SAPIK İLİŞKİLER

Hayatımızda yer alan ve almayan insanlarla çeşitli ilişkiler içinde oluruz. Bu hayatın kaçınılmaz bir kuralıdır. Bu ilişkiler bazen hoşa gider, bazen de hatalı olur, ama bazen de bu ilişkiler insanı utandıracak hale gelir. İşte insanı utandıracak olan bu ilişkiler, sapık ilişkilerdir.

Sapık ilişkilerin bir çok alanı, bir çok da çeşidi vardır muhakkak. Örnek vermek gerekirse, yaşlı başlı bir adamın çocuk yaştaki bir kızla cinsel ilişki kurması, oğlundan karısını boşandırıp gelini ile evlenen bir adam, kayınvalidesi ile ilişki kuran başka bir adam, kızlarına cinsel sarkıntılık eden başka bir adam ve bu adamlar böyle uzarlar giderler. Sonra kadınlar başlar, o da devam eder.

Bu sapık ilişkiler hem günahtır, hem de toplumun onaylamadığı bir durumdur. Toplum onaylamaz, kanunlarda cezası vardır. Din bunları günah sayar, onun da Kitabında yeri vardır.

Her şeyden önce din kavramını doğru anlamak zorundayız. Herkesin bir din anlayışı olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Kimine göre din, Allah’a dua etmektir. Kimine göre din, kendinden güçlü bir varlığa tapmaktır. Kimine göre ise namazdır, oruçtur, haçtır, sıkıştığı zaman Allah’tan istemektir.

Bu tanımların hepsi din tanımının içinde vardır. Ama bunlara bakarak dinin ne olduğu anlamaya çalışırsak yanılırız, dini eksik tanımlamış oluruz. Tabii din tanımı eksik tanımlanınca, bir çok şey dinin dışında kalıyor ve bu da çok büyük sorunlara ve günahlara neden oluyor.

Din, kısa ve öz olarak yaşama şeklidir.

Allah, önce yeryüzünü sonra insanı yaratmıştır. Yeryüzü, yani dünya ile insan arasındaki ilişkiyi düzenleyen kanunlar koymuştur. İnsanlar bu kanunlar içinde yaşarlar. İnsanların, dünya ile olan ilişkileri, kendi aralarındaki ilişkiler ve kendi iç dünyaları ile aralarındaki ilişkilerden doğan davranışların tamamı dindir. Yani din, kanunları Allah tarafından konmuş, bu kanunlar içindeki yaşamanın kurallarıdır.

Din, hayatın bütününü kucaklayan yaşama şekli olunca, onun kanunları dışında hiçbir şey olamaz. Namazı, orucu, duayı, haccı, kurbanı, zekatı din sayıp geri kalanları unutmak, Allah’ın dininden uzak kalmak, O’nu tanımamaktır.

Sizlerden çoklarınız duymuşsunuzdur, canım yağmurun yağması ile Allah’ın ne ilgisi var, ya da Allah’ın işi yok da (haşa) böyle basit şeylerle mi uğraşsın dendiğini. Hem de bunu diyen insanlar Müslüman’ım diyen insanlardır. Allah’ı tanımamak, Peygamberi kabul etmemek, Kuran’dan uzak kalmak asla Müslümanlık değildir.

Allah, din dediğimiz kurallar ve kanunlar bütününü Kuran’da toplamış, bunu bize bildirmiştir. Ve Müslüman’ım diyen herkese de bunu okuması görevini vermiştir. Ve Kuran’da, şunlar şunlar iyi şeylerdir, yapın demiş, şunlar şunlar kötü şeylerdir, yapmayın demiştir.

İşte bunlardan biri de aynı cinsler arasındaki sapık ilişkilerdir. Yani homoseksüellik ve seviciliktir.

İnsanlar arası bu iğrenç ilişki, Kuran’da Allah’ın çirkin işler dediği, büyük günah olarak kabul ettiği olaylardır.

Günümüzde, ülkemizde ve dünyada çılgınlık derecesinde bu ilişkiler artmıştır. Bundan on yirmi yıl önce saklanan, gizlenen bu ilişki, bu gün açıktan konuşulur olmuştur. Avrupa’da ve Amerika’da eşcinsel evlilikleri onaylayan kanunlar çıkarılmaktadır. Bunların televizyon kanalları, dergileri, gazeteleri vardır. hatta İstanbul’da bunların kafeleri, kulüpleri, özel ve gizli topluca gidilip gelinen yerleri mevcuttur.

İşi öyle azıtmışlardır ki, bunlardan birileri ülkemizde televizyon kanallarına çıkıp ben “muhazafakar eşcinselim.” Diyerek utanmazlığını sergilemiş ve bu insanlar kanal kanal gezerek iyi bir şey yapıyorlar gibi reklamlarını yapmaktadırlar. Bunları televizyon kanallarına çıkaranlar bu edepsizliğe çanak tutmakta, topluma ahlaksızlık aşılamakta birbirleri ile yarışmaktadırlar.

Gazeteler bu günahtır, siyasetçiler bu ne edepsizlik demiyorlar. Birileri bu sözleri duyunca utanıp başını öne eğerken, başka birileri onların bu davranışlarını alkışlıyorlar.

Sonra eşcinsel ilişkinin, dinin, yani yaşama şeklinin dışında bir şeymiş gibi algılanılmasına ortam hazırlıyorlar. Ne bilim adamları, ne dinle uğraşan görevliler, ne de siyasiler bu tür edepsiz ilişkinin önüne geçilmesi için gayret gösteriyorlar, hatta daha da beteri bunları destekleyen köşe yazarları var.

Eşcinsellere ve onları destekleyenlere göre bu cinsel özgürlükmüş. İnsan nasıl istiyorsa cinsel özgürlüğünü öyle yaşamalıymış. İnsan yaratılışına uymayan bu sapıklık, nasıl cinsel özgürlük olmaktadır? Bunu cinsel özgürlük diye tanıyanlar, kendi erkek ve kız çocukları yarın aynı sapıklığın içine düşerse, merak ediyorum, aynı şekilde cinsel özgürlüktür, yaşamak istiyorsa yaşasın mı diyecektir acaba?

Eşcinselliğin, ahlaksızlığın, hırsızlığın, pisliğin, soyup soğana çevirmenin, dine ve vatana ihanetin özgürlüğü olmaz.

Hayatın içinde kötü bir biçimde eşcinsellik varsa, ki var, bu Allah’ın kanunlarına uymayan bir davranıştır. Bunun önüne geçilmesi, yapanların yapmamaları için, gerekenlerin yapılması gerekmektedir.

Kuran’da, bir çok surede eşcinsel ilişki yaşayan Lut kavminden bahsedilir. Bu sapık ilişki içinde yaşayan kavime, Lut, Peygamber olarak gönderilmiştir.

Eşcinsellik, Kuran’ın ifadesine göre tiksinilecek bir şeydir. Lut: Doğrusu, dedi, ben sizin bu işinizden tiksinmekteyim! Şuara 168

Allah, Lut Peygambere iki melek göndermişti. Lut kavmi, misafir olarak gelen bu melekleri sapık emelleri için Lut Peygamberden isterler. Lut Peygamber, misafirlerini korumak için bakınız kavmine ne teklif etmektedir:

Lût dedi ki: “Ey toplumum! İşte şunlar kızlarım. Onlar sizin için daha temiz. Allah’tan korkun da misafirlerim önünde beni rezil etmeyin. İçinizde olgun bir adam yok mu?” Hud 78

Kavmi cevap verdi:

Dediler ki: Senin kızlarında bizim bir hakkımız olmadığını biliyorsun. Ve sen bizim ne istediğimizi elbette bilirsin. Hud 79

Bu sapık kavim karşı cinsi değil, kendi cinsinden insanları istiyorlardı. Bu Allah’ın koyduğu sınırı aşmaktı ve cezası çok büyüktü. Şuara suresi 165-66. Ayetlerinde bunun Allah’ın koyduğu sınırı aşmak olduğunu Allah şöyle bildirmektedir.

Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, insanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz sınırı aşmış bir kavimsiniz!

Ve bu sapıklığın cezası da yine şöyle verilmektedir:

Melekler dediler: “Biz senin Rabbinin elçileriyiz. Sana asla el süremezler. Gecenin bir yerinde aileni götür. İçinizden hiç kimse geri kalmasın; karın müstesna. O, ötekilere çatan belaya çarptırılacaktır. Onların azap vakti, sabah vaktidir. Sabah da ne kadar yakın, değil mi?” Hud 81

Nihayet emrimiz gelince oranın üstünü altına getirdik. Ve üzerlerine, pişirilmiş çamurdan yapılıp istif edilmiş taş yağdırdık. Hud 82

Bütün uyarılara rağmen yola gelmeyen ve bu sapık ilişkiyi terk etmeyen Lut Kavminin yaşadığı yer, üstü altına getirilerek yok edilmiş, en büyük ceza ile cezalandırılmıştır.

Bu sapık ilişkiyi savunanların bir iddiası da, efendim bunun tedavisi yok, insan buna alışırsa bir daha kurtulamaz saçmalığıdır.

Unutmayın, her çirkin şeyin ve her hastalığın bir düzelme şekli vardır.

Kuran, her şeyi açıkladığını ilan etmektedir.

Yemin olsun, Biz, bu Kuran`da, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk. Kehf Sur. 54.

Günümüzde bu sapık ilişkiyi yapanlara ne yapılacağını Kuran yine açık ve net olarak açıklamıştır.

Önce kadınların sapık ilişkilerine ait şu ayete bakalım.

Kadınlarınızdan eşcinsellik/sevicilik yapanlara karşı içinizden dört tanık getirin; eğer tanıklık ederlerse o kadınları ölüm canlarını alıncaya , ya da , Allah kendileri için bir yol açıncaya kadar evlerde tutun. Nisa 15

Kadınların öyle kolaycacık eşcinsel, sevici oldukları, yani kuru bir iddia veya dedikodu ile ilan edilmelerini Allah istememiştir. Bu çok onur yaralayıcı, insanı toplum içinde küçük düşürücü bir davranıştır. Bu nedenle iki kadının eşcinsel olduğunu gören 4 tanık istemektedir. Öyle, bir iki kişi veya iftira ile kimse eşcinsel olarak suçlanmasın diye. Eğer dört tanık gelir de mahkemede biz bunları eşcinsel ilişki içinde gördük derlerse, yani kanıtlanırsa iki şey yapılacaktır. Biri ölünceye kadar, ya da tövbe edip bu işten vazgeçinceye kadar evlerde tutulmalarıdır. Toplum içine salınıp ahlaksızlıklarını yaymaları ve kötü örnek olmamaları için hapis edilmeleri gerekmektedir.

Kuran, erkek eşcinseller için bakınız ne diyor:

Eşcinselliği içinizden iki erkek yapıyorsa, onlara eziyet edin. Bu ikisi tövbe eder, durumlarını düzeltirlerse onlara eziyetten vazgeçin. Allah tevvab’dır, tövbeleri çok kabul eder, Rahim’dir, merhametine sınır yoktur. Nisa 16

Erkeklerin eşcinselliğinin anlaşılması üzerine onlara eziyet edilmesi, sıkıntı ve acı veren şeylerle rahatsız edilmesi, Ama durumlarını düzeltirlerse eziyet etmekten vazgeçilmesi istenmektedir.

Gerek erkeklerin, gerekse kadınların eşcinsel ilişki içinde olmaları halinde kendilerine yapılacak işlemler bu dünyadaki işlemlerdir. Bir de bunlara ahirette verilecek ceza vardır. Ama bu yaptığı tiksindirici şeyden vazgeçerlerse, sonra tövbe ederlerse Allah’ın affediciliği ve merhametine sınır yoktur.

Kadınlar ve erkekler, karşı cinslerde tatmin etmedikleri duygularını aynı cinste tatmin yoluna gittiklerini kendileri orada burada anlatıp durmakta, bunlar gazetelere ve televizyonlara çıkıp saklanması gereken eşcinselliklerini dört şahide gerek kalmadan kendileri söylemektedirler. Ve bunu söyleyenler kırlarda açan çiçeklerin güzelliklerini anlatmıyorlar, sapık ilişki içinde olduklarını anlatıyorlar.

Eşcinsellik için, tedavisi olmayan bir sapıklık, diyenler büyük bir aldanış içindedirler. İnsanı yaratan, insanı en iyi bilendir Allah’tır. Nisa suresinin 15 ve 16. Ayetlerine dikkatli bakıldığında kadınların bunu isterlerse yapmayabilecekleri anlaşılmaktadır. Ayette, “Allah kendilerine bir yol gösterinceye kadar..” denilmektedir. Bunun anlamı tövbe ederlerse, Allah’a güvenir ve dayanırlarsa bundan kurtulabilecekleridir. Zaten erkekler için de tövbe etmeleri istendiğinden, yani isterlerse, yapmayacağım derlerse bundan kurtulacakları anlaşılmaktadır.

Ama günümüzde, toplumda yaygın hale getirilmesi için bir çok görsel ve yazılı basın bunları flaş haber olarak vermektedirler. Oysa arzu edilen şey, bu sapıklığın önlenmesi ve ortadan kaldırılmasıdır.

Hakka suresinin 9. Ayetine göre, eşcinsellik Allah katında günahtır. Ayet şöyledir. …. Altı üstüne getirilen beldeler (lüt kavmi) hep o günahı işlediler.

Eşcinsellik, hem günah, hem tiksindirici bir davranış, hem kadına ve hem erkeğe en büyük hakaretlerden biridir. Utanç verici bir davranıştır. Kötü bir alışkanlıktır. Allah’ın sınırını aşmaktır.

Yaşamanın amacı para kazanmak ve hayattan zevk almak değildir. Bununla birlikte yaşamanın asıl amacını bizi yaratan Allah şöyle belirlemiştir.

Ben insanları ve cinleri yalnız ve ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.Zariyat 56

İbadet etsinler tanımının içinde hayatın her unsuru bulunmaktadır. Para kazanmak da, zevk almak da vardır. Para helalinden kazanılmalı, çalışarak elde edilmeli, cinsel zevkler de evlenilerek yerine getirilmelidir.

Bu temel bilgi küçük yaşlardaki çocuklarımıza verilmelidir. Bu kuralların dışına çıkılmaması öğretilmelidir. Ama gelin görün ki, ahlaksız bir takım insanlar küçük yaşlardaki çocuklarımızı, kız veya erkek, kendi kötü emellerine alet etmek için yoğun çaba içindedirler. Yetişmiş eşcinsel kadın veya erkekler, küçük yaşlardaki kız ve erkek çocukları bu tür ilişkilere alıştırmaktadırlar. İşin doğrusunu bilmeyen, bunun doğru olduğu bilinci ile yetişen erkek ve kız küçük çocuklar, sorgulamadan bu işi yapmaya devam etmektedirler.

Bu oyuna gelmeyelim.

Eşcinsel ilişki içinde olan kadın ve erkekler, yaşadıkları bu ahlaksızlığı toplum tarafından görünmez yerlerde, gizli kapaklı yapabilirler. Bu, şu an hoşunuza da gitmiş olabilir. Ama zaman geçtikce toplumda yalnız kalacaksınız. Evlenemeyeceksiniz, çocuklarınız olamayacak, mutlu aile yuvasından mahrum kalacaksınız. Geri dönüp baktığınızda bir gün, çekiciliğiniz kaybolmuş, olumsuz yerlerde harcadığınız cinsel gücünüz erkenden bitmiş olacaktır.

Geçen günleri geri getiremezsiniz. O zaman başınızı dövmenin, ah ben ne ettim demenin bir yararı yoktur. Ve unutmayınız ki, sapık ilişki içinde olanlar, aklını kullanmayanlardır. Allah diyor ki Yunus suresinin 100. Ayetinde: Aklını kullanmayanların üstüne pislik yağar. Buradaki pislik, sandığınız pislik değildir; bu acıdır, elemdir, üzüntüdür, hastalıktır, toplumda rezilliktir, kimsenin yüzüne bakamamaktır.

Yol yakın iken gerçeği arayıp bulun. Üstünde biraz düşünün, bu ilişkinin normal olmadığını hemen anlayacaksınız zaten. Kendinize yazık etmeyin, bu sizi bu dünyada mutsuzluğa, hep işlerinizin ters gitmesine götürür, öte dünyada acı bir azabın pençesine düşersiniz. Vakit varken kendinizi kontrol edin, nerde hatalar yaptıysanız, orda durun, geri dönün ve yolun doğrusuna yönelin.

Hiç biriniz, ben bu sapıklığa alıştım, bundan vazgeçemem demeyin. Bakınız Allah ne diyor: Gevşemeyin, inanıyorsanız, üstün olacak olan sizsiniz. Ali İmran 139

İnan, mutlaka üstün geleceksin.

Analar, babalar, öğretmenler ve toplumun eğitici kesiminde aklı başında olan herkes, televizyon yöneticileri, sunucular, gazete muhabirleri, köşe yazarları hemen herkes aynı tavrı ve yolu izlediği takdirde bu veba mikrobu gibi olan hastalık büyümeden önlenecektir. Unutulmasın ki, gelinen noktalarda bu sapık ilişkilerle ülkemizi yıkmak, bölmek, güçlü aile bağlarını parçalamak ve milletimizi çökertmek isteyenler vardır.

S a y g ı l a r ı m l a….
                                                                  Necmi AKGÜL

 

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir