KURAN’DA HZ MUHAMMED 2

Yahudilerin Mekkelileri kışkırtmaları sonucu hazırlanan güçlü bir ordu ile Medine üzerine yürüdüler. Peygamberimiz yaptığı istişare sonucunda Medine etrafına çevrilen hendekle düşmanı karşıladılar ve yirmi gün süren savaşta yenilerek defolup gittiler.

Hendek savaşından sonra Medine devleti kendini kanıtlamış, artık etrafındaki Yahudi ve müşrik kabilelere karşı korku salmıştı.

Zaman geçiyordu, ama her geçen gün de Müslüman devleti güçleniyordu. Mekkeli müşrikler büyük ölçüde Müslümanlara karşı bir zafer kazanma umutlarını iyice yitirmişlerdi. Çevredeki kabileler de bunu biliyor, Müslümanlığı kabul ediyorlardı. Müslümanlar, kendilerine daha bir güvenli bir hale gelmişlerdi.

Mekke’den ayrılalı 6 yıl olmuştu Peygamberimiz. Artık kabeyi ziyarate gitmeye karar vermişti. İki kişi ile geldiği o yolu 6 yıl sonra 1400 Müslümanla dönüyordu. Amaç umre yapmaktı. Umre yapılamamıştı bu yıl ama gelecek yılın garantisi alınmıştı. Güzel bir antlaşma ile dönüldü.

Medine, Hayber ile Mekke arasındaydı. Hayberde İslam düşmanları Yahudiler vardı. Barış antlaşması ile Mekke ile şimdilik bir sorun yoktu. Hayber, bundan yararlanılarak ele geçirilmeliydi ve öyle de oldu. Bir çok ganimet alındı. Çünkü, Hayber Yahudileri zengindiler.

İslam, herkese gönderilen evrensel bir dindi. Allah, Elçisi Muhammed’e şöyle sesleniyordu:

“Ey paygamber, sana Rabbin tarafından gönderileni herkese bildir, ulaştır. Böyle yapmazsan, peygamberlik görevini yapmamış olursun. Allah, seni insanlardan korur. Maide 67

Bu dönemde Rumlara, İranlılara, Bizansa, Mısıra, Yemene ve Habeşistan’a mektuplar yazarak dinin Arap milletine inmediğini bütün dünyaya gösterdi.

Mekkeliler, Müslüman Huzaalılara gece saldırı yaparak antlaşmayı bozdular. Bunun üzerine Peygamberimiz ordusunu hazırlayarak Mekkeye yürüdü. Hiçbir dirençle karşılaşmadan Mekkeye girildi ve 360 put yerle bir edildi. Bununla da yetinilmedi, Mekke çevresindeki kabileler bir bir tehlike olmaktan çıkarıldı.

Peygamberimiz haccetmek üzere büyük bir Müslüman topluluğu ile Mekkeye geldi. Bu Veda haccıydı aynı zamanda. Ve burada insanlara hitaben, ama aslında bütün dünyaya bir konuşma yaptı.

Allah’ın son Elçisi, çok zor şartlarda ve başarılı bir mücadele verdi. Allah’ın da dediği gibi “Her canlı ölümü tadacaktır.” (Ali İmran 185) Veda Haccı dönüşü hastalandı. Başağrısı ile başlayan hastalık giderek şiddetleniyordu. Kısa bir süre sonra Medine’de “Lailaheillallah “ diyerek ruhunu teslim etti.

Kuran, peygamberimizin hayatını özet olarak böyle tanıtmaktadır.

Yaşadığı dönemin insanları da peygamberimiz için bakınız ne diyorlardı.

“Ne biçim resuldür bu; yemek yiyor, sokaklarda yürüyor. Üzerine bir melek indirilmeli, beraberinde özel bir uyarıcı olmalı değil miydi?” Furkan Suresi 7.ayet

Ama günümüz insanı, paygamberimizi yüceltmek için, ölçüyü kaçırmışlar, O’nu yüceltelim derken saçmalamışlar, Peygamberimizi küçük düşürmek için ne gerekiyorsa yapmışlardır.

Bakınız peygamberimiz neleri bilirmiş ve nasılmış:

Geleceği bilendir.

Oysa Allah, geleceği benden başka kimse bilmez diyor.

De ki: Ben size, Allah’ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım. De ki: Kör ile gören hiç bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz? Enam 50

Ahirette; sana, bana, komşuya şefaat edecek olandır.

Oysa Allah, şefaat benimdir, diyor.

De ki: Bütün şefaat Allah’ındır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Sonra O’na döndürüleceksiniz. Zümer 44

Sünneti dinin kaynağıdır diyorlar.

Oysa Allah dinde hüküm koymak bana aittir diyor.

Hüküm, sadece Allah’a aittir. Yusuf 40

Teri mis gibi kokar, başının üstünde bulutlar sürekli gölge yapar, melekler sünnet etmişler, beşiğini melekler sallamışlar küçükken, beşikte konuşmuş, hem önünden hem arkasından görürmüş, sidiği güzel kokarmış, taşa basınca ayağının izi taşta kalırmış, Allah alemleri onun için yaratmış, adem peygamber namaz kılarken okunan ezanda peygamberimizin adı geçiyormuş, şeytanlar gökten bilgi çalarlarmış, peygamberimiz doğunca çalamaz hale gelmişler, Allah kendisini ortak etmiş, Muhammet adını Allah koymuş, ana rahmine düştüğü günü bile hesaplamışlar, Regaip kandili olarak kutlanmalıymış ve daha bir yığın insan üstü özelliklerin hepsi Allah’ın Elçisine verilmiştir.

Bu kadar olağan üstü özellikleri üstünde barındıran biri, insan olabilir mi? Onun bir melek olması gerekmez mi? Zaten, atlara bindirip gökyüzünde gezdirip Allah ile pazarlık bile yaptırmadılar mı Miraç gecesinde.

Oysa Allah ne diyor onun için açık ve net olarak? Diyor ki:

O, sadece bir insandır.

De ki: Ben sizin gibi sadece bir insanım. Fussilet 6

O’nun sözleri ve davranışları dinin kaynağıdır. Oysa Allah diyor ki:.

Muhammet, sadece bir resüldür. Ali İmran 144

. O dinin sahibidir diyorlar.

Oysa Allah diyor ki, O, dinin tebliğcisidir. Peygamberin üzerine düşen ancak tebliğdir. (Maide-99)

Öyle ise sadece bir insan, sadece bir elçi ise, ki Allah açıkca öyle diyor, nasıl oluyor da, sidiği mis gibi kokuyor, nasıl oluyor da elini yemeğe dokundurunca yemek elli kişiye yeterli hale geliyor, nasıl oluyor da parmağı ile ayı yörüngesinden çıkarıp sağa sola götürüyor?

Peygamberimizi, öyle insanüstü hale getirmişler ki, onun giydiğini giyiyorlar, onun sakalını taklit ediyorlar, onun oturduğu gibi oturuyorlar, onun dişini fırçaladığı gibi dişlerini fırçalıyorlar. Bunu yapanlar, onun gibi çalışmıyorlar, onun gibi hoş görü sahibi, onun gibi güzel ahlak sahibi değiller. Onun gibi malını etrafa dağıtmıyorlar, onun gibi insanları sevmiyorlar, onun gibi ibadet etmiyorlar, onun gibi helalinden kazanmıyorlar.

Onun sadece bir insan ve bir elçi olduğunu unutuyorlar, O’nu Allah’ın ve Kuran’ın önüne geçirmeye gayret gösteriyorlar.

Camilere gidiniz, özellikle Cuma günleri, imamlar iki tane ayet okuyorlarsa, beş tane sünnet diye Peygamber sözü söylüyorlar. Bu söylediklerinin çokları da Kuran’a aykırı, tamamen ters.

Bakınız Allah diyor ki:

O, Alemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.

Eğer bazı sözleri bize karşı uydurmuş olsaydı

Biz O’nu kuvvetle yakalar

O’nun şah damarını koparırdık. Hakka 43-46

Yani, indirilen Kuran’ı insanlara ayetlerini değiştirerek söylerse Peygamberimiz, Allah O’nu yakalayacagını ve şah damarını koparacağını söylemektedir. Böyle bir peygamber, Kuran dışında bir hayat yaşar mı? Kuran’a uymayan bir söz söyler mi?

Soruyu tekrar sormak istiyorum, bu tehdidi alan bir bir peygamber, Kuran dışında bir hayat yaşar mı?

Kesinlikle hayır.

Peki soruyu şöyle sorayım Allah’ın bu tehdini alan bir peygamber, Kuran’a uygun olmayan tek bir söz söyler mi, tek davranışta bulunur mu, Kuran’a uygun olmayan gördüğü şeyler karşısında susar geçer mi?

Lütfen soruyu yeniden okuyunuz ve cevap veriniz..

Kesinlikle Hayır.

Bir de Yusus suresi 40. Ayetinde kesin olarak Hüküm Allah’ındır ayeti orta yerde dururken..

O zaman şimdi peygamber sözü diye söylenen birkaç örnek vereyim.

Hadis: “Hazreti Peygamber çocuğa doğumunun yedinci gününde isim konmasını, çocuğun yıkanarak pisliklerden temizlenmesini ve kurban kesilmesini emir buyurdu.”

Tirmizi- Edeb 63/2834, Ebu Davud 2837

Hadis: “ümmetimin fakirleri zenginlerden beş yüz sene evvel cennete girecektir.” Hayret edilecek şey değil mi? Peki insan zengin ve iman sahibi ise ne olacak, fakirleri bekleyecek o zaman?

Tirmizi, İbn-i Mace

Hadis: “Peygamber’e deve eti yemekten soruldu, Peygamber ‘Onu yediyseniz hemen abdest alın’ dedi.”

Ebu Davud 1/185

Kuran’da deve etinin abdesti bozduğu geçmez.

Hadis: “Cennette bir ağaç vardır ki binekli onun gölgesinde yüz yıl gider.”

İbn-i Mace Züht 39, Müslim Cennet 6, Tirmizi Cennet 19

Hadis: “Cehennemde kafirin azı dişi Uhud dağı kadar, derisinin kalınlığı da üç günlük mesafe kadardır.”

Sahihi Müslim

Hadis: “Cehennem ehli ateşte o kadar büyüyecek ki kulak memesi ile boynu arası yediyüz yıllık mesafe kadar olacaktır.”

Hanbel – Müsned

Kuran’da olmayan bu ve benzer şeyleri, ki bunların sayısını saymakla bitmez, Peygamber söyler mi? Kuran, Cennet ve Cehennem hakkında gerekli bilgiyi vermiştir.

Bilinmelidir ki, 4 halifenin her biri ayrı ayrı hadis adı altında peygamberin sözlerini tesbit ettirip imha etmişlerdir. Peygamberimizin sözleri Emevi devleti zamanında toplanmaya ve peygamberimizin vefatından ikiyüz yıl kadar sonra yazılmaya başlanılmıştır.

Peygamberimizi övmekte öyle ileri gitmişler ki, bazı hadisler Kuran ayetlerinin hükmünü ortadan kaldırır demişlerdir.

Oysa Hicr suresi 9. Ayetinde Yüce Allah, Kuran’ı ben indirdim,ben koruyacağım,diyor. Nasıl oluyor da Peygamberin sözleri kuran hükmünü ortadan kaldırıyor, böyle şey olur mu? Bu kapıyı açarsanız Kuran’ın hükümleri ortadan kalkar, Kuran da ortadan kalkar. Kuran’da bu konuda Allah ne diyor?

Böyle iken ayetlerimiz birer açık delil olarak karşılarında okunduğu zaman Bize kavuşmayı arzu etmeyenler: «Bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir!» dediler. De ki: «Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir! Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Rabbime isyan edersem şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım.» Yunus 10

Bunlar peygamberi sevmek değil, sevmemektir. Öveyim, yücelteyim derken sınırı çok aşmışlardır. Sakalını toplamışlar, her camiye bir sakal vererek millete göstermişlerdir. O sakala dualar etmekdedirler. Günümüzde bu uygulama bütün hızı ile devam etmektedir.

Kuran’ın bildirdiğine göre Allah, Elçisi Muhammed’i, ümmi, yani İncil ve Tevrat bilgisinden yoksundu. (bkn.Cuma 2) ve aynı ayette O’nun bir eğitimci olduğu belirtilmektedir.

Peygamber, yaşadığı toplumda örnek (Ahzap 21), üstün bir ahlak anlayışına sahip (Kalem 4), Allah tarafından doğru yola iletilmiş (Duha 7), hata da yapabilen (Ahzap 37. Abese 1,) aynı zamanda halklara rahmet olarak gönderilmiş (Enbiya 107) Allah’tan vahiy alan bir kul (Kehf 1), aldığı vahyi tebliğ eden bir elçi ve son nebi idi (Ahzap 40).

Allah’ın Elçisi, insanlara daima yumuşak davranıyordu.

Allah`ın sana bir bağışı olarak onlara yumuşak davrandın. Kaba ve katı yürekli olsaydın çevrenden dağılır giderlerdi… Ali İmran 159

Bütün bu nitelikler,Allah’ın Elçisi Muhammed’i sorumluluk alabilen (Müzemmil 5) bir insan yapıyordu.

Bu dine mensup olan inananların O’nu sevmesi Allah’ın emridir. O’nu sevmeyi ve O’na itaat etmeyi Allah emretmiştir. Ve bunu bir çok ayetinde bildirmiştir.

De ki; Allah’a ve Peygamberlere itaat edin. Ali İmran 32

Allah’a itaat edin, resule de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz resulümüze düşen,apaçık bir tebliğden başkası değildir. Tegabbün 12

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin ki amellerinizi boşa çıkarmış olmayın. Muhammed 33

Peygamberimiz, kendisine Kuran verileceğini bilmiyordu.

Sen, bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Ancak o, Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. Öyle ise kâfirlere sakın arka çıkma. Kasas 86

O, herkesin sandığı gibi mutlu keyifli bir hayat yaşamamıştır. Sıkıntılar da yaşamıştır. Bakara 214

Allah, Elçisine bir çok nimetler vermiştir.

Yetimdi, barındıracak yer verdi.

Doğru yolu bilmiyordu, doğru yola iletti.

Yoksul idi zengin etti.

Yetimi ezme, isteyeni azarlama.. (Duha 6-10)

O, yüce bir ahlak sahibiydi. Bu özellikleri taşıdığı için kimseye kötülük etmemiş, kimsenin hakkını yememiş, kimseye baskı, zorlama yapmamış, Allah’tan aldıklarını insanlara tebliğ etmiştir.

Hazreti Ayşe’ye bir gün soruyorlar.

“Bize Peygamberimizin ahlakını anlatır mısınız?”

Diyor ki: “Siz Kuran okumaz mısınız? Peygamberin ahlakı Kuran’dır.

Allah’ın Elçisi Muhammed, sözleri ile, davranışları ile, hareketleri ile, duaları ile, ibadetleri ile asla Kuran dışına çıkmaz, çıkamaz. O, Kuran’ı yaşamıştır ve ömrünü Kuran’ı hayata geçirmek için harcamıştır.

Kuran’ı bize O vermiştir, onu almalıyız, onu anlamalıyız, onu öğrenmeliyiz ve onu yaşamalıyız. Kurtuluş bundadır. Dünyada ve ahirette mutlu olmak da bundan başkası değildir.

Allah’ın Elçisi Muhammed’i sevmek, ona iman etmek, onun gittiği yoldan gitmek, Kuran’ı hayata geçirmek için çaba göstermek, Kuran’ı öğrenmek ve başka bilmeyenlerin de öğrenmesi için elden geleni yapmak, bunun için baskı ve zorlama yapmadan insanlara Kuran’ı anlatmaktır.

Allah’ın Elçi’si Hazreti Muhammed’ e Allah “Rabbinden sana vahyedilene uy!”(Ahzap 2) diyor. Nedir Allah’dan vahyedilen, Kuran. Uyulması gereken Kuran ve peygamberin sünnetidir. Peygamberin sünnetine uymak her müslümanın görevidir. Ama bilinmelidir ki, Peygamber Kuran’a uymuştur. Yani O’nun sünneti Kuran’dır. Biz de inanan olarak Kuran’a uymalıyız.

Peygamberin görevlerini Kuran belirtmiştir. Bu görevlerin dışına O, asla çıkmamıştır. Nedir peygamberin görevleri?

1.Kuran’ı tebliğ etmektir. (Maide 99)

  1. Öğüt vermektir. Yalnız burda bilinmesi gereken şey, öğüt Kuran ile verilecektir. Kendisiyle insanları uyarman, inananlara öğüt vermen için sana indirilen bir kitaptır. Artık bu hususta kalbinde bir şüphe olmasın. (Araf 2)O, herkes için bir öğüttür. (Tekvir 27)

3.Müjdelemektir. Müjdeyi Peygamberimiz neyle verecektir, tabiki Kuran’la.”Ayrıca bu Kitab’ı da sana, her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik. Nahl 89)

  1. Korkutmaktır. “Şehirlerin anası (olan Mekke’de) ve onun çevresinde bulunanları uyarman ve asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları korkutman için, sana böyle Arapça bir Kur’an vahyettik. (İnsanların) bir bölümü cennette, bir bölümü de çılgın alevli cehennemdedir. (Şura 7)Korkutma, Kuran’la olacaktır. Kuran dışı bir korkutma yaparsa, bu Allah’ın vahyettiğini insanlara tam tebliğ etmediğini gösterir ki, Peygamberimiz bundan uzaktır.
  2. Uyarmaktır. Uyarı Kuran’la yapılacaktır. “Ondan önce de bir rahmet ve rehber olarak Musa’nın kitabı vardır. Bu (Kur’an) da, zulmedenleri uyarmak ve iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap lisanıyla indirilmiş, doğrulayıcı bir kitaptır. (Ahkaf 12)
  3. Cihat yapmaktır. Yani adam öldürmek değil cihat. Karşı tarafın gücüne karşı giüç kullanmadır. Bu da yine Kuranla olacaktır. “Müminler ancak, Allah’a ve O’nun elçisine iman edenler, sonra da şüpheye düşmeyen ve malları ve canları ile Allah yolunda cihad eden kimseledir. İşte bunlar sadıkların ta kendisidir. (Hucurat 15)Cihad, bomba ile, silahla değil, şan, şöhret ve desinler diye değil, Allah yolunda yapılacaktır. Allah’ın istediği şekilde yapılmalıdır.

Peygamberimizi ölye övüyorlar ki, aklın alacağı iş değil bu. Enbiya suresinin 107. ayetinde “Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik.” diyor Allah. Çeviriler böyle yapılmış. Oysa insan Hz. Muhammed’in alemlere rahmet olarak gönderilmesi Kuran’ın özüne aykırıdır. Burda denilmek istenen Peygamberin getirdiği alemlere rahmet olarak gönderilmiş olmasıdır.O’nun getirdiği nedir, tabiki bu Kuran’dır. Alemlere rahmet olarak gönderilen şey, Peygamberimiz değil, peygamberimizin getirdiğidir, Kuran’dır.

Kuran’ı anlayarak, düşünerek okumak, onu okumanın en güzelidir. Kuran’ın adını duyan insanların içinde ne olduğunu bilmeyen milyonlar var günümüzde. Ve bu insanlar Müslüman olmakla da övünmektedirler. İnsanlarımız dinini , Kuran’ını ve ne acıdır ki Peygamberini bilmemektedir. Artık buna son verilmelidir. Hiç vakit geçirmeden, ilkokul 1. sınıftan başlayarak Kuran dersinin okullara konması gerekmektedir.

Hükümet, Milli Eğitim Bakanı, Diyanet İşleri Başkanlığı, bu konuyu ele almalı ve herkes dinini kaynağından Kuran’dan öğrenmelidir. Bundan sorumlusunuz.

Allah diyor ki: ALLAH’A VE RESÜLÜNE İMAN EDİN. Hadid 7

SAYGILARIMLA….

                                                                     Necmi AKGÜL

 

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir