FİRAVUN

Firavun adını duymuşsunuz.

Siz birine biri de size firavun demiş olabilir.

Siz birine bu kelimeyi kullandığınızda ne demek istediniz?

Ya da firavun adını duyunca siz ne anladınız?

Aklınıza dinsiz, imansız, kötü biri mi geldi, siz söylerken böyle bir amaçla mı söylüyorsunuz?

Günümüzde bu kelime kullanılmaktadır. Bundan önce de kullanılmıştır, bundan sonra da kullanılacaktır.

Ne demek firavun?

Bu kelime Kuran’da 74 defa geçmektedir. Musa Peygamber ile Firavun arasındaki olaylar Kuran’da anlatılır.

Sadece bize o günkü olayları bilelim diye mi anlatılmaktadır, yoksa kıyamete kadar almamız gereken dersler mi vardır?

Firavun denilince genel olarak anlaşılan şudur ki, bu dinsiz imansız biridir. Zalim ve diktatördür. Oysa Kuran Firavunun inandığını açıkca söylemektedir.

Mûsâ ise, “İyi biliyorsun ki, bunları ancak, göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Ey Firavun, ben de seni kesinlikle helâk olmuş bir kişi olarak görüyorum” demişti. İsra 102

Musa Peygamber, Firavuna “iyi biliyorsun ki, göklerin ve yerin rabbi açık deliller indirmişir.” Unutulmamalıdır ki, Musa Peygamber Firavunun sarayında büyümüştür ve Firavunu çok iyi tanımaktadır.

Üstelik Firavun, halka doğru yolu gösterdiği iddiasındadır. (Bkz. Mümin 29)

Onun derdi,insanların her şeyi yapmadan önce ondan izin almalarıdır. Bütün derdi budur. İnsanların iman edip etmedikleri umurunda bile değildir.

Firavun, “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!” dedi. “Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. Göreceksiniz!”Araf 123

Anlaşılmaktadır ki, Firavun ya da firavunların derdi din iman meselesi değil, her şeyi kendilerinde toplayıp insanları acımasızca yönetmektir.

Kuran, mülkün sahibinin Allah olduğunu açıkca belirtir.

O Allah, kendisinden başka ilah olmayandır. O, mülkün sahibi ve hâkimidir.Kutsal kurtuluşun tek kaynağıdır. Güven verendir, iman bağışlayandır. Görüp gözetendir. Güçlüdür, istediğini zorla yaptırandır. Büyüklükte eşi olmayandır. Allah, onların eş koştuklarından uzaktır. Haşr 23

Firavun veya firavunlar ise Mülkün sahibinin kendileri olduğunu söylerler.

Firavun kavmine seslendi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Mısır mülkü ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? Hala görmüyor musunuz?” Zuhruf  51

Firavun, sahip oldukarını sürdürmek ve daha çoğuna sahip olmak için elinden gelen her şeyi yapan tam bir acımasız diktatördür. Onun derdi yönetmektir, güç sahibi olmaktır, ekonomik ve siyasal gücü daima elinde bulundarmaktır.

Yönetim gücünü, ekonomik ve siyasi gücü eline geçiren bir kimsa ne yapar? Kendinin ihtiyaçsız olduğunu düşünür. Allah da dahil hiç bir şeye ihtiyacı olmayan bir insan kesinlikle azar, yoldan çıkar.

Bunu söyleyen ben değilim, insanı yaratan ve onu en iyi bilen Allah söylemektedir. Hem bu konu öyle önemlidir ki, ilk  beş ayetten sonra ikinci sırada inen Alak suresinin 6. ve 7. ayetleri şöyledir:

Gerçek şu ki, insan kendini yeterli gördüğünde kesinlikle azar. Alak 6-7

Firavun’un azdığı ayrıca ismi de geçirilerek şu ayette daha belirgindir.

Firavun’a git, o azgınlaştı. Naziat 17

Firavun, ya da firavunlar her şeyin sahibi olduklarına inandıklarını anda azmaya, kudurmaya, kanun ve kural tanımamaya başlarlar. İstediklerini malk mülk sahibi yaparlar ki, bunlar yakın çevreleridir, diğer insanları da acımasızca ezerler. Sahip oldukları her şeyi daha çok artırmak ve ellerinden kaçırmamak için sınırı aşarlar.

Mısırda Firavunlar bunu yapmışlardır.

Günümüz firavunları da bunları yapmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar.

Firanvun ya da firavunar, saltanatını, ellerindeki gücü kullanmak için neler yapmaktadırlar? Kuran, bunların neler yapabileceğini bakınız ne güzel anlatmıştır:

Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı. Kasas 4

Firavunlar, güçlerini korumak için bulundukarı yerlerdeki insanarı sınıflara, parçalara ayırıyor ki, güçleri azalsın, birbirlerine girsinler ve birbireri ile uğraşsınlar, daha ileri gidenleri ise özellikle erkekleri öldürüp kadınları sağ bırakıyorlar.

Bu tam bir bozgunculuktur.

Ülkemizde ve dünyada müslümanlar firavunun Mısırda yaptığı gibi bölük bölük parça değiller mi? Irak’ta erkekler ölmüş kadınlar sağ kalmamış mı? Bu kadınlar sahipsiz ve Amerikan askerlerin cinsel tatmin aracı olarak kullanılmış, hamile kalmamışlar mı?

Ülkemizde de tarikatlar, mezhepler, şeyhler, cemaatlar alıp başını gitmemiş mi? Bunlar birbirlerini seviyorlar mı? Camileri bile ayrı değil mi? Biri ötekinin dediğini  kabul etmiyor,   ötekide başkasının dediklerini.. Allah ise bölünüp parçalanmayın! diyor Kuran’da.Ali İmran 103 Kuran’ı dinleyen mi var? Okunmaması için her şeyi yapmıyorlar mı?

Allah bir, Peygamber bir, Kuran bir…

Nasıl oluyor da ayrılıyorlar böyle… Bütün mesele ellerindeki güçü kullanmak için her çareye baş vurmaktır.

Tıpkı Firavunun Mısır’da vaktiyle yaptığı gibi.

Firavunlar, gururlu ve kibirli insanlardır. Elde ettikleri güç onları bu hale getirmiştir. Sanki yeryüzünde kendilerinden başkası yoktur.

Onlar için doğru eğri, helal haram yoktur.

Acıma ve merhamet duygularından eser bulunmaz.

Sahip oldukarını yönetemezler, sahip oldukları kendilerini yönetmektedirler.

Kadınları insan yerine koymazlar, onları zevk aracı kabul ederler.

İşlerine öyle geldiği için, sevgi değil insanlar arasına kin ve nefret sokarlar. Her konuda kendilerinden izin alınsın isterler.

Yeri geldiğinde dindar görünürler, insanları Allah ile aldatmak onların en büyük amacıdır. Öleceklerini hiç düşünmezler. Para ile her şeyi satın alacaklarına inanırlar, dünyanın yarısı onların olsa, öteki yarısına sahip olmak için her şeyi çekinmeden yaparlar.

İnsan ile sinek arasında hiç bir farkları yoktur.

Yakın çevresini ihya ederler, onları kimseye ezdirmerler, beslerler, çünkü zulmu onlar aracılığı ile yapacaklardır.

Çevrenizde böyle insanlar görüyor musunuz?

Yani Firavun çağlar öncesi Mısır’da yaşadı, öldü gitti mi? Allah detaylı bir  şekilde Musa-Firavun olaylarını niçin anlatıp duruyor? Bundan ders almamız için, sonuç çıkarmamız için, Firavunlara dur dememiz için.

Günümüzde insanlar aç kalırkan,soğuktan masum çocuklar ölürlerken, sevgilisini özel uçaklarla yurt dışından getiren insanların olmasını nasıl açıklayacağız?

Parmak kadar çocuklarına boğazdan villa satın anne ve babalara ne diyeceğiz.?

Sanmayınki Firavun, sadece günümüzde siyasilerden olur, kendini ihtiyaçsız sanan her insan, Allah’ın verdiklerine şükür etmiyor, O’nun için harcamıyor, ahireti düşünmüyorsa, işte onlar da Firavunlaşma yolunda ilerliyorlardır. Bir gün daha yeterli seviyeye gelince bu milletin sırtından kazandıkları paraları Avrupalardaki bankalara yatıracaklardır. Ülkenin iliğini böylece emeceklerdir.

Firavunlara sorsanız, herkesten çok dindardılar. İmanları bütündür. Bunu açıkca bağıra ağıra söylerler. Ne yazı ki, eğitmedikleri, dinlerini iyi öğretmedikleri insanlar da buna inanırlar, teslim olurlar, destek verirler, alkış tutarlar.

Firavunlar, ellerinde tuttukları, ya da sahip oldukları güçle asla yıkılmayacaklarını, bu gücün kendilerinden gitmeyeceğini sanıyorlar, kendilerini ilah gibi görüyorlar.

Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi. Kasas 38

Kuran’ın ilah dediği kul ile Arasındaki put, türbe, ağaç vesaire yanında her gücü ele geçirmiş insan da vardır. Firavun, kendini ilah gibi görüyor, Allah’ı inkar ediyor, alay ediyor.

Kendini ilah gibi gören firavunlar, hiç bir kuvvete hesap vermeyeceğini düşünecektir. Onlar için dünya bu dünyadır. Ölüp gidince yeniden dirilme diye bir şey yoktur,olamaz.

Öldükten sonra dirilmeye azıcık inancı olan insan zulum yapmaz, yapamaz. Çünkü bilir ki, öteki dünyada yaptıkları kendisine sorulacaktır. Onlar, böyle bir şeyin sorulmayacağını bildiklerine inandıkları için acımasız zalim olmaktadırlar.

Firavunun gücünden yararlanacak olan insanlar etrafında toplanmaya başlarlar. Firavuna yakın olmak, bu dünyayı mutlu yaşamak, para, mal mülk sahibi olmak, zevkin ve eğlencenin tozunu attırmak demektir.

Ama firavun herkesi yanına almaz. Çünkü içinde korkuları çoktur. Biri öldürebilir, biri karşısına dikilebilir endişesi içinde yaşamaktadırlar. İhanete uğrayabilir. Bu nedenle kendini garantiye alması gerekiyor.

Ancak onun için önemli  hizmette bulunanlar onun en yakınlarından olacaktır.

Sihirbazlar Firavun’a geldi ve: Eğer üstün gelen biz olursak, bize kesin bir mükâfat var mı? dediler. Araf 113

Burada üstün gelinecek şey, Musa Peygambere karşı sihirde üstün gelmektir.

Firavun, “Evet. Üstelik siz mutlaka benim en yakınlarımdan olacaksınız” dedi.Araf 114

Firavuna en yakın olmak onlara göre dünya hayatını garanti altına almak demektir.

Firavuna yakın olunca insanları daha çok kandırmaya hizmet etmektir.

Toplumda sivrilmek, daha çok hizmet ederek daha gözde olup daha çok soymak, daha çok haksızlık yapmak, yönetimde söz sahibi olarak firavunun bir dediğini iki etmemektir.

Bunun da  bir karşılığı olacak firavuna elbette. Bir şey kötü mü gidiyor, kötüyü iyi göstermek, firavunun yanlış olan düşüncelerini en güzel düşünce olduğunu kabul etmek, bunu diğer insanlara yaymak, kabulettirmek. Firavun neyi yapmak istiyorsa, yanlış ve hatalı bile olsa, onun gerçekleşmesi için çaba göstermek. Hiç bir zaman hatalı ve yanlış yapmada hizmette sınır tanımamak. Böyle olunca firavuna daha yakın olacak, daha çok çalacak, daha çok yakınlarını besleyip kendini gösterecek, havasını atacak.

Firavun ve ona yakın olanlar, karşılıklı al gülüm ver gülümle her şeyi  birlikte yöneteceklerdir.

Firavuna en yakın olanlar, yaptıkları her işte kendisinden izin alacaklardır.

Firavunun sihirbazları Musa’ya yenilince, Musa’nın yaptıklarının sihir olmadığını anlayınca Musa Peygambere iman ettiklerini açıkladılar. Firavun buna kızdı ve şöyle seslendi onlara:

Firavun, “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!” dedi. “Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. Göreceksiniz!”Araf 123

Firavuna teslim olmak demek onun istediklerini hiç sorgulamadan yapmak demektir. Eğer yapmazsa teslim olanlar, başlarına çok kötü şeylerin geleceğini söyleyerek yakınlardan uzaklaştırılmakla, hatta öldürülebileceklerini bile söylemektedir.

Birgün gelir acıamasız firavunun da karşısına bir çıkar ve onun dünyasını, saltanatını, geleceğini tam olarak tersine çevirir. Bilinmektedir ki, dünya kalıcı, insan firavun bile olsa bir gün gidicidir.

Musa,Firavunun karşısına çıkmıştır ve onun sonunu hazırlamıştır. Kızıldenizin azgın suları içinde boğulup gitmiştir.

Öleceğini anlayınca“Musa’nın Rabbine inandım.” diye itiraf etmiştir ama  “Şimdi mi ya Musa?” cevabını da Allah”tan almıştır.

Firavunlar dünyanın her yerinde vardır. Bu arada ülkemizde de çok varlar. Bunları iyi tanımak bilmek gerek. Firavunların emrine girmek yerine, hakkın ve adaletin emrinde olup orada yaşamak dünya için de ahiret için de gereklidir.

Firavunla şeytan çok yakın iki arkadaştır. Bu ikisi birleşince insanları daha çabuk kandırıyorlar.

Adam müslümanım diyor, şeyhe tabi oluyor. Güya şeyh ona ahirette şefaat edecekmiş. Şeyh cenneti garanti etmiş de başka insanları da kurtaracakmış. Günümüzde firavunlar kılık ve şekil değiştirmişlerdir. Çeşitleri artmıştır.

Siyasi firavunlar var.

Din yobazı, dinci firavunlar var.

Holding, para, mafya, örgün firavunları var.

Bunları görüyorsunuz, duyuyorsunuz. Orada bir cami yaptırıyor ama, devletin ve kamunun malını da haksız yere zimmetine geçirmekten kaçınmıyor.

Şu bir gerçekki, bu firavunların da bir gün karşısına birileri çıkacak, inkar ettiği değerlere inandığını söyleyecek ama bu kimse tarafından kabul görmeyecektir. Bu birini insan olarak düşünmeyin, kazalar var, hastalıklar var, daha çok kazanma hırsı ile her şeyi kaybetme var, bunlar da olmazsa kesin bir şey var ki, o muhakkak gelip onu bulacaktır. Bu ne mi? Bu her şeyi yeyip yutan zamandır.

Ey firavunlar, bir gün karşınıza bir Musa çıkmadan aklınızı başınıza toplayın.

Dünya sizin olsa hepsi burada kalıyor.

Şimdi verdiklerinizdir  sizinle gidenler.

Siz para, şan şöhret ve mal mülk içinde yüzerken, ac,sefil, hasta,bakımsız, eğitimsiz, susuz insanlar var.

Onları da düşünün. Yoksa Düşünmüyor musunuz? Enbiya 10

Emin olun, düşünmüyorsanız, bir gün gelecek size düşündüreceklerdir.

Saygılarımla…

                                                               Necmi AKGÜL

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir