BUNLARA SAKIN İNANMAYIN

İnsanlar gerekli bilgilerle donatılmadıkları zaman iç dünyalarında bir boşluk meydana geliyor. Bu boşluğu doldurmak için de saçma sapan şeyler yapıyorlar.

Fal baktırmak gibi..

Yaldızlı yalan sözlere inanmak gibi

Sonu hiç bir zaman gelmeyecek ucu açık hayaller kurmak gibi.

Ve daha bir çok akla hayale gelmedik şeyler yapmak gibi.

O zaman bu boşluğu doldurmak ve bundan para kazanmak isteyen bir yığın bataklık insanı ortalıkta boy gösteriyor.

Her şehirde, mahallede, kasabada ve köyde cincilerden, medyumlardan, falcılardan, üfürükcülerden büyücülerden geçilmiyor. Ve bunların sayıları eksileceğine artıyor. Bu şu demektir, fala, büyücüye, üfürüğe kısaca yalana inanma açlığımızdan kaynaklanıyor.

Saf ve düşünmeyen insanlar izin veriyorlar, birileri de onların bu izninden yararlanarak hayallerini,. umutlarını çalıp para kazanmak için ne gerekiyorsa yapıyorlar.

Geleceği hepimiz merak ederiz. Yarın başımıza ne gelecek bilmek isteriz. Hangi işi yapacağız, kiminle evleneceğiz, çocuklarımız kaç tane olacak, olacaksa kız mı erkek mi olacak, iyi bir işim olacak mı, ehliyet sınavında başarılı olacakmıyım, OSS yi kazanabilecek miyim, sevgilimden yeni bir haber alacak mıyım?…. Ve daha bir yığın şey var gelecekte merak edilecek.

Peki bütün bunları nasıl öğreneceğiz? Ya da öğrenebilecek miyiz? Haydi faycıyla, hadi büyücüye. haydi türbelere, haydi ağaçlara bez bağlamaya, haydi kurşun döktürmeye, haydi muska yazdırmaya.. haydi…. haydi… haydi..

Ama inanan bir insan bilmeli ki, geleceği Allah’tan başka kimse bilemez. Yarın başımıza ne geleceğini kimse ama hiç kimse bilemez.

Her insan zengin olmak, rahat yaşamak hayali içinde yaşar.

Bu umut furyası yeni bir falcılık meydana getirmiş. Evinizde, internetiniz başında oturuyorsunuz, ya da cep telefonunuza bakıyorsunuz bir mesaj geliyor, aşağıdaki ya da yukardaki saçma sapan sözleri en az on arkadaşına gönder, hastalıktan kurtul, kansere yakalanma, çok paran olsun, eğer göndermezsen çocuğun ölür, verem olursun, kaza geçirirsin, evin yanar gibi tehditlerle insanları etkiliyorlar

Bunu alan da hemen on arkadaşına, o da on arkadaşına gönderiyor, o da ötekine.. Böylece birilerinin reklamı yapılırken, insanlarımızı inançlarından koparıp saçma hayallere daldırmak isteyen insan düşmanı bazı kimselerin oyununa geliyorlar.

Eğer bu dedikleri olsa idi, dünyada fakir insan kalmazdı. Eğer bu dedikleri gerçekleşseydi, insanlar niye KPSS sınavına girip terliyeceklerine bu saçmalıkları on kişiye gönderip zengin olurlardı. Eğer bunların dedikleri olsa ide medeniyet durur, çalışma biter, kimse dometes yetiştirmez, kimse buğday üretmez, kimse fabrika kurmazdı. Neden mi? Çünki yeteri kadar herkesin parası olacaktı. Kimi çalıştırabilirsiniz ki o zaman?

İnanmayın bu saçmalıklara… Böyle bir şey geldiği zaman yırtıp atın, silin, vaktinizi boşa harcamayın, başkalarını hayaller dünyasına sokup beklentiye düşürmeyin. Bu hem size, hem karşı tarafa, hem de bu topluma yapılmış en büyük ihanettir.

Falcılık, büyücülük, şucu ya da buculuk iyi bir şey olsa idi Allah bunları yasaklamaz, en büyük günahlardan saymazdı. Aklınız yok mu? Aklınızı kullanın… Bunlar böyle olur mu? Kahve telvesinin bir kuş şekline gelip ucunda bir karartı bulunması size bir mektup geleceğinin teminatı olabilir mi? O kahve telvesi tabut şeklinde de olamaz mı? Ne yani yakında ölecek misiniz?

Çalışmadan kazanmak yoktur. Akıllı insanlar ve çalışanlar, başka insanların çalışmadan kazanmalarına imkan vermeyin. Herkes saçmaladığı kadar değil, çalıştığı kadar kazansın.

Bilinmelidir ki, butün bunlar insanları tembelliğe ve uyuşukluğa sevkeden şeylerdir. Bir şey istiyorsan, onu kavuşmanın yolu, kesinlikle emek ve gayret göstererek çalışmaktır. O istediğin şeye ulaşmanın yollarını öğrenmektir. Ona kavuşmanın gereğini yerine getirmektir.

Allah’ım beni zengin et, ya da Allah’ım beni sağlıklı et demenin yerine gelmesi için zengin olmanın çalışmaktan geçtiğini, sağlıklı olmanın temiz ve helal şeylerle beslenmekten ibaret olduğunu bilmek gerek ve ona göre hareket etmek gerek. Yoksa Allah size gökten tomar tomar para gönderecek, eğer kanser varsa sende o hücreleri tek tek bulup vücudundan öldürecek değildir. Ona göre gıdalar almak, ona göre davranmak gerek.

Kötü ve amaçları çirkin insanların amaçlarına ulaşmamaları için gereken gayreti göstermek insanlığın onur borcudur. İyilik, güzellik ve doğruluk ne kadar artarsa toplumda, kötülük, çirkinlik ve adaletsizlik de o kadar yok olup gidecektir. Bizi yanlışa götürenlerin, götürmek istiyenlerin karşılarına sarsılmaz bir yüreklilikle çıkmamız gerektir.

Onun için çok çalışmalı, çok okumalı, çocuklarımızı hurefelerden uzak bilgilerle donatmalıyız.

Başkalarının etkisi altında kalıp yanlış yapmak yerine, kendimizi yetiştirip başkalarını iyi, doğru ve güzel olan ne varsa ona yönlendirmek daha güzel, daha onurlu ve daha huzur verici olacaktır. Kendimizi başkalarının koyun gibi gütmelerine izin vermeyelim. Bize gerek olan güç, kendi içimizde ve kendi aklımızda vardır. Önemli olan bunu çıkarıp kullanmaktır.

Unutmayınız ki, emek haracamadan kazanılan para ile güç, hiç şüpheniz olmasın farkında olmadan yok olup gidecektir.

Bize şu yazıyı on kişiye gönder diye gönderilen yazıları bildiğimiz on kişiye göndererek birilerinin ekmeğine yağ süreceğimize, o yazıyı gönderene saçmalama diye yazıp gönderme cesaretiniz olsun. Böylece toplumda yayılan kötülük dalgasına bir set çekmiş olursunu.

Haydi iyice düşünün.. Göreceksiniz bunların akla uymadığını siz de anlayacaksınız.

Görevimiz umutları kurutmak değil, yeşertmek olmalıdır.

Bunun için uzaklara gitmeye gerek yok, dön, gözlerine kendine çevir, iç dünyana bak.. İnanki her şeyin çözümü ordadır.

Necmi AKGÜL

 

 

 

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir