RABBİM GÖZETLEYENDİR

Yolda yürürken içi para dolu bir cüzdan bulsanız, ne yaparsınız?

Alır cebinize mi koyarsınız?

Etrafa bakar, kimse yoksa alır cebinize mi koyarsınz?

Sizi gören bir kamera olup olmadığına bakar, yoksa alır cebinize mi koyarsınız?

Yoksa, bu benim hakkım değil der, alırsınız ama polise mi götürürsünüz?

Sahi ne yaparsınız?

Sanıyorum, bir çok insan, alır cebine koyar, buldum der güzelce harcar. Hatta öyle insanlar da vardır ki, cüzdanı alır, o an sahibi gelse benim diye kavga bile eder onunla.

Yani, bir gören yoksa çoğu insan alır ve cüzdanı cebine koyar. Çok azı da bu benim değil diye almaz, ya da alır sahibini arar.

Demek ki, bizi gören ve görmeyene göre yapacağımız şey değişir.

İnsanlardan korkarız, cüzdanı aldığımızda  insanların kötü bakmasından, ya başkasının parasını aldı kaçıyor denmesinden, çevredeki insanların bakışlarından rahatsız oluruz. Ya bizi görüyorsa diye.
İnsan, nerde olursa olsun, sürekli gözetlenmektedir oysa. İnsanı yaratan Allah, yarattığı kulunu sürekli olarak gözetlemekte, kameraya almakta, yaptığı her şeyi kayıt etmektedir. Bu Kuran’da şöyle anlatmaktadır:

Şüphesiz Rabbin Gözetleyendir. Fecr 14

Ayette geçen şüphesiz kelimesi, yani gözetlendiğinizden asla şüphe etmeyin, kesinlikle gözetiliyorsunuz, demektir.

Yani şu anlaşılmaktadır ki, insan başı boş değildir, kalabalıkta, ormanda, çölde, denizde, yatakta, yaşadığı, nefes aldığı her şeyde Allah tarafından yaptıklarımız kayda alınmaktadır. Bu kayıt işlemi açıkça şu aşağıdaki ayetlerde anlatılmıştır.

Ve  and olsun insanı Biz yarattık. Nefsinin kendisine neler fısıldadığını da biliriz. Ve Biz ona şah damarından daha yakınız. Kaf 16

 Onun  sağından ve solundan oturmuş [yerleşik]  iki tespitçi tespit edip dururken, kaf 17

 [insan]  hiçbir söz söylemez ki yanında hazır gözetleyen bulunmasın. Kaf 18

Allah, bize şah damarımızdan yakındır ve içimizden geçen her şeyi bilmektedir. İnsan, ne söylerse, ne yaparsa bizi gözetleyen iki kayıd edici, her şeyi kayıt etmektedir. Neden, çünkü, ahrette bu kayıtlar getirilip önümüze konacaktır da ondan.

Şimdi  insan, Rabbi tarafından her an gözetlendiğine inansa, yaptığı her davranışın ve her sözün kayıt edildiğini bilse, kendisine sayısız çil çil altınlar teslim edilse, onların hiç birini beni kimse görmüyor diye alabilir mi? Ben alayım kimse görmüyor diye o altınları almak demek, ahrette bunun hesabının verilecğini bilmek demektir. Soracaklar, bu altını niye aldın? Almadım diyemezsin. Kayıt işte orda. Peki ne olacak, cezasını çekeceksin.

Ama insanlar ne yapıyorlar, bırak öyle altını falan almayı, kimsenin görüp görmediğini, bir iş için açıktan rüşvet istiyorlar. İnşaat yapıyorlar, kitabına uydururuz diye demiri çalıyorlar, çimentoyu eksik koyuyorlar. Deprem oluyor, yapılan ev çöküyor, insanlar ölüyor, sorumlusu kim? O binayı çürük yapan, malzemeden çalan.

Bu dünyada insanları kandırabilir bazı insanlar. Üç beş kişi anlaşır, yolsuzluk, fesat, fitne, komisyon adı altında kanuna, yönetmeliğe, faturalara uydurulabilir. Ama Allah’ın her şeyi gördüğünü, gözetlediğini bilen insan bunu asla yapamaz.

O halde insanlara bu bilgi verilmeli, daha da önemlisi kayıtsız şartsız buna inandırılmalı, bu bilinçle insanlar yetiştirilmelidir. İnsanı iyi eğitmenin önemi buradadır.  Bu ülkenin parasını soyanlar dağdaki, köydeki saf ve temiz vatandaşlar değil, üniversite bitirmiş, birkaç dil bilen,  asaletinden yanına varılmayan insanlar değil mi? Allah korkusu olsa, bu insanlar devletin, milletin parasını çalabilirler mi?

İmanlı olan çalmaz, kimse görmese Allah görüyor der, bu haksız kazanca tenezzül etmez. Bilir ki, kendini gören, yaratanı var.

Canım ben bu dünyamı kurtarayım, çoluk çoçuğumu kimseye muhtaç etmeyim, evini barkını alayım, lüks bir  hayat yaşayayım, kanunların ve insanların haberi olmadan küpümü doldurayım diye düşünürsen, yanlış yaparsın. Çünkü, ne yaparsan yap, Kuran’a uymayan davranışlardan ve söylediğin sözlerden sorguya çekileceksin. (Zuhruf 44) Bundan kurtuluş da yoktur.

Bu Müslüman millete Kuran eğitim verilmelidir. Kuran’ı Arapçasından okumak, Kuran eğitimi almak demek değildir. Kuran eğitimi, okuduğunu anlamak, üzerinde düşünmek, o ayetlere göre yaşamak, O’nun söylediği iyi ve güzel şeyleri almak, yapmak, kötü ve çirkin olanları yapmamaktır. Kuran eğitimi deyince bu anlaşılmalıdır.

Bu eğitim şu an ülkemizde hemen hemen hiç verilmemektedir. 75 milyon ülke nüfusunun 100 bini, 500 bini Kuran eğitimi almış olabilir, ya gerisi ne olacak? Neden okulların birinci sınıfına Kuran dersi konulmuyor? Kimden korkuyorsunuz? Din düşmanları istemiyor diye, insanları neden dinin özüne göre yetiştirmiyorsunuz?

Düşünün şimdi, bir imanlı kul,  kendinin gözetildiğini bilse,  her şeyin kayıt altında olduğuna inansa, soruyorum, bu ülkede rüşvet, yolsuzluk, ihanet, cam çerçeve kırmak, ahlaksızlık, haram  mal  elde etme, çürük bina yapma, hile olur mu?

Sanıyorum, bu yazıyı okuyan herkes “OLMAZ!” diyordur.

O halde nasıl yaşamamız gerektiğini bize anlatan Allah Kitabı Kuran, okullara ders olarak konulmalıdır. Bu sadece bizim ülkemiz için  değil, bütün Müslüman ülkeler için yapılmalıdır. Her insan, kendi ana dilinde Allah’ın okuyun, üzerinde düşünün, içindeki bilgilere sımsıkı yapışın dediği dininin kaynağını Kuran’dan öğrenmeli, öğretilmelidir. 15-20 yıl sonra her kötü şey ortadan kalkacak, çalışma başlayacak, ahlak düzelecek,  hile, rüşvet, çalmak, hortumlamak sona erecek, ülkemiz ve Müslüman alemi dünyada yıldız gibi parlayacaktır.

insan olmak, insanın kendini Yaratanın gösterdiği yolda yürümek demektir. Yoksa her şey boştur. Belki bu dünyayı kazanabilirsin, ama bu dünyadan göçeceğiz, öteki dünya kalıcıdır, Allah’ın gösterdiği yoldan gidenler ikisini de kazanırlar. Eyvah!! demeden, kendimize bir bakalım… Yoksa vakit çok geç olacak..

Saygılarımla….

    Necmi AKGÜL

 

 

Paylaşın:

One thought on “RABBİM GÖZETLEYENDİR

  1. Pingback: SÖMÜRÜ DÜZENİ: RİBA |

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir