguları, aklınızdaki güzel düşünceleri başkalarına iletir. Durgun suya atılan taş gibi etrafında haleler çizerek uzaklaşıp gider.

Gülümsemek varken surat asmak niye ki? Neye yarar? Surat asmak insanın üzerine karamsarlık çöktürür, çevrendeki insanların iç dünyalarında size karşı olan güzel duyguların güzelliğini yok eder, size yaklaşacağı yerde sizden uzaklaşır.

Neden böyle olur? Çünkü yüzü asık birinin içinde biriken olumsuz şeyler vardır, bu olumsuz şeyler etrafa, durgun sudaki haleler gibi, yayılır gider.

Hayatınızda böyle insanlarla karşılaşmışsınızdır.

Doktora gidersiniz,  yüzü asık. Halbuki gülümsese size huzur verecek, iyileşmenize katkı sağlayacak, moraliniz düzelecek, değer verildiğinizi anlayacaksınız. Ama sert sözleri, anlamayan halleri, ciddi yüzleri ile size korku ve endişe verir.

Geçenlerde doktora gittim. Doktor çok ciddiydi. Kan sonuçlarıma bakar bakmaz,  “Böbrekleriniz berbat!” dedi. Ben  de: “Biliyorum, teşekkür ederim.” Diye karşılık verdim. Onun ciddi haline karşın, benim yumuşak,saygılı cevabımı duyunca biraz utandı.

Suçunuz yoktur ama, polisle karşı karşıya geldiniz.  Ne o, yüzleri asık, sözleri sert. “Yanlış yola girdiniz  beyefendi, ceza uygulayacağım.!” Bu davranış size uygulayacağı para cezasından çok daha canınızı yakar. Oysa, nazik, kibar, güler yüzlü, güven veren bir halde yaklaşsa da bunları söylese ve   cezasını uygulasa, ceza uygulamakla içinizde açtığı yarayı, o davranışları yok edecektir.

Hayatta, güler yüzlü insanlar kazanmışlardır daima. Gülümsemek, yemyeşil çimenler üzerinde açılmış papatya çiçeklerinin çektiği gibi sizi başkalarına çekerler.

Size sert çıktıkları zaman, yani görevli, tanıdığınız, bildiğiniz, arkadaşınız,yakın  akrabalarınız, çevrenizde kim varsa,  ister istemez onlara karşı, belli etmeseniz bile bir tavır alırsınız. Ama bir de işin başka yüzü var, eğer insanlara karşı asık suratlı olursanız,   o insanlar da size karşı tavır alacaklardır. Oysa küçük bir gülümseme, sizi onlara, onları size yaklaştıracak sihirli bir davranıştır.

Gülümsemeyi ya da  yüz asıklığını çevreye yansıtan şey, sadece dudaklar değildir. Gülümseme gözlerle de olur. Gözler içimizdeki güzellikleri çevremize sunan, yer altından çıkan tatlı berrak sular gibidirler. İnsan o suyu içtikçe içer, ama bir türlü içmeye doyamaz. Ya gözlerden öfke, nefret saçılıyorsa etrafa, o zaman benzeri bakışlar size  de yansır.

Hani derler ya,  bir bakış bir bakışa neler anlatır. Elbette gözlerin anlattığı şeyler bitmez tükenmezdir.

İnsanın yürümesi de çevreye olumlu, güven dolu mesajlar verdiği gibi, sizden çevrenizin uzaklaşmasını sağlar. Gururla, kibirle yürüyen insanlar  sevimsiz, gıcık insanlardır. Ayaklarını yere vururlar, başlarını sanki küçük dağlara aşacak gibi kaldırırlar. Herkese  tepeden bakarlar, kimsenin yanlarına yaklaşmasını istemedikleri gibi kimsenin  yanına yaklaşmazlar.

Bu konuda bakınız Allah ne diyor:

Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez. Lokman 18

Böyle insanları Allah sevmiyor, Allah’ın sevmediğini inanın ki,insanlar da sevmezler. Sevilmek mi istiyorsunuz, sade yürüyün, böbürlenmeyin, alçak gönüllü olun. Ancak o zaman kazanırsınız, yoksa kaybetmek sizi bekliyor.

Küçük şeyler daima önemlidir.  Örnek mi istiyorsunuz?

Deniz  kenarında ya da parkta oturacak bir şey bulup oturdunuz. Çekirdek çitliyorsunuz, kabuklarını yere atmak küçük bir şey, ama herkes aynı şeyi yaparsa temiz değil  kirli bir şehirde yaşayacağız.

Sigarayı içip izmaritini sokağa fırlatmak, küçük bir şey.. Ya sonuçları?

Bir düşünün..

Kolayı içip, kutusunu  yanında çöp sepeti varken, sokağa tekmelemek küçük şey… Ama ya herkes yaparsa bunu, o zaman ne olur?.

Keyfiniz geldi, gece saat bir olmuş, müzik açmak  sizin için küçük şey belki, ya bundan rahatsız olanlar varsa?…

Karşılaştığınız birine günaydın, ya da merhaba demek önemsiz küçük şey belki. ama bunların doğurduğu sonuçlar harika şeyler. Düşünün, merhaba dediğiniz birine “Bana güvenin, benden size zarar gelmez!” diyorsunuz. Selam vermek, karşıdakine güven vermek, ben sizin için iyi şeyler düşünüyorum demektir. Siz de bunu bol bol yapınız bana göre…

Soğuk bir odada oturuyorsunuz. Kapınız açıldı, içeri biri girdi. Ona bağırarak:

“Kapıyı kapat!” diyebilirsiniz..

Ya da kapıyı açık bırakan o kimseye tatlı bir ses tonu ile:

-İçere soğuk geliyor,kapıyı kapatır mısınız?” derseniz ne olur?.

Bağırmak, karşınızdakine içindeki kızgınlığı  iletmektir. O da size karşı savunmaya geçecektir. Ama tatlı bir dil ile söylemek içinizdeki anlayışı,sevgiyi ve güveni karşınızdakine iletmektir. Hangisi daha güzel sonuç verir sizce?

Ses tonunu ayarlamak küçük bir şeydir belki, ama ses tonunuz içten,sevginizi ve anlayışınızı  karşıdakine iletiyorsa, harika sonuçlar alacaksınız.

Söz içten söylenmeli…

Ses tonu yavaş ve etkileyici olmalı.

Çocukları niçin severiz hiç düşündünüz mü?

Onlara bakarsınız, onlar size gülümserler de onun için… Çünkü içleri temizdir, saftırlar, kötülük düşünmezler , siz bunu anlarsınız, seversiniz. Hatta “Şuna bak şuna, ne tatlı!” dersiniz.

Bütün çiçekler, rengi,kokusu,görünüşü nasıl olursa olsun, üzerlerinde sevgi taşırlar. Bir papatyayı koparıp sevdiğinize sunmanız küçük bir şeydir, ama onun doğurduğu sonuç sizin ona verdiğinizin yüz katı farkla tebessüm,sevgi, güzel bir bakış, anlayış ve güven olarak size geri döner.

Unutmayın, yirmi, otuz, elli katlı devasa binalar, küçük küçük tuğlaların örülmesi, incecik demirlerin dizaynı, milyonlarla kum taneciklerinin birleşmesi ile oluşur. Mutlu bir toplum da tek tek insanın küçük şeylere verdiği değerlerle ve onları uygulamakla olur. Büyük olan şeylere oturup çare arıyoruz zaten, ama küçük şeyleri görünce : “Aman ya,bundan bir şey olmaz.!” Deyip geçiyoruz.

Yine unutmayın ki, doğduğumuz zaman küçücüktük, geçen her küçük gün  bizi büyütüp kocaman kocaman insanlar yaptı. Bu gün önemli değil, bu şey önemli değil, bunu boş ver geçelim değil, bunlar önemli şeylerdir. Büyük sorunların temelinde önemsiz dediğimiz  küçük şeylerin birikmesi  vardır.

Allah, İşleri güzel yapın! diyor. Sebe 11

Sözü güzel söyleyin.

 Güzel davranışlarda bulunun, işleri güzel yapın.

Anneye babaya iyi davranın.

Çocuklarınıza iyi  davranın, onları sevin.

Parayı  helal kazanın.

Güzel duygular, güzel düşünceler besleyin.

Hareketleriniz güzel olsun..

Alacağınızı güzel isteyin, borç verirken güzel verin.

İyilik yapacaksanız, bunu güzel yapın.

Selamı güzel alın, verirken güzel verin. (Nisa 86)

Yemeği güzel yiyin, elbiseyi  güzel giyinin.

Kötülüğe bile güzel karşılık verin.

Bir şeyi kabul ederken güzel kabul edin, reddederken güzelce reddedin.

Sabrı güzelce yapın.

Bunlar küçük şeylerdir, ama kazancı çok büyüktür. Bakınız Allah, güzel şeyler yapanlara ne verecek:

İman edenlere, işleri güzel yapanlara cennet vardır. Hud 23

Bir işi, kötü, çirkin, gereksiz,  zararlı yapanlara acaba ne verilecektir:  Bunu düşünür müsünüz?

Saygılarımla..

 Necmi AKGÜL

 

 

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir