BOZGUNCULUK

İnsan kendine zarar verecek ve yarar sağlayacak şeyleri öğrenmelidir. Bunu yapmayan insan aklını kullanmayan insandır. Aklını kullanmayan insanlara, acılar, ızdıraplar, üzüntüler, huzursuluklar yaşarlar. (Yunus 100)

Yaşımız kaç olursa olsun, erkek veya kadın olalım, hem kendimizi hem de etrafımızdaki olup bitenleri izlememiz lazımdır. Çünkü bunlardan alınacak dersler vardır. Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki, yanlarına uğrarlar da yüzlerini çevirerek geçerler. (yusuf 105) Onların çoğuda ancak Allah’a ortak koşarak inanırlar. (yusuf 106) Aklını kullanan insan, kayalar arasındaki bir minik çiçeği gördüğünde düşünmelidir: Bu çiçek ne kadar güzel, rengi var, kokusu var, gökyüzüne gülümsüyor, iç içe yapraklarının dizilişinde en küçük bir kusur yok, bir parmak ucu kadar toprak üstünde hayata meydan okuyor. Rabbim ne kadar büyüksün, diye.

İnsan yapısı ve yaratılışı gereği, her gün yeni bir şeyler öğrenir. Küçükken bu bilgileri anasından, babasından kardeşlerinden, mahalle arkadaşlarından ve okuldan öğrenir. Kendi kendine doğruluğunu ve yanlışlığını kontrol etmek imkanı da yoktur. Bulduğu cüzdanı arayıp sahibine vermenin güzel olduğu öğretilirse onu yapar, şu adamın cüzdanında para var, git onu al diye öğretirsen gider onu yapar. Eğitim her yaşta önemlidir ama, küçük yaşlarda daha da önemlidir.

Neyin iyi neyin doğru olduğunu anladığımız zaman öğrendiklerimizi doğrudur diye çalışmak yerine, Allah’ın doğrularını anlamaya, öğrenmeye, araştırmaya çalışmalı, bildiğimiz doğrular ile Allah’ın doğrularını karşılaştırmalı, bildiklerimiz Allah’ın doğrularına uymuyorsa onu terketmeli ve Allah’ın doğrularına göre davranışlarda bulunmalıyız.

Her toplumda sapmış, azmış, yoldan çıkmış insanlar vardır. Bunlar kötülük etmekte sınır tanımazlar. Kendileri saptıkları, yoldan çıktıkları zaman, başkalarının da sapmasını ve yoldan çıkmasını isterler. Hem kendilerine hem de çevrelerine zarar verirler.

Gecenin bir yanında beş on sapık kimse, yüzlerini kapatarak sokağa çıkıp kudurmuş köpekler gibi etraflarına saldırıp ne varsa yakıp yıkıyorlarsa ve bu sapıklıklarından iyi sonuç alacağını sanıyorlarsa yanılıyorlar. Kötülük, kötülükten başka bir şey üretmez ki..

Bunlar nasıl insanlar? Bu ülkenin insanları mı? Devletin polisine, askerine, araçlarına kurşun atanlar yaptıklarının iyi şey mi olduğunu sanıyorlar? Bu ülke ki, bunları beslemiş, büyütmüş, okutmuş, bir milletin vatandaşı olma şerefini vermiştir onlara. Karşılığını yakıp yıkmak, yok edip bitirmek şeklinde ödüyorlar.

Yazıklar olsun bu insanlara… Ve yine yazıklar olsun ki bu insanları paralar vererek bu ortama sürüp yakın yıkın talimatını verenlere…

Bu insanlar kendi vatandaşlarının kanını dökerek, kendi kanlarının dökülmesine davetiye çıkaracak kadar akılsız, önyargılı, şartlanmış ve aklını kullanmayan aciz, başkaları tarafından güdülen insanlardır.

Son zamanlarda vurun, kırın, dökün diyenler varken, öbür tarafta ne yazık ki, yapmayın, etmeyin, döküp yakmayın diyen kimse yok… İşin daha da acısı bunu demokratik hak olarak gören adiler,yorumcular gazeteciler var. Bir gün iğnenin ucu kendilerine de dokunduğu zaman aynı şeyi diyecekler mi acaba?

Allah diyor ki,

İnsanlar içinden bazıları vardır, “Allah’a ve âhıret gününe inandık” derler ama onlar inanmış değillerdir.Bakara 8

Allah’ı ve inanmış olanları aldatma yoluna giderler. Gerçekte ise onlar öz benliklerinden başkasını aldatmıyorlar. Ne var ki, bunun farkında olamıyorlar.Bakara 9

Kalplerinde bir hastalık vardır da Allah onları hastalık yönünden daha ileri götürmüştür. Ve onlar için, yalancılık etmiş olmaları yüzünden acıklı bir azap öngörülmüştür. Bakara 10

Onlara: “Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın,” dendiği zaman: “Biz sadece düzelticileriz,” derler.Bakara 11

İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.Bakara 12

Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.Bakara 13

Bunlar iman etmiş olanlarla yüz yüze geldiklerinde, “îman ettik” derler. Kendi şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise söyledikleri şudur: “Hiç kuşkunuz olmasın biz sizinleyiz. Gerçek olan şu ki, biz alay edip duran kişileriz.”Bakara 14

Onlar sağırdırlar, dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple onlar geri dönemezler.Bakara 18

Bakara suresinin bu ayetleri, bu yakıp yıkanları ne güzel anlatmaktadır. Kuran, 1400 yıl öncesinden bu günün bu akılsız insanlarını tarif etmektedir. Bunlar bozguncu, anarşist ve teröristlerdir. Fakat bunlar bozguncu ve terörist olduklarının farkında değillerdir. Yapmayın etmeyin dendiğinde bunlara, biz bozguncu değiliz, biz düzelticiyiz derler ve kara ruhlu olduklarını kabul dahi etmezler. Bunlar bir takım daha kara ruhluların emrinde satılmış, aşağılık insanlardır.

Bu insanları nasıl yola getireceğiz, nasıl topluma daha fazla zarar vermelerine engel olacağız. Kuran, bunun da çaresini göstermiştir. Bu çare uygulandığında bu düzen bozucular yok olup gideceklerdir. İşte Kuran’daki o çare:

Allah ve Resulüne karşı savaşanların ve yeryüzünde düzeni bozmaya çalışanların cezası ancak ya öldürülmeleri, ya asılmaları, yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut da bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Onlar için ahirette de büyük azap vardır. Maide 33

Devletin polisini taşlayanları, arabasını yakanları, insanların iş yerlerini tahrip edenleri basit bir eylem olarak görürseniz, bunları yakalar sonra da üç gün sonra serbest bırakırsanız, asla bozgunculuğu önlemekte başarılı olamazsınız. Görülmüştür ki, böyle yakalanıp serbest kalanlar başka bir olayda yine baş rol oynamışlar, yakıp yıkmaya, talan etmeye devam etmişlerdir. Zaten bu tür tedbirlerle önlenecek olsaydı her şeyi bilen Allah çözüm yönündeki ayetini böyle indirirdi. Ama öyle demiyor Allah, Peki ne diyor?

Bunların yani düzeni bozmaya çalışanların cezaları yaptığı işin ağırlığına göre şu şekilde verilmesini Allah şöyle emrediyor.

Acımadan öldürülmelidirler.

Asılmalıdırlar.

Ya da ayakları çaprazlama kesilmelidir.

veya bulundukları yerden sürülmelidirler

Bu cezalar onların bu dünyadaki rezilliğidir, ahirette de acıklı bir azap çekeceklerdir.

Şimdi günümüzde ne yapıyoruz bizler, tutuyoruz, öğüt veriyoruz, sonra sokağa salıyoruz. Niye, ertesi günü daha kinli gelip yeniden kırıp döksün diye.

Bu mantıkla anarşi önlenmez. Önlenecek olsa Allah böyle derdi. Ama ağır cezalar önermiştir, bu cezaları verin demiştir. Veriliyor mu, elbette hayır.

Bu düzen bozucularına bu ülke her şeyini vermiştir. Ama insan zalim ve nankördür.

O size istediğiniz her şeyden verdi. Allah’ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür! İbrahim 34

Siz iyillik ediniz. Çünkü,İyilikler kötülükleri yok eder. Hud 114

Saygılarımla…

Necmi Akgül

 

 

 

 

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir