İNSANIN ÖZÜNE BİR BAKIŞ

İnsan iyilik yapar. Bu onun özünde, içinde vardır. Yaratılırken iyi davranışlarda bulunma ve iyilik yapacak şekilde yaratılmıştır. Kendine verilen akıl, iyi ile kötüyü ayırt edecek özelliğe sahiptir.

İnsan iyilik yaptığı gibi kötülük de yapar. İnsanın içinde kendine kötüyü emreden nefis vardır, şeytan vardır. Kötü düşünceleri vardır. Bunların dediklerini yerine getirir, kötülük yapar.

Akıllı insan içindeki iyi olan şeyleri korur, onları yapar, hayatına geçirir uygular. Kötü olan şeyleri de kendinden uzaklaştırır. Kötünün insandan uzaklaşması ile geriye saf iyilik kalır ki, işte bunun adı barıştır, iyiliktir, huzurdur, mutluluktur, güven vermek ve güven içinde olmaktır. İşte tek kelime ile bu İslamdır.

Kötü denilen şeyin neler olduğu elbette Kuran’da Allah’ın bildirdiği şeylerdir.Kuran bu nedenle okunmalıdır, araştırılmalıdır. Birkaç örnek vermek gerekirse Kuran’da kötü olarak bildirilen şeylerden bazıları şunlardır:

Allah’a şirk koşmak.

Haksız kazanç elde etmek.

Faiz yemek.

Zina etmek

Haksız yere insan öldürmek

Yetim hakkı yemek

İçki içmek, kumar oynamak, fal bakmak ve baktırmak.

Ahireti inkar etmek.

Temiz olmamak

Çevreyi kirletmek

Adaletsiz olmak

İnsan bunları kendinden uzaklaştırmalı, hayatında bunlara yer vermemelidir.

İnsanın içinde olan, içinden gelen şeyleri kendinden uzaklaştırması barış, huzur ve güven için yeterli değildir. Bir de insanın kendi dışında olan ve onlardan etkilendiği şeyler vardır. Bunlardan da korunması gerekmektedir.

Dışımızda bizi etkileyen şeyler nelerdir diye kendimize sorduğumuzda aklımıza hemen iki şey gelir. Birincisi iyi olan şeyler, onlar gelsinler, bize mutluluk verirler. Bir de kötü olan şeyler vardır, onların gelmesini engellemeliyiz. İşte hikmet dediğimiz olay budur.

Dışımızdan gelip bizi mutsuz eden şeylerin başında Allah tarafından bize verilen hakların elimizden alınmasıdır.

Yaşama hakkımız

İnanma hakkımız

Haberleşme hakkımız

Ulaşım hakkımız

Eğitim hakkımız

Hür olma hakkımız

Sağlıklı olma hakkımız

Temiz çevrede yaşamak hakkımız

Evlenmek, çoğalmak hakkımız

Çalışma hakkımız

Bu haklar bazı insanlar tarafından elimizden alınmak istenir. Sömürü düzeni dediğimiz düzenler böyle kurulmuştur. Yani on kişinin yemeğini üç kişi yemiş, geriye kalan yedi kişi aç kalıp sürünmüştür.

İşte bu haklarımızın bize verilmesini engelleyenlerin, bu engellerini ortadan kaldırmak için kanunların yapılması, yönetmeliklerin çıkarılması gerekmektedir. Bunun için de bilgili ve çalışkan devlet yöneticilerine ihtiyaç vardır

Bu haklarımızın elimizden alınmasının engellenmesi hem kendimizde hem de toplumda huzuru , barışı ve güveni sağlayacaktır.

İçimizdeki kötü olanları kendimizden uzaklaştırırsak, dışarıdan gelen kötü olan ve haklarımızı engelleyen kanunlarımız varsa, o ülkede yaşayanlar mutlu ve huzurlu olacaklardır. Bunu aksi olduğunda da o ülkede huzur ve barıştan eser kalmayacakdır.

Fakat insanın hem içindeki kötü olanları kendinden uzaklaştırması, hem de dışarıdaki kötüye engel olunması yine de insanın tam mutluluğunu sağlayamayacaktır. Eksik olan başka şeyler de vardır.

İnsanın tatmin edilmesi gereken istekleri ve arzuları da vardır. Bu istek ve arzular insan için gereklidir. Aşırısı insana hakim olduğunda insan verimli olarak çalışamaz , aklını kullanamaz. İşte bunlardan bazıları:

Kin tutmak

Kıskançlık

Aşk

Açlık

Esaret

Öfke ve kızgınlık

Hastalık

Cinsel istekler

Çekememezlik

Bu duygular bizimle yaşarlar. Bize gereklidirler. Onlarsız hayatın tadı olmaz. Ama bunlar zaman zaman o kadar kabarırlar ki, insanı alıp başka aleme götürürler. Yani insan bir zaman kendine gelemez, akıllı düşünemez, duyduklarını ve okuduklarını anlayamaz, gördüklerini yorumlayamaz.

Kızgın ve öfkeli bir insan, söz dinlemez, laf anlamaz, düşünemez. Bu insanın söz dinleyip, laf anlaması ve sağlıklı düşünebilmesi için kızgınlığının ve öfkesinin geçmesi, sakinleşmesi gerekmektedir. Bunu herkes bilir.

Aşık olan biri de kendinden geçmiştir. Düşündüğü tek şey aşkı olduğu için, normal bir insan gibi düşünüp hareket edemez. Yanlış ve hatalar yapar. Bu insanın da normal düşünebilmesi için aşk dediği o duyguyu tatmin etmesi gerekmektedir.

Cinsel istekler de böyledir, hastalık da böyledir, kin ve nefret de böyledir. Bunlar insana gecici bir sure hakim olurlar, sonra bu duygular tatmin edildiğinde ancak insan sağlıklı düşünebilir.

Yani içimizde olan, bize zararı olmayan, ama tatmin edilmeyi bekleyen, edilmezse bizi mantıklı düşünmekten uzaklaştıran bu güzel duyguları geliştirmeli, yerinde ve Allah’ın istediği şekilde kullanmalıyız. Kuran sınırları içinde kullanılmayan ve tatmin edilmeyen bu duygular, Allah tarafından günah olarak kabul edilmektedir.

Insanın bu durumu toplumun yapısı ile büyük benzerlik göstermektedir. Toplumda da bu üç yön insandaki gibi mevcuttur.

Toplum kendi içindeki kötü olan şeyleri atmalı, kendinden uzaklaştırmalıdır. Bunun için eğitim şarttır.

Toplumun mutlu olması için kendi içindeki kötüyü atması yeterli değildir. Dıştan gelecek olan tehlikeyi de engellemeli, bunun için tedbir almalıdır. Polis teşkilatı ve askeri birlik bunun içindir. Dıştan gelecek tehlikeleri yok etmek için kanunlar yapılmalı, uymayanlara ceza verilmelidir.

Bir de toplumun sevinçleri, üzüntüleri, törenleri, gelenekleri vardır. Bunların da yaşanması gerekiyor. Ama aşırılığa gitmeden, toplum çılgına çevrilmeden, ya da derin yasa boğulmadan yapılmalı bunlar.

Insan iyiye, güzele, doğruya ve kaliteye doğru değişmelidir. Bu değişim ancak eğitimle mümkün olur. Insan değişince, insanlardan meydana gelen toplum da değişecektir. Toplum değişince kendilerini yönetecek olan insanların yönetmeye ehil olanları seçeceklerdir. Böylece topyekün bir kalkınma başlayacak, toplumu huzur ve barış saracaktır.

Istenilen budur.

Özlenen de budur.

                                                                      Necmi AKGÜL

 

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir