HAYATINIZ İMANINIZA UYGUN MU

İman kelimesi çok kullanılan bir kelimedir.

Ama bu kelimeyi kullananlara sorsan iman nedir diye,  çokları size pek bir şey söyleyemezler. Ağızlarında gevelerler, mırın kırın ederler, işte o kadar.

İsterseniz çevrenizde deneyin, bunun doğru olduğunu göreceksiniz.

Kelimelerin anlamlarını bilmeden, o kelimenin içinde geçen cümleyi de tam olarak anlamazsınız.

İman konusunda çoğumuzun bildikleri  “İman işte, inanmak.” deyip geçeriz. Ama deyip geçmekle imanın ne olduğu asla anlaşılmaz, üzerinde derin derin düşünmek lazımdır. Çünkü Dinimiz, iman üzerine kurulmuş,  Allah’ın son dinidir.

İman kelimesi Arapça  bir kelime olup inanmak, güvenmek anlamına gelir.

İnanmak, inanılması gereken değerlerin hepsine  iman etmektir.

Nedir bu değerler?

Allah

Allah’ın Elçileri, Peygamberler

Allah’ın kitapları,  değşimemiş İncil, değşimemiş Tevrat  ve Kitabımız Kuran

Allah’ın melekleri

Öldükten sonra dirilmek, yani ahrete inanmak.

Bunlara inananacak biçimde yaratıldık. Allah, hamurumuza, mayamıza, DNA’larımıza  biz insanları kendisini bilecek şekilde yaratmıştır.

Başka bir ifade ile, her  yaratılan, Yaratanını bilecek, tanıyacak şekilde proğlanmıştır. Ve yaratan, aklımıza gelen gelmeyen her şeyin yaratıcısıdır.

Rabbimiz, bu durumu ne kadar güzel anlatmıştır.

Hani kıyamet gününde, “Biz bundan habersizdik” demeyesiniz diye, Rabbin, Âdemoğulları’ndan, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şâhit tuttu ve dedi ki: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” Onlar da, “Evet, buna şâhit olduk” dediler. Araf 172

Yarın hiç kimse benim Allah’tan haberim yoktur diyemeyecektir. Allah diye bir yaratıcıdan haberim yoktur diyemeyecektir. Çünkü Allah, daha yaratılırken, ana rahminde “ Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sormuş, kulu da “Evet, buna şahit olduk.” diyerek Allah’a söz vermişlerdir.

İmanlı adama mümin denir. Her mümin de imanlı olan kimsedir.

Aslında  imanlı mısın? sorusuna verilen imanlıyım cevabı bir iddiadır. Yani o kimse imanlı olduğunu iddia etmektedir. Gerçek anlamda imanlı olup olmadığını ancak Allah bilir, bir de kendisi.

İman, bir iddiadır. Ben imanlıyım diyen adam, bunu ispat etmek zorundadır. Ben imanlıyım diyerek bunu ispat edemez, ancak iddia eder. Bu da inandırıcı olmaz.

O zaman iddia sahibi imanlı oluğunu ispat için ne yapmalıdır?

Bu sorunun en güzel cevabı müminin tanımındadır.

Mümin kimdir? Ben müslümanım diyen her kimse mümin midir? Tanımı verelim, sonra böyle diyenlerin ya da kendinizin ne olduğuna siz karar veriniz.

Mümin, inanılması gereken bütün değerlere kayıtsız şartsız inanan, bu değerlere hiç tereddüt etmeden güvenen, kendini güven içinde hisseden, başkalarına da güven veren insandır.

Böyle bir insanın imanı, hem kendi iç dünyasına yansır, hem de dış dünyasına yansımalıdır.

Allah’a iman ediyorum ama ahrete inanmam. Oldu mu şimdi bu? İman mı etmiş oldunuz..

Allah’a güvenirim ama, Allah’ın elçisine güvenmem. Şimdi bu iman mı oldu?

Kuran’ın adını duyunca , onun bir ayeti kendine söylenince huzursuz olup kendini güven içinde hissetmeyen biri  iman etmiş olur mu?

Komşularına, arkadaşlarına, vatanına, işine, zarar veren, insanları korkutup güvenilmezliğini ortaya koyan insan imanlı olur mu?

Allah, iman sahibi insanların neler yapmaları gerektiğini ayetleri ile kullarına bildirmiştir. İman sahibi olduğunu iddia eden insan, ancak bu ayetlerdeki özelliklere sahip ise imanlı  insandır. Allah, kulunun nasıl olduğunu zaten bilir de, kendi çevresindeki insanlar da bu insanın imanlı olduğunu anlarlar.

Unutulmaması gereken en önemli şey, iman bir bütündür. İnanılması gereklerin bazısına inanıp bazısına inanmayan insan iman etmiş olmaz.Allah buyuruyor:

Siz, kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Bakara 85

Ayet, Kuran’ın tamamına iman ediniz, diyor. Bir kısmını inkar edenler var,  adam müslümanım diyor, namazı saçma buluyor, canım bir duble rakıdan ne olur diyor, ama içkiyi yasaklamıştır.  Kumar oynuyor, çağın gereği diyor,Maide 90, bir kısım kadınlar inadına başının tamamını kapatıyor, gözleri bile görünmüyor, öteki bir kısım açılmaması gerek göğüslerini göstermekten çekinmiyor. Sorsan, bunların ikisi de imanı kimseye bırakmazlar.

İnanılması gereken değerlere tam olarak inanmalıdır, iman iddiasında bulunan insan.

Peki bazılarına inanmazsa ne olur?  Cevabı ayetin gerisinde şöyle veriliyor:

İçinizde böyle yapanların alacağı karşılık dünya hayatında rezil olmaktır.

Dünya hayatında rezil olmakla kurtulsa iyi, bakınız ahirette onlar için neler var:

Kıyamet günü de azabın en şiddetlisine atılırlar.

Allah yaptıklarınızı bilir. Bakara 85

İmanı şişirilmiş bir balon gibi düşünün. Onda toplu iğnenin başı kadar küçük bir delik açıldığında ortada balon kalmaz. İman iddiasından bulunanlar da imanlarına en küçük bir zarar gelmesi  ve bütünlüğün bozulması halinde ortada imanın kalmayacağını bilmelidirler.

İman sürekli olmalıdır.

İman iddiasında bulunan kimse,  kesintisiz iman etmelidir.  Bir gün küfür içinde, başka bir gün iman içinde olunmaz. Allah, iman sahibinden imanlarında sürekli iman için de olmalarını istiyor.

İman edip sonra inkar eden, sonra inanıp tekrar inkar eden, sonra da inkarlarında ileri gidenler var ya, Allah, onları bağışlayacak da değildir, doğru yola iletecek  de değildir. Nisa 137


İman iddiasında bulunan insan, iman etmekle  inkar etmek arasında olmamalıdır.

Onlar ki, Allah’ ve O’nun resullerini inkar ederler, Allah’la O’nun resulleri arasını  açmak isterler de “Bir kısmına inanırız,bir  kısmını inkar ederiz.” derler. Böylece imanla inkar arasında bir yol tutmak isterler.Nisa 150

Kim bunlar? Bir sonraki ayette kim olduğunu Allah bildirmektedir.

İşte bunlar gerçek kâfirlerdir. Ve biz, kâfirler için yere batırıcı bir azap hazırladık. Nisa 151

Allah’a iman eden insan, yani mümin güven veren insandır. Bir insan başkalarına güven vermiyorsa o insan, ne kadar iman iddiasında bulunsa da imanında sorun var demektir.

O Allah, kendisinden başka yaratıcı olmayandır. O, mülkün sahibi ve hâkimidir. Kutsal kurtuluşun tek kaynağıdır. Güven verendir, iman bağışlayandır. Görüp gözetendir. Güçlüdür, istediğini zorla yaptırandır. Büyüklükte eşi olmayandır. Allah, onların eş koştuklarından uzaktır. Haşr 23

İman güvene dayanmalıdır.

Peygamberleri, onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından dilediğine nimetini bahşeder. Allah’ın izni olmadıkça, bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Mü’minler ancak Allah’a güvensinler ” İbrahim  11

İman , ümitsizlik zamanında  olmamalı, yani ölüm çatınca iman ettim demekle iman olmaz .

Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da, içlerinden birine ölüm gelip çatınca; “Ben şimdi tövbe ettim” diyenlerle, kâfir olarak ölenler için, kabul edilecek tövbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırladık.Nisa 18

Son dakika iman etmek Allah tarafından kabul edilmeyecektir.

Firavunun ölüm anını anlatan şu ayetlere dikkatli bakmak ve üzerinde düşünmek lazımdır.

İsrâiloğulları’nı denizden geçirdik; Firavun ve askerleri de zulmetmek ve saldırmak için onların arkalarına düştü. Nihayet boğulma tehlikesiyle burun buruna gelince Firavun, “Gerçekten İsrâiloğulları’nın inandığından başka tanrı olmadığına inandım, ben de Müslümanlardanım” dedi. Yunus 90

 Allah şöyle buyurdu: “Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş, bozgunculardan olmuştun.” Yunus91

 “Bugün senin bedenini kurtaracağız ki senden sonra gelenlere ders olasın. Ama insanların çoğu âyetlerimizden gâfildir.” Yunus 92

İman, Salih amel ile desteklenmelidir.

İmanlıyım,  demek insanı kurtarmaz. İman iddiasında bulunuyorsanız, bu imanı yaptığınız güzel, yararlı ve doğru işlerle desleklemeli, belli etmelisiniz

Kuran’ın bir çok yerinde, Allah, “Ey iman edenler ve ameli Salih işleyenler.” diye buyurmaktadır. Salih amel, yararlı, faydalı iş yapmaktır. Bir işin yararlı  ve faydalı olabilmesi  için de, olması gerektiği yapılıp bitirilmesi şarttır.

Bu ifadeden şu kolayca anlaşılır. İman iddiasında bulunan güzel iş yaparak bunu göstermelidir. Yani yapılan yararlı ve faydalı işin Allah nazarında kıymet ifade edebilmesi için imanla yapılması gerekir. İman etmeden yapılan işler size para, şan  şöhret, makam mevki kazandırır elbette, ama sevabını alamazsınız. Hepsi bu dünyada olur ve ahrete sizinle bir şey gelmez.

Adam ben iman sahibi bir müslümanım diyor, iddia ediyor, sonra da bakınız neler yapıyor.

İnşaat yapıyor demirinden çimentosundan çalıyor.

Devlet memuru, vatandaşın bir dakikada bitecek işini egosu için yarına, ertesi güne bırakıyor. Vatandaşa zulmediyor.

Bal satıyor, içine şeker karıştırıyor.

Keyfe geliyor karısını dövüyor, canı sıkılıyor yine dövüyor.

Sokakta yürürken iğrenç bir şekilde yere tükürüyor.

Namaz kılıyorum diyor, kıldığı namaz namaza benzemiyor

Devlete olan vergisini vermiyor,  işcilerin maaşını az veriyor, geç veriyor.

Çalışıp kazanayım demek yerine, nasıl edeyim de kanunlardan kaçarak kimse fark etmeden çalıp köşeyi döneyim diyor.

Cebi bir şekilde para görünce azıyor, çığırdan çıkıyor, gurur ve kibrinden yanına varılmıyor.

Müslümanım diye baştan aşağı örtünüyor, deniz kenarlarında erkeklerle sarmaş dolaş öpüşüyor.

Ve sayılmayacak kadar örnek çok.

Şimdi iman iddiasında bulunan insanlar bunu yaparlar mı?

Kendine emanet edilen bir mala canı gibi mi bakarlar, yoksa yarısını çalarlar mı? Rüşvet verir mi? Rüşvet alır mı? Yolsuzluk yapar, hile eder mi? Komşusuna, arkadaşlarına iyi mi davranır, kötü mü?

Bütün bunları yaparken İman  sahibi insan, iman ettim dediği, güvendim dediği Allah’ın kendisine bir gün bunlar için hesap soracağını bilir, her şeyi doğru yapar, helal kazanır, helal yer, yardım eder, infak yapar, zekatını verir, fakiri, acı, yoksulu doyurur, yetimin hakkını korur.

İman, güzel işler yaparak kendini belli etmedir. Bu Allah için değildir, kendi içindir. Allah’ın bizim imanımıza ihtiyacı yoktur, bizim Allah ‘a etmeye ihtiyacımız vardır.

İman şirk içermemelidir.

İnsanlar vardır, imanlı olduğunu, namaz kıldığını, oruç tuttuğunu, hacca gittiğini söyler, çevresindekiler de bunları bilirler. Ama bu insanların çokları bilgisizliklerinden dolayı şirk batağına saplanmış kalmışlardır.

Televizyonda görmüştüm. Kadın karnını türbenin taşına sürtüyor ve  “Al sana bir göbek, ver bana bir bebek.” diyordu. Sıkı sıkı kendini kapatmasından da mümin olduğunu gösteriyordu.

Bunun gibi, Allah’ı kendilerinden uzak görüp, ya da başka bir ifade ile Allah’ın kendilerine  şah damarından daha yakın olduğunu unutup Kaf 16 taşlardan, ağaçlara bez bağlamaktan medet umanlar var. Muska yazdırıp kendini koruyacağına inanlar, “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır.” uydurma hadisi ile insanların kendilerini Allah nazarında affetireceğine inanan zavallılar var.

Doktora gitmek yerine hocalara, üfürükçülere, falcılara giden ahmak hastalar ve hasta yakınları var.

Yaptığı her işi gösteriş yapanlar var. (Bakınız Maun Suresi) İnsanları kandırmak için insan ve cin şeytanları var, bunların peşlerinden akıllarını kiraya vermiş acınacak insanlar var.

Bu ve daha bir çok benzeri şeyler şirk kalıntıları şeylerdir. İman sahibi olan, ben imanlıyım diye iddia eden insanlar bunları yapmamalı, uzak durmalıdırlar.

Böyle yapanlar zülmün ve günahın en kötüsünü işlemektedir ve hem bu dünyada rezil olacaklar, hem de ahirette acıklı azap onları beklemektedir.

Onların çoğu Allah’a ancak ortak koşarak inanırlar.Yusuf 106


Hani Lokmân, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür.” lokman 13

İmanlı olduğunu söyleyen ve çevresine kendisini böyle kabul ettirenlerin iç dünyalarında  şüphe olmamalıdır.

Ya Allah yoksa… ya ahiret yoksa… ya Kur’an Allah’ın kitabı değilse…Ya Hz. Muhammed peygamber değilse… Hatta peygamberlik diye bir şey yoksa…. Melekleri hiç görmedim, ya melekler de yoksa…

Bu ve benzeri şeylerden Allah’a sığınmalı ve içlerindeki bu tür şüpheler varsa onlardan Allah’a tam olarak inanarak kurtulmalıdılar. Allah, imanda şüphe olmaması gerektiğini açıkca bildirmekdir.

Gerçek müminler, Allah’a ve Peygamberine inanan, sonra şüphe etmeyen ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenlerdir. İşte sözünde duranlar onlardır. Hucurat 15

Rabbinin hangi nimetinden şüpheye düşersiniz.  Necm 55

İman uğrunda can ile mal ile fedakarlık yapılmalıdır.

İman eden, ama imanına uymayan işleri yapanlar ile, iman etmeyen insanların yaptıkları kötü,zararlı işleri gören iman sahibi insan, canı ile malı ile onlarla mücade etmeli, kötülüğü iyi olmaya çevirmek için elinden geleni yapmalıdır.

Bana ne, varsın başkaları uğraşsın diye düşünürseniz, başkaları da  sizin gibi düşünürlerse, ortada ne iman edecek insan kalır, ne de iman edilecek bir değer kalır.

Allah, kötülük yapmakta değil, iyilik yapmada ve yardımlaşın,diyor.

Allah’ın Elçisi Peygamberimiz, kendisine yapılacak en büyük yardımın Kuran’a sahip çıkılmasını, O’nun ayetlerinin çok insan tarafından anlaşılması için hayatını ortaya koymuştur. Gerekirse savaşmış, aç kalmıştır. Ama bunu yaparken kimseyi incitmemiş, kimseye kızmamış, kimsenin hakkını yememiş, Allah’ın emri olan tebliğ göreveni, yani  Kuran’ı insanlara anlatmıştır.

Bu gün Peygamberimiz yoktur. Ama,  bize tebliğ ettiği Kuran elimizdedir, bizim de Kuran’ı öğrenip öğretmemiz gerekmektedir.

Bu da ancak mal ile, güzel ahlak ile, bilgi ile, gerekirse can ile olur.

İmanlı insan, inandığı değerler için canını gerekirse çekinmeden verme düşüncesinde olan insandır.

Şimdi kendinize sorunuz:

Sizin imanınız böyle bir iman mı?

Cevabınız evet ise,sizi kutlarım. Ama bazı yerlerde tam evet değil ise, onları da tam olarak evet diyeceğiniz hale getirmeniz için   iman dünyanıza bir yolculuk ediniz ve o acıklı son gelmeden kendinizi düzeltiniz.

Saygılarımla…

                                                     Necmi AKGÜL

 

 

 

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir