İNSANLARI ZORLAMAYIN!

Bir iş yaptırmak için size baskı, zorlama yapan oldu mu?

Ya da siz, birisine bir iş yaptırmak için birini zorladınız mı?

Sizi zorlamışlardır, siz de birini veya birilerini zorlamışsınızdır.

Sizi zorladıkları zaman ne hissettiniz?

Kızdınız mı? İsyan mı ettiniz? Karşı mı çıktınız? Ne yaptınız?

Siz birini zorladığınızda, zorladığınız kimse size ne yaptı? Kızdı mı? Hay hay yapayım mı dedi? Karşı mı çıktı? Ne yaptı?

Sizi zorladıkları zaman siz, bundan hoşlanmadınızsa, canınız sıkıldıysa, sizin zorladığınızda sizin gibi olmuştur.

Atalar derler ki, zorla yapılan işten hayır gelmez.

Zor kullanmak, ya da zorlamak nedir?

Kelimelerin anlamlarını bilmek gereklidir, çünkü o anlamlarda o kelimenin veya kavramın gücü gizlidir. Bu güc önemlidir ve bundan yararlanmak gereklidir.

Zorlamak, birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak, mecbur etmektir .

Zorlamak, üstelemek, illa olsun diye ısrar etmektir.

Zorlamak, birine istek dışı bir şeyi baskı ile güç kullanarak yapmasını sağlamaktır.

İstemeden yapılan veya yaptırılan bir şeyin zararı yapana ve yaptırana döner. Zorlayan kendi arzu ve isteğinin yerine gelmesini birinin üzerinde güç kullanarak keyf alırken, zorlanan ise bu güç karşısında ezilerek o işi yapacaktır. Bu durum zorlayan ile zorlanan arasındaki sevgi bağlarını yok edecek, aralarına kin ve düşmanlık tohumları ekilecektir.

Neresinden bakarsanız bakınız, düz mantıkla, insanları zorlamak zorlayan ve zorlanan için güzel bir yol değildir.

İnsanları seven, onlara değer ver, inançlarına ve kültürlerine saygı gösteren bir insan, kimseye zorlayarak iş yaptırmak,  zorlayarak isteklerin yerine getirilmesini istemez.

Ama ne yazık ki, günümüz toplumunda zorlayan da çoktur zorlanan da..

Bu nedenle Allah, zor kullanmayı yasaklamıştır.

Dinde, zorlama  yoktur. Bakara 256

Bazıları diyecekler ki, dinde zorlama yoktur, ama çağdaş dünyada, günümüzde, yaşadığımız hayatta zorlama niçin olmasın?

Eğer siz, dini hayatın dışında tutarsanız böyle düşünürsünüz. Ama din, kuralları Allah tarafından konmuş yaşama şeklidir. Dini böyle kabul ederseniz, böyle bir şey demeye hakkınız olmaz. Dini başka, yaşadığınız hayatı başka tutarsanız,  Allah’ın dinde zorlama yoktur emrini vardır diye uygularsınız.

Dini hayatınız olarak kabul ettiğinizde,  “dinde zorlama yoktur” Ayetini “hayatta zorlama yoktur.” Olarak anlamak gereklidir.

Bu, Allah’ın ilahi emirlerini yapmamaktır. Bu,  Allah’ın isteklerini bir yana koyup, kendi arzu ve isteklere uymak, keyfilik yapmaktır. Bu, insanları sevmemektir. Bu, haşa Allah’a dinini öğretmektir.

İnsanlık tarihinde zor kullanmayı ve zorbalığı aklının ucundan geçirmemiş eşsiz insan, büyük önder, Allah’ın Elçisi Hazreti Muhammed’dir. O, şirk dünyasındaki karanlığın hüküm sürdüğü bir toplumda yetişmiş, orada bir ışık yakmış ve bu ışık bütün dünyayı aydınlatırken, tek bir insana asla zorluk çıkarmamış, Allah’a iman edin, münin olun diye zor kullanmamıştır.

Çünkü Allah O’na şöyle diyordu:

Onların üzerine zorlayıcı değilsin. Casiye 22

Bu gün Allah’ın Elçisi aramızda yoktur. Ama ayet Kuran’da durmaktadır. O halde bu gün bu söz, inandım diyen herkesedir.

Hiç kimse, hangi konuda olursa olsun, bir başkasının üzerinde zorlayıcı değildir.

Biri size zor kullanamaz, siz de birine zor kullanmamalısınız. Ancak bu tutum ve davranış, bu anlayış Kuran’a uygundur. Birine zor kullanıyorsanız, biri size zor kullanıyorsa, o zaman siz veya bunu yapan kimse o, Allah’ın öğüdünü almıyor demektir, O’nun sözlerine değer vermiyor demektir. 

Şimdi şu ayete bakalım.

Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. O halde sen, inanmaları için insanları zorlayacak mısın? Yunus 99

Eğer Allah dilese, ki O’nun her şeye gücü yeter, herkes iman ederdi. Buna kimse engel olamazdı. Ama Allah aklı vermiş, yolu da doğru ve doğru olmayan diye göstermiş, isteyen istediğini seçsin diye insanı serbest bırakmıştır. Neden, çünkü ilerde yaptıklarımızdan ve yapmadıklarımızdan bizi sorguya çekmek, aklını kullanan ile kullanmayan belli olsun, ona göre işlem yapılsın diye.

Durum böyle iken, ben, siz veya bir başkası neden insanları illa inansın diye zorluyoruz. Ona her şey anlatılır, Kuran anlatmıştır zaten, O’nu okur, bilir, yolun eğrisini doğrusu görür, ister inanır, ister inanmaz. Sonuçlarına da bu dünyada ve ahrette katlanacaktır.

Allah bu konuda diyor ki Elçisi Hazreti Muhammed’e:

Biliniz ki peygamberimize düşen, açıkça tebliğ etmektir. Maide 92

Peygamberin o günkü tebliğ görevi bu gün Kuran’ı bilen insanlara geçmiştir. İnsanlar, Allah’ın ayetlerini insanlara zor  kullanmadan söylerler, karşıdaki dinler veya  dinlemez, inanır veya inanmaz ona göre hareket eder. Hiç kimse neden anlatıyorum da inanmıyorsun, sen ne biçim insansın diyerek, hatta kaba kuvvet kullanarak, bir çok şeyden mahrum ederek bunu kabul ettiremez. Bu Allah’ın tavır tarzına aykırıdır.

De ki: “Ben, tebliğime karşılık sizden bir karşılık istemiyorum. Ben, zorluk çıkaranlardan da değilim.” Sad 86

Allah’ın Elçisi, insanlara yaptığı tebliği karşısında insanlardan ücret almamıştır. Kuran eğitimi yapılırken bundan ücret alınmamalıdır. Bu kuran eğitimine zorluk çıkarmaktır.Peygamberimizin bir çok uydurma hadisini hayatlarına bayrak yapanlar, iki okuyup üflemekle ne  paralar aldıklarını cümle alem günümüzde bilmektedir. Kuran, eğitiminden para istemek, Kuran öğretecek kimseye zorluk çıkarmak olduğunu Allah’ımız bildirmektedir.

Her hangi bir konuda bir mümin, ayeti hatırlayarak şöyle demelidir karşısındaki insanlara, “Ben size zorluk çıkaracak, ya da sizi zorlayacak değilim.”

Günümüzde zorlama örnekleri kendimizden başlayarak, ailemizde, akrabalarımız arasında, komşularımızda, mahallemizde, şehrimizde ve ülkemizde ve  dünyada sayılmayacak kadar çoktur. Gücü yeten gücü yeteni zorlamaktadır.

Çocuk ağlıyor, anne baba sus diye çocuğu dövüyor. Susması için zorluyor. Düşünmüyor ki, belki bir derdi var çocuğun.

Aile içinde çocuklar hata yapıyorlar, anne veya baba alıyor sopayı çocukları dövüyor, vurup kırıyor. Yapma etme diyor. Oysa  yapacağı ilk iş, çocuğun yaptığını kendi yapıyor mu, buna bakmalı, yapıyorsa bundan vazgeçmeli,  yapmıyorsa oturup o davranışın veya işin yanlış olduğunu anlatıp serbest bırakmalıdır.

Oğlan içki kullanıp sarhoş geziyorsa baba kendine bakmalı önce. İçiyorsa bırakmalı, içmiyorsa  onu eline sopa alıp “bir daha içme!” diyerek dövmesi yerine zararlarını anlatmalı, sonra serbest bırakmalıdır. Çünkü baba korkusundan içki kullanmayan çocuk, bu korku kalkınca yeniden kullanmaya daha azılı bir şekilde başlayacaktır.

Erkek karısına şiddet uyguluyor. Niye? Hatası varmış kadının.. Şiddet uygulayınca, vurup kırınca kolunu kanadını, yüzünü tokatlayınca onu hatasından vaz mı geçirdiniz? Sonra belki de kadın hatalı değildir, hatalı olan sizsiniz. Neden hatasını düzelteyim diye işkence ediyorsunuz.

İşkence, zorlamak, kadına veya bir başkasına zor kullanmak Allah tarafından yasaklanmıştır. Varsa bir hata, yanlışlık, onu anlatman ve serbest bırakman yeterlidir. Kuran bunu diyor, akıl ve mantık da bunu gerektiriyor.

İnsanlara istemedikleri şeyleri yaptırmak, onu zorla kabul ettirmek önçe Allah’ın sonra da kullarının istemedikleri bir  eylem ve davranıştır.

Size istemediğiniz bir şeyi, biz, zorla mı kabul ettireceğiz.  Hud 28

Hayır, zorla kabul ettirmeyeceğiz. O insana anlatacağız, doğruyu söyleyeceğiz. Kabul ederse eder, etmezse kendi bilir, sonuçlarına kendi katlanacaktır. Sizi de bir şeye  zorlarlarsa siz de bunu asla kabul etmeyeceksiniz.

Ama şu da bir gerçek ki, bütün bunlara rağmen, insanlar hayatları boyunca zorluklarla karşılaşacaklardır. O zaman ne yapılması gerekmektedir. Kuran, zorluklarla karşılaşanlar için diyor ki:

 “Ey iman edenler, sabredin ve sabırda yarışın…” Al-i İmran 200

Zorluklarla karşılaşan insan sabredecektir. Sabır acılara ve zorluklara dayanma gücüdür.

İnsan bir yandan sabır ederken, öte yandan da kendine ulaşan veya zor gelen şeyin ne olduğunu bilmek, öğrenmek, araştırmak zorundadır. Ben bekleyim, bu zorluk gelip geçer demek, mümin bir insanın ve akıllı bir insanın yapacağı  iş değildir. Allah diyor ki:

“İçyüzünü kavrayamadığın şeye nasıl sabredeceksin?” Kehf 68

Bu ayetle Allah bize, zorluğun iç yüzünü, nedenlerini araştır, ona göre hareket et diyor. Zorluklara  ve zorlamalara karşı insan önce bunun nedenini araştırmalı, neden kendine zor kullanıldığını, neden zorladıklarını bilmelidir. Bunu bilen insan zorluklarla daha çok mücadele eder, daha sabırlı olur.

Unutmayın ki, siz birini zorluyorsanız bir şeye, mutlaka bir nedeni vardır. Sizi  bir şeye zorlayan birinin de kesinlikle bir nedeni olduğunu bilmelisiniz. Yoksa zorlamanın anlamı olmaz. En basit neden de başkalarının çektiği acılardan zevk alan bir yapıya sahip olmasıdır o zorlayanın.

Bir zorlukla karşılaşan insan, önce ne bu zorluk karşısındaki gücüne bakmalıdır. Bu güç, zorluk ve zorlama karşısındaki bilgisidir. Zorluğu görmeli, bilgisi ile zorluğun ve zorlayanın üzerine gitmelidir.

Bundan sonuç alamadıysa eğer, bu konuları bilen, bu durumlarda faydalanacağı insanlara danışmalı, onlara sormalıdır.  Allah, bilmiyorsanız bilenlere sorunuz. Diyor. Enbiya 7

Zorluklar karşısında her şeyi yaptınız, ama zorluğu ortadan kaldıramadınız, o zaman yapılacak şey bu zorluklara  sabretmektir.

Allah sizin için kolaylık diler, zorluk istemez.  Bakara 185

Bu demektir ki,  Yaratan, kendine inananların zorda kalmasını değil, kolaylıklar içinde olmasını istiyor. Allah’a iman edenlerin zorluklarla savaşında Allah onların yanında olacaktır.

Başarıya giden yolu sana kolaylaştıracağız. O halde öğüt ver, çünkü öğüdün mutlaka faydası olacaktır. Ala 8,9

İnsanlara öğüt Kuran ile verilmelidir.

Sen Kuran ile öğüt ver. Kaf  45

Öğüt verecek insan da nasıl öğüt vereceğini bilmelidir. Öğüt veren k imse, öğüt verdiğine karşı nazik, saygılı,  sesi sevgi dolu, bakışları ve davranışları etkileyici olmalı, söyledikleri, iyi, doğru, güzel ve yararlı olmalı, kötü ve kötülük içermemelidir. Öğüt veriyorum diye bağırıp çağırmamalıdır. Bu o zaman öğüt olmaktan çıkar, korkutarak zorlama olur.

Zorluk ve zorlamalara karşı da  yaptığı şeylerden ders almalıdır. Ve şunu da kesin olarak bilmelidir ki, Allah her zorlukla birlikte veya, her zorluktan sonra bir kolaylık yaratacaktır, Allah mümin kulunun zorluklar karşısındaki mücadelesini kolaylaştıracaktır.

Elbette, zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Evet, zorluğun yanında bir kolaylık vardır. İnşirah 5, 6

Zorluğun karşısında kolaylık sağlanmasını Allah şarta bağlamıştır. Zorluklar karşısında kolaylık ancak, Allah’a saygı duyanlara, talak 4, Allah için verenlere ve Allah’ı kabul ve tasdik edenlere  leyl, 5,6,7 yapılacaktır.

Allah, zorlukları kolaylaştırır. Ama bir da Allah’ın kolaylaştırdığı başka bir şey var, o da insanların zorluklara düşmesini kolaylaştırmasıdır. Kim bunlar?

Ama cimrilik edip kendini ihtiyaçsız, yeterli gören  leyl 8

Ve güzeli yalanlayana da,  leyl 9

Zorluklara uğramasını kolaylaştırırız. Leyl 10

 Cehenneme yuvarlandığı zaman malı ona hiçbir yarar sağlamaz. Leyl  11

Demek ki, mümin insan, Allah’ın her zaman kendini görüp gözettiğini, yalnız olmadığını bilen insandır. Zaten başımıza gelen her zorluk, sıkıntı, mutsuz eden şey, kendi ellerimizle işlediğimiz günahlardan dolayıdır. Bkz. Şura 30

 

Allah, mümin kullarından her şeye rağmen zorlamalar karşısında istenileni yapmak zorunda kalırsa, zorlayanı değil, zorlananı bağışlayacaktır.

Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, özellikle iffetli olmak isteyen genç kızlarınızı fuhşa zorlamayınız. Kim onları buna zorlarsa, Allah, hiç şüphesiz zorlayanı değil, zorlanan kadınları bağışlar; merhamet eder. Nur 33

İnsanlar arasında da zor kullanan, başkalarına şiddet ve eziyet eden insanlar hoş karşılanmazlar, sevilmezler.  Olgun ve akıllı insan, İman eden ve Allaha inanan insan başkalarına zor kullanmaz, kendine de zor  kullandırtmaz.

Zor kullanan bilsin  ki, kendine de zor kullanılır.

Hayatın içinde zor kullanmak da vardır, kolaylıklar da. Bunlar olmazsa olmaz. Dünya imtihan dünyasıdır.  Asıl olarak insanın bu hayatta ne yapması gerektiğini Peygamberimiz Hz. Muhammed şu evrensel kuralı koymuştur.

 “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz”  Buhari

Sizler bunun hangisini yapıyorsunuz? Düşünün.. Size bunun hangisi yapılıyor, bunu da düşünün.

Siz zorlaştırmayınız, size zorlaştırmasınlar.

Siz kolaylaştırınız, size de kolaylaştırsınlar.

Allah’ım, İşimi bana kolaylaştır. Taha 26 diye dua ediniz.

İnsanları zorlamak, insanların özgür iradelerine indirilmiş en büyük darbedir. Siz darbe vurmayın ki, size de darbe vurulmasın.

Sizden biri bir şey isterse ona istediğini içten gelen bir güzellikle verin. Bu  samimiyeti sizden isteyen hissedecektir. Siz, birinden bir şey isterseniz o da size isteyerek vermelidir. Böyle olunca insanlar arasında sevgi bağları güçlenecek, gönüllere huzur, topluma barış gelecektir.

İnsan, istediği şeyi yapmalı, istemediği şeyi yapmamalı, biri de ona bunu yaptırmamalıdır.

İNSANLARI ZORLAMAYIN! BIRAKIN İNSANLAR İSTEDİKLERİNİ ÖZGÜR İRADESİNE GÖRE KENDİLERİ YAPSIN. SİZ SADECE ONLARA İYİ OLANI, GÜZELİ, DOĞRU VE YARARLIYI SÖYLEYİN, BU YETER. BUNDAN SONRASI O İNSANA KALMIŞTIR…

Saygılarımla…

                                                                                         Necmi AKGÜL

Paylaşın:

One thought on “İNSANLARI ZORLAMAYIN!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir