DİNİN KAYNAĞI KURAN

Dinin kaynağı Kuran’dır.

Allah, insanı yaratmış, ona nasıl yaşayacağını da Kuran’da söylemiştir.

Bazı şeyleri yasak etmiştir, bazı şeyleri de yapın demiştir.

Helal kazanın ve yeyin derken, haramdan kaçının demiştir.

Allah, benim Elçime inanın ve iman edin demiştir.

Peygamberimiz de Kuran dili ile, ben sizin gibi bir insanım ve Allah’ın elçisiyim demektedir.

Allah’tan aldığını insanlara tebliğ etmekle görevlendirilmiştir.

Böyle olmasına rağmen, din adına konuşanlar Kuran’ı bir yana koymuşlar, Peygamberimizin sözlerini doğru yanlış demeden insanlara anlatıyorlar.

Her Müslüman “Peygamber dedi ki..” diye başlayan ve arkasından gelecek sözlere kesinlikle inanır.

Neden inanır?

Bilir ki, Peygamberimiz yalan söylemez, bilir ki, peygamberimiz Kuran’ın özüne ve ayetlerine aykırı ne bir davranışta bulunur, ne de söz söyler. Bunun için hepimiz O’nun söylediği sözleri kabul ederiz. Mümin olmanın bir gereğidir bu.

Ama..

Bu gün bilinmektedir ki, Peygamberimiz adına binlerce hadis uydurulmuştur. Ve bu hadisler Kuran’ın ayetleri ile açıkça terstir.  İşte mümin bu uydurma hadislere uymamalıdır.

Bazı insanlar hadis diye topluma yalan yanlış bilgiler verirken, birileri de çıkıyor, bu Kuran’a uymuyor, Peygamberimiz böyle şeyler söylemez dediğinde, hemen ona Peygamberi sevmeyen, ona iman etmeyen insan olarak damgalıyorlar ve din dışına atıyorlar. Bu insanlar 40 yıl Kuran’ı incelemiş insanlar, belki doğru söylüyordur diyen de yok.

Oysa birileri Peygamberimize uydurma hadis diye topluma söyledikleri ile iftira ederken, öteki Peygamberimizi bu iftiralardan arındırmak istiyor.

Peygamberimize  iftirayı o kadar çok ileri götürmüşler ki, Peygamber sözlerinin Kuran’ın ayetlerini hükümsüz kılacağını da utanmadan, sıkılmadan, korkmadan pervasızca söylemişlerdir. Bu Allah’ın koruması altında olan Kuran’a iftirayı atanlar ne yazık ki, 4 hak mezhebi dedikleri mezheplerdir.

Bu konuda mezheplerin görüşleri aşağıya alınmıştır.

1994 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı yayınları arasında yer alan Dr. İsmail Ünal’ın yazdığı İmamı Ebu Hanife’nin Hadis Anlayışı ve Hanifi Mezhebinin  Hadis Metodu  kitabının 213. Sayfasında bakınız ne denilmiştir.

“Kuran, mütevatir veya meşhur sünnetle nesh edilebilir. Sadece ahad hadislerle nesh edilemez.”

Hanifi mezhebine göre Kuran’ın hükmünü kaldırır da Maliki Mezhebi de bundan geri kalır mı? Bu mezhebe göre “Bazı hallerde sünnet Kuran’ı hakim kılar.” Prof. Muhammed Ebu Zehra,   İmam Malikin hayatı-görüşleri –fıkıhta yeri  adlı eseri Hilal Yayınları 1984 sayfa 283

Peki Şafi mezhebine göre durum ne? Ona bakalım.
İmam Şafii, yazan Osman Keskinoğlu,  238-239  sayfasında  diyor ki:  “Kuran sünneti iptal edemez, sünnet ise Kuran’ı iptal eder.”

Hanbeli Mezhebine göre durum nedir, şimdi bir de onu görelim.

Ahmet İbni Hanbel  Hilal yayınları   1984, s 242-255  prof. Muhammed Ebu Zehra, Terc. Osman Keskinoğlu.

“Ülemaya göre, Sünnet Kitaba hakimdir, Kitap, hakim değildir.” (Kitap, Kuran’dır.)

Bu durumda dört hak mezhep dedikleri mezheplerin ortak görüşü ortaya çıkmaktadır. O da şudur.
Hadisler, Kuran ayetlerini iptal edebilir, fakat Kuran ayetleri hadisleri iptal edemez.

Bu niye böyle, neden böyle diyor bütün mezhepler: Çünkü insanlar Kuran’ı öğrenmesinler, Hadislerle yetinsinler. Uydurdukları hadisler Kuran’a uygun olmadığı için işi kökünden çözmenin yolu, hadislerle Kuran’ın ayetlerini ortadan kaldırılacağını ileri sürüp iddia ederek müminleri Kuran’dan uzaklaştırmak amacını  gütmektedirler. Bunu Kuran’a inanan bir mümin yapamaz, dinden çıkarı olan ve müminlerin geri kalmasını, uyuşmasını isteyen din düşmanları yapabilir. Ne yazık ki yapmışlar da. Bu gün Kuran saygı gösterilen, bol bol okunan, ama içinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kitap haline getirilmiştir.

Artık insanlar Kuran’ı düşüne düşüne, ağır ağır, anlaya anlaya, iniş sırasına göre  kendi dillerinden okumalıdır. Müslümanım diyen müminlerin bunu yapabilmesi için, Din hizmeti ile görevli olan Diyanet öncülük etmeli, uydurma hadisleri ayıklamalı ve insanları Kuran’ı anlayarak okumaları için gerekenleri vakit geçirmeden yapmalıdır.

Bir de  doğru  kabul edilen hadislerin toplandığı bir kitap vardır: Kütüb-i Sitte. Şimdi bu kitapta yer alan hadislerden birkaç örnek verip bu kitapta olanların doğru mu yanlış mı olduğuna bakalım. Şu bilinmelidir ki, Kütüb-i Sittede yer alan hadislerin çoğu ya kendi içinde çelişkilidir, ya başka hadis ile çelişmektedir, ya da Kuran ayetlerine terstir.

Örnekler:

Peygamberimiz, Kütübü Sitte 53. Sırada yer alan hadisine göre “Size iki şey bırakıyorum, bunlara uyduğunuz sürece asla saptırmayacaksınız: Allah’ın kitabı ve Resulün sünneti.”

Kütübü Sittenin 54. Hadisine göre ise yine Peygambeimiz “Uyduğunuz takdirde benden sonra asla sapmayacağınız iki şey bırakıyorum.  Bunlardan biri diğerlerinden daha büyüktür. Bu, Allah’ın kitabıdır. Semadan arza uzatılmış bir ip gibidir. Diğeri de kendi neslim, Ehli Beytimdir.”

Bu iki hadis de Kütübü sittede yer almaktadır.  Uyulması gereken şey birincide Allah’ın kitabı ve Resülün sünneti derken, ötekinde Allah’ın kitabı aynen korunmuş, Peygamberin sünneti kaldırılmış ve onun yerine neslim ve ehli beytime uyun denmiştir.

Allah’ın Elçisi asla ve asla yalan, yanlış ve birbiri ile çelişen ve Kuran’a uymayan hiçbir söz söylemez, hiçbir davranışta bulunmaz.  Böyle yaptığında Allah O’nu şah damarını koparırım diye Hakka suresi 42-48. Ayetlerinde tehdit etmiştir.

Hakka suresi

43. (O), alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.
44. Eğer (Peygamber) bize atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı,
45. Elbette onu kıskıvrak yakalardık.
46. Sonra onun can damarını koparırdık (onu yaşatmazdık).
47. Hiçbiriniz buna mani de olamazdınız.
48. Doğrusu o (Kur’an), takva sahipleri için bir öğüttür.

Allah’ın bu şiddetli uyarısını alan bir Peygamber, asla Kuran’a uymayan ne bir söz söyler, ne de davranışta bulunur.

Oysa  Büyük Hadis Külliyatı, Rudani, cilt 1, sh-44, 130 no’lu hadisle bakınız ne diyor:

“Size benden gelen, söylediğim veya söylemediğim hayırlı bir şey intikal ederse, anlayın ki ben onu söylemişimdir. Size benden bir şer (kötü söz) nakledilirse anlayın ki, ben onu dememişimdir. Çünkü ben kötü bir şey söylemem”

Bu hadis Hakka Suresinin yukardaki ayetlerinin Peygamberimiz tarafından ne kadar güzel anlaşıldığını en açık bir şekilde göstermektedir.

Kütübü Sitte 3509’da anlatıldığına göre, bir adam mescide Peygamlerimizin yanında işemiş, ordakiler kızmış,  Peygamberimiz de “adamın işini kolaylaştırın, işediği yere su dökün” demiştir.

Şimdi bir de Müddesir Suresinin  4 ve 5. Ayetlerine bakalım: “Elbiseni temizle, pislikten kaçın.”
Kendisine pislikten kaçın ve elbiseni temizle diye vahiy gelen bir Peygamber, kendinin ve gözlerinin önünde birinin camiye işemesine izin verir mi? Bir de bırakın işesin, bir kova su dökün der mi? Bu hadisi  din kaynağı olarak  kabul edersek ne olur? Camilere ne hale gelir?

Kütübü Sittenin 5431. Sıradaki hadisine göre bakınız Peygamberimiz ne diyor:

Bilesiniz ki, taundan ölen şehittir,
Boğularak ölen şehittir,
Veremden ölen şehittir,
İshalden ölen şehittir,
Yanarak ölen şehittir,
Yıkık altında ölen şehittir,
Çocuk karnında ölen şehittir,

Allah da Kuran’da diyor ki:

Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, Allah’tan olan bir bağışlanma ve rahmet, onların bütün toplamakta olduklarından daha hayırlıdır.  Bakara 154

Şimdi Kütübü Sittede bu hadis vardır diye, bunu dinin kaynağı mı  sayacağız. Siz hiç ishalden öleni şehit kabul edip onu öyle toprağa verdiniz mi? Şehit,Allah yolunda ölmek ve öldürülmektir.

Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kafirler topluluğuna rehberlik etmez. Maide 67

Salih o zaman onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: Ey kavmim! Andolsun ki ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz. Araf 79

“Bizim vazifemiz, açık bir şekilde Allah’ın buyruklarını size tebliğ etmekten başka bir şey değildir” dediler. Yasin 17

Kuran ayetleri ile sabittir ki, Hz. Muhammed, Allah’ın kulu ve O’nun Elçisidir. O, asla Kuran’a aykırı sözler söylemez. Yukarıdaki ayetlerde de bu açıkca ifade edilmiştir.

Mümin, din adına duyduklarına hemen inanmamalıdır, onun doğru olup olmadığına bakmalıdır. Araştırmalıdır, bu konuda araştıracağı yer de Allah’ın Kitabı Kuran’dır.

Saygılarımla                              Necmi Akgül

***********************************************************

Asr Suresi

Bismillâhirrahmânirrahîm.

1. Asra yemin ederim ki

2. İnsan gerçekten ziyan içindedir.

3. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.

 

 

 

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir