KURAN’DA BAŞÖRTÜSÜ

Kadınlar başlarını örtsün mü, yoksa örtmesin mi?

Büyük bir çoğunluk örtsün diyor.

Başka bir büyük çoğunluk da örtmesin diyor.

Baş örtmek dini bir emir mi? Gelenek mi?

Başı açmak dini bir emir mi? Yoksa olması gereken mi, bu da gelenek mi, zamana uymak mı?

Sorular çok..

Kendimi bildim bileli bu konular tartışılır durur.

Bu güne kadar bu konu çözüldü mü? Hayır. Bu gidişle ve anlayışla da çözüleceğe benzemiyor. Çünkü, Nur suresinin 31. Ayetine konu olan örtünmeyi Kuran’ı  Türkçeye çevirenler farklı anlıyorlar. İlahiyat profesörlerinden bazıları kadınlar başlarını örtmeli derken, başka bazıları da aynı ayete göre kadınlar başlarını örtmelerine gerek yok demeleri.

Hangisi doğru diyor?

Başını örtsün diyen mi?

Başını açsın diyen mi?

Ayet aynı ayet…

Başını örten kadınlar mı doğru yapıyor, açanlar mı doğru yapıyor?

Bu konuda her kafadan bir ses çıkıyor. İnanın ortalık toz duman.

Başını örten, açık olanlara kafir gözü ile bakıyor.

Başını örtenlere başı açıklar gerici yobaz diye düşünüyor.

İşin doğrusu ne?

Kuran, açık, hatta apaçık bir Allah kelamı olduğu ilan ediyor.

Elif, lâm, râ. Bu, hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından ayetleri önce sağlam kılınmış, sonra da detaylandırılıp açıklanmış bir kitaptır. Hud 1


Elif, Lam, Ra. Bunlar Kitap’ın ve apaçık olan Kuran’ın ayetleridir.  Hicr 1

Andolsun ki biz size açık açık bildiren ayetler, sizden önce yaşayıp gitmiş olanlardan örnekler ve takvaya ulaşmış kimseler için öğütler indirdik. Nur 34


Çünkü Biz, gerçekten de onlara, inanacak bir toplum için bir doğru yol, içinde bilgiye dayalı ayrıntılı açıklamalarda bulunduğumuz bir kitap ulaştırmıştık”. Araf 52


 Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür. Kehf 53

Kuran’ın böyle demesine rağmen, devletin meclisi, başbakanı, bakanları, siyasi partileri, dernekler, cemaatler, sivil toplu örgütleri, üniversiteler, okullar… işlerini güçlerini bırakmışlar kadınlar başlarını örtsün mü, örtmesin mi ile uğraşıp durdular, kanunlar, yönetmelikler çıktı, bildiriler dağıtıldı, yürüyüşler  düzenlendi..

Son zamanlarda kanunla baş örtüsü devlet  dairelerinde, okullarda, üniversitelerde serbest bırakıldı. Ama hala bu konu bitmedi, biteceğe de benzemiyor.

Bu konuda her kafadan bir ses çıkmaya devam ediyor.

Başörtüsü kadının iffeti ve namusudur diyorlar. Örtenler iffetlerini ve namusları koruyorlar buna göre. Başı açık olanlar da bizim iffetimiz ve namusumuz yok mu diye direniyorlar.

Toplumda tam anlaşma sağlanmış değil. Çünkü, günümüzde Kuran’ı çeviren ilahiyatcı proflarımız birbirleri ile zıt düşüncelere sahipler. Her iki taraf da biz haklıyız diyorlar. Şimdi kim bu  insanlar, bakalım ve diyorlar:

Kadınlar başlarını örtmelidir diyenler:

Prof. Mehmet Okuyan

Diyaten işeri

Prof. Bayraktar Bayraklı

Prof.Süleyman Ateş:

Elmalılı Hamdi Yazır

Prof. Hayrettin Karaman

Ve daha bir çok Kuran’ı Türkçeye çevirenler de kadınlar başlarını örtsünler diyorlar.

Kadınların başlarını örtmesine gerek yoktur diyenler:

Prof. Yaşar Nuri Öztürk:

Hakkı Yılmaz

Prof. Zekariya Beyaz

Bir de kadınlar başlarını örtmeli ama, bu gün başörtüsü devam etmeyebilir  diyenler var.

İhsan Eliaçık  gibi.

Bir de kadınların başlarını örtemesinler diyenlere kafir olup cehenneme gitme hakları vardır diyenler var.

Mustafa İslamoğlu

Prof.  Abdulaziz Bayırdır

Yukarıdaki insanların hepsi kendini Kuran’a adamış, Kuran’ı ezbere biliyorlar, ana  dili gibi Arapça bilmektedirler. Her biri 40-50 yılını Kuran araştırmasına vermişler. Her biri birçok kitap yazmışlar, televizyon konuşması yapmışlar, makaleler yazmışlar, konferanslar vermişler. Fakat ne hikmetse başörtüsü konusunda anlaşamıyorlar.

Ayrıca, mezhepler, tarikatlar, cemaatlar var.. Bunların önderleri var, toplantılarda konuşurlar, kitapları var, onların da görüşleri farklı, kimi kadınlar başlarını örtmeli, kimi de örtmesine gerek yok diyor.

Bunların dışında bir çok dini yayın yapan dergiler, gazeteler var, web siteleri var, onların çokları kimi örtsün, kimi örtmesin diyor, kimi emirdir diyor, kimi değildir diyor.

E, bir de devletin kurumu var, Diyanet İşleri Başkanlığı…

Bu saydıklarımın hepsi ayrı tellerden çalıyorlar kadınların başlarını örtme  konusunda. O  kadar çok bilgi ve bilgi kirliliği var ki, içine bir girin çıkamazsınız.

Yüzyıllardır bu konu ile uğraşılmaktadır. Son zamanlarda siyasiler oy almak için bu konuyu ele almışlar, kadınların iffeti ve namusu başörtüsüdür diyerek kadınlarımızı iffetsiz ve namuzsuz olarak ikiye bölmüşlerdir.

Başka bir şey, öyle yayınlar yapılmakta, öyle görüşler ileri sürülmektedir ki, başını örtemeyen, bir kıl gösteren saçından bilmem kaç yıl cehennemde yanacaktır diyenler var.

Başı açık olanlara başı kapalı olanlar, “ bunlar bilmem kaç yıl cehennemliktir.” diye içinden geçirenler var.

Neden başını örttüğünü bilmeyen var.

Neden başını açtığını bilmeyenler var.

Yani karmakarışık bir şey..

Şimdi Kuran’da Nur Suresinin 31. Ayetine bakalım:

Örtünme ile ilgili olarak ayetin Kuran’daki yazılımı ayne şöyle:

Ve kul lil mu’minâti… vel yadribne bi humurihinne alâ cuyûbihinne, 

Mümin kadınlara da söyle….. humurlarını yakalarının üzerine koysunlar.

Nur suresinin 30. Ayetinde erkeklere hitap vardı. Bu surede kadınlara da hitap edilmektedir, onun için mümin kadınlara söyle denilmektedir.

Yaptığım araştırmada bu konu ile ilgilenen herkes, kadınların göğüsleri onların zinetleri, yani süsleridir, onu göstermesinler, kapatsınlar görüşünde kesin bir oy birliği vardır. Asıl kıyamet humur kelimesinin ne anlama geldiğinin farklı anlaşılmamsından kopmaktadır.

Ayette geçen humur nedir?

Humur için  kimin dediği doğru?

Bütün bunları bir araya getirdiğimizde bu konunun içinden çıkmamız için gideceğimiz yer kesinlikle Kuran’dır. Ve yine kesinlikle Nur suresi 31. Ayetinde geçen humur kelimesidir.

Humur kelimesinin  Lisan-ül Arap’taki  anlamı şöyledir: Üzerini kapatmak, kaplamak, saklamak, örtmek, gizlemek ve mayalamaktır.

En eski sözlüklerden olan lisan-ül Araptaki anlamı ile örtü anlamını kabul edenler ayetin o  kısmını şöyle çeviriyorlar:

Mümin kadınlara da söyle….. örtülerini yakalarının üzerine koysunlar.

Humur kelimesini örtü olarak kabul etmeyenler ise buna başörtüsü diyerek ayet için şu çeviriyi yapıyorlar:

Mümin kadınlara da söyle….. başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar.

İşte tam bu noktada İslam alimleri ikiye ayrılmış durumdalar. Birileri ötekinin dediğini kabul etmiyor, ötekiler de berikilerin dediklerini kabul etmiyorlar.

Ve hatta bu ilim adamları birbirlerini kafirlikle, cehenneme gitmekle, dinden çıkmakla suçluyorlar. Bunlardan Mustafa İslamoğlu humur  kelimesine başörtüsü demeyenlere cehennem gidecekler diyecek kadar ileri gidiyor.

Prof. Abdulazziz Bayındır da, humur  başörtüsü değildir  diyen Allah’ın emrini  kabul etmeyerek dinden çıkacaklarını söylemektedir.

Prof. Yaşar Nuri Öztürk de kadınların başlarını örtmeye gerek yoktur diyerek,  Mustafa İslamoğlu ile Abdulaziz Bayırdır’a göre dinden çıkan olmaktadır.

Tabi bu arada araştırmacı Hakkı Yılmaz da bu görüşten payını almakta, o da bu ikisine göre dinden çıkmakta, cehenneme gitmektedir.

Bu İslam alimlerinden hangisi doğrusunu söylüyor? Humur, başörtüsü diyenler mi, yoksa örtü diyenler mi?

Lisanı Arapda mutlak anlamda örtü demektir himar.

Allah, kadınların başlarını örtmesini emretseydi diyorlar humura örtü diyenler ayetin şöyle olması gerektiğini Allah bildirirdi.

Ve kul lil mu’minâti… vel yadribne bi humururesihinne alâ cuyûbihinne, 

Yani humur  kelimesine res, baş anlamına gelen ismi eklerdi, herkes o zaman kadınların başlarının örtmelerinin emir olduğunu anlardı. Bu tartışmalar da olmazdı. Ama Allah, o kelimeye baş kelimesini eklememiştir. O  zaman başın örtülmesi diye bir şeyi Allah emretmiyor demektir, diye savunuyorlar.

Başörtüsünü savunanlar da bu karşılık diyorlar ki, humur, başörtüsünün adıdır. Nasıl çorap deyince ayağa giyileceği anlaşılıyorsa, tülbent deyince nasıl başı kapatan örtü, baş kelimesi olmadan  anlaşılıyorsa, humur  deyince de başörtüsü anlaşılacaktır. Böylece kadınların başlarını örtmeleri Allah emri olur diyorlar.

Başörtüsünün nasıl göğüs kapatacağını soranlar da var. Başa takılan bir örtü kadınların nasıl göğüslerini kapatacaktır, bunu anlamak mümkün değildir diyenler, Allah başın örtülmesini emretmemiş diyenler de var.

Ayette saç ve baş kelimesi geçmediği için başın örtülmesine gerek yoktur diyenler de var.

Konu çok çok ciddi. Siz de anlıyorsunuz değil mi? Dini konularda eserler vermiş insanlar birbirlerini dinsizlikle suçladıklarına göre, sıradan normal  insanların birbirlerine nasıl baktıklarını düşünmek bile insanı ürkütüyor.

Bir şey örtüleckse, o şeyin belirtilmesi gerekir. Burada baş belirtilmemiş, burada başın kapatılması subuta ermemiş,  yani kesin  olarak kapatılması istenmemiş, serbest bırakılmıştır. Elbette örtü ile baş da örtüebilir, o zaman o örtü başa konduğu için baş örtüsü olur.

Kuran ayetinde ’başörtüsü’ diye bir kelime geçmemektedir. Buna rağmen tüm Kuran tefsirlerinde ve çevirilerinde Kuran ayeti ’başörtüsü’ olarak çevrilmiştir. Halbuki ayette geçen “HIMAR’ kelimesi ’Baş örtmek’ anlamında değil, sadece ’örtmek’ anlamına gelmektedir.

Konunun bir başka yönü daha vardır.  Hımar  kelimesi Maide Suresinin 90. Ayetinde şarap olarak anlam bulmaktadır. Bilindiği gibi şarap aklı uyuşturur, örter. Bu açıdan bakıldığı zaman hımar aklı örten, başı örten anlamını da taşımaktadır. Buradan yola çıkarak akıl ile baş kelimesini hımar başörtüsüdür, yani kadınların kullandıkları baş örtüsü anlamına gelmektedir.

Başın içinin örtülmesi ile dışının örtülmesi ayrı ayrı şeylerdir. Ama ne yazık ki, var gücümüzle başın dışı ile uğraşılıyor. Başın içini düzene koysak,  yani güzel düşünüp güzel yaşasak, güzel davranışlarda bulunsak, o zaman baş örtüsü kendiliğinden çözülecektir.

Kadınlar ve erkekler şarap içtikerinde akılları örtülmektedir. Allah şarabın içilmesini aklı örttüğü için yasaklamıştır. (Bkz. Maide 90)

Bilinimektedir ki, Kuran’a göre sadece akıl  düşünüp anlamaz, kalb de düşünür ve anlar. (Bknz. Hac 46, Araf 179)

Buraya kadar bu yazıyı okuyalar diyecekler ki şimdi bana “Size göre kadınlar başlarını örtmeli mi, örtmemeli, ne diyorsunuz?” diye haklı olarak içlerinden geçirmektedirler. Kuran, apaçık bir kitap olduğuna, ayetleri arasında çelişki ve tutarsızlık bulunmadığına  göre, yaptığım inceleme ve araştırmalardan sonra, kadınların başlarını örtmelerinin gelenekten kaynaklandığını,  ve Kuran’da açıkca başörtüsü geçmediğine göre başlarını örtmelerine gerek olmadığı kanaatine varmış bulunuyorum.

Başörtüsü konusu ile siyasiler çok uğraşmaktadırlar. Kadınlar başını örtsünler açsınlar diyerek oy toplama savaşına girmişlerdir. Onlar başörtüsü konusun kaşıdıkca bu konu asla bitmez.

Siyasilere etki eden ve bu işten paralar kazanan insanlar var. Bunlar ne kadar kadın başını örterse, o  kadar çok para kazanacaklarını düşünmektedirler. Siyasilere yamanıp onları teşvik etmektediler.

Bunlar olurken konu ile ilgisi olması gereken Diyanet İşleri Başkanlığı hiç sesini çıkarmamakta, soranlara da iki kelime ile kadınlar başlarını örtmeliler diye cevap verip işi bitirmektedirler.

Siyasi iktidarlar, o avcılığını bir yana koyup  Kuran emri ne ise onu hayata geçirmek zorundadırlar. Zorundadırlar   diyorum, çünkü bu Müslüman ve Kuran’a inanmış insanların oyları ile güç elde edip  iktidar olmuşlardır.

Bu konu ile ilgili olarak cemaatlar, tarikatlar, mezhepler, şıhlar ,şeyhler de  başları örtülmeden yana oldukları için televizyonlarda, dergilerde, gazetelerinde başları örtmeyi teşvik etmektedirler.

Bütün bunlardan sonra ortaya çıkan manzara bugünkü Türkiyenin halidir.

Ancak,  bu konu benim söylememle, sizin de bunu kabul edip karşı çıkmanızla çözülmesi imkansız bir konudur. Bunun çözüme kavuşturulması  için Diyanet İşleri Başkanlığınca ülkemizin bu konudaki uzman kimselerini bir araya getirip enine boyuna tartışıp  Kuran ışığı altında bir karara varıp bunu millete açıklanması gerekmektir.

Birbirleri  ile anlaşamayan bu proflar neden böyle düşündüklerini birbirlerine söylemeli, ama bunu yaparken, başörtüsünden ve tesettür giyimlerinden para kazanan firmaları düşünmemelidirler. Niyetleri sadece Allah rızası olmalıdır.

Başını örten kadınlarımız kadar başını açık tutan kadınlarımız ve kızlarımız da  kıymetli ve değerlidir. Baş örtüsü iman değildir, Allah zaten başka ayetlerde örtünün diyor erkek ve kadınlara.

(Kuran’a Göre Giyinme yazımıza bakınız.)

Günümüzde başı örten kızlarımızın bellerinin açık olduğunu, daracık giysiler içinde  vucud hatlarını oldukca dışa vurduklarını bilmeyen yoktur. Yürüyüşlerinde tevazu ve kaybolmuştur. Dikkat çekmek için her şeyi yapmaktadırlar.

Başlarını örtüyorlar, Müslüman, dini bütün bir genç hanım veya kadın olduğunu  belli ediyorlar belki, ama sokaklarda yaptıkları hiç hoş değil,  ne dine ne içlerindeki imana uyuyor. Hatta deniz kenarlarında erkeklerin dizlerine yatıp sevişip koklaşıyorlar.

Başı örtmek değil, gönüle  ve akla takva elbisesi giydirmek önemlidir. (Bkz. Kuran’a Göre Giyinme yazımız.)

Sonuç olarak şunu söylemek en doğrusu olacaktır diye düşünüyorum.  İsteyen başını özgürce örtmeli, isteyen da başını özgürce açmalıdır. Ne başını örten tam dindar olur, ne de başını açan diden çıkar. İman kalbtedir.  Ne yaparsak yapalım imanımızı davranışlarımızla dışarı yansıtalım. İmanlı  gibi görünüp de iman olmayan kimseler  gibi davranışlarda bulunmayalım diye düşünmekteyim.

Saygılarımla…

                                                             Necmi Akgül

Paylaşın:

6 thoughts on “KURAN’DA BAŞÖRTÜSÜ

  1. Merhaba,
    Kur’anın hükümlerini zamanın değişimlerine göre yeniden düzenleme konusunda ne düşünüyorsunuz? Yeni bir kelime olan ‘başörtüsü’ ile bir akıl yürütme ne derece doğrudur? İki yüzyıl önce yaşamış olsaydınız tesettür ayetlerini nasıl açıklardınız?
    Kişilerin bir tercihi olarak gördüğünüz tesettür meselesinde kendi geleneklerimize göre giyinmek yerine batı normlarına göre giyinmeyi tercih etmenizin sebebi nedir?

    • MERHABA,

      Kur’an ayetlerinin zamanla değişeceğini düşünmüyorum. O Allah kelamıdır ve O’nda değişme olmaz. Hicr Suresinin 9. ayetinde ise “O’nu biz indirdir, Biz koruyacağız.” diyor Allah. Kıyamete kadar bu değişmeyecektir.

      Tesettür birinin diğerine baskı kabul ettirdiği giyinme, ya da örtünme tarzıdır. Allah kadınlara başınızı örtünüz demiyor, göğüslerinizi kapatın diyor. Okuduğunu düşündüğüm yazımda da bunu anlattım zaten.

      Kur’an en güzey giyinmenin Takva olduğunu söyler. Yani genel olarak Kur’an’a uygun giyinmeyi ister. Batılıların açık saçık giyinmelerinin ve bunu ülkemizde uygulanmasına elbette istemem.

      Sevgi ve saygılarımla..

      Necmi Akgül

  2. Peki namaz kilarjen başımızı ortmemizin nedeni ya da hikmeti nefir acaba?Sonucta nanaz kılarken Peygamberimizin (s.a.v.) emrettiği gibi sadece el ve yüzümüz açıkta kalıyor. Su durumda namaz kılarken yani bizi yararan her halimizi herkesten iyi bilen Allah in huzurundayken örtünüp, namaz bitince tanamen açılıp yine onun yarattığı kullarin karsina dilediğimiz gibi mi cikmaliyiz.Burda biraz iki yüzlülük ve samimiyetsizlik yok mu acaba ? Ya da başka bir acidan bakacak olursak o zaman namaz kılarken de ortunmemeliyiz.Madem başörtüsü emri yok,namazi da dilediğimiz gibi kılalım o halde,nasıl olsa yaradan her halimizi biliyor öyle degil mi?Ha namaz da kuran da yok,sekli vakti belirtilmemis,o sadece Allah a dua etmektir diyorsanız bir sey diyemem tabi ki.

    • Selam Nazan Önder,

      Allah, biz giyinmiş olduğumuz zaman da, çıplak olduğumuz zaman da her şeyimi görür. Başını örtseniz de örtmeseniz de Allah sizi görür. Namaz kılmak dua etmektir. Dua ederken, yani Allah’ım bana doğru yolu göster, Allah’ım günahlarımı bağışla derken başınızı örtüyor musunuz? Allah, kadınların başlarının örtülmesini değil, ziynetlerini, yani vucutlarının belli yerlerini gösterim tahrik edici şekilde sergilenmesine dikkat edilmemesini istiyor.

      Yazılarımda bu konuları defalarca yazdım. oradan takip edebilirsiniz.

      Selam ve dualarımla..

      Necmi Akgül

  3. Yani o zaman günde 5 vakit Allah in huzuruna çıkmak suretiyle yapmış olduğumuz ve bir şükür vesilesi olan namazın sadece bir ritüel olduğunu ve gerekli olmadığını, şeklinin cok da onemli olmadığını mi savunuyorsunuz?Yani dua duadir.Abdest alıp kabeye yonelip peygamber efendimizin tebliğ ettiği sekilde kılmanın gelenek olduğunu mu düşünüyorsunuz ya da uydurma olduğunu?Su halde sünnete ve hadislere riayet etmemek mi gerekiyor zira peygamberimizin hanımları da örtülüydü, bizim onun yaşantısına göre yaşamamız gerekmiyor mu?Yazılarınızı takip etmedim çünkü az çok tahmin edebiliyorum.Benim farklı fikirlere kapalı olduğumu sakın düsünmeyin çünkü bu beni gerici ve yobaz yapar. Bilakis şuurlu bir şekilde iman etmek isteyenlerdenim.

    • Sayın Nazan Önder,
      Yazınız dikkatle okudum. birinci ve ikinci sorunuza evet diyorum. Sünnet ve hadis dediğiz şeyler Kur’an’a uygun ise elbette onlara uymanız gerekir. Uyduruk hadislere uymayınız. Peygamberimiz Allah ne vahyetti ise ayanen onu uymuştur. Bu konuda Enam suresinin 50. ayetine bakınız. Kendine vahyedilere bir ekleme ya da eksiltme yapamaz, yapmaz. bunun anlamak için Hakka suresinin 43 ve 47. ayetlerine bakınız. orada büyük tehdit var. Müslüman ön yarğılı olmaz. bir şeyin doğrusunu araştırması Allah’ın emridir. Cin suresi 14. ayete bakınız.
      Din konusundaki hassasiyetiniz güzel. Sizi tanımıyorum, gerici va yobaz olacağınızı da sanmıyorum. Araştırıyorsunuz. buna devam ediniz.

      Selamlarımla..

      Necmi Akgül.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir