CEVABINIZ EVET Mİ HAYIR MI

Siz, kendinize veya çevrenizdeki insanlara soru soruyor musunuz?

Ya da size, çevrenizdeki insanlar soru soruyorlar mı?

Bu iki soruya da eminim evet diyorsunuz?

Çünkü, biliyorsunuz ki, konuşmalar soru sorulmadan olmaz. Sorulan sorulara siz de, size cevap verenler de, ya evet, ya da hayır diye cevap veriyorlar. Sonra evet dediklerini, veya hayır  dediklerini açıklıyorlar. Siz de sorulara verilen cevapları anlıyorsunuz.

Soru sokmak, hayatın olmazsa olmazlarındandır. Sorusuz hayat düşünülemez. Bazen çevremizdeki insanlara, bazen de kendimize çeşitli sorular sorar, bunların cevaplarını bulmaya çalışırız.

Güzel sorulan sorulara verilen cevaplar da güzel olur, kötü sorular sorulara verilen cevaplar da kötü olur, insanı incitir.

Yani soru sormak bir bilgi işi, bir insanlık işi, bir güzellik, bir düşünme ve düşündürme işidir. Öyle keyfi sorular sorulmamalıdır.

Allah, her şeyde olduğu gibi soru sormanın da  yolunu göstermiştir. Ayet şöyledir:

Ey İman Sahipleri! Size açıklandığında canınızı sıkacak şeylerle ilgili soru sormayın. Maide 101

Ayetten açıkca anlaşılmaktadır  ki, soru sorarken çok düşünmeliyiz. Sorduğumuz sorunun cevabı bizim hoşumuza gitmeyebilir. Alacağımız cevapla kırılabiliriz, soru sorduğumuz kimseyi de kırabilir, üzebiliriz. O zaman yapılacak iş, böyle bir soruyu sormamaktır. Eğer sormamız gerekiyorsa sormak, ama hoşumuza gitmediğinde kendimizi hazırlamak gerekir.

Soru sormak incelik ister. Sorular, insanı bilinçlendirir, güçlendirir, düşündürür. Kalkınmanın ve güzel şeylerin motorudur sorular. Sorular aklı açan anahtarlardır. Siz sorarken düşünürsünüz, soruyu dinleyen de cevap verirken düşünür.

Allah, Kuran’da çok soru sorar. Çoğu zaman da sorduğu soruya kendisi cevap verir. Örneğin Enbiya Suserisin 10.ayetinde “Dünüşmüyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor mısınız?” diye insana sorar. Yani insanı düşünmeye davet eder.

Toplumda bilinir ki, düşünmeyen insan koyun gibi olur. Düşünenler onu alıp istedikleri yere götürürler. Allah,  “Bizi davar gibi güt demeyin.” diyor. bkz Bakara 104

Ne zaman gelip çatacak diye kıyamet saatini soruyorlar sana. De ki: “Ona ilişkin bilgi Rabbim katındadır. Onu, vakti geldiğinde belirginleştirecek olan yalnız O’dur. Göklere de yere de ağır gelmiştir o. O, size ansızın gelecektir, başka değil.” Sen onu iyice biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: “O’na ilişkin bilgi Allah katındadır, fakat insanların çokları bilmiyorlar.” Araf 187

Soru bilgi almak için sorulur. Size de sorulduğunda bilgi vermek için sorulduğunu anlarsınız. Allah,“Bilenle bilmeyen bir olur mu?Zümer 9 diye hepimize soruyor. Buna hepimizin vereceği cevap “Hayır, bir olmaz.”dır. Hatta bazı yerlerde görenle görmeyen, iman sahibi olanla olmayan, bir olur mu? diye de sormaktadır.

Bu soruların amaçları bizi düşündürmektir.

Buradan yola çıkarak diyebiliriz ki, biz boş ve anlamsız sorular yerine düşüneceğimiz sorular sorularım. Herkes düşündürücü soru sorarsa, alınacak cevaplar da düşündürücü ve mantıklı olur. Sorunlar azalır, yanlış anlamaların önüne geçilir.

Soru bilgi almak amacı ile sorulur. bilmediğimiz, ilgimizi çeken şeyler hakkında bilgi edinmek amacı ile sorulur. İş olsun, laf olsun diye soru sorulmaz. Bu nedenle, soruyu soracağımız kimsenin, soracağımız konu hakkında bizden çok bilgisi olması lazımdır. Daha az bilgisi olana sorulan sorular yeterli ikna edici cevaplar alamayız.

Soruların nasıl ve kime sorulacağını Allah hükme bağlamıştır.

Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorunuz. Enbiya 7 Nahl 43

Ayete göre bilmiyorsak sormamızı Allah istiyor.

Bilmiyorsak kime soracağız, bilenlere..

Bilenlerin, yani soru sorulanların da yapacağı şey, bu sorulara doğru cevap vermeleri gerekmektedir. Yanlış verilecek her cevap yalan olacaktır.

Bir de yalan söylemeyin. Yani hayır diyeceğin yerde evet, evet diyeceğin yerde hayır demeyin.

 Çünkü Allah bilerek söylenen yalan için bakınız Kuran’da saf suresinde ne diyor.

  Ey iman sahipleri! Yapmayacağınız şeyi neden söylüyorsunuz? ayet 2

 Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında büyük bir günahtır. ayet 3 

Yalan söylemek ve insanları şaşırtmak insanlar için bir ayıp, Allah nazarında büyük günahtır.

Unutmayın, günahın ne olduğunu bilmeden günah işlemekten kurtulamazsınız.

Öyle herkese soru sorulmaz, soracağımız konu hakkında bilgi sahibi olanlara soru sormamız, soru sorma amacımıza uygun olacaktır.

İnsan kendi kendine de sorular sorar, cevaplar bulmaya çalışır. Bu yol, insanı düşünmeye, bildiklerinden yola çıkarak, daha çok bilgiler elde etmeye yarar.

Günlük hayatımızda çok sorular sorarız. Akıllı insan soruları düzgün ve yerinde soran insandır. Bu sorulara verilecek cevaplar kısaca evet ya da hayır olacaktır. Kısa ve kesin cevapalar.

Unutmayın ki, düşünmeden dudaklarınız arasından çıkan bir evet, ya da bir hayır kelimesi, karşındakini mutlu etmeye veya acı çektirmeye yeterli olabilir.

 Senin için bunu söylemenin önemi olmayabilir, ama bu evete veya hayıra ihtiyacı olan kimse için ne kadar önemlidir. Nice acıları kapatabilir bu evet ya da hayırlar. Sıkıntıları giderir, gönlü şenlendirir, ya da hüzünlendirir. İnsanı felakete de sürükler, mutluluğa da.

 Siz makam sahipleri, siz yöneticiler, siz siyasiler, siz şirket holding sahipleri, ve sizler her vatandaş, size sorulunca bir soru, cevabı evet veya hayırsa, bunu düşünerek veriniz, senin için önemi yoktur belki ama, soruyu soran için çok önemlidir.

Bunu hiç aklımızdan çıkarmayalım.

 İnsan olmanın gereği budur.

İnsanların işlerini yaparken onları yokuşa sürmek, azarlamak, acı vermek değil, kolaylaştırmak, işi görmektir.

Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez.” Bakara 185

Allah, insanlara zorluk değil kolaylık diliyorsa, bu demektir ki, siz de birbirinize kolaylıklar dileyin, zorluklar çıkarmayın.

Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyurmaktadır:

Zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

 Evet veya hayır sizin için önemli olmayabilir.

 Bu evete veya hayıra ihtiyacı olan için bu, mutluluk ve mutsuzluk demektir. Boş yere yorulmaması, güzel bir uyku uyuması, bir çok masrafın önüne geçilmesi demektir.

Sizin de başkalarından istekleriniz olmuştur. Sormuşsunuz, yarın bu işim olur mu diye? Karşındaki o işi yapacak kişi, hiç düşünmeden ve umarsamadan “Evet Evet.” demiştir. Ne kadar sevindiniz o an değil mi?

Ertesi gün bir umutla gittiğinizde,o, ya yerinde yoktur, ya da size verdigi sözü unutmuştur. Utanmadan “yarına kaldı , yarın gel.” diyecektir.

Gidersiniz, yarın da olmamıştır. Ertesi günü de.. ve sonraki günler de.

İçinizdeki kızgınlık öfke almış başını gitmiştir. İnsanlara güveniniz kalmamıştır. Eşşek kadar adam “evet, evet .” dedi de yapmadı. Aldatıldığınızı, çok geç anlarsınız

Arkadaşınız size yarın saat beşte buluşmayı teklif eder. Siz, tamam gelirim dersiniz. O inanır, ama siz oraya gitmezseniz arkadaşınızı boşuna bekletmiş olursunuz. Laf olsun diye, onu kırmamak için o anı kurtarmak adına evet dedinizse, daha büyük ayıp etmişsiniz. Ama ciddi söz verdiniz de gidemedinizse, o zaman telefon edersiniz, gelemeyeceğini söylersiniz, o da size beklemez.

Siz birini bekletirseniz, unutmayın birileri de sizi  bekletir.

Siz birine söz verirseniz şunu yaparım  diye de yapmazsanız, unutmayın ki, biri de size söz verir ve o dediğini yapmaz.

İnsan evet diyorsa yerine getirmelidir.

Ama hayır deme cesaretini de göstermelidir. Hayır demesini de bilmelidir.

Hayır zor söylenir, ama gerekiyorsa söylenmelidir. Hayır diyorsa biri size, bilin ki, o işi yapamayacaktır. Zorlamayın.

Evet  bir teklifi kabul etmektir. Yani bir antlaşmadır.

Allah, verdiğiniz sözü tutun diyor.

Hayır da bir söz vermemektir.  O istenilen şeyi yapmayacağım, ya da yapamayacağım demektir. Siz hayır diyeni olgunlukla karşılayın, sizin hayır dediğiniz de sizi öyle karşılasın.

Evet demek umut vermektir. Umut ettirmektir. Karşınızdakinin yükünü hafifletmek, ona yardım etmek, sıkıntısını gidermek, onu bir çok masraftan ve yükten kurtarmak demektir.

Onun için evet demeden önce bir değil bin düşünmek gerekir.

Karşınızdaki evet demeye zorlayıp netice beklemeyin. Zorla, gönülsüz verilen sözler, evetlerden  olumlu bir sonuç çıkmaz.

 Evet mi dediniz, bir sorumluluk altına girdiniz. Bir çok fedakarlık yapmanız gerekiyor. Evetin gereğini yerine getiremeyecekseniz evet demeyiniz, hayır deyiniz. Bu netice bakımından daha iyidir, daha ahlaki, daha adil ve vicdanidir.

İnsan var, ne olursa olsun onun ağzında hayır çıkmaz. Hep evetcidir. Kim ne derse evet, onu bana bırak, ben hallederimcidir. Ama o an öyledir. Karşında yanında öyledir. Oradan ayrıldığınızda bütün söylediklerini unutmuştur. Zaten o evetleri de yerine getirmek için söylememiştir ki.

Bu insanların adı yalancı olarak etrafa hemen yayılır. Onda sorumluluk gelişmemiştir. O iş olursa ben yaptım, olmazsa zaten onun bir olması isteği de yoktur.

Siz de ayak üstü binbir evetleri sıralamayın, İtibarınız sıfıra düşer.

Evet sözdür, söz de namustur.

Birine borç verirsiniz. Alırkan size bir gün söyler. Siz de kendinizi ona göre ayarlarsınız. O gün gelir, borç alandan ses seda yoktur. Ertesi günü de yoktur. Siz kendinizi ona göre ayarladınız, ama o borcunu ödememiştir.

Her gün hatırınızı sorardı, şimdi ortalıkta yoktur. Günler, aylar geçer ne borcunu öder, ne de neden ödemediğini söyler. Anlaşılmıştır ki, borcun üstüne yatacaktır. Yatar da. Siz de verdiğiniz paraya yanarsınız, bir arkadaşınızı kaybettiniz ona yanarsınız, arkadaşınız tarafından enayi yerine kondunuz ona yanarsınız. Yanarsınız da yanarsınız.. İnanın o sizden borç alan bunların hiç birini duymaz, o başkalarından para sızdırmakla meşguldur.

İnsanların birbirlerine ihanetleri bir evetle başlar, devam eder, hayırla kötü olarak sonuçlanır.

Evet, insana değer vermektir.

Hayır diyebilmek, en az karşındakine evet diyebilmek kadar önemlidir ve değerlidir.

Yerine getirilmek amacı ile söylenen bir evet, toplumun barış çimentosudur.

Evet, güvendir, barıştır, büyüklüktür.

Evet, sevgidir. Yerine getirilen bir evet, mutluluktur.

Yapmayacığınız bir şey için hayır  demek de evet demek kadar önemlidir.

Evet, hayata gülümsemektir, gülümsetmektir.

İnat olsun diye, kinle  ve öfke ile evet demek, hayır demenin daha kötü bir halidir. Bu karamsarlıktır, bu akılsızlık, bu acı çekmektir, huzursuz olmak, huzursuz etmek, çevreye zarar vermek, çevrede değerli ne varsa yakıp yıkmaktır.

Evet diyeceğin yerde inadına hayır  demek, o an umutsuzluğun doruk noktasıdır. Kızgınlıkla ya da öfke ile evet ve hayır demek, aklın tutulduğu andır. İyi olması gereken şeyleri kötüye çeviren tehlikeli, yakıcı bir azaptır.

Evet ya da hayır derken,çok düşünmek gerekmektedir. Çünkü sizin içinizdeki güzelliğin başkalarının hayatına karışmasıdır bu. Onun gönlünde de çiçeklerin açılması, hayata umutla bakmak, mutlu yaşamaktır.

Unutmayın ki, size sorulduğu zaman alacağınız cevap ne kadar hayati değere sahipse, sizin sorduğunuz sorulara verilen cevaplar da sizin için o kadar hayati öneme sahiptir

Evet, gönülden söylenmelidir.

Evet derken sesin tonu ile yerine getireceği inancını karşıya vermelidir.

Hayır mı diyorsunuz? O zaman nedenlerini açıklayın.

Evet dediğiniz an, sorumluluk alındığı bilinmelidir.

Evet demek çok kolaydır, ama evetle üstlendiğiniz  şeyi yerine getirmek o kadar kolay olmayacaktır.

Şimdi sizlere soruyorum?

Size evet demek mi , yoksa hayır demek mi yakışır?

Sevgi, huzura, iyiye, güzele, doğruya, başarıya, barışa, sağlığa….

EVET.

Nefrete, huzursuzluğa, kötüye, yanlışa, başarısızlığa, kargaşaya, hastalığa….

HAYIR..

Saygılarımla…                                                                                                                                                                  Necmi AKGÜL

==================================================================

Evet ya da hayır cevabı alamayan bir insanın duyguları ile sizi başbaşa bırakıyorum.

 İSYANLI SUKUT

 Gitmişti makama arz-ı hâl için
‘Bey’ dedi, yutkundu, eğdi başını.
Bir azar yedi ki oldu o biçim..
‘Şey’ dedi, yutkundu, eğdi başını.

Kapıdan dört büklüm çıktı dışarı
Gözler çakmak çakmak, benzi sapsarı…
Bir baktı konağa alttan yukarı
‘Vay’ dedi, yutkundu, eğdi başını.

Çekti ayakları kahveye vardı
Açtı tabakasın, sigara sardı
Daldı.. neden sonra garsonu gördü
‘Çay’ dedi, yutkundu, eğdi başını.

İçmedi, masada unuttu çayı
Kalktı ki garsona vere parayı
Uzattı çakmağı ve sigarayı
‘Say’ dedi, yutkundu, eğdi başını.

Döndü, gözlerinde bulgur bulgur yaş
Sandım can evime döktüler ateş
Sordum: ‘memleketin neresi gardaş? ‘
‘Köy’ dedi, yutkundu, eğdi başını.

Yürüdü, kör-topal çıktı şehirden
Ağzına küfürler doldu zehirden
Salladı dilini.. vazgeçti birden,
‘Oy’ dedi, yutkundu, eğdi başını.

Abdurrahim Karakoç

 

 

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir