SİZ BELA VERİR MİSİNİZ

Siz hiç kimseye “Allah belanı versin.” Dediniz mi?

Ya da size birileri “Allah belanı versin.” Dedi mi?

Eminim, siz birilerine Allah belanı versin demişsiniz, birileri de size aynı şeyi söylemiştir. Çevremizdeki insanlardan da bu sözü çok duymuşsunuzdur. Duymaya da devam edeceksiniz.

Allah belanı versin sözünden ne anlıyorsunuz? Siz birine bu cümleyi söylediğinizde aslında ona ne demek istiyorsunuz, size söylendiğinde, bunu söyleyen ne demek istiyor, bunu hiç düşündünüz mü?

O zaman akla  şu geliyor: BELA NEDİR?

Bela kelimesinin sözlük anlamı “yıpratmak, bitkin düşürmek” demektir. Birisi sizi sınava çekiyorsa, huzursuz olursunuz. Bu sınavlara başka sınavlar eklenirse insan yorgun düşer, bitkin hisseder kendini. Bunu biraz düşünürseniz anlarsınız. Buradan çıkarılacak sonuç sınanmak ve denenmek insanı yıpratır. İşte Bela, bu yıpranmanın, yıpranmadan doğan acının, ızdırabın, yani size ulaşan her türlü şeyin adıdır.

İnsanlar insanı denedikleri gibi, Allah da insanlara verdiği şeyleri nasıl kullanıyorlar, ne yapıyorlar diyerek emirlerinin yerine getirilip getirilmediğini sınar,dener.

İnsan neden denenir, neden sınanır? Gerçek bilgisi, gerçek niyeti ortaya çıksın diye. Okullarda öğretmenler sınav yaparlar, gerçek bilgisini öğrencinin ölçmek için. Üniversitede sınav bunun için yapılır, milyonlar arasından okumaya layık olan seçilsin diye. Her sınavın bir yapılış amacı vardır.

Bu durumda bela, bir insana verilen nimetlerin, olması gerektiği gibi kullanılıp kullanılmadığını öğrenmek için yapılan sınavların tümüdür. Bu sınav başarılı olursa sonunda mutluluk, huzur, sevinç ortaya çıkar, kötü olursa sonunda zararlar, içinden çıkılması zor durumlar, cezalarla insan karşı karşıya gelir.

Allah belanı versin dediğinizde siz, bela verilmesini istediğiniz kimse için sıkıntılara düşün, zararlar ziyanlar görsün, ceza çeksin, mutlu olmasın, sürünsün diyorsunuz, size denildiğinde de diyen kimse, bunları aynen siz çekin demek istiyor.

İnsanın başına sürekli olarak sıkıntılar, acılar, cezalar, umutsuzluklar gelir. Bunların çokları insanların kendi elleri ile yaptıkları hatalar yüzündendir. Bazıları da Allah tarafından sınanmak, denenmek içindir.

Allah, kullarına bir çok nimetler vermiştir. Sağlık bir nimettir, ev, araba, görmek, işitmek, para, iş, eş, çocuk.. bunlar  hep nimetlerdir. Kendi dışımızda bunlara zararlar gelir. Mesela deprem, yağın, sel, fırtına ve bir başka insanın şuursuz davranışları sonucu. Bu durumlarla insan sınava çekilmektedir, kul, bakalım isyan mı edecek, yoksa sabırla mı davranacak. Yani imanlı mı hareket ediyor, yoksa her şeyi unutup isyan mı edecek diye.

İşte orada müminler belaya uğratılarak imtihan edilmişler ve şiddetli bir zelzeleyle sarsılmışlardı. Ahzâb  11 

Yemin olsun, içinizden gayret gösterip didinenlerle sabredenleri bilinceye kadar, sizi belalarla imtihan edeceğiz. Haberlerinizi de eleyip tarayacağız. Muhammed  31

Ayette sabredenleri bilinceye kadar belalarla imtihan edileceğimiz açıkca belirtilmiştir.

Bunun olması gerek, çünkü o anda yani belanın geldiği andaki davranışlarımız Allah tarafından kayıt altına alınacak, bu kayıtlar ahirette kitap olarak önümüze konacaktır.

Kuran’da bir sınav şöyle anlatılır:

Kehf Suresi 32-44.ayetler:

32. Onlara, şu iki adamı misal olarak anlat: Bunlardan birine iki üzüm bağı vermiş, her ikisinin de etrafını hurmalarla donatmış, aralarında da ekinler bitirmiştik.

33. İki bağın ikisi de yemişlerini vermiş, hiçbirini eksik bırakmamıştı. İkisinin arasından bir de ırmak fışkırtmıştık.

35. (Böyle gurur ve kibirle) kendisine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: “Bunun, hiçbir zaman yok olacağını sanmam.”

36. “Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Şayet Rabbimin huzuruna götürülürsem, hiç şüphem yok ki, (orada) bundan daha hayırlı bir akıbet bulurum.”

37. Karşılıklı konuşan arkadaşı ona hitaben: “Sen, dedi, seni topraktan, sonra nutfeden (spermadan) yaratan, daha sonra seni bir adam biçimine sokan Allah’ı inkâr mı ettin?”

38. “Fakat O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmam.”

39. “Bağına girdiğinde: Maşaallah! Kuvvet yalnız Allah’ındır, deseydin ya! Eğer malca ve evlatça beni kendinden güçsüz görüyorsan (şunu bil ki):”

40. “Belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir; senin bağına ise gökten yıldırımlar gönderir de bağ kupkuru bir toprak haline gelir.”

41. “Yahut, bağının suyu dibe çekilir de bir daha onu arayıp bulamazsın.”

42. Derken onun serveti kuşatılıp yok edildi. Böylece, bağı uğruna yaptığı masraflardan ötürü ellerini oğuşturup kaldı. Bağın çardakları yere çökmüştü. “Ah, diyordu, keşke ben Rabbime hiçbir ortak koşmamış olsaydım!

43. Kendisine Allah’tan başka yardım edecek destekçileri olmadığı gibi kendi kendini de kurtaracak güçte değildi.

44. İşte burada yardım ve dostluk, Hak olan Allah’a mahsustur. Mükafatı en iyi olan O, en güzel akıbeti veren yine O’dur.

Ayetlerden anlaşılacağı gibi, iki arkadaşa Allah mal verir. Şimdi  bu arkadaşların belalandırılmasına, yani sınanmasına gelir sıra. Biri şükreder, öteki isyan eder. Bu sınavdan şükür eder kazanır, öteki sınavı kaybeder ve malı mülkü yok olur.

Biri size bir malı emanet ediyor. İşte o an sınav başlıyor. Eğer o malı olması gerektiği gibi korursan, sınavı kazanıyorsun, sıkıntı, acı çekmiyorsun. Ama o mala ihanet edersen, sınavı kaybediyorsun ve sıkıntılar başlıyor.

Aslında her şey hayatımızda bir sınavdır. Yani başka bir ifade ile her şey bir beladır. Beladan kurtulmak için yapılması gereken şey, Allah tarafından sınava, denemeye tabii tutulmamız gerektiğini bilmemizdir. Allah’ın her şeyi görüp bildiğini bilmemiz ve buna iman etmemiz gerekmektedir. Allah tarafından da başımıza gelen bir şey olursa ona da sabır  etmemiz, isyan etmememiz yaratılana  düşen görevdir.

Kuran’da iyi düşünüp Allah’ın mesajını iyi almamız için bir çok yerde sınavla, denenmekle ilgili açıklamalar, ayetler vardır.

Sizi Firavun hanedanından kurtardığımızı da hatırlayın. Hani, onlar size azabın en çirkiniyle kötülük ediyorlardı: Erkek çocuklarınızı boğazlıyorlar, kadınlarınıza hayâsızca davranıyorlar/kadınlarınızın rahimlerini yokluyorlar/kadınlarınızı hayata salıyorlardı. İşte bunda sizin için, Rabbinizden gelen büyük bir ıstırap ve imtihan vardı. Bakara suresi 49

Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma  ile deneriz.  Sabredenleri müjdele! Bakara suresi 155

O sabredenler, kendilerine bir bela geldiği zaman: Biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz, derler. Bakara suresi 156

 İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır. Kıyame 36

Sizi yeryüzünün halifeleri kılan, size verdiği  hususunda sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O’dur. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır ve gerçekten O, bağışlayan merhamet edendir.  Enam 165

O, O’ dur ki, gökleri ve yeri altı günde yaratmıştır. O’nun arşı da su üzerinde idi. Böyle yapması, iş ve davranış yönünden hanginizin daha güzel olduğunu belirlemek için sizi denemeye yöneliktir. Hud 7

Allah, insanlara belayı, yani sıkıntı ve acı çekmeyi, insanın yaptığı davranışın azlığına ve çokluğuna göre vermektedir.

“Evet, çok uygun sana bu bela çok uygun. Kıyame 35

İnsanların başına gelen çoğu zaman kendi elleri ile işledikleri günahlar nedeniyledir. Günah işleyen bir kimsenin belaya çarptırılması da, her şeyde olduğu gibi Allah’ın dilemesi ile olur :

Dilersek onları günahları yüzünden belaya çarptırırız, kalpleri üzerine mühür basarız da artık söz dinleyemez olurlar. A’raf 100

İnsanlara şu ve bu şekilde bela gelir. Ama bu belalardan kurtulmak isteyenlerin ne yapacaklarını Kuran göstermiştir.  Kulunun istediği  üzerine Allah dilerse bu belayı  uzaklaştırır.

Hayır, yalnız O’na yakarırsınız da O dilerse yakındığınız belayı uzaklaştırır. Ve siz, ortak koştuklarınızı unutuverirsiniz.Enam 141

İnsan; yesin,içsin, zevklensin, çoğalsın diye yaratılmış olduğunu  sanmasın. Geçmişte insanların başlarına felaketler gelmiştir, şimdi de geliyordur, gelecekte de hiç şüphesiz gelecektir. İman edenle etmeyenin ayrılması bilinmesi gereklidir. Bütün bunlar, belalar, sınavlar, denemeler iman edenle etmeyeni ayırt etmek içindir. Allah, insanın sıkıntılarla denenmeden cennete giremeyeceğini açıkça beyan etmiştir. İşte o ayet:

Yoksa siz, sizden önce gelip geçmiş olanların karşılaştıklarının benzeri başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara şiddetler, belalar ve zorluklar gelip çattı; sarsıldılar. Öyle ki, resul ve onunla birlikte inananlar, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diye yakarıyordu. Haberiniz olsun ki, Allah’ın yardımı çok yakındır.  Bakara 214

İnsanların başlarına gelen her türlü bela, sınav, sıkıntı ve acı veren şeyler öyle anlaşılıyorki, insanlara gerçeği göstermek  içindir. Bunun sonunda bu dünyada huzur ve barış yakalanır, ahirette de bunlar ödüllerini alırlar.

Atalar demişler ki: Bir müsibet, bin nasihattan iyidir.

Allah’ın izin vermediği hiçbir şey olmaz. Belanın bir insanın başına gelebilmesi için Allah’ın izni gereklidir. Bu ayetle sabittir.

“Allah’ın izni olmadan kulun başına hiç bir musibet gelmez…” Teğâbun 11

Bela, başkalarna yaptığımız onu inciten, acı çektiren davranışlardır. Kötü davranışlardır. Size yapılmasını istemezseniz, sizler de başkalarına yapmayınız. Ama insanlar boş arzu ve istekleri, kibirleri ve kinleri, başkalarını ezerek çıkar sağlamaları gibi nedenlerle belalı davranışlarda bulunmaktadırlar. Eğer sizler de birinin  bela ile karşılaşmasını isteyerek bunu yapıyorsanız, kendinize bakınız, kendinizi Kuran’a arzediniz. Göreceksiniz ki, sizde eksikler var, size bunu yapanlara da bakınız, onda da eksiklikler olduğunu göreceksiniz.

Hayat sınavdan ibarettir.

Amaç sınava hazır olmak, ondan başarı ile çıkmaktır.

Sınavdan başarısız olmaktan korkmayın. Neden başarırız olduğunuzu düşünün, sizi başarısız eden nedenleri inceleyin, onları giderin, yeniden sınava girin. Göreceksiniz, başarı sizi bekliyor.

Hayat sınavından başarı ile çıkmanızı diliyorum. Bu başarı  sizi dünya ve ahiret mutluluğuna götürecektir.

SAYGILARIMLA….

Necmi AKGÜL

 

 

 

 

Paylaşın:

One thought on “SİZ BELA VERİR MİSİNİZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir