KALBİNİZ VAR, BİLİYOR MUSUNUZ?

Kalpsiz…

İyi kalbli o.

Kalbinde gavurluktan başka bir şey yok

Kalbi temiz onun

Kalbi imanla dolu

Aşkın kalbimde saklı

Seni kalbimden çıkarıp attım.

Bu sözleri biri size söyledi, ya da birinden duydunuz, veya siz birilerine söylediniz.

Kalb…

Herkeste olan  öz

Hem kendi değişen, hem başkalarını değiştiren ..

Göğsümüzde vucuda kanı pompalayan yürek değil..  Bu kalb.. insanı insan yapan belli bir organı olmayan manevi öz, cevher,

İmanı, aklı, ilmi, duyguları, sevgiyi, nefsi, ruhu içinde bulunduran gözle görülmeyen, elle tutulmayan tek şey..

Kalb…

Üzerine şiirler yazılan, türküler söylenen, şarkılar bestelenen, resimler çizilen, aşk sözlerinin en güzellerine konu olan, bir kalbden ötekine yol bulan kocaman bir dünyadır kalb..

Doğduğumuz günden ölünceye kadar bizimle yaşayan tek dostumuzdur o. Bazen  rüzgar gibi sert esen, bazen sular gibi duru, bazen insanlığımızdan bizi çıkaran, bazen de bizi insan yapan şey.

Bizden aş ekmek istemeye ama bize mutluluk veren, bizi sakin bir deniz yapan, yeri gelince  kabarmış dalgaları ile kıyıları döven  kalb..

Kalbinizle aranız nasıl?

Dahası kalbinizi tanıyor musunuz? Kalb nedir  biliyor musunuz?

Kalb,     fiil olarak değişmek değiştirmek

Kalb , isim olarak öz cevher

 

Akıl, nefis,ruh,öz,sevgi vicdan, his, anlama, duygu, gerçek, ve buna benzer bir çok şey kalbin  içinde bulunur. Yani bunların hepsi ayrı ayrı ve birkaçı birleşerek kalbi meydana getirirler.

Kalb, yani maddi varlığı bir yana konursa, eşittir insandır.

Bu gün sevdiğiniz birinden yarın nefret edersiniz. Sevgi ve nefret duyguları kalbin içindedir. Bundan ne anlamalıyız? Bugün seviyoruz, iyi güzel. Yarın nefret ediyoruz. Bu güzel değil.  Anlıyoruz ki, kalb değişiyor. Bu gün böyle yarın başka türlü oluyor.

Kalb, insanın aslında kendisi ise, insan bu gün başka düşünür, yarın başka.

Gözel sözler, güzel düşünceler, gerçekler, aşklar… Eğer bir insan bunları etkili kullanırsa, dinleyenleri, yakınlarındakini değiştirebilir.

Zaten eğitim de bu değişim üzerine etkili olur. Kalbin değişme ve değiştirme özelliği olmasa nasıl doğduksa öyle oluruz, eğitim de bize kar etmez. Dünya yaşanmaz hale gelir.

İnsanda kalb çok önemlidir. İnsanın özüdür kalb, ruhudur, en derin yerindeki en  köklü cevheridir. İnsanın özü, cevheri değişince insan değişir, değiştirilir.

Allah, insanı yaratmıştır. Sonra insanlar  çoğalmışlar yeryüzünde, sonra azmışlar, Allah da onlara tarih boyu Elçiler göndermiştir. Son olarak insanlığa gönderdiği Elçi, bizim Elçimiz Hz. Muhammed’dir.

Allah Cibrîl’i/Kur’ân’ı, Kendisinin bilgisi gereği, içindekileri doğrulayıcı, inananlar için bir yol gösterme ve müjde olarak, senin kalbine indirmiştir. Bakara 97

Kalbine Kuran inmiş, Kuran ile tanışmış her insan kesinlikle değişime uğrayan insandır. Doğru yolu bulan, Allah’a iman eden, Ahirete inanan insandır.

Kuran, kalbe inince kalb  değişime uğrar, o kalbi taşıyan insan değişir, değişen insan bir başkasını değiştirir.

Kuran, kalbe inince ilk yapacağı  şey, Kuran’ı kalbine indiren  Allah’a iman etmek, O’nu tanıyıp O’nunla bütünleşmesidir. İmanın insandaki evi, insanın kalbidir.

İman kalbe inince, kalb bu nedir diye korkmasın diye Allah imanı kalbe sevdirmiştir.

Hem bilin ki, içinizde Allah´ın elçisi vardır. Şayet o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize sindirmiştir. Küfrü, fıskı ve isyanı da size çirkin göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar bunlardır. Hucurat 7

Allah, imanı kalbe sevdirirken, küfrü, günahı ve isyanı da çirkin göstermiştir. Demek ki, küfürü, günahı işleyen ve isyan edenler aslında bunun yanlış olduğunu biliyorlar,bile bile bunu yapıyorlar.

Dil ile iman ettim demek, asla yeterli değildir, mutlaka kalbin  dil ile söyleneni kabul etmesi şarttır.

İmanın insana fayda verebilmesi için temiz bir  kalbe   sahip olmak gerekir. Temiz bir kalb, şirkten, şüpheden, günahtan, kinden ve hasedden arınmış kalbdir. Ancak böyle bir kalbe sahip olanlar kurtuluşa erenlerdir.

Temiz bir kalble Allah’a varanlar, kurtulanlardır. Şuara 89

Kalbler temiz olunca, insanlar arasında birbirini anlama, karışıp kaynaşma meydana gelir. Bu da toplumda barışın yayılmasına yarar. Allah diyor ki:

Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılır, parçalanmayın. Ali İmran 103

Allah’ın ipi, Kuran’dır. Kuran, kalbe, iman, sevgi, iyilik, doğruluk ve yararlı şeyler aşılar, bunlar da sevgi kardeşliğini meydana getirir.

Allah… onların (iman edenlerin) kalblerine huzur ve güven indirdi. Fetih 18

Kalb, imanla tanışınca Allah o kalbe, yani o insana huzur ve güven vermektedir. İmanla dolu bir kalb,  mutluluğa doğru bir değişim ve gelişim göstermektedir.

İman eden insan düşünmelidir ki, “Ben Allah’ı görmüyorum, görmediğim halde O’na iman ediyorum,saygı gösteriyorum.” Allah,  böyle düşünenlere şöyle diyor:

Görmediği halde Rahman’a saygı gösteren ve O’na yönelmiş bir kalb ile gelenlere.. Kaf 33

Bu ayet 32. Ayetle tamamlanınca, ayetin sonundaki gelenlere… den sonra cennet vardır denilmektedir.

İnsan, samimi bir şekilde Allah’a yönelmelidir. Öyle dua ederken bile dudaklarının ne dediğini kalbi duymayanlar asla samimi olamazlar. İnsan bilmeli ki, Allah, her şeyi görür, işitir ve bilir. Göstermelik ibadetlerin insanlara hiçbir yararı yoktur. Kendini kandırırlar sadece , haşa bir de Allah için bunlar yeter derler kenara çekilirler.

İnsanın kalbinin doğruya iletilmesinin şartı vardır. Durup dururken kalb, doğruya kavuşamaz. Bu şart Kuran’da şu ayetle belirtilmiştir.

Kim, Allah’a iman ederse, O, onun kalbine doğru yolu gösterir.  Tegabbün 11

Yanlış yapanların kalbi, Kuran’la tam olarak bütünleşmemiştir ki, arada sırada yanlışlar yapmaktadırlar.

Kuran, en güzel söz olarak indirilmiştir. İndirildiği yer  insanın  kalbidir. Bu en güzel söz insanı ürpertir, kalblerini yumuşacık yapar. Yumuşak ve sevgi dolu olan kalb Allah’ı hatırlar, O’nun isteklerine ve emirlerine göre hareket eder. Bu ise, kalb isteyince, kalbi doğru yola götüren tek şeydir.

Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab´ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah´ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitap, Allah´ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz. Zümer 23

Dil inananın değil,  kalbden iman eden gerçek müminlerin  Allah anıldığı zaman kalbleri titrer. Kuran ayeti duyunca kulaklarını tıkayanlar değil , “Allah’ım ne diyor?” diye düşünüp imanlarını artırmalıdırlar.

Müminler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah´ın âyetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir. Enfal 2

İnsanın gerçek manada mutlu olması kalbimin doyuma ulaşması, tatmin olmasına bağlıdır.  Kalbimizin tatmin olması için yapılması gerekenler Kuran’da belirtilmiştir.

Kalbin doyuma ulaştıran şeyin başında iyilik yapmak gelir.

İnsanlardan  bir kısmı Allah’a yahnız bir yönden kulluk eder.  Kendisine bir iyilik dokununca kalbi tatmin olur, mutlu olur, kötülük dokununca çehresi değişir.  O dünyasını da ahretini de kaybetmiştir. İşte gerçek kayıp budur.  Haca 11

İyilik yapmak çok önemlidir. Size de iyilik yapılınca hoşlanırsınız. Sizde başkalarına iyilik yapınız ki, başkaları da mutlu olsun. Kötülükler ise mutsuz eder. Zaten bunu her insan yaşadığı hayatta anlar ve bilir. Önemli olan bilinçli bir şekide uygulamaktır.

İkinci olarak kalbi mutlu eden şey deneyerek görmektir. Kuran’da bu şöyle anlatılır.

Hani İbrahim de şöyle yakarmıştı: “Rabb´im, göster bana, nasıl diriltiyorsun ölüleri?” “İnanmadın mı?” diye sordu. “İnandım, dedi, ancak kalbimin tatmin olması için…” Allah dedi ki: “Kuşlardan dört tane al, onları kendine ısındır, alıştır. Sonra her dağın üstüne onlardan bir parça koy. Sonra da onları çağır. Koşarak sana geleceklerdir. Bil ki Allah Azîz´dir, Hakîm´dir. Bakara 260

İnsanın kalbi tatmin olunca kendi  de mutlu olur. Bir şeye yürekten inanmak bağlanmak, insanı o şey çok mutlu eder. Vatan sevgisi, evlat sevgisi bunlardan bir kaçıdır.

Allah’ı anmak,“Bilesiniz ki, kalbler, ancak Allah’ı anmakla doyuma ulaşır.”Rad 28

Hiçbir karşılık beklemeden insanlara maddi ve manevi yardımlarda bulunmak kalbi doyuma ulaştırır, tatmin eder ve mutlu oluruz. Bütün bunlardan anlaşılmaktadır ki, kalb, mutluluk merkezimizdir.

Bütün bu güzellikleri sağlayan kalbimiz, her zaman böyle güzel şeyler hissettirmez bizlere. Onun korktuğu,çekindiği, acılar çektiği gibi olumsuz şeyleri de yine onun aracığılı ile yaşarız.

Yani kısaca şunu diyebiliriz kalb hakkında, kalb değişkendir. Bir gün öyle bi gün böyle olur. Kalbin öyle ya da böyle olması  da yine insandan kaynaklanmaktadır. Kuran, kalbin bu yönlerini de çeşitli ayetleri ile bizlere bildirmiştir.

O vakit Allah´tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah´a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever. Ali İmran 159

Ayette,  kalbin yumuşak, yani sevgi dolu olabileceği ve tam tersi katı olabileceğini Allah bildirmektedir.  Kalbin katı veya yumuşak olması da insanın kendine bağlanmıştır. Yani biz istersek sevecen, anlayışlı olabiliriz, istersek katı kalbli, sert  olabiliriz. Katı kalbli insanların etrafında insan kalmayacağını, yalnızlığa mahkum olduklarını da bir gerçek olduğu ifade edilmiştir.

Kalb sadece katılaşmaz, giderek taşlaşır da. Taş gibi sert ve acımasız olur. Anlamaz, dinlemez, illa benim dediğim olsun ister. Ne yazık ki, taş kalbli insanlar da vardır.

Sonra bunun arkasindan yine kalbleriniz katilasti, simdi de tas gibi, ya da tastan da beter hale geldi. Çünkü taslardan öylesi var ki; içinden nehirler kayniyor, yine öylesi var ki, çatliyor da bagrindan sular fiskiriyor, öylesi de var ki, Allah korkusundan yerlerde yuvarlaniyor… Ve sizin neler yaptiginizdan Allah gafil degildir. Bakara 74

İnsanların kalbi gerçekleri görünce, bilgi ile, eğitim ile kendine gelmiyorsa o kalb, o insan, artık zalim, gaddar, acımasız olmaktadır.  Böyle olan kalblerin içinde Allah ile bütünleşme, yani iman uzaklaşıp gitmiştir. Bu kalb “ Apaçık sapıklık içindedir.” Zümer 22

İsteyen insan, gerçeği araştıracak, Allah ile bütünleşerek, iman ederek, bilgi ile katı kalbli olmaktan kendini kurtarabilir. Kuran’ın istediği ve  beklediği de insanların böyle yumuşak kalblere sahip olmasıdır.

Allah soruyor:

Kuran’ı derinden üşünmüyorlar mı? Muhammet 24

Kuran’ı derinden düşünüp anlayan insan, yumuşak  kalbli, anlayışlı, kalbi imanla dolu insandır. Eğer, bir insan Kuran’ı derinden düşünmüyorsa bu  insanlar için bir açıklama getiriyor ve diyor ki:

Yoksa onların kalbleri üzerinde kilitler mi var? Muhammet 24

Kalbin  kilitlenmesi ne demektir? Kilitli bir odada ne varsa o orda kalır, içirden dışarı, dışarıdan içeri de kimse giremez çıkamaz. Kalbi üstünde kilit olan birinin düşüncesi de donmuştur. İçinde kalan içerde donmuş, dışarı çıkamamakta, dışarıda kalan güzel düşünceler de içeri girememekte,  kalb değişime uğramamaktadır.

Kalbi kilitlilerin sayısı arttıkça toplumda bozulmalar hızla artacaktır, dünya yaşanmaz hale gelecektir. Bundan kurtulmanın yolu da Kuran’a yönelmek, O’nu anlamak, O’nun ayetlerine göre yaşamaktır. Kuran, Kuran’dır. Allah’ın kitabıdır. Değişmez. Ama Kuran kalbleri değiştirir.

İnsanlar, yetersizliklerini örtmek için suçu kalblerine atarlar. Derler ki:

“kalblerimiz örtülüdür.” Bakara 88

 Allah böyle diyenlere cevap veriyor:

“Hayır, Küfür ve isyanları nedeniyle Allah onlara lanet etmiştir. O yüzden çok az inanırlar.” Bakara 88

Bu insanların Kuran’a ihtiyaçları yoktur. Olmadığı için de gurur,kibir, büyüklük duygusu, küfür ve günah işlemekte sınır tanımadıkları için, kalblerimiz örtülüdür diyerek teselli bulmaktadırlar.

Kalbin katı olması, kilitli olması, örtülü olması gibi inanşsızlık belirtileri böyle devam ettiği zaman bu kalbin artık hasta olduğu anlaşılır. Hasta olan bir kalb de insanların inkarlarını artırır ve artık onlardan umut kesilir ve bu insanlar inkar üzere iman etmeden ölürler.

Kalplerinde hastalık olanlara gelince, onların da inkârlarını büsbütün artırır ve onlar artık kâfir olarak ölürler. Tevbe 125

Bu insanlar arzu ve isteklerinin esiri olmuşlardır. İyi, güzel, doğru ve yararlı olan şeylere kalbleri kapanmıştır. Onlur için iyi ve güzel şey,cinsel arzuları, tehlikeli ve zararlı olan şeylerdir. Bu isteklerinden vazgeçmezler ve böylece ölüp giderler.

Hasta olan bir kalb, başka bir kalble anlaşamaz. Akıllarını kullanamazlar. Herkes nasıl daha zevk içinde yaşayacağının hesabını yaparak yaşar. (Bknz. Haşr 14)

Allah, kuluna her  güzel şeyi göstermiştir. Ama kul bunlardan dersler almamışsa, artık aşağıdaki ayetin de belirttiği gibi kalbin artık imanını tümden kaybetmesi anlamına gelen kalbin mühürlenmesi gerçekleşecektir.

Kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadığı halde Allah´ın âyetleri hakkında mücadele edenler gerek Allah yanında, gerekse iman edenler yanında büyük bir nefretle karşılanır. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini işte böyle mühürler. Mümin 35

Günah kalbin içinde olur, Bakara 283,

 kalb şüphe eder, tevbe 45,

kalb korkar,Ali İmran 151,

kalb bilgisiz olur, müminun 63,

kalb gafil olur yani hiçbir şeyden haberi olmaz, kehf 28,

kalb inanmadığı halde inanmış gibi görünür,  tevbe 77…

Bütün bunlardan anlaşılmaktadır ki,  insanın manevi varlığında yer alan kalb, içinde bir çok şey barındırır. Gerek içindeki değerlerle, gerekse dışarıdan aldığı bilgilerle, ya da arzu ve istekleri ile sürekli değişime gelişime açıktır.

Kalbin kendisi değişir, insanları da değiştirir. İnsanlar da bazı insanların kalblerini değiştirir. İşte davranışların asıl kökünde yatan gerçek budur.

İnsanın kalbinde nefis de vardır. Nefis sürekli kötülüğü emreder.

Nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder; Rabbim acıyıp korumuş başka. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir. Yusuf 53

Kalbin sürekli emrettiği kötülüklere en büyük  kalkan, doğru bilgi ve imandır. Şeytan dediğimiz şey de sürekli  kötü yolu, kötü davranışı yapmamızı isteyen şeyin ta kendisidir.

insanı  dirilten, hayat veren ve canlılığı sağlayan ruh da kalbin içindedir. Allah,  kalbe ruhundan üflemiştir.

Sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir. Ve sizin için kulaklar, gözler, kalpler yaratmıştır. Ne kadar az şükrediyorsunuz! Secde 9

İnsan en başta şuna dikkat etmelidir. Allah, gönüllerdekini bilir. O’nda hiçbir şey  saklı gizli kalmaz.

 Bilin ki Allah gönlünüzdekini bilir. Öyle ise O’nun azabından sakının. Yine bilin ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok yumuşaktır. Bakara 235

Kalb bir şeyi açığa vurmanın ve gizlemenin merkezidir.

Ey iman edenler! Kendi dışınızdakilerden sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Kin ve düşmanlıkları ağızlarından taşmaktadır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Düşünürseniz, biz size âyetleri açıkladık. Ali İmran 118

Kalb,  korkuların, sevinçlerin merkezidir.

İnkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Onların yurtları ateştir. Zalimlerin dönüp varacağı yer ne kötüdür! Ali İmran 151

Allah, kalblerde olanı bilir. Ali İmran 154

Kuran,  gönüllere, yani kalb hastalıklarına şifader.

Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüller derdine bir şifa, müminlere bir hidayet ve rahmet geldi. Yunus 57

Ancak, bir çok insan, Kuran ayetlerinin sıtmaya, nefes darlığına, böbrek yetmezliğine, kansere, vereme, bilmem başka bedeni hastalıklara şifa olduğunu söylemektedirler. Kuran, bunlara şifa olduğunu demez. Gönüllere şifadır o.

Bunun dışında olan insan hastalıklarının nasıl tedavi edileceğinin genel yollarını göstermiştir. Çalışın, her derdin devası vardır,  hiçbir şeyi bu kitapta açık bırakmadık diyerek bu hastalıkların da insanın çalışması ile yok edileceğini bildirmiştir. Bu insan emeğine bağlıdır.

İnsan kalbinin içinde olanlardan sorumludur. Bilinmelidir ki Allah insana şah damarından daha yakındır. Kaf 16 Yani Allah bizi bizden milyon kere daha iyi bir,  O’ndan hiçbir şeyi saklayamayız, gizleyemeyiz.

Kalbinize bir bakınız. İçinde ne var ne yok bir daha dikkatlice bakınız. Huzursuz, mutsuz, yolunda gitmeyen şeyler varsa sebeplerini orada göreceksiniz. İçindeki dünyaya fazla bağlı olan şeyleri bir yana koyun, sonra da oraya Kuran’ı yerleştirin. Göreceksiniz ki, böyle yaptığınız zaman huzuru bulacaksınız.

Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır.

Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar;

gözleri vardır, onlarla görmezler;

 kulakları vardır, onlarla işitmezler.

İşte onlar hayvanlar gibidir;

 hatta daha da şaşkındırlar.

 İşte onlar, olup bitenlerden/bilgilerden habersiz olanlardır. Araf 179

Siz, kalbinizle anlıyor musunuz?

Akıl gözünüzle görüyor musunuz?

Duyduklarınızı kalb kulağınızla işitiyor musunuz?

KALBİNİZİ, YANİ SİZİ SİZ YAPAN MERKEZİ KORUYUN, GÜNAHLARIN İÇİNE GİRMESİNE İZİN VERMEYİN.

Saygılarımla…

Necmi AKGÜL

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir