BUNLAR DA OLUYOR İŞTE

Milli Gazete 8 ocak 2014 günü sayısı ilk sayfa:

“Gençlerin din buysa, dindarlık buysa biz yokuz,  demelerinden korkuyorum “  demiş Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez.

Sayın başkan, sizin göreviniz  ne? İmam tayin etmek mi? Önemli günlerde ve bayramlarda vaaz etmek mi?  Yoksa bu dini insanlara dosdoğru öğretmek için emek ve gayret göstermek mi? Gençler sizin dediğiniz gibi  “Din buysa biz yokuz.” dememeleri için neler yaptınız?

Bu günlerde ortalık rüşvet ve yolsuzluklardan falan yıkılıyor, çıkıp da bunlar günahtır, haramdır, yasaktır, yapmayın etmeyin dediniz mi? Yooo,ben duymadım, oysa ben basını iyi takip ed enlerdenim.

Sizin görevleriniz arasında Kuran’ı doğru olarak insanlara anlatmak yok mu?

İnsanlardan korkuyorsunuz, peki ya Allah’ın sizi hesaba çekeceğinden korkmuyor musunuz?

Çıkın anlatın Kuran’a göre gerçekleri… Hepimiz duyalım.

—————

Bir cemaat imamı, ya da şeyh öldüğü zaman gazeteler şöyle başlık atıyorlar:

“…………….  Hoca Hakk’a yürüdü.”

Yani öldü ya da vefat etti diyemiyorlar.

Oysa Allah, insanlığa gönderdiği elçisi için, vefat ettiriz, diyor.

Sen sabret! Çünkü Allah’ın vaadi haktır. Onları tehdit ettiğimiz şeyin bir kısmını belki sana gösteririz, belki de seni vefat ettiririz. Sonunda onlar bize döndürülecekler. Mümin 77

Şeyh, şıh, cemaat önderi veya bilmem ne diye sıradan insanları Allah’ın Elçi’sinin önüne geçirmeye, hele bunları basın yolu ile insanlara anlatmaya kimsenin hakkı yoktur.

Bunu yapanlara sorsan diyecekler ki, biz bunu ona olan saygımızdan yapıyoruz. İyi de, Allah’ın Peygamberine neden aynı saygıyı göstermiyorsunuz. Siz, hiç Hazreti Muhammed Hakka yürüdü diye bir tabir  duydunuz mu?

Müslüman akıllı olandır. Müslüman doğruyu araştırıp bulandır. Cin 14

—————

“Günahların bağışlanacağı üç aylar başladı.

Bu sözler televizyonlarda ve gazetelerde sık sık söylenen, yazılan sözlerdir.

Sanki üç ayların dışında günahlar affedilmezmiş gibi anlatıyorlar.

Allah, kulunun günahlarını her zaman bağışlayabilir. Bunu belli aylara, belli gecelere, belli günlere bağlamak yanlıştır.

“Duaların kabul edileceği  …… kandil gecesi yarın.”

Bu ifadeleri okuyanlar hemen şöyle düşünürler. Allah duaları kabul eder. Kuran’da Allah hiçbir yerde dualarınızı kabul ediyorum demiyor. Dualarınıza, yani isteklerinize karşılık veririm diyor.

İnsanların, Allah’a inananların dualarını Allah kabul edip yerine getirseydi, bu gün yeryüzünde fakir, yoksul, evsiz, parasız, aç, açıkta kimse kalmazdı.

Çalışıp kazanacağınız şeyler için Allah’tan istekte bulunana Allah’ın hiç bir şey vermediği, vermeyeceği gerçektir. Ömrünüz boyunca Allah’a ellerinizi açınız, para isteyiniz, beş kuruş gökten elinize para düşmez. Bunun yolu vardır, çalışmak.

Ülkemizde her gün otuz kırk milyon kişi namaz kılıyor, dualar ediyor, Cuma günleri camilerde dualar ediliyor, bunlar kabul edilseydi, her şey güllük gülüstanlık olurdu.

Ama rüşvette, ahlaksızlıkta, çalma çırpmada, hakkızlık ve kötülükte, sahtekarlıkda  dünya ülkeleri arasında son sıralarda olmazdık.

Millet olarak dua etmesini bilmiyoruz. Önce kul olarak bunu öğrenmeliyiz. Bu gün Fatiha suresini bilmem kaç yüz defa okursan şu şu dertlerden  kurtulursun diye inanan ve bunu yapan insanlar var.

Fatiha suresini ezbere papağan gibi okumakla bu olmaz, Onu okumak demek, anlamak, hayata uygulamak  demektir.

“Yalnız sana kulluk” ederiz diyor Allah o surede, Kul olmak için Allah’ı bilmek gerek. Bu da Kuran’ı okuyup anlamayı gerektirir.

Böyle mi yapıyorsunuz?

—————

Allah benimle uğraşmasın.

Allah, ötekilerle uğraşmıyor da seninle uğraşıyorsa, seni yaratan başka birilerimi var?

Bu söz, şirk sözüdür.

De ki: Rabbim … Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.Araf 33

Allah’ın kim olduğunu bilmeden öyle aklına geldiği gibi konuşmak yasaklanmıştır.

Mümin, Allah hakkında konuşurken, bin düşünüp bir konuşmalıdır.

—————

Saadet Partisi töreninde yer alan pankrat şöyle:

İslamsız saadet olmaz.

Dini kullanarak siyaset yapmak, dinimize aykırıdır. Böyle diyeceğinize BİZ DİN PARTİSİYİZ. deyiniz, bu daha anlaşılır olur. Ne dediğinizi de herkes anlar.

—————

Diyanetin gazetelere düşen  fetvası şöyle: 28 ağu.2013 Habertürk

Çalışmadan maaş olmak devletten ise helaldir, özel sektörden ise haramdır.

Bari “devletin malı deniz, yemeyen domuz.” deseydiniz.

Böyle bir şeyi nasıl söylersiniz. Siz haram ile helalı bilmiyor musunuz?

Necm suresi 39. ayeti şöyledir:

İnsan için çalışıp kazandığından başkası yoktur.

—————

Eski çağlarda kölelik insan alıp insan satmaktı.

Günümüzde kölelik değişmiş ve adı da modern kölelik olmuştur.

23 Ekim 2013 tarihli Posta gazetesinde günümüzde kölelik şöyle tanımlanıyormuş.

1.Çocuk yaşta evlilik
2.Seks işciliği
3.Niteliksiz işcilik
4.İnsan ticareti

Kadınlarımızın okumasına engel olmak ve onları cahil ve çaresiz bırakmak kölelik olmaktan çıkmıştır.

Haberiniz var mı?

—————

30 Kasım 2013 tarihli Habertürk gazetesinden:

Ateistlerle ilgili bir araştırma yapılmış, şu sonuçlar ortaya çıkmış.

Ateistlerin;

          Yüzde 61’i Allah’a inanıyor
            Yüzde 59’u oruç tutuyor
            Yüzde 13’ü namaz kılıyor
            Yüzde 43’ü cumaya gidiyor

Allah’a iman edenlerin bu konulardaki oranı da aşağı yukarı böyle olsa gerek. Belki namaz kılanların sayısı daha fazladır.

Dinci  dinini bilmiyor.

Ateist de ateistliğin ne olduğunu…

—————

Bu gün 13 Ocak 2014….

Gazetelerin ön sayfalarında “Diyanetin yeni işi” diye bir başlık vardı. Merak ettim, bu iş neymiş diye.

Bu iş karne tatilinde öğrencileri ve öğretmenleri umreye götürmekmiş. Masraflarını da Diyanet karşılayacakmış. Bu öğrencilerin, öğretmenlerin ve hatta velilerinin sayısı 10 461 olacakmış. Her türlü plan yapılmış ve yakında yolculuk başlayacakmış.

İlk bakışta bu haber güzel gibi görünüyor. On bin öğrenci Mekke ve Medine’yi görecek,bilgilerini , görgülerini artıracaklar. Dinlerini öğrenecekler.

Bunun için ne kadar para harcanacak bilemiyorum.

Haberi okuyunca aklıma geldi, bir kiliseyi ziyaret edin, size orada İncil’i bedava verirler.
Hemen yanıbaşındaki dini eserler satan bir kitapcıya gidin, size orada Kuran’ı  10,20,30 lirala para ile satarlar.

Camilere gidin Türkçe meal Kuran beklide bulamazsınız. Hepsi Arapçadır. Ama size verilen kiliselerdeki İnciller Latince değil, Türkçedir.

Şimdi Diyanet öğrenci, veli ve öğretmenleri Umreye göndereceğine, ki sınırlı sayıda öğrenci bu, geride milyonlar bu haktan yararlanamayacaklar, Kuran’ı herkesin anlayacağı bir dil  ile Türkçeye çevirse ve bunu bütün öğrencilere dağıtsa, camilere gönderse herkes istediği kadar alsa dinimizi daha iyi öğretmiş olmaz mı?

Bu kadar para yetmez belki, ama bunu ilan etse kanaatim odur ki, 50 milyon Kuran bastırıp  dağıtacak parayı birkaç günde toplar.

Ey diyanet size yeni bir iş önerisi daha… Saygı ile sunuyorum…

—————

13 Ocak 2014 günü yine gazetelerden haber..

Güneydoğu illerimizden birinde, bir k1z 11 yaşında evlendirilmiş.

12 yaşında anne olmuş.

Sonra yeniden anne almış  13 yaşında.

Ve 14 yaşında başına kurşun sıkıp ölmüş.

Bir kız 11 yaşında evlendiril mi?

Bu kızın anası babası yok mu?

Bu kızın dayısı, dedesi, komşusu, muhtarı , kardeşleri yok mu?

Bu kızı oğluna alan adamın vicdanı yok mu?

Ordaki kadınların şuuru, isyanı, olmaz böyle bir şey demeleri yok mu?

Devlet yok mu oralarda?

Ya yok mu Allah aşkına…

Bu kıza yazık  değil mi? Bu kızı ölüme sürükleyenler yarın ahirette nasıl hesap verecekler?

Bunları dini inançları, ahrete imanları yok mu?

Boşuna söylüyorum, yok işte.. yok .. yok..

O zaman şu ayete bir bakın, Allah ne diyor?

Diri diri toprağa gömülen kıza, hangi günahından dolayı  öldürüldüğü sorulduğunda Tekvir 8-9   kişi neler getirdiğini öğrenmiş olacaktır. Tekvir 14.

Merak etmeyin beyler, hanımlar, bu kızın niçin öldürüldüğü size sorulduğunda ne yaptığınızı anlayacaksınız.

Testi kırılmış, olanlar olmuş, şimdi geride kalan çocuğu devlet alıp bakacakmış.

Testi kırılmadan yapılancak işler , işlemler, eğitimler yok mu?

Devletin bunlardan sorumlu olanları neredeler?

Bu cehalete, bu vicdansızlığa, müslümanım diyen bu Müslüman görüntüsünde olanlara dur diyecek bir planınız yok mu?

Yoksa yazıklar olsun hepinize.. hepimize..

Bu olayın içinde olanlar Allah belanızı vermeden aklınızı başınıza alınız, bundan ders çıkarın ve bütün Türkiye örnek olun.

Şu ayeti de iyice okuyup üzerinde düşünün.

En büyük azaptan önce onlara en yakın azabı tattıracağız. Olur ki  yaptıklarını anlarlar. Secde 21

—————

Diyanet İşleri Başkanlığı 17 Aralık 2013’de bir genelge yayınlamış.

Demiş ki bu genelgede:

“Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 17.12.2013 tarihli ve 2421 sayılı Mahalli İdareler Seçimleri ile ilgili yasakları düzenleyen Genelgesinin “Görevlilerimize sorunlu haller ve haftalık izinler dışında 31 Mart 2014 tarihine kadar izin verilmeyecektir”

Yani cami imamlarına yerel seçimler süresinde izin verilmeyecekmiş.

Niye?

Bu yasaktan ne anlamalıyız?

Diyanet siyaset yapar mı? Bu, bal gibi dinin siyasete alet edilmesidir.

Eh!  Diyanet bunu yaparsa normal kurum ve kuruluşlar neler yapmazlar ki?

Bu emri veren Kuran bakışı ile bir kere daha düşünmelidir. Hem kendine, hem imamlarımıza, hem de bu millete yazık etmeyin.

İmamların bağlı olduğu sendika da bu yasağın kaldırılması için dava açmıştır. İnşallah hakimlerimiz diyanet gibi düşünmüyordur.

Bu karar, bir şeyi ait olduğu yere koymak değil, başka bir yere koymaktır ki, bu zulumdur.
Zulmu yapana zalim denir.

Zailmleri de Allah sevmez.

Bunu en iyi Diyanet İşleri Başkanlığı bilmesi gerek.

Yoksa bazılarının çıkarı için zulum işlemeye devam mı edecekler?

Toplumda çok yanlış ve çarpıcı uygulamalar ne kadar da çok böyle. Ama inanın kimse düşünmüyor, bunlarla ilgilenmiyor. Size ulaşan her bilgiyi araştırmalısınız. Sonra onun Kuran’a uygun olup olmadığını öğrenmeli, uyuyorsa hayatınıza uygulamaya koymalısınız.

Bakınız şu ayete şimdi:

Süleyman) kuşları gözden geçirdi ve şöyle dedi: Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı? Neml 20

Çok geçmeden (Hüdhüd) gelip: Ben, dedi, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sebe’den sana çok doğru bir haber getirdim. Neml 22

(Süleyman Hüdhüd’e) dedi ki: Doğru mu söyledin, yoksa yalancılardan mısın, bakacağız. Neml 27

Hüdhüd kuşunun getirdiği haberi Süleyman Peygamber, doğru mu yoksa yanlış mı diye sorduktan sonra araştırmaya karar veriyor.

Eğer kendine ulaşan bir bilgiyi Allah’ın Elçisi araştırmaya karar veriyorsa, bizim bunu haydi haydi yapmamız gerektir. Gerçek haktır. Doğru bilinmeli ve ona göre işlem yapılmalıdır.

Din diye bizlere her anlatılan şeyleri Kuran’a arz etmeli, uyuyorsa kabul etmeli, uymuyorsa reddetmelidir. Din düşmanlarının en çok kullandığı şey de Peygamberimiz adına uydurulmuş hadislerdir. Unutmayınız ki, Peygamberimiz Hakka süresi 44. ayetinden sonrakiAllah’ın tehdidine karşı dinimize tek kelime ekleme yapmaz, tek kelime çıkarma yapmaz. Onun her sözü ve davranışı Kuran’a uygundur. Bunun dışında davranması ve söz söylemesi mümkün değildir.

Saygılarımla..

                                                                       Necmi AKGÜL

 

 

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir