HZ. MUHAMMEDİN AHLAKINDAN NE ALDINIZ

Kulaktan dolma, anadan babadan duyma, öğretmenden öğrenme, arkadaş ve komşudan dinleme dışında Allah’ın Elçisi hakkında ne biliyorsunuz, söyler misiniz? Alın bir kağıt yazın, dökün içinizi…
İnanıyorum ki, büyük çoğunluk üç beş kelime veya cümle dışında hiçbir şey yazamayacaktır. Bu yazdıklarınız da O’nun dış görünüşü ile ilgilidir. Yani sakallıydı, başında sarık vardı, beyaz elbise giyerdi, Peygamberdi, dişini misvaklardı,  Allah, Kuran’ı Onun kalbine indirdi, savaştı müşriklerle, islamı yaydı, Mekke’de doğdu Medine’de öldü. Şu şu kadınlarla evlendi, bu kadar çocukları oldu, Kimseyi incitmedi kırmadı..

Emin olun çokları bu kadarını bile bilmiyor. Bildikleri tek şey, O Peygamberdir, ben ona inandım iman ettim..

Şimdi bu kadar mı biliyor musunuz Allah’ın Elçisini? Diyelim kii, evet, bu kadar biliyoruz. Peki iyice düşünüp söyleyin şimdi siz, Allah’ın Elçisini bu kadar bilmek yeterli mi?

Kesinlikle hayır, bir mümin, Kendisine iman etmekle yükümlü bir Müslüman Allah’ın Elçisini bu kadar bilmekle yetinmemelidir, O’nu daha fazla bilmek zorundadır.

Bu gün bazı çevrelerde açık görülmektedir ki, Allah deyince kalpleri titremesi gerenler yanlarında Allah denildiğinde kılları kıpırdamıyor, onu yok hükmünde sayıyorlar, Ama Peygamber Hz. Muhammed denildiği zaman hüngür hüngür ağlamaya başlıyorlar. Peki, Peygamberi haşa Allah’ın önüne geçirip bağıra bağıra ağlamak, Peygamberi tanımak mıdır?

Hayır, asla değildir.

Bir gün Hz. Aişe’ye soruyorlar. Diyorlar ki:

“Bize Peygamberin ahlakından anlatır mısınız?”

O büyük kadın diyor ki:

“Siz Kuran okumuyor musunuz, O’nun ahlakı Kuran’dır.”

Aldınız mı cevabınızı..

Peygamberin ahlakı adına ne biliyorsunuz?

O’nun adını çocaklarınıza koydunuz, sarığını aldınız, sakalını aldınız, beyaz giysilerini aldınız, sünnettir diye bir çok kadınla da evlendiniz, diş macunu ve fırça varken günümüzde hala misvak kullanmaya devam ediyorsunuz, onu da aldınız, iyi güzel de, ahlakından ne aldınız?
Başka aldıklarınız da var  tabi.

Peygamberimiz salat ederdi, siz salatı bıraktınız, onu tam olarak namaza çevirdiniz, onu da aldınız.
Peygamberimiz mukabele yapıyor dediniz, bol bol mukabele yaptınız. Kuran’ı yüzünden biri size okudu, siz dinlediniz, niye, çünkü Peygamber öyle yapıyordu diye. Oysa Peygamberimiz mukabele yaparken ne söylediğini anlıyordu, onun okuduğu Kuran’ı dinleyenler de anlıyordu. Siz toplandınız, Kuran okudunuz, anlıyor musunuz? Siz dinlediniz biri okudu size, okuyan anlıyor mu? Hayır. Yani siz Peygamberin yaptığını yaptınız ama, hiçbir şey anlamadınız. Bu onun ahlakını almak mı oldu şimdi?

Bu soruyu kendine sor, kendin cevabını ver. Ama ben ne düşüneyim, yazıyı siz yazıyorsunuz, cevabı sizden alayım derseniz, işte sizi cevap: Olmadı.

Soruyorsun neden diye?

Olmadı, çünkü Allah diyor ki, Kuran’ı Oku, diyor ki, beni anlayarak oku, diyor ki,beni düşün. Peki sen böyle mi yaptın? Hayır. Peygamber böyle yaptı ama, O, okudu anladı, O’nu dinleyenler de Peygamberin ne dediğini anladılar.

Diyeceksin ki, Kuran arapca ben bilmiyorum.  Olsun, Peygamberimiz Arap idi, Arapça biliyordu, içinde yaşadığı toplum da araptı, Arapça biliyorlardı. Kuran, ey insanlar dediğine göre, her dile çevrilmesine Allah’ın izni var demektir. Allah her dili bilir. Çinceyi de Türkçeyi ,  Tibetceyi de bilir. Türkçe’ye çevrilen Kuran’ı al, oku, anla,düşün. Yoksa dinini nasıl öğreneceksin ki..

Peygamberimiz için bakınız daha neler aldınız.

uydurma hadisleri

Peygamberimiz,Allah’ın  kitabı yanında bir kitap daha istemediği için söylediklerinin yazılmasını yasaklamıştır. Dört halife döneminde de hadisler yasaklanmış, yazılı olanlar da toplatılıp yakılmıştır.
Ama Peygamberimizden iki yüz sene sonra Emevi yönetiminin de etkisi ile hadisler toplatılmaya başlanmış, bu dine düşman olanlar ve hadislerden kendilerine pay çıkarmak isteyenler bir çok hadis uydurmuşlardır. Bu uydurulan hadislerin sayısı milyonu geçmiştir.

Sadece Buhari kendi kitabında 600 bin hadisi ezbere bildiğini söylemektedir. 23 yılda peygamberimizin 600 hadis söylemesi matematiksel olarak mümkün değildir. 600 bini 23 yıla bölerseniz  yılda 26 bin ,günde 72 hadis söylediğini kabul edersiniz.   Günün her dakikasında 1.2 hadis söylemiş olur ki, bu hiçbir şekilde mümkün değildir. Kaldı kı, bu sadece Buhari’nin bildiği hadis. Diğer hadiscilerin biri 750 bin, biri 400 bin, biri bilmem kaç hadis biliyormuş. Bunların hepsini toplayın 2 milyon ediyor. Birbirine benzerleri atın, bir milyon kalır. Bu da Peygamberimizin  bir dakikada 2 hadis söylediğini anlamına gelir ki, bu mümkün değildir.

Bunlardan anlaşılmaktadır ki, bir çok hadis uydurulmuştur. Kuran ortada dururken, onu okumadınız, uydurma hadislere sarıldınız. Müslüman ülkeler bu nedenle dünyanın en geri ülkeleri arasında yer aldı. Bölük bölük, parça parça oldunuz. Mezheplere, tarikatlara, cemaatlara, şeyhlere, şıhlara ayrıldınız Peygamberin ahlakı bu mu?

O, asla Kuran’ın özüne ve ruhuna aykırı ne söz söyler, ne de davranışlarda bulunur. Allah bunu kesin olarak yasaklamıştır, senin şah damarını koparırım demiştir. Bk. Hakka Suresi 44 ve sonraki ayetlerine.

Peygamberimiz tertemizdi.

Allah da çok temizlenenleri sever. Tevbe 108

İyice temizlenenleri de sever. Bakara 222

Peygamberimizi Allah  sevdiğine göre, O tertemiz bir insandı. İç dünyası, düşünceleri, elbiseleri, evi, çevresi, bedeni her şeyi temizdi. Temiz olmak onun ahlakı idi.
Peki siz temiz misiniz?

Duygularınız, düşünceleriniz, çevreniz, eviniz, vucudunuz temiz mi? Allah’ın sevgisini kazanmak istiyorsanız, kendinize bakınız, temizleniniz, tertemiz olunuz.

O güzel konuşurdu, sözü güzel söylerdi.

Bakara Suresi 83. ayette : İnsanlara güzel söz söyleyin. diye Allah emir veriyor. Bu emre muhatap ilk insan hiç şüphesiz vahyi alan Allah’ın elçisiydi. Bu emri aldıktan sonra bu emir dışında söz söylemesi düşünülemez.

Peki siz, sözü güzel mi söylüyorsunuz? Kimseye bağırmıyorsunuz küfür etmiyorsunuz, öfkeli söylemiyor musunuz? Söylediğiniz zaman pişman olup  o sözü söylediğinizden özür diliyor musunuz?

Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine “of!” bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle. İsra 23

Verdiğiniz sözü de yerine getirin.

Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir. İsra 34

O, söz verince sözünü yerine getirirdi.

Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Bakara 177

Çünkü  O, biliyordu ki, Allah, söz verip de verdiği sözü yerine getireni sever. Allah’ın bu emrini alan bir Peygamber, bu emrin dışında hareket etmesi asla düşünülemez.

Peki, siz antlaşma yaptığınız, birine söz verdiğiniz zaman o sözü yerine getiriyor musunuz? Allah’ın Elçi’si bütün antlaşmalara uymuş, verdiği her sözü de yerine getirmiştir.

O, Kuran’ı çok okurdu. Çünkü ilk emri  OKU! olarak almıştı. Alak 1

Ya siz Kuran’ı çok okuyor musunuz? Sadece yüzünü okuyup anlamını bilmiyor musunuz? Oysa Allah, Kuran’ı düşüne düşüne okuyun, diyor.Müzemmil 4 Okuyorsunuz da anlamıyor musunuz?  Allah, anlayarak okuyun diyor. Nisa 82

O, mümin olsun olmasın, adaletle davranırdı.

O, Adaleti, adil olmayı  severdi
.
Kuşkusuz, Allah adalette titiz davrananları sever. Hucurat 9

Allah, adaleti ayakta tutanları sever. Mümtehine 8

Bu soruyu kendinize sorunuz, siz adaleti seviyor musunuz? Yoksa gerçeği bildiğiniz halde  çıkarınız için yanlış şeyler yapıp adaleti yerine getirmekten uzaklaşıyor musunuz? Allah’ın Elçi’si, Müslüman, Yahudi, hiristiyan fark etmeden kim haklı ise hakkını ona vermiştir. Siz de böyle mi yaparsınız? Yoksa yapmaz mısınız? Allah’ın bu emrini ve Peygamberin bu ahlakını mı alırsınız?

O içki içmezdi, kumar oynamazdı, fala büyüye inanmazdı.

Ey iman edenler! Uyuşturucu/şarap, kumar, tapılmak için dikilen taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Maide 90

Allah, mutlu olmanın ve kurtulmanın yollarından bir kaçını bu ayeti ile bildirmiştir. İçki, kumar ve fal. Peygamberimiz hayatı boyunca bunları yapmamıştır. Bizler de mümin olarak bunları yapmamalıyız. Sonra düşünürseniz, bunların üçü de insanlara son derece zarar veren şeylerdir. Hiç kimse faydasını görmemiştir.

Siz,Peygamberimizin bu Kuran emrini ve Peygamberin bu güzel ahlakını aldınız mı? Yoksa bunları yapıp da kalbim temiz benim mi diyorsunuz. Ne büyük bir aldanış içindesiniz o zaman.
Peygamberimizin ahlakı Kuran’dı. O, Kuran’ın özüne,ruhuna ve ayetlerine aykırı ne söz söyler, ne de davranışlarda bulunurdu. Yaşayışını Kuran’a göre düzenlemiş, Kuran dışına çıkmamıştır. Ve bunların hepsi Kuran ayetlerine uygu bir ahlaktı. Zaten Allah O’nun için şöyle diyordu:

Hiç şüphesiz senin için bitmez tükenmez bir mükâfat vardır. Ve hiç şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzerindesin. Kalem Sûresi, 3-4

Allah’ın Resulünde sizin için güzel bir örnek vardır.  Ahzâb Sûresi, 21

Müşriklere, puta tapanlara, kendi döneminde yaşayan hiristiyan ve Yahudilere, kendine saldıranlara, müminlere eziyet ve işkence edenlere ne kadar insancıl ve yumuşak davrandığı herkesin bildiği bir şeydir. Bu durum Kuran’da şöyle anlatılmıştır.

Âl-i İmran Sûresinin 159. âyetinde,Allah’ın bir rahmet eseridir ki, sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer huysuz ve katı kalpli birisi olsaydın muhakkak onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi” buyurmaktadır.

Bizler, sizler de böyle mi davranıyoruz insanlara?  Katı kalpli ve sinirli olacağımız yerde, yumuşak huylu ve  anlayışlı olmayı deniyor muyuz?  Hayır, denemiyoruz. Bu durumu açıklayan ve nasıl davranmamız gerektiğini belirten bir Kuran ayetine bakalım şimdi. Bakınız  bizi Yaratan ne diyor:

İyilikle kötülük bir olmaz. Sen en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur.Fussilet 34

Siz böyle mi yapıyorsunuz? O,böyle yapardı.

O, işleri yokuşa sürmez, affederdi, iyiliğin yapılmasını isterdi, cahillerden yüz çevirirdi.

Kolaylık göster, affa sarıl, iyiliği tavsiye et, cahillerden de yüz çevir.Araf  199

Ya siz böyle mi yapıyorsunuz? Birinin işini yapmamak, bu gün git yarın gel demek bizde, kin tutmak bizde, iyilikten çok kötülükleri yapmak ve başkalarının yapmasını istemek bizde. Bilgisiz, ne dediğini bilmeyen, cahil insanların arkasından gitmek bizde. Yanılıyor muyum?
O, çok çalışırdı.

Çalışın. Tevbe 105

Sizin için çalıştığınızdan başkası yoktur. Necm 39

Peki siz ne yapıyorsunuz? Çok mu çalışıyorsunuz. İşinizi en güzel ve yararlı mı yapıyorsunuz? Çalışarak kazandıklarınızın helal, çalışmadan kazanılanların haram olduğunu biliyor musunuz?

Onda asla gurur kibir yoktu,

Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez. Lokman 18

İnsanın kendini büyük, başkalarını küçük görmesi ne kadar çirkin bir şeydir. İşte bunun arkasında gururlanmak ve kibirlenmek vardır. Peygamberimiz, olduğu gibi görünmüş, göründüğü gibi olmuş, gurur ve kibri hayatından söküp atmıştır. Siz de böyle mi yapıyorsunuz?

O, tevazu sahibiydi, ya siz?

Rahman’ın kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında  “Selam!” derler. Furkan 63

O, kazandıklarını ihtiyaç sahipleri ile paylaşırdı, insanlara yardım ederdi. Kimseye kızmaz, öfkesini yutar, insanları affederdi. Daima güzel düşünür, güzel şeyler yapardı. Allah, O’na ve bize böyle yapmamızı emir verirdi.

Peki, bizler böyle miyiz? Kızmıyor, kimseyi incitmiyor muyuz? Yoksa kırıp geçiriyor muyuz? Affetmek varken, daha beter kinleniyor muyuz? Ne yapıyoruz? Bu soruyu soruyor musunuz kendinize?

Onlar bollukta ve darlıkta infak ederler. Öfkelerini yutanlardır onlar, insanları affedenlerdir. Allah, güzel düşünüp güzel davrananları sever.Ali İmran 134

O, hiçbir zaman kötü ve çirkin iş yapmamıştır.

Daima adil olmuştur, adaleti yerine getirmiştir.

Akrabalık bağlarını koparmamıştır.

Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. Nahl 90

Ya siz? Ya siz  böyle misiniz?

O, haram yememiştir.

Onlardan birçoğunun günah, düşmanlık ve haram yemede yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları ne kadar kötüdür! Maide 62

Peki ya siz ?

O, yetimlerin hakkını korur, onlara ikram ederdi.

Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz, Fecr 17

Öyleyse yetimi sakın ezme. Duha 9

Peki ya siz de böyle mi yapıyorsunuz?

Yoksula, yetime ve esire, yemeği severek yedirirler. İnsan 8

Siz de, yemeği böylelerine veriyor musunuz? Veriyorsanız severek mi yoksa ayıp olmasın diye mi veriyorsunuz? Peygamberimiz severek ne verdi ise birine O severek ve içinden gelerek vermiştir.

O dedikodu yapmazdı, ya siz?

Ey iman edenler! Zandan çok sakının! Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Sinsi casuslar gibi ayıp aramayın! dedikodu ederek biriniz ötekini arkasından çekiştirmesin! Sizden biri, ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? Bakın bundan iğrendiniz. Allah’tan sakının! Hiç kuşkusuz, Allah tövbeleri çok kabul eden, rahmeti sonsuz olandır.Hucurat 12

Dedikodu, günümüzde almış başını gitmektedir. Herkes herkesin arkasından atıp tutmakta, birin yanına beş on da katarak konuşup durmaktadır. insanların arası açılmakta, kavgalar, küslükler baş göstermektedir. Peygamberimiz asla bunları yapmamıştır.

Peki, ya siz? Dedikoducu musunuz?

İsrailoğullarından şöyle bir söz de almıştık: Allah’tan başkasına ibadet etmeyin, anne-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik ve güzellikle davranın. İnsanlara güzeli ve güzelliği söyleyin. Namazı/duayı yerine getirin, zekâtı verin. Bütün bunlardan sonra siz, pek azınız müstesna, sırt çevirdiniz. Hâlâ da yüz çevirip duruyorsunuz. Bakara 83

Bu ayeti bir kere daha okuyunuz. Siz bu ayete göre mi hareket ediyorsunuz. Peygamberimiz bu ayetin asla dışına çıkmamıştır.

Peygamberimiz de, “Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” buyurur
Onun ahlâkı, Allah’ın övdüğü ve Kur’ân’ın öğrettiği temiz ahlâktır.

Peygamberimiz, bir peygamber olması dolayısıyla her seviyeden insanla görüşüp konuşuyordu. Bunlar içinde devlet ve kabile reisleri, zengin ve soylu kimseler olduğu gibi, fakirler, zayıf ve kimsesizler, yetimler, kadınlar ve çocuklar da yer alıyordu.

Siz de böyle misiniz?

SAYGILARIMLA …               Necmi AKGÜL

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir