EĞER BİLMİYORSAK

Bilgi hayatın vazgeçilmezi, olmazsa olmazıdır. Su gibi hava gibi önemlidir.

Bilgisiz hayat, acılarla, felaketlerle, mutsuzluklarla doludur.

Medeniyetin ilerlemesi bilgi iledir, medeniyetin geride kalması bilgisizlikledir.

Günümüz yaşam standartına, teklolojik gelişmeye, tarladan daha çok ürün elde etmeye, uzaya, aya yıldıza gitmeye, cep telefonunun ve bilgisayarın akıl olmaz fonksiyonlarına hep bilgi ile ulaşılmıştır.

İnsanın akıl almaz yaratılışına, atomun içinde bulunan korkunç gücün keşfine hep bilgi ve bilgide derinleşmekle ve tarih boyunca bilgiye bilgi eklenmekle varılmıştır. Bilginin sınır tanımaz gücü faydalı bir çok şeyi gözler önüne sererek ve her şeyi yakıp yıkarak son hızla geleceğe doğru akıp gitmektedir.

Artık anlaşılmıştır ki, bilgi, en büyük silahtır.

Bu silahı yararlı ve faydalı kullananlar kazanmış, kötü amaçlar için kullananlar ise iyi insanların ve toplumun başına bela olmuştur.

insanlık, bilgi ile azgın suları dizginlemiş, keşfedilebilecek her şeyi keşfetmiş, etmeye de devam etmektedir. Fazla sıcağa klima ile, fazla soğuya doğalgazla, elektrikle çare bulabilmiştir. Susuz şehirlere uzaklardaki su getirilmiş, yanan ormanların söndürülmesi kısa zamana sığdırılmış, yeri ağaçlandırılmıştır.

Tabiattaki dengeler bozuldukça o dengeyi yerine getirebilecek planlar proğramlar hazırlanmıştır.

Yer yüzünde yaşayan toplumlar, devletlerin hepsi bilginin önemini kavramışlardır. Bu bakımdan insanlara yeteri bilgileri vermek üzere okullar açılmış, üniversiteler kurulmuştur. Bunların hepsi bilgi paylaşımı ve gelişimi için yapılmıştır.

Silah gibidir bilgi, zalim bir insana sıkarsan faydalı, masum bir insana sıkarsan zararlıdır.

Bilgi, iyiye, güzele ve doğruya kullanıldığı zaman güzel, zarar vermek amacı ile kullanırsa kötüdür. Hatırlanmalıdır ki bomba, taşocaklarında kullanırsa faydalı, beline sarar pazaryerinde patlatırsan zararlıdır.

Teknoloji alanında baş döndürücü bir suretle gelişen bilgi, ne yazık ki insan eğitimi konusunda kör topal gitmektedir. Yapılan en güzel şeyler kötü insanlar elinde bir ölüm makinesine dönüştürülmektedir. Bu gün artık insanlığın tartışmasız kabul ettiği cep telefonu, bir terörist için korkunç bir silah duruma gelmiştir.

İnsanlık, maddenin keşfine verdiği emek ve çabayı, insanı eğitmekte aynı emek ve çabayı kullanmamıştır. Ne yazık ki bilgi çok, ama bu bilgiyi insan yararına kullananların sayısına yakını da insanların zararına kullanılmaktadır. Denge bozulmuştur, adalet sarsılmıştır.

Yeryüzünde insanlar vardır havyarla beslenirler. Bir ülkeden bir ülkeye uçakları ile öğle veya akşam yemeğine giderler. Onlar için her şey vardır, yok yoktur.

Yeryüzünde insanlar vardır, açlıktan, susuzluktan ölüp gitmektedirler. Yiyecek yemekleri, başlarını sokacak evleri, yarına umutla bakacak güçleri tükenmiştir. Kendi topraklarında köle gibidirler, ülkesinden akan derelerdeki balıkları başka milletin insanları gelip tutmaktadırlar. Kendi derelerinde ayaklarını soya sokamaz durumdalar.

Ezen de insandır, acımasızca ezilen de insandır. Ezenlere, ezilenlerin çektikleri acıyı, ızdırabı, mutluzluğu öğretmemişsek, onlara bu bilgiyi verememişsek cep telefonuna koyduğumuz bir aletle kanserin tedavi edilmesini sağlamışız ne çıkar? Benim, ben varım, ben yaşayım da, benim dışımdakiler acı çeksin, ızdırap çeksin, ağlasın sızlasın diyen bir nesil yetiştirmişsek bilgi sahibi olmanın ne önemi var?

Bilen, bilgi sahibi olan insan değil, bildiğini bilen ve bildiğini insanlık için uygulayan insan yetiştirmek lazım. Bombayı beline sarıp pazaryerinde patlatan değil, bir su kaynağını dağları delip ovaya akıtmak için kullanalım.

Ben her şeyi bilirim iddiasında bulunmak değil, ben, benim için ve çevrem için daha neleri bilmem gerekir diyebilen, düşünebilen insan yetiştirmenin zamanı geçeli çok oldu.

Ben her şeyi biliyorum diyen insan, hiç bir şeyi bilmiyor demektir.

Ama ülkemizde her insan her şeyi bilmektedir. Benim bu konuda bilgim yok konuşamayacağım diyen insan gördünüzse çevrenizde sarılıp elini öpünüz, ona saygı gösteriniz.

Korkunç olan şey bilmemek değil, bilmediğimizi de bilmemektir. Daha da korkunç olan şey bilmediğimizi de bilmediğimiz için biliyormuş gibi insanlara akıl vermek, yol, yöntem göstermektir.

Bir konuda uzman olup her şeyi bilenler, bir başka konuda bilgi sahibi olamazlar. Bazı insanlar siyaseti çok iyi bilirler, buna saygı gösterilir, ama eğer aynı insan kalkıp ekonomiyi de çok iyi biliyorum derse bu yanlış olur. Bu siyaseti bilen insan gerekiyorsa ekonomiyi de öğrenmeye karar vermişse yapacağı iş, bir ekonomi bilen bulup bunu ondan öğrenmektir.

Her şeyi aynı derecede bilmek zaten artık marifet değildir.

Artık çok bilmek de artır önemli değildir, bildiğini hayatına uygulamak önemlidir. O az bildiği şeyle kendine, çevresine ve topluma faydalı olabilmek önemlidir. Önemli olan şeyi önemsiz saymak önemli olana önem vermek demek olur ki, o zaman değerli olan her şey yok olur çürür gider.

Ülkemiz insanları ne yazık ki çok bildiğini sanan bilgisizlerle doludur. Dini çok iyi bildiğini sanır, türbelerde kansere çare, ağaçlara bez bağlayıp koca ararlar.

insanlarımız siyaseti çok iyi bilirler. Kendini gelip kim kandırırsa oyları onundur. Adama bakarlar, parti proğramına, tüzüğüne bakmazlar.

İnsanlarımızın her biri bir ekonomisttir. Kendi için ölçüp tartarken de başkaları için ölçüp tartarken de hileyi kendine yapacak şekilde yapar. Her iki durumda da kazandığını sanır başkalarını aldatarak.

Bizim insanımızdan daha iyi yönetimi bilen yoktur. Yönetimi ve yönetim bilimini bildiğini sanır, bir yere gelince eşini dostunu bilsin bilmesin önemli yerlere getirirler. Bu gün siyasi partilerin yaptıkları budur. İşi bilen, ehil olana verme devri bitmiş, kim daha çok yağ çekiyorsa o önemli yerlere gelmiştir. Osmanlı da yüzyıllardır böyle yaptı, sadrazamlığı padişahlar sattılar, sattığı sadrazam da padişaha verdiğinin bir kaç katını milletten çıkardı. Bakınız şimdi ikisi de yok.. Ama onun yerine gelen bizim nesil onların sıkıntılarını çekiyoruz.

Her insanımız adaletin okulunda okumuşlardır. Hepsi kendilerine göre adil insanlardır. Hem hakimler hem yargıçlar. Zaten bu gün hakim ve savcı olanların karşısında put gibi durmazsan baştan kaybettin sayılır. Dik dur karşımda diye bir azarlarlar insanı. Acımıyacaksın derler, asalım keselim ki toplum düzelsin..

Hepsi eğitimci, otlarla tedavi eden doktor, geleceği okuyan müneccim, turizmden anlayan seyyah, sanatı iyi bilen…

Bilgi sahibi olmak Yaratıcının insandan istediği ilk şeydir. Onun içindir ki “Oku.” demiştir. Okumak, bilgi sahibi olmak, bilmediklerini öğrenmek demektir. Öğrendiklerini hayatına uygula, iyi, güzel ve yararlı işler yap demektir. Kendini, çevreni, insanı toplumu, diğer milletleri tanı onlar senden sen onlardan faydalan demektir.

Her şeyi bilemeyeceğimize göre, bilmediklerimiz karşımıza çıkacaktır. Bu kaçınılmazdır. O zaman yapılacak iş bellidir. Allah, Kuran’ında bu konuda gereken emri vermiştir

Bilmiyorsanız, bilenlere sorunuz. Nahl 43

Hani derler ya bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır.

Eğer bilmiyorsak, bir bilen vardır ki, bu da hiç şüphesiz Allah’tır. İnsanlığı mutluluğa götürecek her türlü bilgi Allah’ın Kitabında vardır. Ve Allah, Kuran’da bunu insanlığa ilan etmiştir:

Allah, her şeyi bilendir. Nisa 17 Lokman 34

O halde insanlığa düşen tek şey var dünya ve ahiret mutlulukları için. Yukardaki iki ayeti yan yana getirmektir:

Her şeyi bilen Allah’tır, bilmiyorsanız O’na sorunuz.

Necmi AKGÜL

 

 

 

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir