KURAN’DA YARDIMLAŞMA

Günlük hayatımızda düşünmeden bu cümleyi çok kullanırız:

Allah’ım bana yardım et.

Ya da birisi bir şey istediğinde o isteği yerine getirmeye gücümüz olsun veya olmasın, yine deriz ki, Allah yardım etsin.

Allah’ım bana yardım et, ya da Allah yardım etsin derken; gerçekte ne demek isteriz?  Bunun anlamını, ne demek istediğimizi inanın bilmiyoruz. Oysa, kullandığımız kelimelerin, cümlelerin anlamlarını bilirsek, ne demek istediğimizi de içten, yürekten anlamış oluruz.

Kul, doğal olarak kendini yaratandan yardım ister. Buna dua diyoruz. Peki, kulu yaratan Allah, kulundan yardım ister mi?

Yaratan Allah, her şeye sahip, bir şeye ol deyince olur, O çok zengin, yerler ve gökler onun, isterse bunlar gibi sınırsız sayıda yaratabilir, O ihtiyaçsızdır, hiçbir şeye de ihtiyacı yoktur.

Bütün bunlara sahip olan Allah, kulundan yardım ister mi?

Evet, ister.

Yani kul Allah’ından, Allah da yarattığı kulundan yardım ister. Bunu bize kendisi söylüyor. İşte o ayet:

Siz, Allah’a yardım ederseniz, Allah da size yardım eder. Ayaklarınızı yere sağlam basarsınız. Muhammet 7

Allah’a yardım etmek demek, Allah’ın dinini yüceltmek için  ilmi ile, malı ile ve canı ile emek ve çaba göstermektir.

Dünyamızda  7 milyar insan var, bunun ancak 1.5 milyarı Müslüman. Geri  kalanlar Kuran’dan uzak bir hayat yaşıyorlar. Bu  1.5 müslümanın da ne kadar Müslüman olduğu tartışılır. O halde, Allah’a yardım etmek isteyen önce kendisi doğru yolu bulacak, sonra da helalinden kazanıp doğru yolu bulamayanlara yardım edecektir.

İşte bunlar Allah’a yardımdır, Elçisi Hz. Muhammed’e yardımdır.

Ayetin sonuna dikkat ediniz, Ayaklarınız yere sağlam basar, ifadesi ile bitiyor.  Bu, karşılıklı yardımlaşma sonunda huzur ve barış dünyayı sarar, o zaman insan mutlu olur, mutlu olan insanın da ayakları yere sağlam basmıştır demektir. Bu sağlam basma, o insanı  öbür dünyada da bağışlanmış kullarından edecek, kurtuluşa erecekdir.

Allah’a bizim yapacağımız yardım, Allah’ın bizim için yaptığı yardımlar yanında hiç kalır. Allah, Kuran’da, daha Fatiha suresinde “YALNIZ SANA KULLUK EDER, YALNIZ SENDEN YARDIM DİLERİZ.dememizi  ve elbette  bunu yerine getirmemizi istiyor. Fatiha 5

Bu ayete dikkatli bakmak lazımdır. Allah diyor ki, yalnız, sadece  sana kulluk ederiz. Sana kulluk ederiz demiyor, yalnız ve sadece sana diyor. Çünkü Allah’a kul olduğunu söyleyen bir çok insan, Allah ile arasına, türbeleri, ağaçları, şeyhleri, imamları, mollaları koymuşlardır. Onları atmamızı, yalnız, sadece Allah’a kul olmamızı istiyor. Ve yalnız senden yardım dileriz. Bakınız sadece Allah’ta yardım istenecek, şeyhler, şıhlar, türbeler kutsallardan değil, YALNIZ ALLAH’TAN..

Aslında ayet başka bir şey daha diyor ki, bu dediğini anlamadan, Allah’a ne kulluk edilir, ne de yardım dilenir. O da şu: Allah, bu ayeti ile ayrıca diyor ki, beni bilin, beni tanıyın, beni anlayın, beni tam olarak bilmeden, nasıl kulluk edeceksiniz, nasıl benden yardım dileyeceksiniz?

Allah’ı gerektiği kadar biliyor musun?

Allah, vardır, birdir, kuvvet sahibidir, yaratır öldürürden başka ne biliyorsun?

Çok insan bunu da bilmiyor, Allah deyip geçiyor. Biri ona Allah var demiş, o da var evet ya, diyor, başka da bir şey bilmiyor. Önce Allah’ı bileceksin. Zaten Allah, ruh üflerken ana karnında, kendisini bilip tanıyacak proğramı da  DNA’larımıza yerleştirmiştir. Yani insan, Allah’ı bilip tanıyacak şekilde yaratılmıştır.

Allah’ı bilmezsen, O’na gerektiği gibi kulluk, ibadet edemezsin, O’ndan yardımı gerektiği gibi isteyemezsin. Çünkü Allah seni en iyi bilendir, O sana yardım ediyor, sen de O’nu iyi bilmelisin ki, gönülden, taa en içinden O’na bağlanarak yardım istemelisin.

O halde, mümin bir insanın yapması gereken şey, Allah hakkında bildiklerini bir yere yazmalı, sonra da eksiği varsa süratle bunu tamamlamalıdır. Allah’ı bilmeden yaşamak insana  zor gelir, hata yapar, tökezler ve yıkılır.

Allah’ı bilmek demek Kuran’ı da bilmek demektir. Kuran, doğru yol göstericidir. Zaten Allah kullarına en büyük yardımı Kuran’ı göndererek yapmıştır. Bunu iyi anlamak, bilmek zorundayız.

Din, Kuran’dadır. Başka bir ifade ile Kuran, dinimizin kaynağıdır.

Herkes bilir ki, dinimiz İslam yardımlaşma dinidir.

Böyle konuştuğunuz zaman bir yerlerde,  Peygamberimizin sünneti dinin kaynağı değil midir? diye soruyorlar. Peygamber, Kuran dışı yaşamamıştır ki.. Kuran’ın özüne ve ruhuna uygun olmayan ne bir söz söylemiştir, ne de davranışta bulunmuştur. O, Kuran’ı yaşamıştır. O’nun adına ve Kendisine ihanet edilerek, bir yığın yalanlar uydurulmuş, yanlış sözler söyletilmiştir.

Ey inananlar! Allah’ın dininin yardımcıları olun. Saf 14

Allah’ın dini Kuran olduğuna göre, ayette aslında Kuran’ın bilinmesine, okunmasına, okutulmasına, anlaşılmasına, içine sokulan hurafelerden temizlenmesine, yardımcı olmak inanan her kimsenin asli görevdir.

Ben ne yapabilirim? diyor insanlar bu soruyu kendilerine sorduğumuz zaman. Hiçbir şey elinden gelmiyorsa, yalan söyleme, haram yeme, dedikodu etme, dürüst bir mümin, Kuran mümini ol, etrafına örnek ol, bu yeter. Ayette, insanlar güçleri oranında sorumludurlar denilmektedir.

Gücün daha fazlasına yetiyorsa, kazandıklarından fakir fukarayı gözet, okul yap, hastane, yol yap, su getir, kimsesizlere yardım, yetimleri bul onları gözet, okut, topluma faydalı hale getir.

Ama dini abdest, namaz, oruç ve hac gibi belli şeylerle sınırlandırırsanız, bunun dışında dinin ilke ve kurallarını kulak ardı ederseniz, dine hizmet etmiş olmazsınız. Siz dine yardım etmezseniz, biliniz ki, Allah da size yardım etmeyecektir.

Allah insana yardım eder, İnanan da Allah’a yardım eder. Sanılmasın ki, Allah bunun dışında yardımlaşma istemiyor. Şimdi şu ayete bakalım.

Söyle sorulur: “Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz? Saffet 25

Ayete göre, insanlar birbirlerine de yardım etmelilerdir. Güçlü güçsüze, zengin fakire gücü oranında yardım etmesi Allah’ın emridir. Yerine göre bir okul yapmak bir köye yardımdır, yerine göre bir memurun işi için gelene güler yüz göstermesi ayrı bir yardımdır.

Allah’ın yarattığı her şeyin insanlara ve birbirlerine yardım borcu vardır. Durumunuz ne oluİrsa olsun, Allah’ın size yüklediği görevler vardır. Benim gücüm yetmez, yapamam demek yoktur. Gücünüzünyettiği şey vardır ve siz aklınızı kullanarak güç yetirebilir hale gelebilirsiniz.

İşte siz çek hayatta şu an devam eden bir akıllı insanın öyküsü:

Bir kadın tanırım. 50 yıldan fazla tekerlekli sandalyede yaşıyor. İsyanı yok, niye ben böyleyim diye şikayeti yok, yüzünden gülücükleri eksik değil. Kabul etmiş her şeyi. Şimdi sanıyorsunuz ki, bu kadın yardıma muhtaç. Evet, tekerlekli sandalyesinin lastiği patladığında yaptırmak için yardıma muhtaç. Hepsi bu kadar işte. Ama o, çalışmış, kendini yetiştirmiş,  insanların sevgisini kazanmış, başkalarından yardım bekleyen değil, başkalarına yardım eder hale gelmiştir. O, her şeyi ile sokaklarda yürürken bile, topluma güç ve dinamizm vermeye hale devam etmektedir.

İstanbul Kadıköy’e giderseniz bir gün, belki de onu o vakarlı ve kendine güven veren hali ile yolda tekerlekli sandalyesi üstünde göreceksiniz.

Ana baba çocuklarına, çocuklar onlara, komşu komşuya, arkadaş arkadaşa, köyler köylere, şehirler şehirlere, ülkeler ülkelere yardım etmelidirler. Dünya barışı böyle sağlanır ve Kuran’da anlatılan din, bunu sağlamaya çalışmaktadır.

İnsanlar birbirine yardım ederken bilmeleri gereken önemli bir şey daha var;  o da yardım ederken hangi niyette olduğudur. Desinler diye mi, ün,şan, şöhret için mi, birinin gözüne girmek için mi? Yoksa Allah rızası için mi? Ne fark eder demeyiniz, çünkü Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil mi?Ankebud 10

Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed: Ameller niye göredir, diyor. Sahih-i Buhari

Allah’ın katında, yapılan davranışlar niyetlere göre değerlendirilir. Eğer yardımlarınızda Allah rızası yoksa, ne için yaptınsa hepsini alırsın, ama başka da bir şey alamazsın.

Allah, insanlara sayısız nimet vermiştir. Bize verilen nimetler bu dünyanın malıdır. Biz ölünce hiç birini kefene koyup götüremeyiz. Gecici olarak kullanım hakkıdır bize verilen. Bizimle gidecek olan, önceden yaptığımız yardımlardır.

Bu nimetler ki, para, makam, unvan, toprak, çocuk, sağlık, eğitim, aklınıza gelen her şeydir. Bunlar, yani Allah’ın  bize verdiği nimetler, kötülük yapılması için kötü amaçlı insanlara verilmesi yasaklanmıştır. Bakınız Musa Peygamber Kuran ayeti ile ne diyor?

Musa: “Rabbim! Bana verdiğin nimete and olsun ki, suçlulara asla yardımcı olmayacağım” dedi. Kasas 17

Çünkü, kötülük yapılması için kötü insanlara yardım edildiği takdirde dünyanın düzeni değişir, huzuru ve barışı bozulur. Kuran’ın asıl amaçlarından biri de insanları dünyada da mutlu etmektir. Dünyada mutlu olanlar ahirette de mutluluğu yakalarlar.

Topluma bakarsanız hayatın gerçeği ile yüzyüze gelirsiniz. Hayatı paylaşan bu insanlar içinde zengin-fakir, zayıf-güçlü, kadını erkeği iç içe yaşarlar.

Ancak bu farklı insanlar hayat boyu birbirlerine ihtiyaç duyarlar. Zengini fakire olduğu gibi fakirin de zengine ihtiyacı vardır. Güçlü olduğunu sanan yarın güçsüz olur, bakıma muhtaç olur, zayıfa ihtiyaç duyar. Hiçbir insan diyemez ki, benim kimseye ihtiyacım yoktur. Zenginler, bilmeliler ki, o serveti fakirin çalışması ile elde etmişlerdir. Ürettiklerini de yine fakire satarlar, üstlerinden bir de para kazanırlar.

İnsanların birbirlerine muhtaç olmaları, aralarındaki yardımlaşmaları zorunluluğunu ortaya çıkarır.Yardımlaşma toplum halinde yaşamanın sonucudur.

Yardım yapanla yapılan arasında sevgi, saygı ve güven doğar.yardımla topluma kazandırılan insanlar kin, hased, düşmanlık gibi kötü huylardan kurtulur, kimsenin malında gözü olmaz.

Yardımlaşmanın yaygın olduğu toplumlarda dostluk duyguları güçlü olur. Fakirlik ve bununla gelen dilencilik ortadan kalkar.

Allah’ın Elçisi Hz.Muhammed buyuruyor ki:

Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir. Hadis.

Yardımlaşmak çok güzeldir. Başkalarının derdine derman oluyorsunuz,  yeri gelince onlar da sizin derdinize derman oluyorlar. Kuran, yardımlaşmayı daima teşvik etmiştir. Ama  ne yazık ki, yardımlaşmanın yayılmaması, insanların yardım etmemesi için uğraşan insan ve cin şeytanları vardır.

İnsanı yalnız ve yardımcısız bırakan şeytandır. Furkan 27

O gün, zalim kimse ellerini ısırıp: “Keşke Peygamberle beraber bir yol tutsaydım, vay başıma gelene; keşke falancayı dost edinmeseydim And olsun ki beni, bana gelen Kuran’dan o saptırdı. Şeytan, insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor” der. Furkan 28

Şeytan, insanın en azılı düşmanıdır. Ondan uzak durmak lazımdır. O, yani şeytan her şeyi süslü gösterir ve insanı yoldan çıkarır. Birine bir şey vereceğin zaman, “Verme ya, deli misin sen, malın azalır, o para ile şu işi yaparsın.” Elbette şu iş dediği şey Şeytanın, kötü olan bir iştir.

İnsanların kötüleri ve Şeytan, yapılanı yıkıcı, iyiyi, doğruyu ve güzeli yok edip onun yerine kötüyü, yanlışı ve çirkini getirmek isteyen bozgunculardır. Bunlara karşı konulmasının yolunu Kuran göstermiştir.

Lut: “Rabbim! Bozgunculara karşı bana yardım et” dedi. Ankebud 30

Kötü insanlardan gelecek tehlike ile içimizde bizi kemiren şeytana karşı Allah’ın yardımını istemek Allah’ın kullarına verdiği bir yetkidir. Bu yardımı kullanabilmek için de muhakkak Allah’ın Kuran’ını hayatımıza uygulamaktan geçer. O halde, her zaman karşımıza Kuran’ı bilmek, okumak, tanımak çıkmaktadır. Zaten ondan sorguya da çekileceğiz. Zuhruf 44

Ey inananlar! Siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder, ayaklarınızı savaşta sabit kılar. Muhammed 7

Allah’tan yardım isteyecek  olan, kimseye zulum etmemeli, her şeyi yerlinde yapmalı, işi güzel yapıp, sözü güzel söylemeli, haram yememeli, yetimlere bakmalı, çevresini ve gönlünü temiz tutmalıdır. Kısaca zalim olmamalıdır. Allah diyor ki:

Zalimlerin yardımcısı olmaz. Fatır 37

Çevrenizdeki zalimleri bilirsiniz. Onlara yardım etmek içinizden gelmez. Sizde zalim iseniz size de kimse yardım etmez.

Yardımlaşma çok önemlidir. İnsana huzur ve mutluluk, iç sevinci verir. Yardımlaşma, sizde olan sizde olmayanla paylaşmaktır. Bu sevgi de olur, anlayış da olur, güzel yüz de olur, para da olur, hasta olana bakmak da olur. Sıkıntıda iken  siz, biri gelip sıkıntınızı gidermek istese, seve seve size yardım etse hoşunuza gitmez mi? Unutmayın siz de birine yardım ederseniz, o da sizin gibi bundan hoşlanacak, insanlar arasında sevgi, saygı bağları güçlenecek, bu da insana ve topluma huzur ve barış getirecektir.

İnsanlar:

Allah’a,

Elçisi Peygamberine,

Kitabı Kuran’a,

Dinin yayılmasına,

Ve birbirlerine yardım etmelilerdir.

Yardımlaşma iyilik etmektir. Allah buyuruyor ki:

iyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir? Rahman 60

Siz iyilik ederseniz, karşılığında iyilik bulursunuz.

Allah, iyi ve güzel olanda yardımlaşmayı isterken, kötü ve çirkin olan şeylerde yardımlaşmamızı da istiyor.

İyi olan şeyler ve Kuran’ın yap dediğini yapmakta, yapma dediğini yapmamakta yardımlaşın, kötülükte ve düşmanlıkta yardımlaşmayın. Maide 2

Yardımlaşmanın bir adım ötesi de şu ayette belirtilmektedir. iyilik emredilecek, kötülük men edilecektir. Kimler yaparlar bunları, Allah’a ve ahret gününe inananlar. İşte bunlar iyi insanlardır.

Onlar, Allah’a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten menederler; hayırlı işlere koşuşurlar. İşte bunlar iyi insanlardandır. Ali İmran 114

Zaten Allah’a yardım edenler, Allah’ta yardım bekleyenler, sahip olduklarını insanlarla paylaşanlar iyi insanlar değiller mi?

Allah, bizim sahibimiz ve ne güzel yardımcımızdır. Hacc 78

Allah yardımcınız ve yardımcımız olsun..

Saygılarımla…

                                                                    Necmi AKGÜL

 

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir