İSYANIM VAR


Hayatınızda  herhangi bir şeye isyan ettiğiniz oldu mu?

Bu soruya hayır  diyecek birini düşünemiyorum. Şu veya bu şekilde bir şeylere isyan etmişiz. Size isyan etmişlerdir, siz isyan etmişsiniz.

İsyan ettiğiniz şey nedir? Yani isyan edince ne oldu? Kızıp bağırdınız, küfürler ettiniz,  el kol hareketi yaptınız. Sonra?

Ya da size birileri bir şeylerden dolayı böyle yaptı? Sonuç ne?

İsyanın ne olduğunu bilmezseniz, isyan edip etmediğizi de anlamazsınız.

İsyan nedir?

Herhangi bir amaçla kurulu düzene veya devlet güçlerine karşı gelme, başkaldırma, ayaklanma.

Bir düzene veya emre boyun eğmeme, uymama, itaat etmeme

İsyan, bir şeyi güç ile engellemektir.

İsyan bir şeye her türlü karşı  çakmadır.

İsyan, kötü olan bir şeye karşı çıkmak, iyi olan bir şeye karşı çıkanlara da karşı çıkmaktır. İsyan, bir  yandan kötü olan bir şeyi iyi hale getirirken, öte yandan iyi olan bir şeyi  kötü hale getirmek isteyenlere savaş açmaktır.

İsyan, kötü, zalim bir düzene, yönetime, şirkete, kuruma ve insana edilir. Etmek de lazım zaten. Birileri çıkarları ve egoları için insanları inim inim inletiyorsa, ona karşı çıkmamak, oturup seyretmek Kuran’ın emrini yerine getirmemek olur ki, bunlar büyük ceza çekeceklerdir.

Ayetlerimiz onlara açık-seçik parçalar halinde okunduğu zaman, bize ulaşmayı ummayanlar şöyle dediler: “Bundan başka bir Kur’an getir yahut bunu değiştir.” De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için söz konusu olamaz. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum. Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkuya düşerim.” Yunus 15

Allah’ın gönderdiği bütün Peygamberler, Allah’ı tanımayan toplumlara, kurulu düzüne, haksızlığa, adaletsizliğe, zulme isyan etmişlerdir.

İlk isyan Adem Peygamberle başlamıştır. Yasaklanan meyveden Şeytanın aldatması ile yiyen Adem ile Hava’nın durumu şöyle anlatılır:

Nihayet, ikisi de ondan yediler. Bunun üzerine, çirkin yerleri kendilerine açıldı; üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Âdem, Rabbine isyan etmiş, azmış, ziyana uğramıştı. Taha 121

Allah’ın emrini yerine getirmemek, Rabbe isyandır, azmaktır, ziyana uğramaktır.

Bir de şu ayete bakalım:

Allah’a ve O’nun resulüne isyan edenler için cehennem ateşi vardır. Uzun süre orada kalacaklardır.Cin 23

Bu ateşten kurtulmak için Allah’a  ve  Onun Resülüne isyan etmemek gerekmektedir. Bunu nasıl yapacağız? Elbette Kuran’ı okuyup anlayarak, Peygamberimizi kaynağından öğrenerek, uydurma hadislere göre hayatımızı dizayn etmeyerek.

Cehennem bu dünyada değildir. Ahirettedir. Ahiretin sonu yoktu. Orada cehenneme gidince kurtuluş da yoktur. Allah’a isyandan kaçınmak için ne kadar çaba harcasak azdır. Dünya hayatı bir gün bitecektir, orası ebedidir ve sonu yoktur.

Nuh Peygamber de içinde bulunduğu toplumun inkarına isyan etti. Onlara Allah’ı anlattı, ama kimse dinlemedi birkaç kişiden başka.

İbrahim Peygamber, Musa, İsa ve son olarak bizim Peygamberimiz ve aradakiler içinde bulundukları toplumun şirkine, yanlışlarına, çirkin  davranışlarına,  zulumlerine isyan ettiler. Kimi başarılı oldu, kimi de olamadı, ya da az kimse için oldu.

Bu gün dünyamızda Allah Resulü yok. Bundan sonra da olmayacak. Peki insanlar neye isyan edecekler? Yani isyan bitti mi? Hayır elbette. Bütün peygamberlerin ortak dini olan İslam dinini anlatan, sınırlarını çizen Kuran elimizde.

Allah’tan bir ipe ve insanlardan bir ipe tutunmaları dışında, nerede bulunsalar üzerlerine zillet damgası vurulur. Allah’ın hışmına uğramışlardır. Üzerlerine miskinlik damgası vurulmuştur. Bu böyledir. Çünkü onlar, Allah’ın ayetlerine küfrediyor, haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı; isyan etmişlerdi, zulüm ve azgınlık sergiliyorlardı. Ali İmran 112

İsyanımız Kuran’a uymayan davranışlara olacaktır. Peygamberin gerçek davranışlarına uymayanlara karşı olacaktır.

İsyan,  iyiliği ve güzelliği belirlenmiş olan şeyleri düzeltmek adına yakıp yıkma ise ona uyulmamalıdır. Bu uymama Allah’ın emridir.

Ey Peygamber! İnanmış kadınlar sana gelip Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup ortaya sürmemeleri, iyilik ve güzelliği belirlenmiş bir işte sana isyan etmemelerihususunda seninle bey’atleşmek isterlerse, onlarla bey’atleş ve onlar için Allah’tan af dile! Kuşkusuz, Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir. Mümtehine 12

Demek ki isyan, iyi, güzel ve doğru olanı yıkmak için yapılmaz. Böyle bir şey olursa bu yıkanlarla birlik olunmadığı gibi, onlara karşı durup isyan etmelidir.

İsyan, zalim  daha zalim, adaletsizin daha adaletsiz, inkarcının insanları kandırıp aldatarak inkarlaştırmasına yönelik ise, bu kötü isyana isyan edilmelidir.

Anlaşılmaktadır ki, isyan hem iyiye, hem kötüye yapılır. Akıllı insan, iyi ile kötüyü Allah’ın kitabından öğrenmeli, iyinin, doğrunun ve güzelin yanında olmalı ve kötüye karşı isyan etmelidir.

Kendimize göre iyi ve kötü belirmemiz bizi yanıltır. Ben hırsızlık kötü bir şeydir, önlenmesi gerek derken, biri çıkıp hırsızlık insanın hırsız olma özgürlüğünü ortadan kaldırmaktır derse, bu yanlış bir değerlendirme olur. Kişi bu iyidir, bu kötüdür  diyemez, dememelidir, diyememelidir. İyi de kötü ne ise Kuran’da belirtilmiştir.

Ne yaparsak yapalım, her şeyde çözüm yolu Allah’ın kitabına çıkıyor. Onun içindir ki Allah,

Kuran’ı düşünmüyor musunuz? Nisa 82,

Araştırmıyor musunuz,Cin 14,

Aklınızı kullanmıyor musunuz? Enbiya 10 diyor.

İnsanların Kuran’la uyarılması İsteyen Allah, eğer dinlemezlerse isyan ederlerse onlara şöyle dememizi emretmektedir.

“Ben, sizin yapmakta olduklarınızdan uzağım.” Şuara 216

Allah’ın Elçileri, içinde bulundukları topluma isyan ederken, isyanlarını vurup kırarak değil, bazen susarak, yaptıklarından bazen uzak durarak göstermişlerdir. Yeri geldiğinde susmak en büyük isyandır.

Anlayışlı olmak en büyük isyandır.

Kötülüğe iyilikle karşılık vermek en büyük isyandır.

Affetmek en büyük isyandır.

İsyan, kötüyü katletmek, öldürmek, kafasını gözünü yarmak,  ayağını bacağını koparmak değildir.

En büyük isyan olanlar karşısında Kuran’ı, aklı, ilmi kullanmaktır.

İsyanın küçüğü büyüğü olmaz. Ama isyan, yüzüne tokat vurana gel şu yanağıma da vur demek değildir. Kaba güçle saldırana aynı şekilde karşılık vermektir İsyan.

İsyan kan davası yürütmek, kin tutmak değildir. İsyan, size yapılan kadar yapmaktır.

Savaş meydanlarında Peygamberimizin Amcasını öldüren Vahşi, sonradan Müslüman olmuştur. Peygamberimiz onu gördüğü zaman ona şeyle demiştir:

“Benim gözümün önünde fazla dolaşma, bana Amcamı öldürdüğünü hatırlatıyorsun.”

İşte bu en güzel isyandır.

Tarih boyunca insanlar bir şeylere isyan etmişlerdir. İsyanlar sonucunda devletler yıkılmış, devletler kurulmuştur. Ülkeler birbirlerini ile savaşmıştır.

İlk insandan günümüze kadar gerek toplumsal, gerekse  guruplar ve yine gerekse ferdi şekilde isyanlar olmuştur. Bu güne kadar gelen isyanlar, günümüzde de devam etmektedir, bundan sonra da devam edecektir.

Günümüzde isyan edilecek o kadar çok şey var ki. Sizler gibi zaman zaman ben de bir çok şeye isyan ediyorum. “Olmaz böyle şey!” diyorum. Sözlü olarak avazım çıktığı kadar bağırıyorum.

Ama bu bir şeyi halletmiyor ki… Bu bağırmalar bir şeyi düzeltmiyor. Oysa isyan yapılan kötülüğü ve zulmu durdurmak için yapılmalıdır.

Hazreti Ali diyor ki: “Haksızlığa karşı boyun eğmeyiniz, o zaman hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiniz.”

Ama kötünün fakına varıp, zulmu kabul etmemek, bunu kendine ve çevremizdeki insanlara haykırmak da önemlidir. Zulmun haksızlığın karşısında siz duruyorsunuz, başkalarının durmasına da destek oluyorsunuz.

Zulum ve haksızlık, ya da isyan edilecek her şey insanın dayanma gücünü aşınca artık dil ile başlayan isyan eyleme dönüşecektir.

İŞTE BENİM İSYANLARIM

Allah ile aldatan insan ve cin şeytanlarına, bunlara aldanan bütün insanlara, isyan ediyorum.

Ve ben bakınız ki, başka nelere isyan ediyorum.

Haksızlık karşısında susanlara, hakkını aramayanlara,

Kuran’ı okusanız da anlamazsınız diyen sözde din görevlilerine,

Malı helal ve haram demeden biriktirip ihtiyacı olan insanlarla paylaşmayanlara

Kuran’ı hayatının dışında tutarak süslü kılıflar içinde duvarlara asanlara..

Farklı insanları ve farklı hayatlarını kucaklayamayan yönetimlere,

Söz verip de sözünü tutmayanlara, antlaşmaları bozanlara..

Ölçüde ve tartı da haksızlık yapanlara

Fakiri doyurmayana, yetimlere hor bakanlara, en küçük yardım insanlara yapmayanlara

Devletin ve kamunun, yani bütün insanların mallarını haksız talan edip yiyenlere,

Dinimizi kaynağından doğru olarak anlatmayan, insanların öğrenmesi için araya engel koyanlara

Yalancı şahitlik yapanlara, haksızlığı görüp karşı çıkmayanlara

Hiçbir sebep olmadan hayvanlara kötü davrananlara, bitkileri acımazsızca kesenlere, yakanlara, çevreye keyfi zarar verenlere…

Gıda maddelerinin yapısını bozup insanlara bozuk gıda yedirenlere,  aşırı derecede fiyatla mal satanlara…

Yaptıkları işleri kötü çürük ve dayanıksız malzemelerle  yaparak parasını sağlam ve dayanıklı yaptım diye alanlara.

Anneye babaya öf diyenlere, onlara iyi davranmayanlara, büyüklere saygı göstermenlere, küçükleri sevmeyenlere,

Televizyona çıkıp uydurma hadislerle ve bazı insanların hayatları ile din diye insanlara hikaye anlatan dincilere

Kuran’ı okumayan, anlamayan, düşünmeyen, Kuran’ı hayatının dışında tutan kim varsa onların hepsine,

Zulme uğrayıp da buna razı olup sesini çıkarmayanların hepsine,

Atalarından aldıkları bilgileri kesin doğru olarak kabul edip bunu uygulayanlara, doğrusunu araştırmayanlara,

Müslümanım deyip de Müslümanlıkla hiç uyuşmayan davranışlarda bulunanların tamamına,

Dinimizi islamın beş şartı  diye belirledikleri ve bunun dışında islamın şartı yokmuş gibi davrananlara,

Kuran’ı önce  bilim heyetine çevirmeyen ve bunu bastırıp insanlara parasız dağıtmayan Diyanet işleri Başkanlığna,

Küçük yaşta kızlarını evlendiren analara babalara,

Karısını evde ve sokakta acımazsınca döven ve öldüren erkeklere,

Yolu kazıp da onu öylece bırakıp giden, ya da gerektiği gibi yapmayan firmalara,

İlk okulda sınıfta kalmayı kaldırarak, bilenle bilmeyenleri bir tutan milli eğitim bakanlığına,

Müteahhitlerden ihale alanlardan komisyon alan bütün  devlet kurumlarına, şahıslara,

Birileri aç ve açıkta yatarken, bir başkaları insanların haklarını haksız yolla  yilenlere, bunların yenmesine göz yuman kurum, şirket ve  kişilere,

Komşusun malına, canına ve namusuna göz dikenlere, onları  rahatsız edenlere, komşusu aç iken aldırış etmeden tok yatanlara,

Dereleri, denizleri, gölleri ve genel olarak su kaynaklarını kirletip kullanılmaz hale getirenlere

İsyan etmesi gerektiği halde isyan etmeyenlere,

İsyan ediyorum.

SAYGILARIMLA….

                                                                     Necmi AKGÜL

 

 

 

 

Paylaşın:

2 thoughts on “İSYANIM VAR

  1. Merhaba,
    Öncelikle sizin yazılarınızı gerçekten çok seviyorum,aklımda cevaplayamadığım bazı soruları sizin yazılarınız sayesinde cevapladım,bunun için size çok teşekkür ederim ama merak ettiğim bir şey var o da Allah neden insanlara acı çektiriyor? Bu soruya aklımda bir türlü cevap veremedim,bu durumdan kurtulmak istiyorum.Kimileri bu bir sınav diyor fakat neden acı çektirerek sınıyor bizi? Evet bizi şimdi hemen direkt olarak cennete koysa da saçma olacaktı fakat bize “büyük acılar” çektirmeden sadece bu dünyada yaptığımız sevap ve günahlara göre de cennet ve cehenneme koyabilirdi ve özellikle kadınların daha çok acı çektiğini düşünüyorum mesela: Tecavüze uğrayanlar kadınlar,tacize uğrayan kadınlar,kendini savunacak kadar güçlü olamayan kadınlar,hamilelikte doğururken acı çeken kadınlar,regl olup onun ağrısını veya zahmetini çekenler kadınlar,sokakta erkeklerin laf atıp rahatsız edildiği kişiler kadınlar ve bir kadın denize mayo ile girdiğinde bu çok ayıp bir şey olarak karşılanıyor fakat erkekler göbeği açık vb.bir şekilde girdiğinde bu gayet normal karşılanıyor.Sizden isteğin lütfen bunun hakkında bir yazı yazar mısın? Yazarsanız çok memnun olurum.

    • Merhaba,

      Öncelikle sitede yazdıklarımın size yarar sağlamış olmasına sevindim. Zaten benim de amacım sizlere Kuran’ı anlatmaktır, sevdirmek, O’ndan daha çok yararlanmanızı sağlamak, Kuran’ı hayatınızın içine almanıza yardımcı olmaktır.

      “Allah neden insanlara acı çektiriyor?”

      Bilinmelidir ki, Allah insanlara acı çektirmez. İnsanlar kendi yaptıkları yüzünden acı çekerler.
      Bu gerçek Kuran’da Şura suresinin 30. Ayetinde şöyle belirtilmiştir.

      Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. Allah çoğunu affeder.

      Musibet, isabetten gelir. Yani bizi gelip bulan, bize ulaşan acı, ızdırap, kötülük, fakirlik gibi şeylerdir. Ayete göre başımıza gelen acıları Allah bize vermez, hatalarımız sonucu bizim başımıza gelir.

      Bir de bunun dışında insanın elinde olmadan başına gelenler var. Sizin de belirttiğiniz gibi bir kadına tecavüz edilmesi, sokaklarda laf atılması, doğum sancısı ve regl gibi durumlar var. Bunların dışında sel felaketi ile gelen, yangınla ve depremlerle gelen, durup dururken başa elen trafik kazaları ile gelenler gibi.
      Bunlar için Allah sabırlı olunmasını istemektedir.

      Her şeye rağmen insana müsibet, yani acılar isaber ediyorsa, bu Allah’ın izin vermesi ile olur. Allah’a yürekten tam olarak iman etmiş kimseleri Allah daima korur ve onun acı çekmesine izin vermez. Bu gerçek aşağıdaki ayette açıkca belirtilmiştir.

      Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah’a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir. Tegabbün 11
      Bilinmelidir ki, acılar en büyük öğretmenlerdir. Her insanın başına bir çok acı bela gelir. Bunları güzellikle savmak ve bunlardan ders çıkarmak gereklidir.
      Kadıların ay hali ile ilgili Kuran’da şu bilgi vardır. Allah onun bir rahatsızlık olduğunu belirtmektedir. Bu da sayılı günlerdedir.

      Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O, bir rahatsızlıktır. Bu sebeple ay halinde olan kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şunu iyi bilin ki, Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever. Bakara 222

      Allah bizzat kendisi kullarına sıkıntı ve acı vermez. Bu zulum olur ki, Allah zulmetken uzaktır.

      Şüphesiz ki Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmederler. Yunus 44
      İnsanlar kendilerine zulmetmektedirler.

      Sokaklarda her kadına laf atılmadığını, her kadına tecavüz edilmediğini bilirsiniz. Kadınlar kendilerini bu durumlardan korumaları gerekmektedir. Bunun için de cinsellğini ön plana çıkarıcı tutum ve davranışlardan kaçınmalıdırlar.

      Kadınlar ve erkekler için en güzel elbise takva elbisesidir. (Bakınız örtünme ile ilgili yazılarımıza)
      Erkeklerin ve kadınların denize girmeleri ile ilgili düşündükleriniz eğitimsizlikten, dini iyi bilmemekten ve yaşam şeklinin İslama uymadan yaşanmasından kaynaklanan şeylerdir. Allah kadınları erkeklere çekici olarak yaratmıştır. Kadınlar bu çekiciliklerini erkeklere sergilemekten vazgeçtikleri takdirde, erkekler de onlara bakmayacak, rahatsız etmeyeceklerdir.

      Ama, cinselliğini sergilemeyen bir çok kadına da ahlaksız, arzu ve isteklerine tatminde sınır tanımayan erkekler de vardır. Bu tür erkeklerin varlığı ve yaptıkları ne yazık ki, bir çok kadının başına dertler açmaktadır. Bu Allah’ın acı çektirmek isteği ile değil, erkeklerin sapıklığı yüzünden olur. Allah böyle erkeklerden ve ahlaksızlardan kadınlarımızı korusun.
      Böyle erkeklerle kadınlar ve erkekler toplum huzuru için mücadele etmeli, onları teşhir edip kaçınmak onlardan korunmak olacaktır.
      Her şeye rağmen acı v erici, rahatsızlık edici veya kötü bir durum kendilerinin dışında başlarına gelirse onlara “ SELAM !” Deyip geçmelerini öğütlemektedir Allah.

      Onlar, boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve: Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz size. Size selam olsun. Biz kendini bilmezleri istemeyiz, derler. Kasas 55

      Ankebud Suresinin 2. Ayetine “ İnandık” demekle sınanmayacağınızı mı sanıyorsunuz? Diyor Allah.

      Allah bizi sınıyor, imtihan ediyor. Sınanmadan kurtuluşa ulaşamayacağımızı bildiriyor. Acılar insana ulaşınca Allah ne yapacağınızı de deniyor.
      Yaptığımız iş ve işlemler imanımızın dışa yansımasıdır.

      Sonuç olarak bilmelisiniz ki, ALLAH İNSANLARA ACI ÇEKTİRMEZ. Biz hatalarımız sonucu olarak acı çekecek hale kendimizi düşünmekteyiz.
      Kafanızdaki soru işareti hala kaybolmadı ise, yapacağınız şey, Allah hakkındaki bilginizi gözden geçirmenizi öneririm. O’nu güzel isimleri ile iyi öğrenin, o isimler üzerinde uzun uzun düşünün. Bir de Kuran’ı okumanızdır.
      Bunları yaptığınız takdirde, bu soru işareti kaybolacaktır.

      Allah yardımcınız olsun.

      Selam, dua ve saygılarımla..

      Necmi Akgül

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir