KURAN İLE ÖĞÜT VER

Bir çocuk elindeki kola kutusunu, yanında çöp sepeti varken, sokağa attı ise, ona “bunu yapma, sokak kirleniyor.”deriz.

Bu bir öğüttür.

“Şimdi o kola kutusunu al, şu çöp sepetine at.” Dersek, bu da bir öğüttür.

Yani öğüt, birine faydalı olan bir şeyi yapmasını, ya da zararlı olan bir şeyi yapmamasını söylemektir. Bu anlamı ile öğüt, topluma yön veren temel kavramlardan biridir. Onun içindir ki Allah, Kuran’da bir çok yerde öğüt vermemizi ve öğüt almamızı önemle tavsiye etmiştir.

Öğüt, kötüyü, zararlıyı önleme, engelleme, iyiyi, faydalıyı ve yararlıyı önermedir. O zaman, öğüt verecek olan birinin bilmesi gereken şey, iyi ve faydalı nedir, kötü ve zararlı nedir. Bu kavramlar çoğu zaman kişiden kişiye, bölgeden bölgeye, ülkeden ülkeye göre değişen kavramlardır. Birimiz bir şeye iyi deriz, ötekimize kötü gelir bu, ya da birimiz birine kötü deriz, bu ötekine iyi gelir.

Buradan yola çıkılarak evrensel anlamda iyi ve yararlı ile, kötü ve zararlının ne olduğunun bilinmesinin gerektiği apaçık ortaya çıkar.

Allah’ın bütün insanlığa gönderdiği Kuran, sadece müminlerin değil, bütün insanlığın kitabıdır. Evrensel iyi ve kötü de Kuran’da tek tek bildirilmiştir. Onun için Allah diyor ki:

Kuran, alemler için bir öğüttür. Yusuf 104

O zaman :

Kuran ile öğüt ver. Kaf 45

Yaratan Allah, öğüt vermemizi bu ve başka bir çok ayetle emretmektedir.

Öğüt, Kuran ile verilecektir.

Kuran’ın bir adı da Furkan’dır. Yani iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini, gerçek ile gerçek olmayanı birbirinden ayıran emirler bütünüdür.

O halde öğüt vermek, öyle sanıldığı gibi kolay bir şey değildir. Öğüt veren insanlardan çoğu, ne yazık ki, kötü ve zararlıyı iyi diye anlatmaktadır. Bu öğüt vermek değil, öğüt vermemektir.

Öğüt veren dikkatli olmak zorundadır. Her öğüt veren Kuran ayetleri ile öğüt veremez elbette, ama verilen öğüt Kuran’ın özüne ve ruhuna uygun olmalıdır. Bunun için mümin insan zaten okuyup öğrenmekle görevli olduğu Kuran’ı anlayarak, düşünerek okumalı ve söylediklerini Kuran’a uygun olacak şekilde söylemelidir.

Genel olarak düşünüldüğünde her sözümüz öğüt anlamı taşımaktadır. Annenin okula gönderdiği çocuğuna, “bu gün yağmurlu, dikkatli git gel, düşme.” Demesi günlük konuşmalardandır, ama bu güzel bir öğüttür.

Öğüt veren kimse önce öğüt verdiğini kendisi yerine getirmelidir. Sınıfında öğrencilerine “sigara içmek zararlıdır.” Diyen bir öğretmen, kendisi onların karşısında sigara içerse, bu öğüt amacına ulaşmaz, öğrenci öğretmenini görünce, “bize diyor ama kendisi niye içiyor?” diye düşünecektir.

Sürekli yalan söyleyen bir baba veya annenin çocuklarına “Siz yalan söylemeyin!” diye öğüt vermesinin hiçbir önemi yoktur.

Öğüt, Kuran’a uygun olarak verilmeli, kaynağını oradan almalı, öğüt veren söylediklerini kendisi yapmalı, kızarak, kaba ve çirkin söz ve davranışlarla değil, içten ve samimi olarak sözlerini karşıya söylemelidir. Hiçbir öğüt verici, öğüt verdiklerinin üzerinde zorlayıcı (kaf 45. gaşiye 22) olmamalıdır.

Bunları bir daha yaparsan, ya da şunları yapmazsan sana ceza veririm demek, bu sözleri dinleyen insanı savunmaya itecektir.

Öğüt her insana fayda vermez.

Peki kimlere fayda verir?

Öğüt müminlere, fayda verir. Zariyat 55

Saygısı olan öğüt alacaktır. (Alâ 10)

Bu Kur’an, âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Sad 29

Şunlar da öğüt almayacak olanlardır:

Ve dinlerini oyun ve eğlence edinmiş , oyun ve eğlenceyi kendilerine din edinmiş, dünya hayatı kendilerini aldatmış olan kimseler ( Enam 70) de öğüt almayacaklardır.

Öğüt, açık ve anlaşılır bil dil ile verilmelidir. Öğüt veriyorum diye kafa karıştırmak doğru bir davranış değildir. Çünkü Allah öğüdün düşünülüp anlaşılabilmesi için açık ve net ifadeler kullanılmasını istemektedir.

Ve ayetlerini insanlara açık açık bildirir ki, düşünüp öğüt alabilsinler. Bakara 221

Bu, Kuran insanlara bir açıklama, takva sahiplerine yol gösterici ve ögüttür. Ali İmran 138

Kuran alemler için öğüttür. Kalem 52

Ey insanlar! İşte, size Rabbinizden bir öğüt… geldi. Yunus 57

Basın yayın organlarında, bir çok ilmihal kitaplarında ve gazete ve dergilerde Kuran’ı herkes anlayamaz, onu ancak ilim sahipleri anlar gibi ipe sapa gelmez konuşmalar yapılmakta, yazılar yazılmaktadır.. Bu din bezirganlarının söylediklerini inanmayın. Kuran öğüttür ve ondan sorguya çekileceğiz, (Zuhruf 44) bu Kuran sorgusu herkesedir. O zaman Allah, insanların çoğunun anlamayacağı Kuran’ı niye göndersin de insanları ondan sorguya çeksin. Allah’ın adil olduğunu bu din bezirganları bilmiyorlar mı?

Burada başka bir amaçları var bunların. Kuran’la hayatı yaşamaya devam ederse insanlar, bunların insanlara söz söyleyecek bir şeyleri kalmayacak, para kazanamayacaklardır. Allah, Kuran’ı kolaylaştırdığını, hem de öğüt almak için kolaylaştırdığını bakınız ne güzel açık ve kesin olarak bizlere bildirmiştir.

Yemin olsun ki, Biz, Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?! Kamer 17

Kuran’ı anlamak için okumak ve düşünmek yeterlidir.

Kuran, baştan sona öğüttür. Kendi dilinde her okuyan da Kuran’ı anlar. İşte size bir ayet, bakınız Allah nasıl öğüt veriyor.

Şu bir gerçek ki; Allah; adaleti, iyi ve güzel davranmayı, akrabaya vermeyi emreder. Tüm pisliklerden/edepsizliklerden, kötülükten, azgınlık-doymazlık ve kıskançlıktan yasaklar. Düşünüp ibret alırsınız ümidiyle size öğüt veriyor. Nahl 90

Düşünün, bir ülkede adalet yerli yerindeyse kim, kimi dolandırabilir, kim havadan sudan para kazanabilir, kim kime kötülük edebilir, kim, kime zulmedebilir. Toplumun böyle olmasından, yani adaletin iyi işlememesinden kendini akıllı sanan bir yığın insan haksız kazanç elde etmekte, birini haksız öldürüp birkaç yıl içinde hapisten çıkmakta, barış ve huzur bozulmaktadır.

Bu ayetteki Allah’ın adil olun emri üzerinde düşünen insan Allah’ın ne dediğini anlamaz mı? Kendisinin ne yapması gerektiğini anlamaz mı? Siz anladınız mı? Herkes anlar.

Kızgın, öfkeli, kıskanç ve benzeri durumlarda bağırarak öğüt vermek, öğüt alana fayda vermeyecektir. Bağırarak verilen öğüt, öğüt alan tarafından bağıranın sözler bitince daha büyük bir ceza beni bekliyor diye düşünüp korkacaktır. Bu da öğüdün etkisini azaltır. Oysa öğüt nasıl verilecek Allah bunu da bizlere bildirmiştir.

Ona yumuşak ve tatlı bir sözle hitap edin; belki öğüt alır, yahut ürperir. Taha 44

Yumuşak ve tatlı bir sözle size öğüt verdim.

size öğüt verdim; ama siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz. Araf 79

Belki öğüt aldınız.

Yoksa siz Allah’ın dediği gibi:

Hâlâ öğüt almayacak mısınız? Enam 80

Saygılarımla…

                                                           Necmi AKGÜL

 

 

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir