KURAN’A GÖRE GİYİNME

İnsanlar dünyaya çıplak gelirler, çıplak olarak da bu dünyadan göçüp giderler. Bu, insanlık aleminin fıtratına yerleştirilmiş Allah kanunudur. Herkes buna uyar ve dünyanın sonuna kadar böyle devam eder gider.

Ama, yeryüzünde  yaşayan insanların hiç birinin çıplak gezdiğini, çalıştığını, yaşadığını göremeyiz. Kesin olan şudur ki, insanlar giyinirler, örtünürler.

İnsanlar neden giyinirler  ve  neden örtünürler?

İnsanları yaratan Allah giyinme konusunda ne diyor?  Kuran’da giyinme veya örtünme konusunda ayetler var mıdır?

Evet, vardır.

Kuran, insanlara örtünme isteklerinin fıtratlarına yerleştirdiğini söylemektedir. İşte o ayetler ve örtünmenin nedenlerinden biri Kuran’ın Araf Suresinde şöyle anlatılır:

Şeytan, kendilerinden ‘örtülüp gizlenen çirkin yerlerini’ açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir.” Araf 20

 Ve: “Gerçekten ben size öğüt verenlerdenim” diye yemin de etti. Araf 21

Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ise, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: “Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim? Araf 22

İnsanların çirkin yerleri dedikleri yerler cinsel organları ile  boşaltım sisteminin son noktası kastedilmektedir. Adem ile eşi Havva,   cennete iken bu organlar gizlenmişti. Sonra şeytan ikisini aldatıp yasak ağaçtan yedirince bu ayıp yerleri açıldı.  Etraflarında kimseler yok iken birbirlerinden utandılar ve hemen ağaç dalları ile örtündüler.

Demek ki, örtünmenin ilk nedeni ayıp yerlerin kapatılmasıdır.

Kuran,  ikinci olarak örtünmenin nedenini  şöyle bildirmektedir.

Ve Allah, oluşturduklarından sizin için gölgeler yaptı ve sizin için dağlardan barınaklar yaptı. Sizi sıcaktan-soğuktan koruyacak elbiseler ve sizi kendi hışmınızdan koruyan elbiseler var etti. İşte böylece Allah, Müslüman olasınız diye üzerinize nimetini tamamlamaktadır. Nahl 81

Örtünmenin ikinci  şartı insanların sıcaktan ve soğuktan korunmasıdır.

Bu gün ekvator bölgesinde yaşayan insanların giyimleri ile güney ve kuzey kutuplara doğru gittikce değişen giyinme şekilleri görülmektedir.

Sıcak bölgelerde insanlar güneş ışığını yansıtsın diye beyaz renkli elbiselere giyerken, kutuplara yaklaştıkca kalın, yünlü ve siyah renkler tercih edilmektedir.

Sıcak ülkelerde güneşin sıcağından başı korumak için kadınlar başlarına örtü alırken, erkekler sarıklar takmışlar, şemsiye kullanmışlardır. Kutuplara gittikce başa konan bu giysiler şekil değiştirmiştir.

Ayetlerde insanların imanlı olup olmadıklarına dair bir açıklama yoktur. Yani buradan anlıyoruz ki,  Allah’ın verdiği bu nimetler geneldir, herkesedir. Şöyle giyinirseniz imanlı olursunuz, böyle giyinirseniz imanınız gider gibi bir ayırım da söz konusu değildir.

Ayıp yerlerin örtülmesi ve  sıcaktan-soğuktan korunmak için giyinme şartları herkesedir.  Yani insanlığı korumak içindir.

Düz bir mantıkla düşündüğümüzde insanların cinsel organlarının açıkta olması, toplumun ahlaksızlaşmasına, kavgaların artmasına,  insanların taciz ve tecavüzle yeltenmeleri ile utanç içinde yaşamalarına neden olacaktır. Allah bunu korumaktadır.

Sıcak ve soğukta çıplak gezen insanlar vucutlarını örtmezlerse, üşüyecek hasta olacaklar, sıcaklarda hareket edemez hale geleceklerdir. Çünkü aşırı soğuk ve sıcaklar insanları hasta edecektir.

Bu genel şartlar erkek olsun kadın olsun, dünyanın şurasında ya burasında yaşasın herkes için geçerli olan şartlardır.

Örtünme ile ilgili bu genel önemli iki şarttan başka inananlar için de özel şartlar vardır. Bunlardan biri Ahzap suresinin 59. Ayetindedir. Ayet şöyledir.

Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle, üzerlerine dış giysilerinden örtsünler. Tanınıp da eziyet edilmemeleri için, bu daha uygundur. Allah çok bağışlayandır ve çok merhamet edendir. Ahzap 59

Ayet Peygamberimize hitap etmektedir. Demektedir ki O’na özel olarak, eşlerine ve kızlarına söyle dedikten sonra bütün mümin kadınlara da dış giysilerini, yani günümüzde pardusu,  kaban, manto gibi şeyleri  dışarı çıkarken üzerlerine alsınlar. Bunu neden istiyor Allah, “Bu tanınıp de incinmemeleri için.”

Yani inanan kadınları Allah,  Onların incinmesini, taciz edilmesini, sarkıntılık ve tecavüze uğramamaları için koruma altına alıyor.  Allah bunu neden yapıyor? Çünkü,  Allah iman eden mümin kullarını seviyor da onun için elbette.

Bu ayetin Medine’de inmesinde özel nedenler vardır. O günün şartlarında kadınlar evlerde wc olmadığından zorunlu ihtiyaçlarını gidermek için gece uzaklara gidiyorlardı. O zamanın çapkın ve kötü niyetli erkekleri de bu kadınları takip ediyor, söz atıyorlar, taciz ediyorlar, tecavüze yelteniyorlardı.  Bu çapkınlara “Bu kadınlar evli, imanlı, neden böyle yapıyorsunuz?” diye soruduğunda, “karanlık olduğu için bilmiyorduk.” Diye cevap veriyorlardı.

İşte bu durumu ortadan kaldırmak için bu ayet indirilmiştir. Ama günümüz kadınlarının da nasıl giyinmeleri gerektiğine ışık tutmaktadır.

Günümüzde de kadınların manevi değerlerine saygı göstererek giyinenler toplum tarafından da  saygı görmektedirler. İmanlı mümin kadınları korumak için Allah günümüz kadınlarına yol göstermektedir.

Görülmektedir ki, insanların giyinmeleri zorunlu bir ihtiyaçtır. Herkes şöyle  veya böyle  giyinebilir. Kimileri açık saçık giyinir, kimileri kapalı giyinir. Kimilerinin tarihin derinliklerinden gelen geleneklere göre, yani örfe  göre giyinir. Onun için de ne kadar millet var, her  milletin kendi örfüne ve inancına göre giyinmeleri vardır.

Hatta bir ülkenin değişik bölgesindeki insanlar bile farklı giyinmektedirler.

Bu niye böyle? İşte bunun cevabı da aşağıdaki ayette:

Ey Ademoğulları, Biz sizin çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise ve size ‘süs kazandıracak bir giyim’ indirdik (var ettik). Takva ile kuşanıp-donanmak ise, bu daha hayırlıdır. Bu, Allah’ın ayetlerindendir. Umulur ki öğüt alıp-düşünürler. Araf 26

Ayet Ey ademoğulları diye başlıyor ama, bu ademoğullarının için yalnızca erkekler girmiyor, kadınlar da girmektedir. Yani ayet geneldir, erkeklere özel değildir.

Ayette elbise ayıp yerleri örtecek deniyor. Ama elbise şekilleniyor, süsleniyor, gelişiyor teknoloji ile ve insanların kendilerini gösterme,  kabul ettirme, üstünlük kurma aracı olarak süslenmesi de isteniyor. Yani elbiselerini, süsleyebilirsiniz diyor.

Bir çok tefsirlerde  deniyor ki, örtünme iffet ve namusu korumak içindir. Yani insanlar iffetlerini ve namuslarını örtünerek mi koruyacaklar? Yani örtü iffet ve namusu korur mu?

Bu gün örtünmüş, kendine tesettüre sokmuş kızlarımız, kadınlarımız  sadece örtünmüşlerdir. Ya da örtündüklerini sanıyorlar. Vucudlarının  genel hatları insanları tahrik edecek kadar belli olmuş, eğilince belleri,  göbekleri açıkta, kalçaları ve gögüsleri  dikkat çekici  hale getirmişler. Şimdi bunlar örtülüler ama çıplakmış gibi insanı tahrik etmekte, kendilerine erkeklerin bakışlarını çevirmelerini sağlamaktadırlar.

Bu örtülü çıplak kadınlarımız deniz kenarlarından  önemli bir kısmı, ağaç altlarında yaz aylarında erkeklerin dizlerine göğüslerine yatmaktadırlar.

Ayetin devamında iffet ve namusu koruyacak olan elbiseyi öneriyor Allah, bu da takva elbisesidir.

Nedir takva elbisesi?

Önce takvanın ne olduğunu bilmek gerektir. Takva, korunmaktır. Allah’ın hoşuna gitmeyen işler yaparak O’nun bizden  yüz çevirmesinden kendimizi koruyacağız. Kuran’da sayılan bir çok günah vardır, bu günahları bilmeli ve insan kendini onlardan korumalıdır.

Takva elbisesi de  imanlı insanları günahlardan koruyacak manevi elbisedir. İnsan düşüncesine  imanına göre, bir şeyi yaparken yaptığının kendine zarar verip vermeyeceğine dikkat etmeli, zarar verecekse ondan kendini korumalıdır.

Nasıl ki,  giydiğimiz elbiseler bizim ayıp yerlerimizi koruyorsa,  bizleri sıcaktan soğuktan koruyorsa, takva elbisesi de inanan müminleri günah işlemekten koruyan manevi  elbisedir.

Bir kadın, giyinirken, içindeki imanını dışa vurmalıdır. Bakınca insanlar ona onun iç dünyasındaki niyetini anlarlar. Eğer, ben açılayım, yürürken ayaklarımı yere vurayım, göğüslerim hareket etsin, vucudum  kapansın ama göbeğim açıkta  kalsın,  yahut giydiğim pantolonum kalçalarımı belirgin hale getirsin, insanlar da buna baksın diye giyiniyorsa, bu imana uygun olmaz, bu elbise takva elbisesi olmaz.

Takva elbisesi giyinmiş bir kadın, hem kendini korurken,  hem de kendine bakarak  cinsel açlıkla bakacak olan erkeklerin bakmasını önleyerek sevap kazanacaktır.

Takva elbisesi ile kadınlarımız kendilerini tam günahtan koruyacak şekilde giyinmeye dikkat etmelidirler.

Takva sadece elbise ile sınırlı değildir. İnsan iş yaparken de takvalı yapmalı, Allah nasıl iş yapın diyorsa öyle yapmalıdır. Yani güzel yaptığı iş güzel ve sağlam olmalıdır.

Takva her davranışı yaparken insan kendini günahlardan korumalıdır.

Takvalı davranış, insanı günahtan koruyan davranıştır.

Her türlü elbisenin üzerinde durulur da, takva elbisesi, yani günahlardan korunma elbisesi üzerinde durulmaz, bu insanlara anlatılmaz. Sokaktaki insanlara sorsanız takva diye bir elbisenin olduğundan haberleri bile yoktur ki, kendini güzel, yararlı, temiz, insanları kıskandırmayacak elbiseler giyinsinler.

Takva elbisesi sadece kadınlar için de değildir. Erkekler için de  giydikleri onları günahtan korumalıdır. Erkekler de giydiklerine dikkat etmelilerdir.

Kuran, toplumun kabul edip benimsediği, güzel görüp onayladığı şekilde giyinmeyi istemektedir. Yani geleneklerden güzel olanlara uymamızı emreder. Toplumun güzel bulmadığı, benimsemediği şeyleri de yapmayın diyor.

Sen, affedici ol, örf ile emret, cahillerden yüz çevir. Araf 199

Giyinirken toplumun  kabullerine dikkat etmeliyiz. Herkes normal kıyafetler giyinirken birilerinin yarı çıplak sokaklarda dolaşması toplum tarafından hoş karşılanmaz. Allah, bu durumda olanların cahil olduklarını belirtiyor ve onlardan uzak durmamızı istiyor.

Demek ki, Kuran’a göre bir de giyinmede geleneklere, toplumun kabullerine uymak zorunluluğu vardır.

Kadınlar erkekler için çekici ( Bknz.Ali İmran 14) ve güzel (bknz Ahzap 52) yaratılmışlardır. Bu nedenle kadınlar da çekici ve güzelliklerini göstermek için bakışları, giyimleri ve yürümeleri ile dikkatleri üzerlerinde toplamak isteyeceklerdir.

Bu nedenlerle kadınlar yaratılışları gereği kendilerini, sonra diğer kadınların ve sonuçta erkeklerin üzerlerine dikkatleri çekebilmek  için elbiselerini süsleyecekler, öyle giyinmeye özen göstereceklerdir.

Giyim kuşamdan para kazananlar da çekiciliği artırmak nedeni ile giyim sektörüne önem veriyorlar ve moda denen sektör bundan doğmuştur. Moda her yıl, her mevsim yeniden değişiyor, renkler,  desenler, biçim ve şekiller yenileniyor, insanlar da güzel ve cekici görünmek için bunlara sınırsız paralar harcıyorlar.

Bu tutum ve davranış karşısında takva elbisesi dikkatlerden kaçıyor, giyim kuşamda azgınlık ve sınır tanımazlık almış başını gidiyor.

Kadınların süslenmesi bu günün toplumunda icad edilmiş bir şey değildir. Tarihin derinliklerinden gelen köklü bir gelenektir. Kuran’da “Karun, gösteriş içinde kavminin karşısına çıktı.” Kasas 79

Demek ki, insanların  kendilerini süslü, gösterişli, ihtişamlı gösterme anlayışı binlerce yıl öncesinden beri vardır. Günümüzde de böyle gösterişli, ihtişamlı, pahalı ve süslü elbiseler giyenler çoktur. Bu tür giyimler, insanları kıskandıracak, israfı artıracak, insanları gururlu ve kibirli göstereceğinden  takva elbisesinden çok uzak giyinmelerdir.

Giyim kuşamın temiz, süslü olarak, ama gösterişten uzak, takva elbiseli olarak giyinmesinin istendiği yerler de vardır. Bu konuda Kuran diyor ki:

Ey ademoğulları, tüm mescidlerde süslü, güzel giysilerinizi giyin. Yeyin, için fakat israf etmeyin. Allah israf edenleri sevmez.  Araf 31

Mescitler toplantı yapılan, toplanılan yerlerdir. Orda çevrenin sorunları konuşulur, çözümü için kararlar alınan, sonra dua edilerek Allah’dan yardım istenilen yerlerdir. Yani toplantıya katılmaya gidenler temiz, süslü, giyinsinler, ama  asla aşırı gösterişe kaçmasınlar, takvalı davransınlar ve toplumun kabul ettiği sınırlar içinde kalsınlar diyor Allah. Doğru olan da bu değil mi?

İnsanların örtülü olması ya da olmaması Allah’a karşı değil, insanların birbirlerine karşıdır. Allah, yarattığı kulunun her şeyini görür,  bilir. O’dan hiçbir şey saklı ve gizli değildir. Bu nedenle genel ahlak kurallarına göre insanları, taciz, zina, sataşma ve tecavüzlerden korumaya yöneliktir.

Allah, insanların giyinme konusunda nasıl davranmaları gerektiğini hem kadınlar için hem de erkekler için Nur Suresinin 30 ve 31. Ayetlerinde belirtmiştir.

Mümin erkeklere söyle: Gözlerini  kıssınlar, cinsel organlarını korusunlar. Bu onlar için daha temizdir. Gerçekten Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Nur 30

Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini kıssınlar cinsel organlarını korusunlar.

Kendiliğinden görünenler hariç zinetlerini açmasınlar.

 Örtülerini yakalarının üzerine koysunlar.

Zinetlerini şu kişilerden başkasına göstermesinler:

Kocaları
yahut babaları,
yahut kocalarının babaları,
oğulları yahut kocalarının oğulları
yahut kardeşleri
yahut kardeşlerinin oğulları,
yahut kadınlar,
yahut ellerinin atında bulunanlar,
yahut kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin hizmetlinde bulunanlar,
yahut kadınların cinsel organlarını henüz anlayacak çağa gelmemiş çocuklar,

Gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar,

Hep birlikte Allah’a tevbe edin ey müminler, umulur ki felah bulursunuz. Nur 31

  1. ayet, mümin erkeklere kadınların cinsel organlarına bakmamalarını, kendilerinin de bu organlarını korumalarını istiyor. Bunun en güzel davranış olduğunu, Allah’ın her şeyi bildiğini haber veriyor.
  2. ayette aynı şey kadınlara da söyleniyor. Kadınların zinetlerini de açıp göstermemeleri isteniyor.

Ayette, ziynet üç defa geçiyor. O  halde bu kadar önemli olan ziynet nedir? Kadınların ziynetleri nelerdir, bilinmesi iyice anlaşılması gerekmektedir.

Ziynet süs, süslenmek demektir. Kadınların süsü küpeleri, bilezikleri, göğüslerine taktıkları gerdanlıkları, kolyeleri, beşibiryerdeleri midir? Yoksa, bu süslerin kadınlara takılı olduğu yerler midir?

Kimileri kadınların süsleri üzerine taktıkları altın, küpe, yüzük diyorlar, bunların gösterilmesinler diyorlar. Ayette kendiliğinden görünenler hariç ifadesi ile kollarına ve yüzlerine takılanlar gösterilir diyorlar. Örtüleri ile de gerdanlık, kolye veya beşibirliyi göstermesinler diyorlar.

Bazıları da diyorlar ki, kadının ziyneti bunlar değil, bunların takılı olduğu yerlerdir. Kendiliğinden görüneceği için eller yüzler görünebilir, ama göğse takılı olan gerdanlık değil, göğsün bizzat kendisi süsü, ziynetidir, gösterilmemeli, kapatılmalı diyorlar.

Gerdanlıklar benim bildiğim boğaza takılır, kadınların göğsüne takıldığını ne duydum, ne gördüm.

Yani ayetle kadınların göğüslerinin kapatılması emrediliyor, diyorlar.

Hatta hımar kelimesini örtü değil baş örtüsü kabul edip başın örtülmesinin gerektiğini de söylüyorlar. (Başörtüsü ile ilgili bölümü bundan sonraki yazımda anlatacağım için burada bu kadarla yetiniyorum.)

Ayette geçen şu ifadeye dikkat edelim şimdi:

Zinetlerini şu kişilerden başkasına göstermesinler.

Yani şu kişiler diye saydıklarına kadınlar göğüslerini gösterebilirler anlamı çıkıyor. Yani bir kadın kocasına göğüslerini gösterebilir. Tamam, buna kimse bir şey diyemez. Ama kocasının babasına, kendi babasına, oğullarına, kardeşlerinin oğullarına, yananında çalışan erkek kölelere, başka kadınlara, çocuklara gösterebilirler.

Bu yaratılışımız gereği kabul edemeyeceğimiz bir şey mi? Yani siz, ananızın, kız kardeşinizin, ziynetini yani göğüslerinizi gördünüz mü? Görürseniz o sizden, siz ondan utanmaz mısınız? Bir kadın kayınbabasına ya da kendi babasına göğsünü saklamadan , açıkta göstere göstere dolaşabilir mi? Allah böyle diyor olabilir mi?

Bu ayıp olmaz mı?

Bu bakanı da baktıranı da utandırmaz mı?

O zaman ziynetten maksat kadınların göğüsleri olamaz. Geriye ne kalıyor, boyunlarına taktıkları kıymetli mücevverat, gerdanlık, koyla kalıyor. Bunların yakınlarına gösterilmesinde bir sakınca yoktur diyor Allah. Neden? Cünkü, bu  ayette sayılanların dışındaki, yani sokaktaki insanlar çalarlar, tamah ederler, çalmaya gelenler size zarar verirler diye.

Prof.Bayraktar Bayraklı tefsirinde ziynet kadınların göğüsleri, bacakları falan dedikten sonra bir şey söylememiş, burayı atlamıştır. Atlamasa o zaman diyecekti ki, “kocasına, babasına, kayınbabasına, yeğenlerine..” diye sayılan kimselere göğüslerini göstermekte bir sakınca yoktur.   Eğer Allah bu ayette bu anlamda diyorsa neden çekiniyor, anlamadım.

Prof. Süleyman Ateş aynı ayette daha cesur davranmış ve şöyle demiştir: “Mahremi olan erkekler kadının başına, saçına, kulaklarına, göğsüne, memelerine, bacağına ve baldırına bakabilir.” Yani, kadınlar göğüslerini kocalarına, babalarına diye başlayan ve orda sayılanlara gösterirler diyor.

Diyanet İşleri Başkanlığının Kuran yolu tefsiri, Elmalılı Hamdi Yazır, Ömer Nasuhi Bilmen, Taberi, Kuran’ı Kerim org web sitesi,ve sayısız bir çokları da kadınlar göğüslerini, diz ve göbek arasından başka yerlerini “kocalarına, babalarına.. “ başlayarak sayılanlara gösterebilirler diye anlamış ve böyle açıklamışlardır..

Prof. Zekariya Beyaz ise “gösteremezler.” Diyor. Ve açıklıyor: “kadının ziynetinden maksat onun taktığı takılarıdır. Takıların takıldığı yerler değildir, ayette ziynet yerleri anlamına gelebilecek en küçük bir ima bile yoktur.” diyor.

Bu konuda yaptığım araştırmada çoğunluk kadının göğsü ziynetidir, kapatılmalı, gösterilmemeli diyorlar ama, “kocalarına.. babalarına “ diye başlayarak sayılanlara göğsün gösterilip gösterilemeyeceği noktasına gelince susuyorlar.

Kadınların ziynetleri üstündeki takılar diyenler ile ziynetleri kadının vucudu, göğüsleri diyenler birbirlerine zıt şeyler söylüyorlar.

Peki doğrusu hangisi?

Kuran’da çelişki, tutarsızlık yoktur ve açık bir kitaptır.

Zinet ve hımar kelimeleri, yani zinet kadınların süsü, hımar da örtü olarak kabul etseler hiçbir çelişki ve tutarsızlık olmayacak. Ama demiyorlar. Böyle olunca birbirine zıt şeyler söylüyorlar. Bu insanlar anlıyorlar da bazı menfaatları için mi böyle diyorlar yoksa diye insanın aklına geliyor.

Ve yine onlar biliyorlar ki, Kuran ayetleri ile akıl asla çelişmez. Çünki, ikisi de Allah’ın eseridir.

Ne yapılmalı o zaman? Yapılacak şey bu ülkenin Diyanet İşleri başkanlığı bu konuya  el atmalı, ilim adamlarını toplamalı ve ne anlaşılması gerektiğini ortaya koymalıdır. Ama,  devletin bu kurumu kendisi ziynet kadınların bedenleri dediği için böyle bir şeyi asla yapamaz, yapmaz. O  bilir ki, kendi kendisi ile çelişir.

Erkek olsun kadın olsun, giyinmeleri manevi değerlerine bağlı, imanlarını yansıtacak, kendilerine ve çevresindeki insanlara cinsellik çağrısı yapmayan takva elbiseleri ile olmalıdır.

Saygılarımla….

Necmi AKGÜL

NOT: Bundan sonraki çalışmamız kadınların başörtüsü ile ilgili olacaktır.

Paylaşın:

4 thoughts on “KURAN’A GÖRE GİYİNME

  1. Ben şimdi bu yazınlanlara baştan sona hak veriyorum kadın kendi iffetini korumalı öyle giyinmemeli filan ama pardesülü kadına el kadar bebeğe yetmez gibi hayvana tecavüz eden iğrenç erkek nefsi sence kıyafet mi dinler . !!!!!

    • Selam
      Dinlemez elbette.
      Benim yazılarım inanan müslümanlara.
      Allah’tan korkmayan azu ve isteklerini ilah edinenlerdir. Onlar için elbise, giyim şöyle böyle farketmez ki.
      Biliyorsunuz, insana zulmetmek ve insanı öldürmek en büyük günahlardandır.
      Allah onları ıslan eylesin.
      selam ve dularımla..
      Necmi Akgül

  2. Sayın Necmi Akgül her yazında hocalar bir araya gelsin, diyanet el atsın falan diyorsun; bence bu çok saçma çünkü diyanet bugün adeta şeyhülislamlık makamı haline gelmiş, iktidar için fetva veren, gerekli gereksiz cami yapan bir kurum olmuş, hocalar da bir araya gelince ancak kavga eder, çünkü herkes kendi doğrularına inanıyor, hem Allah bu kitabı bize hacıya hocaya muhtaç olmayalım diye indirmedi mi, sen hem Kur’an’a yönlendiriyorsun hem de müslümanları hocalara muhtaç gibi gösteriyorsun, burada büyük bir çelişki var.

    • Selam
      Yooo, öyle değil, öyle demiyorum.
      Kur’an’ı Allah rızası için öğrenip, O’ndan maddi çıkar bekleyemen insanların bir araya gelerek diyaneti yönetmelerini istiyorum.
      Açıklamak istedim.

      Necmi Akgül

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir