GERÇEK NAMAZ

Şu ayetlere dikkatlice bakalım.

Oku! Alak 1

Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Nisa 82

Onlar Kur´an´ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri kilitli mi? Muhammet 24

Kur’an’ı ağır ağır okul! Müzemmil 4

Sana bu mübarek  Kitab´ı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik. Sad 29

Bu beş ayetin  akıllı insanlara söylemek istediği şu:

Kur’an’ın ayetlerini ve tamamımı düşüne düşüne, anlaya anlaya oku!

Demek ki, Allah, Kur’an’ı anlamadan, dinlemeden, üzerinde düşünmeden okumamızı istemiyor.

Kur’an’ı anlayın, dinleyin, düşünün, hayatınıza uygulayın diyor.

Böyle mi yapıyoruz?

Ne yazık ki, bu soruya kocaman bir hayır demek zorundayım.

İnsanlar en çok Kur’an’ı nerede okuyorlar dersiniz?

Namazlarda… O da Arapça aslından..

Anlıyorlar mı? Hayır..

Düşünüyorlar mı ayetleri ? Hayır..

Ee, Allah anlayın diyor, sen de diyorsun ki, ben müslümanım ama anlamam, Allah’ın dediğini tutmuyorsunuz. Ve Allah diyor ki,  “Ben sizi Kur’an’dan sorguya çekeceğim.” (Zuhruf 44) Yani soracak Kur’an’ı okudun mu, anladın mı, üzerinden düşündün mü, hayatına uyguladın mı?

Ne cevap vereceksin, ne diyeceksin o zaman?

Bunu bir düşün olur mu?

Gelelim namaza…

Namaz kılıyorsun, namaz esnasında söylediğin, sana ezberletilen hiçbir şeyin anlamını bilmiyorsun.  Kur’an ayetlerini ve kısa sureleri çabuk çabuk sıralayıp gidiyorsun. Şimdi sen namaz mı kılmış oldun. Ne dedin Allah’a, ne istedin O’dan? Bilmiyorsun…

 Sana namaz kıl diyenler, namaz kılmasını öğretirken demişler ki, Peygamber namazı böyle kılıyordu, sen de böyle kıl.

Peygamber namazı nasıl kılıyordu, şimdi O’nun bize tebliğ ettiği Allah’ın Kitabı Kur’an’a bakalım.

Bakalım ki, Allah’ın Elçisi  namazı nasıl kılıyormuş!

Namazda okunanlar kulun Allah’ından istedikleridir. Yani duadır.

Allah kullarının dua etmesini sever…. Onun için de dua etmemizi  ister.

Allah şöyle  buyurur: Bana dua edin, karşılık vereyim. Mümin 60

Duanız olmadıktan sonra Rabbim size niye değer versin? Furkan 77

Ve ne zaman kullarım benden sana sorarlarsa, ben yakınım, dua edenin duasına karşılık veririm. Bakara 186

Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.»  İbrahim 29

Dua, Allah’tan istemektir.

İstemek, insanın içindekinin Allah’a ulaşması olayıdır. Neye ihtiyacın varsa, senin için olması gereken ne varsa bunu Allah’a ulaştırmaktır.

Allah diyor ki, bu isteklerinizi bana ulaştırmazsanız sizin, benim için değeriniz yok, sonra ben sizden uzaklarda değilim, şah damarınızdan daha yakınım, çok yakınım size, ne derseniz duyarım, bilirim, işitirim. O  zaman da size karşılık veririm.

Allah’a dua etmek için belli bir yer, belli bir şekil, belli bir hareket tarzı belirlenmemiştir. Dua her yerde har zaman istenildiği kadar yapılır.

Nasıl ki, Allah’ı anmak ayakta dururken, otururken, yatarken yapılıyorsa, dua da insanın içinde bulunduğu her halde ve şartta yapılabilir.

Allah dua etmemizi istiyor, bu kesin.

Ama duayı nasıl yapacağız, bunu da açıklaması lazım.

Açıklıyor elbette.. Çünkü Kur’an’da Allah her şeyi açıklamıştır. İşte o ayet:

Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez.Araf 55

Korku ve ümit içinde Rablerine dua ederler. Secde 16

Görüldüğü gibi dua etmek için bir şekil şartı yoktur. Ama O’nun huzurunda nasıl olursak olalım, büyük bir teslimiyet içinde olunmalıdır.

Unutulmamalıdır ki, sen O’nu görmüyorsun ama, o seni her halinle görüyor.

O’ndan isteyeceklerin için süslü kelimelere, kafiyelere, ezbere dayalı şeyler olmadan içinden geldiği gibi istemelisin.

İsteğini söylerken O’nun huzurunda biraz daha küçüldüğünü, acizleştiğini, bedeninde ve gönlünde ne varsa yavaş yavaş kendinden geçtiğini hissetmelisin.

Başın öne eğilmeli.

Gözlerin yarı açık olmalı ya da kapanmalı.

Bedenin bir rüzgarla savrulacakmış gibi yumuşamalı.

Kulağın bütün seslere kapanmalı.

Ellerinin ayaklarının gücünü kaybettiğini hissetmelisin.

Çalışıp da yapamayacağın her şeyi O’dan istemelisin.

İçinden istediğinin verileceğine  dair bir umut olmalı. Ben isterim ama Allah vermez diye düşünmemelisin.

Dudaklarının hareketini kalbin yanında bomba patlamış gibi duymalısın.

Yanlış bir şey isterim de Allah’ımı incitirim diye korku içinde olmalısın.

Bütün bunları gösteriş için değil, gizlice yapmalısın.

Ve dua ederken, kendinden geçerken, isteklerini sıralarken asla sınırı aşmamalısın.

Kur’an’ın bu isteği ile yapılan dua, bu gün kılınan namaza benziyor mu? Elbette benzemiyor. Allah, içinizden geçerek, gizlice isteyin istediğinizi diyor. Bu gün kılınan namazda böyle yapılmadığını her namaz kılan biliyor.

Şimdi diyorlar ki, hadisler olmasa namazın nasıl kılınacağını kimden öğrenecektik. Peygamber, namazın nasıl kılınacağını rekat olarak, sure olarak, şekil olarak anlatmıştır, bizler de böyle kılıyoruz işte.

Peygamberim kendiliğinden dine ekleme ve çıkarma yapamayacağını Allah şöyle bildiriyor Kur’an’da:

Eğer Elçi/Muhammed, bazı sözleri Bizim sözlerimiz olarak ortaya sürseydi, kesinlikle O’ndan tüm gücünü alırdık. Sonra O’ndan can damarını kesinlikle keserdik. Artık sizden hiç biriniz O’na siper de olamazdınız. Hakkah  44-47

Ayet gayet açık, Peygamber Allah kendisine ne bildirdiyse onu insanlara duyurmuştur. Buna ekleme ve çıkarma yapamaz. Allah buna için asla izin vermez.

Ben sadece Kur’an’a uyarım. De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Hala düşünmüyor musunuz? Enam 50

Demek ki, Allah’ın Elçisi Kur’an’a uymayan hiçbir şey söylemez, hiçbir davranışta bulunmaz. O, tamamen Kur’an’a uyar. O’nun Kur’an’a uyması Kur’an ile sabittir.

Allah’ın Elçisi, arzu ve isteklerine göre konuşmuyor, O’nun konuştukları Allah’ın kendine vahyettikleridir. Necm 2,4

Bu böyle olduğu halde, nasıl olur da, Peygamber, Allah’ın söyledikleri dışına çıkar.  İnanın ki, Hazreti Muhammed de  duanın nasıl yapılması gerektiğini bildiren ayete uymuş, öyle dua etmiştir. Bunun başka bir şekli, ilavesi olamaz. Eğer böyle bir şey yapmaya kalksa Allah buna izin vermez. Yani peygamber namaz beş vakittir, şu kadar rekattır,  günün şu saatlerinde kılınır demez, diyemez. Bu Allah’ın emirlerine karşı gelmek olur, şah damarının koparılması anlamına gelir, Elçilik görevinin üzerinden alınması demek olur. Böyle bir şeyi asla yapmaz.

Sonradan dua etme şekle bağlanmış, günde beş vakit olsun denilmiş, şu kadar rekat yapılsın denmiş, bunun böyle olması için hadisler uydurulmuş, kimse de bunun doğru mu değil mi olduğunu araştırmamış, asırları aşarak bu iş günümüze kadar gelmiştir.

Kur’an’da açık ve net olarak bize de Kur’an’a uymamızı  emretmiştir Allah. Ne diyor:

Rabbinizden size indirilen uyun! Araf 3

Rabbimizden bize ne indirilmiştir? Kur’an. O halde uyulması, hayata uygulanması gereken şey Kur’an ayetleridir.

Müslüman olarak görevimiz, Kur’an’ın ne dediğini araştırıp bulmak, ona göre hareket etmek, onları ayıklamak,  gerçek din olan Allah’ın dinine uymaktır. Dinimize, din tüccarları tarafından bir çok eklemeler yapılmıştır, bunları terk etmektir.

De ki: Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım. Ahkaf  9 

Peygamberim görevi Kur’an’a uymak, açık ve net şekilde bizi uyarmaktır.

Dua içten ve samimi olmalıdır. Öyle bağıra bağıra, o, bu duysun diye olmamalıdır. Çünkü Allah insanı yaratmıştır, onun içinden geçenleri o söylemeden bilir. Bunu zaten  O da bize bildiriyor ne kadar yakın olduğunu.

Ve andolsun insanı Biz yarattık. Nefsinin kendisine neler fısıldadığını da biliriz. Ve Biz ona şahah damarından daha yakınız. Kaf 16

Kur’an’da namaz olarak mana verilen kelime salat kelimesidir. Salat da yardımlaşma ve dayanışma demektir. Yüz yıllardır salat kelimesi namaz olarak bilinmiş, asıl anlamından saptırılmıştır. Bu gün kılınan namaz, şekil yönünden, rekat yönünden, sünnet yönünden, okunan sure ve ayetlerinin anlamının bilinmemesi yönünden,  her namazda abdest alınması yönünden Kur’an’dan onay almaz.

Namaz denilen şeyde bir şekil tutturulmuş, yüzyıllardır üzerine eklemeler yapılarak bugün ibadet olmaktan çıkmış, kılanın da kıldıranın da bir şey anlamadığı bir ritüel olup çıkmıştır.

Peygamber, Kur’an’ın dediği biçimde dua etmiştir. Söylediğini Allah’a anlayarak söylemiştir. Ne söyledi ise kendinden geçerek, umut ve korku içinde söylemiştir. Dili ne diyorsa  kalbi onu tasdik etmiştir. Bunun dışında bu günkü gibi namaz kılmayı bildiren  sözleri ve davranışlarının hepsi uydurmadır, Kur’an’dan onay almaz.

Bizlere düşen de Peygamber ne yaptı ise dua ederken, nasıl yaptı ise öyle yapmaktır. Çünkü bu dini tebliğ eden O’dur. Allah’tan emri alan odur. Uygulayan da O’dur. Biz de O’na tabi olmalıyız. Onun gibi duamızı yapmalıyız.

Saygılarımla…

Necmi   AKGÜL

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir