BUHARİ

Dine hizmet mi etti, yoksa ihanet mi?

Günümüzde Hadis deyince akla gelen ilk isim Buhari’dir. Sahih-i Buhari’deki  hadisler tartışmasız doğru olarak kabul edilir. Bu hadisler içinde  Kuran’a  uymayan yüzlerce hadis vardır. Bir hadis  Buhari’nin kitabında varsa, onun Allah’ın kitabına uyup uymadığına bakılmaz. Camilerde imamlarımız, televizyonda ulemalarımız, gazetedeki yazarlarımız bu hadisleri bol bol kullanırlar. Hem öyle anlatılır ki, Kuran bile bazen bu hadislerin gölgesinde kalır. (Haşa)

Kuran’nın birkaç ayetini veya birkaç suresi ezbere okuyup, ne anlama geldiğini bile araştırmayan ve Kuran’ın içinden habersiz insanlar, Kuran dışında her anlatılanları din sandıkları için bu hadisleri doğru kabul ederler. Doğru mu, yanlış mı diye  düşünmezler.

Bu yazıda Buhari kendi dilinden ve kitabından anlatılacak.. Hadislerden de bazı örnekler verilecek,, Buhari hakkında ne düşünmeniz gerektiğini de size bırakılacaktır.. Şunu peşin olarak söylemek zorundayım ki,  Allah’ın Elçi’si Hz. Muhammed’in, hiçbir sözü, hiçbir davranışı,  yaptığı ve yapmadığı hiç bir şey Kuran’nın özüne, ruhuna ve ayetlerine aykırı olamaz. Eğer bunu yaparsan diyor Allah Hakka suresi 44-48. Ayetlerinde senin şah damarını koparırım.

Kuran, Allah’ın koruması altında olduğu için onda değişiklik, eğme bükme yapamayanlar, Peygamber diyor ki, diyerek yüz binlerce hadis söylemişlerdir. Ve Buhari de bu hadislerden 600 binini ezberlemiş ve  kitabına 9082 tanesini almıştır. Kendisi de 590918’ini  beğenmemiş olacak ki kitabına almamıştır.

Sahih-i Buhari kitabı kitapcılarda satılmaktadır.  İbrahim Canan’ın hazırladığı Kütüb-i Sitte’de de Buhari ve hadisleri hakkında bilgiler verilmektedir.

Buhari’nin hayatı hakkında fazla bilgi yok.

Buhâri , 810 yılında Buhara’da doğmuş, 59 yıl yaşamış 869 yılında Semerkant’ın  Hertenk  köyünde ölmüştür.

On yaşında 70 bin hadis ezberlemiş.( Kütübi Sitte sayfa 188 Prf. İbrahim Canan)

Sizin on yaşındaki çocuğunuz 70 bin kavramını anlayabilir mi? Ama Buhari kavramış ve o kadar hadisi ezberlemiş. Nerede, Buhara’da. Acaba 1200 sen önce  Peygamberimizden 200 yıl sonra 3500 km uzaktaki bu yere bu kadar Peygamber sözü nasıl ulaşmış? Bu akıl dışı bir iddiadır.

Küçük yaşta annesi ile ilim öğrenmek için yola çıkmış, Bağdat, Mekke, Basra, Şam’da alimlerle görüşmüş, onlardan bilgi almış. Hem de hadis toplamaya başlamıştır. Hadisleri toplarken 1080 kişiyi dinlemiş ve bunlardan 600 bin hadis almıştır. (Kaynak K.S. 188. Sayfa)

Şimdi bu bilginin doğruluğunu kontrol etmek gerek. 1080 kişiden hadis almıştır. Her gün bir kişiden hadis alsa bu tam olarak üç yıl ediyor. Şunu da düşünmek gerek, bazen bir günde on kişi ile görüşürsünüz, bazen de günlerce görüşecek kimse bulamazsınız.

Bu 1080 kişiden 600 bin hadis aldı ise her kişiden ortalama 555 hadis almış demektir. Bir insanın bir kişiden bir günde 555 hadis alması imkansızdır. Hiç durmadan gece gündüz adam anlatsa, Buhari dinlese her iki dakikada bir hadis söylemesi,  Buhari’nin de dinlemesi gerek.
Bu hiç mümkün değil.

İnsanın zorunlu ihtiyaçları vardır günlük, yemek gibi, uyumak gibi, dinlenmek gibi, dua etmek için namaz kılmak gibi, tuvalete gitmek gibi.

Ama Buhari’nin nasıl güvenilir, akıl sahibi olduğunu ve büyüklüğünü anlatmak için bunlar ne yazık ki doğru  kabul edilmiştir. Bunlar doğru mu, yanlış mı, olur mu olmaz mı?Düşünülmemiştir.

“Öyle zeki idi ki, bir kitabı bir kere okuduğunda onu ezberine alıyordu. Konuşulan hiçbir şeyi unutmuyordu.” (K.S. sayfa 190)

Bir insan bu kadar zeki olabilir mi? Yaratılışımız gereği  beyindeki gereksiz bilgiler silinir gider.Beyinin yeni bilgiler alabilmesi için bazı bilgilerin silinmesi gerekir. Hiç birimiz ilk gördüğümüz çiçeğin rengini, evimizin kapısını hatırlamayız. Allah, Elçi’sine “Sana unutturmayacağız.” A’la 6 Diyor, Allah’ın insanlara Elçi olarak seçtiği Hz. Muhammed’e vermediğini  Buhar’iye vermesi düşünülebilir mi? Sana unutturmuyacyağız derken, O’nun da  unutabileceğini Allah açık olarak bildirmiştir.

Buhari, her gün iki badem yermiş. İlim adamlarına çağırıyorum, her gün yenen iki badem acaba bizi unutkanlıktan korur mu? Bunu araştırmalarında yarar vardır.

Buhari, Buhara’ya gelir. Vali ile anlaşamaz.  Vali, onu Buhara’dan sürmek ister, o da Vali’ye beddua eder, Vali bunun üzerine ölür.

Buhari  ölünce mezarından günlerce mis gibi güzel kokular yayılmış etrafa.

Peygamberimizin mezarından mis gibi güzel kokular  yayıldığını duyan  bilen var mı? Ben duymadım. Peygamberin  mezarından çıkmayan koku, nasıl oluyor da Buhri’nin mezarından çıkıyor, siz anlayabildiniz mi?

Bu kadar ilim almış ve bu kadar hadis bilen biri,  kendisini şehirden çıkarmak isteyen Vali’ye beddua eder mi? Hayatı Peygamberimizi incelemekle geçmiş olan Buhari, bilmez mi ki, Peygamberimiz Mekke’den çıkarıldığı zaman müşriklere beddua etmemiştir.

Ömrünün kendi ifadesine göre 16 yılını kitabını yazarak geçirmiştir.

Kitabını yazarken topladığı 600 bin hadisin içinden seçmeler yapmış ve bu 600 bin hadisden 9082’sini seçip kitabını tamamlamıştır.  Bunu nasıl yaptığını kendi kitabında şöyle anlatmıştır:
“Herhangi bir hadisi Sahih’e dahil etmezden önce yıkanıp iki rekat namaz kılarak, Allah’a istihârede Bulunup manevi bir işaret aramış, ondan sonra hadisin sıhhatine hükmetmiştir“Bu şekilde sıhhati nazarımda sübût bulmayan hiçbir hadisi Sahih’e almadım”der. ”.(K.S. Sayfa 197)

Şimdi bir hesap yapalım:

600 000 hadisten bir tanesi için şu işlemi yapmıştır.

Önce yıkanmıştır.

Sonra iki rekat namaz kılmıştır.

Sonra istihareye yatmıştır.

Sonra Allah’tan bu hadisin doğruluğu için işaret aramıştır.

Ondan sonra bu hadis  doğrudur deyip kitabına yazmıştır.

Bunları yaparken şunları da düşünmeniz gerekir. O devirde evlerde sıcak  su yoktur. Şarıl şarıl çeşmelerden sular akmamaktadır. Şimdi bu işlem kaç dakikada yapılır?

Yıkanmak herhalde en az beş dakika alır.

İki rekat namazı da şimdiki insanların kıldığı gibi kılmaz, hudu ve huşu içinde kılar, 5 dakika da bu zaman alır.

İstihareye yatması , işaret beklemesi ve karar vermesi, sonra da yazması o da 10 dakika zaman alır.

Yani bir hadisi  bu işlemlerden geçirerek yazması  en az toplam olarak 20 dakika.
Ve bunu 600 000  ile çarparsak eşittir 12 milyon dakika eder.

Bir saat 60 dakikadır. Bölersek  bunu 200 000 saat olur. Bunu da 24’e bölelim. Günü bulmak için.
8.333 gün etti. Bir yıl 365 gündür, bölersek, 22 yıl sekiz ay eder.

Yani gece gündüz, hiç durmadan bu işlemi yapsa 23 yıla yakın bir zamanı gidecektir. Ama Buhari’nin kendisi 16 yılda bu  kitabı yazmıştır. Yaklaşık yedi yıllık bir yalan vardır.

Şimdi bu hiç durmadan yapılan bir işlemdir. Ayrıca yapılması gereken  başka günlük işler vardır:

Beş vakit namaz kılacaktır.

Üç  öğün yemek yiyecektir.

Tuvalete gitmesi gerektir.

Haydi sekiz saat değil de 5 saat günde uyuması lazımdır.

Geleni gideni olacaktır.

Vaaz verecektir.

Nafakasını kazanmak için çalışacaktır.

Yazmak için kağıt kalem bulacaktır. Bir günde bunlar en az on saatini alır.

Bunları yaptığını da var sayarsak bu kitap ancak elli yıla yakın, belki daha fazla  bir zamanda yazılacaktır. Kendisi zaten 59 yıl yaşamıştır.

Şimdi nasıl inanacağız bu kadar hadisi ezbere bildiğine, bu kadar  zamanda yazdım dediğine? Şimdi karşımızda kendi ifadesi ile  böyle bir adam vardır.

Yani başka bir ifade ile günde 103 defa yıkanması, 205 rekat namaz kılması gerekmektedir. Böyle bir şey olur  mu?

Buhari’ye  diyorlar ki, falan adam hadis biliyor. Hemen gidip adamdan bildiğin hadisi söyle demiyor. Önce adam hakkında bilgi topluyor. Ve kendi dilinden bu konuda şöyle diyor:
“Nesebi,, memleketi, yaşadığı asrı, şeyhleri, doğum ve ölüm tarihleri, haklarında söylenenler hakkında bilgi sahibi olurdu.” (K.S. sayfa 200)

Şimdi bu söyledikleri doğru mu ona bakalım.  Hadis bilen adam yaşıyorsa hakkında bilgi taplanır, bu normaldir, o adamı tanıyanlar vardır. Ve bu adama soruyor, bu hadisi sen kimden aldın, o adam varsayalım ki dedemden diyor, soruyor, deden yaşıyor mu? Hayır cevabını alıyor,  soruyor, deden kimden almış, o da dedesinde almış olsun, tabi o da ölmüş, ve böyle altı defa sora sora taa hadisi Peygamberimizden duyan sahabiye kadar gidiyor. Buna hadis seneti diyorlar. İyi de, ölen adamları nasıl araştırıyor, kimden alıyor, ya adam uydurdu ise, ya yalan söylemişse, ya  din düşmanı  ise arada bir ikisi?

Böyle bir şey olur mu? Ve işin ilginç yanı, 600 bin  hadisi böylece yedi göbek söyleyen sırasını da biliyor Buhari. Yani 4 milyon 200 bin isim sırasını şaşırmadan da öğrenmiş.

Bunlar inandırıcı mı?

Sonra ben 600 bin hadis biliyorum diyor, kitabına  9082’sini alıyor. Geri kalanlar nerede? Ve bunların çokları da Kuran’a uymuyor.

Buhari, bu uğurda hayatını harcamış olabilir. Buna saygı duyarız. Ama bu kadar yalanları kendisi söyledi ise, ona nasıl inanacağız? Yok kendi söylemedi de, onun zeki ve söyledikleri hadislerin kıymetini artırmak için başkaları uydurdu ise, bu daha kötü değil mi? o zaman bunlara nasıl inanacağız?

Yüzyıllardır bu hadisler söylene söylene dinin esasları olmuştur. İnanın, okuduğunuz zaman göreceksiniz ki, Peygamberimizi nasıl  yalancı ve güvenilmez yapmak için ne çabalar harcanmıştır.? Allah’ın kitabı ortada dururken, camilerde hala Peygamberimizi öne çıkararak Allah’ın önüne geçirme çabaları sürüp gitmektedir. Peygamber diye ağlayanlar, Allah’ın Kuran’nı karşısında kılları kıpırdamayan nesiller yetişmiştir.

Bu ülkenin üniversiteri, diyanet işleri başkanlığı vardır. Neden bunları inceleyip de olmaz bunlar diyerek gerçek bilgileri halka vermiyorlar? Veremezler, çünkü, o zaman bu kitaplardan , bu düşüncelerin yaygınlaşmasından, insanların koyun sürüsü olmasından çıkarları vardır. Bunlar örgütlenmişler, tarikatlara, cemaatlere bölünmüşlerdir. Bunların sayıları bile belli  değildir.
Kuran, bölünüp parçalanmayın. Ali İmran 103 diyor,  bakınız etrafınıza bölünüp  parçalanmamış mıyız?

İnsanlar düşünmeden inanmışlardır , ya da inandırılmışlardır.  Adama soruyorsun,  namazda  Fatiha okuyor musun, evet diyor, neden diyorsun, Peygamberimiz de onu okuyordu diyor, doğru bunlar. Yani ben de onun için okuyorum Fatiha suresini diyor. Ama burada bir şey var, be ey gafil, Peygamberimiz okuduğunu anlıyordu, sen anlıyor musun? Peygamberimiz okuduğu Kuran’ı anlıyordu, O’nu  dinleyenler de anlıyordu. Şimdi böyle mi? okuyan okuduğunu anlamıyor, dinleyen de dinlediğini anlamıyor. Bu ikisi arasında fark yok mu?

İşte yıllarca  dine ihanet edenler, peygamberimiz dedi diye 2 milyon hadis uydurmuşlar. Ve ön yargılı ve şartlanmış  insanlara da yüzyıllardır  bu bilgileri vermişler, şimdi Müslüman olduğunu söyleyen, Peygamberi dilinden düşürmeyenler,  onun ahlakını  bilmez hale gelmişlerdir.

Buhari, hadis uğrunda belki iyi işler yapmıştır. Ama onu bu hale getirenler hem ona hem de bu kutsal dinimize ihanet etmişlerdir. Buhari yanlış yaptı ise Müslümanlar ahirette onun yakasına yapışacaktır, yok eğer Buhari’ye yanlış yapılmış ise, bu defa Buhari bu yanlış yapanların yakasına yapışacaktır.

Buhari’nin k  kitabı Sahih-i Buhari’den birkaç hadis örneği:

Ebû İshak şöyle dedi: Ben el-Berâ’dan işittim, şöyle diyordu: “ Mü’minlerden oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşanlar müsâvi olmaz… “ Ayeti indiği zaman, Resûlullah, Zeyd’i çağırdı. Zeyd bir kürek kemiği ile geldi ve o ayeti yazdı….. (Buhari, Kitabu’l-Cihâd ve’s-siyer 47 cilt 6, s.2674. Ötüken 1987 )

Bu hadiste açıkca belirtildiği gibi  Kuran, taşlara, kemiklere yazılmış.

Kuran ne diyor bu konuda.

Andolsun Tûr’a  Tur 1
Satır satır yazılmış Kitab’a  Tur 2
Yayılmış ince deri üzerine  Tur 3

Kuran da böyle diyor.  Yani Kuran indiği zaman ince deriler üzerine yazılmıştır. Elbette Allah’ın dediği doğrudur.

Şimdi bir de şu hadise bakalım bu konuda:

Abdülaziz İbn Rufey’ şöyle dedi: Ben Şaddat İbn Ma’kıl ile beraber İbn Abbas’ın yanına girdim. Şaddat İbn Ma’kıl, Abbas’a:
-Peygamber (s) bir şey bıraktı mı? diye sordu.
İbn Abbas:
– Mushaf ‘ın iki yanını kuşatan ciltler arasında bulunandan başka bir şey bırakmadı, dedi.
(Buhari,Kitâbu Fedail’l -Kur’an 39 Cilt 11 sayfa 5112 Ötüken 1988)

Yukardaki kemiklere taşlara yazılmıştır  denilen Kuran, burada kitap olarak bırakılmıştır denilmektedir. Bu iki hadis birbirine taban tabana zıddır. ve yukardaki ayetlere de uymamaktadır.

Buhari bu gibi olağan üstü zeki, duyduğu ve gördü hiçbir şeyi unutmayan,  Kuran’ı da çok iyi bildiğine inandığımız bu insan, nasıl oluyor da bu iki hadis arasındaki zıdlığı göremiyor. Buna imkan var mı? Üstelik Kuran ince kendini tanımlarken ince deriler üzerine yazıldığı bildirmişken.

Bir başka örnek:

Hz Âişe’den naklen”(Peygambere ilk gelen Vahiy âlak suresi 1-5 tir)” (K.S. 5563 C 15 S. 389 – b 1992, alıntıları Buhari, Bed’ü’l- Vahiy, Enbiya 21, Tefsir, Alâk Ta’bir 1; Müslim, İman 252, (160); Tirmizi, Menakıb 13, (3636). )

İlk inen sure bilindiği gibi Alak suresinin ilk beş ayetidir. Bu hadis bunu söylüyor.

Peki aşağıdaki hadise bakalım şimdi.

Yahya İbnu Ebi Kesir anlatıyor: “Ebu Seleme İbnu Abdurrahman a Kur’an’dan ilk inenin ne olduğunu sordum. “ Ya eyyühe’l – Müdessir (Ey örtüsüne bürünmüş) : (Suresi) dir !” dedi……… (K.S. 5564 C. 15 S. 391 alıntıları, Buhari, Bed’ü’l – Halk 6, Tefsir, Müdessir, tefsir, Alak, Edeb 118 ; Müslim, İman 257, (161) )

Bu iki hadis de Buhari’nin kitabında yer almıştır. Bu iki hadis akla kara gibi birbiri ile çelişkilidir. Buhari,  bu iki hadisi doğru olduğu için mi kitabına almıştır, yoksa kafaları karıştırıp doğru olanı saklamak istediği için mi?

Başka bir örnek:

İbnu Abbas (r.a.) şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (a.s.v.) Cinlere Kur’an okumadığı gibi, onları görmedi de……….) (K.S. 846 C.4 S.343 B.1988. Alıntıları, Buhari, Tefsir, Cinn 1, Ezan 105; Müslim, Salat 149,(449); Tirmizi, Tefsir, Cinn,(3320). )

Cin suresi 1. Ayeti şöyledir.

De ki! Bana vah yolundu ki, Cinlerden bir topluluk Kur’an dinlediler de şöyle dediler: “Biz hârikulâde güzel bir Kur’an dinledik. Cin 1

Yukardaki hadis ile Kuran’ın bu ayetine tam olarak aykırıdır. Bu kadar zeki olan Buhari’nin bunu bilip kitabına  böyle bir hadis almaması gerekmez miydi? Ama almıştır.

Bir başka örnek:

Bana Eflâh, el-Kaasım’dan; o da Âişe’den haber verdi. Âise (R ): Peygamber (S ) ile ben bir kaptan yıkanırdık, ellerimiz, o kabın içinde gidip gelirdi, demiştir. (Buhari, Kitâbu’l-Gusl C.1 H.14 S.377, Ötüken 1997)

Bize Şu’be, Hammâd’dan; o da babası Urve ibn Zubeyr’den; o da Âişe’den tahdis etti. Âise (R ): Resûlullah (S ) cünüplükten dolayı yıkandığı zamân ellerini yıkar idi, demiştir. (Buhari, Kitâbu’l-Gusl C.1 H.15 S.377, Ötüken 1997 )

Alt alta iki hadis. İkisi de Hz.Aişe’den. Peygamberimiz cünüplükten çıkmak için yıkanırken ellerini de yıkarmış. Ellerini yıkamadan bir insan nasıl yıkanır?  Bu iki hadisin neresi birbirini tamamlıyor? Yıkalan insanın ellerini yıkamaması mümkün mü?

Sahih-i Buhari kitabında v Kütüb-i Sittede, uydurulmuş, Kuran’a uymayan, Peygamberimizi yalancı konumuna düşürüp güvensiz olduğunu  insanlara bildiren hadisler çoktur.

Din Kuran’dır. Halis din Kuran’dadır. Peygamberimizin hiç bir sözü ve d avranışı Kuran’a aykırı asla olamaz. Peygamberimizin Kuran’nın özüne ve ruhuna, ayatlerine uyan her türlü hadislerine yürekten kabul ederiz ve onlara uyararız.

Kuran’ın dışında  dinimize başka bir kaynak arayanlar Kuran’ın şu ayetine baksınlar.

Allah size Kitap’ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah’ın dışında bir hüküm koyan mı arayayım? Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun, Rabbinden hak olarak indirildiğini biliyorlar. Sakın kuşkuya düşenlerden olma . Enam 114

Allah’ım bizi doğru yola ilet. Fatiha 6  

Amin.

Saygılarımla…..

  Necmi AKGÜL  

 

 

 

Paylaşın:

2 thoughts on “BUHARİ

  1. Selamın aleyküm. Yazınıza bende katılıyorum. Benim kafamı bunu karşıt birine söylediğimizde namaz kılmayı hadislerden sünnetten öğrendik. Burda yapmamız gereken cımbız ile doğru olanları çekip kuran dahilinde onları mı bize yardım edici olarak almalıyız. Yoksa hepsini mi şüpheli konuma alıp kabul etmemeliyiz? Burda ki görüşünüz nedir acaba. Sizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum Allaha emanet olun.

    • Selam Berkay,
      Namazla ilgili yeni yazı yayınlıyorum. Orada sorunun cevabını bulacaksın.

      Sevgilerimle…
      Necmi Akgül

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir