ŞU NAMAZI BİR KILIVEREYİM

Başlık cümleyi hayatınızda çok duyduğunuzdan eminim.

Biri ötekine sesleniyor: “Haydi ya, gelsene, nerde kaldın?”

Öteki  cevap veriyor: “Az bekle, şu namazı kılıvereyim.

Kadın komşunu davet ediyor sohbete, aldığı cevap: “Şu namazı bir kılıvereyim, hemen geliyorum.”

Şehirlerarası giden otobüste  bir adam kaptana sesleniyor: “Kaptan namaz vakti girdi, mola versen de şu namazı bir kılıversek.”

Örnekler çok, siz de çevrenizden buna benzer örnekler görüyorsunuz, yaşıyorsunuz.

Birkaç kelime eksik ya da fazla, öz cümle şu: Şu namazı kılıvereyim. Dizi filmim başlıyor,  şu namazı kılıvereyim..

Şu, bir işaret sıfatıdır. Bize yakın olan şeyler için bu kullanılırken, uzaklarda olanlar için de şu sıfatı kullanılır. Bu ev, yakındır, şu ev uzaktır. Bu adam yakındır, şu adam uzaktır. Namaz kılayım yakındır, şu namaz ifadesi uzaktır. Yani bir görevi yerine getirir  gibidir. Yani o kadar hızlı ve bitirmek için kılmaktır, namazdaki kelimeleri yutarak yarım yamalak söylemektir.

Şu namazı kılanlar, bir an önce  namaz görevini yerine getirsinler de, hemen işlerine dönsünler telaşı ve acelecilği içindedirler. Bunların, eğilmesi hızlı, secdeye gitmesi hızlı, eğilip kalkması hızlıdır.

Bunlar, tavuğun topraktan yem toplaması gibidirler.

Bunlar namaz içindedirler ama, namazdan çok uzaktadırlar.

Bunların çoğu gösteriş yaparlar. Bunların derdi, namaz kılıyorum desinler içindir, namaz kılmıyor demesinler diyedir.

Bunların aklı namazda, okuduklarında değil, işte güçte, dağlarda ovalarda, alacakta verecekte, şu namaz bitiverse de cebindeki mesajına baksadadır kim mesaj çekmiş.

Bunlar  aslında namaz kılmıyorlar, namaz kılıyormuş gibi görünüyorlar.

Bunlar dini yalan sayanlardır. Bunların namazlarına yazıklar olsun. Bunlar namazlarında gaflet içindedirler.(Bakınız maun suresi)

Bunların kıldıkları namazda iç huzuru yoktur. Bunlar namazlarında okudukları sure ve ayetlerin anlamlarından habersizdirler. Bunların kıldıkları namazlar bunlara sevap kazandırmak yerine günaha sokarlar.

Camiye gidin Cuma günleri, böyle namaz kılanların ne kadar çok olduğunu göreceksiniz. Normalde iki rekat  namaz kılınma vaktinde  4 rekat, 6 rekat namaz, hatta 8 rekat  namazı kılanlar var.

İşte bu kıldıkları şu namazı kılıvermektir. İşte bu görünüşte namaz kılmak ama aslında namazdan habersiz olmaktır.

Daha da çarpıcı bir örnek, bunlar okudukları  bismillah kelimesinin  ne anlamına geldiğini bilmeyenlerdir.

Subhanallah derler ama ne olduğunu hiç düşünmeyenlerdir.

Akıllarında rekatları sayarken namazın dışında olanlardır bunlar.

Bunların böyle olmasını kendileri istememişlerdir. Namaz kılmasını bunlara öğretenler böyle öğretmişlerdir. Eğil eğil kak, kabul eder hak düşüncesi ile öğretilmiş namaz, bunlar da öyle yapmaktadırlar.

Namazın en kısa tarifi, şekle bağlanmış duadır. Allah, bu şekle bağlanmış duanın (namazın) nasıl kılınacağını Kuran’ında açıklamıştır. Şimdi o ayetlere bakalım ve dua nasıl edilirmiş, yani namaz nasıl kılınırmış Kuran’dan dinleyelim.

Rabbinize alçala alçala ve gizlice/açıkça göstererek dua edin; namaz kılın. Kesinlikle O, sınırı aşanları sevmez. Araf 55

Ayet, alçala alçala, yalvara yalvara dediğine göre, duada, yani namazda bedenin görevi vardır. Beden dik duracak, eğilecek, yere secde edecektir.

Dua, gönülden, kalbten gelerek edilmelidir. İnsan Rabine gönlünün en derin yerinden seslenmelidir. Duasını ederken, yalvarırken, alçalırken bütün benliğini söylediklerine vermelidir, ne istediğini iyice anlamalı, bunlara inanmalıdır.

İçinin bu en derin yerindeki sesi, dudakları ile, yani dile tekrar etmelidir.

Yani kısaca namaz kılarken beden, gönül ve dil bir bütünlük içinde hareket etmelidir.Dil gönlün en derin yerindekileri söylerken, beden o söylenenlere göre sade ve  yavaş hareketlerle saygılı bir şekilde hareket etmelidir.

Bunları yaparken düşünmelidir ki, En Büyüğün, bütün noksanlıklardan uzak olanın, hiç bir şeye  ihtiyacı olmayanın rahman ve rahim, yaratıcı  olan Rabbinin huzurundadır. Bilmeli ve düşünmelidir ki, Rabbi onu görmektedir. Her hareketini yazıcıları ile tesbit etmektedir.

Ve  yine düşünmelidir ki, Rabbi ona çok yakındır, Bakara 186 şah damarından daha yakındır. Kaf 16

Dua eden, namaz kılan yine bilmelidir ki, niyette gösteriş varsa Rabbi bilir, söylediklerini kelimelerin yarısı ile söylerse, söylerken aklı söylediklerinde değilse, işte, oynaşta, eğlencede, bitiverse de şuradan gitsem diye düşünüyorsa, Rabbi bilir.

Bunları bile bile  yapıyorsa bu Rabbine karşı saygısızlıktır.

Hayatta bir müminin, bir inanmış kimsenin  dili ile, hareketleri ile, duruşu ile en çok saygı göstereceği Varlık, kendini yaratan, nimet veren, yaşatan Rabbidir.

Namaz kılan, dua eden, söylediklerinin anlamını bilmelidir. Ben bu sureyi, ayeti okuyorum ama, Rabbime ne diyorum diye bilmeli, o söylediğini düşünmelidir. Makaradan ip çeker gibi ezberden ne söylediğini bilmeden söylersem, Rabbim bana namazında ne dedin diye sorarsa cevabım olsun diye düşünmelidir.

Namazda iken beden, gönül ve dil bütünlüğünü sağlamak çok önemlidir. Ama Allah aşağıdaki şu ayette namazın içinde okuduğumuz duaların ve isteklerin nasıl olması gerektiğini de bize bildirmiştir.

Ve düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. O’na, ürpererek ve rahmetini umarak dua edin. Kesinlikle Allah’ın rahmeti, iyileştirenlere-güzelleştirenlere çok yakındır. Araf 56

Ayetin ikinci cümlesi iki şeyi açıkca belirtiyor. Dua ederken içimizin ürpermesini, Allah’ın sevgisini, merhametini umut etmemiz de gerekiyor.

Bunlar ancak duada söylediklerimizi anladığımız zaman gerçekleşir. Ne dediğinin anlamını bilmeyen birinin içinin ürpermesi mümkün olmadığı gibi Allah’ın rahmetini dilemesi de mümkün değildir.

Buraya kadar yazdıklarımı okuyanlar belki diyecekler ki, biz atalarımızdan böyle öğrendik, kitaplar böyle yazıyorlardı, herkes de böyle kılıyordu diye karşı çıkabilirler. Böyle düşünenler o zaman şu  iki ayete iyi baksınlar ve ona göre hareket etsin.

Müslüman olanlar, doğruyu arayıp bulanlardır. Cin 14

Ben müslümanım diyen herkes, atalarından öğrendiklerini kontrol etmeli, doğru olan hangisidir arayıp bulmalıdır. Bu mümine Allah’ın verdiği görevdir. Atalarımızın yaptıklarını Kuran’a arzederek, yaptıkları doğru mu yanlış mı kontrol etmeliyiz.Doğru olanları kabul etmeli,doğru olmayanları kabul etmemeliyiz.

Şimdi de atalarımız hakkındaki şu ayete bakalım:

Onlara : Allah’ın indirdiğine uyun, denildiği zaman onlar, “Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız” dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler? Bakara 170

Evet, ya atalarınız doğruyu bulamamış idiyseler?

Allah bize akıl vermiş, akla uygun da emir vermiştir. Doğruyu araştırıp bulacağız. Bu araştırma yeri de Kuran’dır. Kuran ne diyorsa o, Peygamber ne diyorsa odur. Ama biliniz ki, Peygamber, Kuran’ın özüne ve ruhuna uymayan ne bir söz söyler, ne de bir davranışta bulunur. Hakka suresi 44 ve sonraki ayetlerine bakınız.

Namazda beden, gönül ve dil birliği sağlandıktan sonra,  içimizin ürpermesi ve  isteklerimilde Allah’ın rahmetini umut ettiğimiz zaman insanın bütün benliğinde bir huzur, bir huşu, bir rahatlama olacaktır. Göz, gönül, akıl, el, ayak, duygular,düşünceler.. bütün bunlar kılına namaza, yapılan duaya teslim olacaklar, Allah’ın insanı gördüğünü düşünerek tek tek, anlaya anlaya, içine sindire sindire isteyeceklerini Allah’tan isteyecektir.

Böyle bir kulunun derin ve büyük bir iman ve inançla yaptığı dualar Allah’ın kabulüne daha yakın olacaktır. Gerçek anlamda  kılınmış bir namazın, yapılmış bir duanın hazzını yaşayacaksınız.

Namazın içinde tekrarladığınız Rabbimiz sen bütün noksanlıklardan uzaksın, sen ihtiyaç sahibi değilsin dediğiniz bir Varlık karşısında her hareketiniz, her sözünüz iman ve saygı ile bütünleşecektir. Rahata  erdiğinizi, yorgunluğunuzun kaybolduğunu hissedeceksiniz.

Aklınız ve gönlünüz bir noktada birleşecek, duygularınız ve düşünceleriniz bütün olumsuzluktan arınacak, insan ve cin şeytanları sizin yanınıza bile yaklaşamayacklardır.

Daha duaya, yani namaza başlarken, size nimet verenin huzurunda durduğunuz Allah’ın sizi de yaratan olduğuna imanınız sizi, bütün benliğinizle namaza konsantre edecektir. Artık orada  sadece sizi gören Allah ve huzurunda siz varsınız. Ve artık  O’ndan, O çok zengin ve merhametli Rabbinden isteme zamanıdır.

Namaz, inandım diyen, inandığını iddia eden bir insanın  inancını gösterme olayıdır. Şekle bağlanmış dua olarak bildiğimiz namaz olmazsa olmazdır. Çünkü Rabbimiz diyor ki, “Duanız olmasaydı Rabbin size ne diye değer versin.”Furkan 77

Her şeyine uyarak kılınan namaz asla şu namaz olamaz. Şu namaz dediğiniz şey, görünüşte namazdır. Şu namazı kılayım değil, namazı kılayım olmalıdır düşünceniz. Ve namazı namaz gibi kılmanız gerekmektedir.

Bu güne kadar şu  namazı kıldıysanız, bundan sonra namaz kılınız.

Allah, dualarınızı, namazlarınızı kabul eylesin.

Saygılarımla..

Necmi AKGÜL

 

========================================

LEYL SURESİ

RAHMÂN, RAHÎM ALLAH ADINA

1–4. Bürüyüp örttüğü zaman geceye, parıldadığı zaman gündüze ve erkeği, dişiyi yaratan şeye Andolsun ki, sizin emek ve gayretiniz kesinlikle dağınık ve parça parçadır.

5–7.  Bu nedenle kim malını/kazancını verir, takvalı davranır ve en güzeli doğrularsa, Biz ona, o en kolay olan için kolaylık sağlayacağız.

8–11. Kim de cimrilik ederse ve kendisini tüm ihtiyaçların üstünde görürse ve en güzeli yalanlarsa, Biz ona en zor olan için kolaylık vereceğiz. Aşağı yuvarlanıp helâk olduğunda malı onu kurtaramayacaktır.

12. Doğruya ve güzele hidayet etmek sadece bizim üzerimizedir.

13. Sonrası da öncesi de sadece Bizimdir.

14–16. İşte bu nedenle, yalanlayan, yüz çeviren, karanlık ruhlu azgınlardan başkasının girmediği, alevlendikçe alevlenen bir ateşe karşı Ben sizi uyardım.

17–21.     Kimseden karşılık beklemeden, sadece Yüce Rabbinin rızasını umarak, arınmak için malını veren çok takvalı kişi ondan uzak tutulacaktır. Ve yakında o mutlaka hoşnut olacaktır.

 

 

 

 

Paylaşın:

One thought on “ŞU NAMAZI BİR KILIVEREYİM

  1. Necmi bey Sayın Hakkı Yılmaz beyin Tebyin adlı eserini ve sayfasındaki makaleleri okudum türkçe kuranı anlamakonusunda en çok ondan yararlandım.Sizin sayfanızıda takip ediyorum ve yararlaniyorum.şu anakadardiyanet mealleri dahil 15 kadarmeal okudum.Salat yaninamaz olan bedeni duanın vakitli olup olmadigi hakkinda bir karara varamadim.Tek emin oldugum şey dua veya namazda anladigin dilde yani türkceolarakduaetmen eger ayet okuyorsan anlamını mutlak bilmen.Siz de yazılarınızda buna değinmişsiniz ama bildigimiz namaz plan bedeniduanın yani salatın vakti su kadar olacak dememissiniz.Bu konuda kesin bir bilgi sahibi olsdunuzsa bunu banabildirirmisiniz.Ben mevcut mescitlerde klasik kılınan namazlatdan huşu eldeedemitorum çünkü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir