TATLI ZEHİR: Y A L A N

Allah buyuruyor ki:                                       SATIŞ MERKEZLERİ

Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğru söz söyleyin! Ahzap 70

“doğru söz söyleyin!”

Bu ayetin tam tersi şu ayette yerini alır.

Yalan sözden kaçının.! Hacc 30

Allah, iman eden kullarına, açık ve net olarak doğru konuşun, yalan söylemeyin diyor.

Siz, hayatınızda bu yaşa kadar hep doğru söz mü söylediniz?

Hayatınızda hiç yalan söylemediniz mi?

Ya da size birileri yalan söylediler mi?

Siz yalan söyledinizse neden söylediniz, size neden yalan söylendi?

Hepimiz, yalan da söyledik, bize de yalan söylendi.

Nedir bu yalan? Niçin söylenir?

Yalan, doğru olanın tersini söylemektir.

Doğru olmayan gerçeğe uymayan, söz ve davranıştır yalan.

Bir insan yalan söylüyorsa, o insan, doğru olanı da bilmektedir. Doğrusunu bilmeyen insan, yalan söyleyemez. Çünkü yalan söylemek, insan kandırmaktır, kötü bir huydur, çirkin bir davranıştır, Allah’a ve insanlara karşı sorumluluk gerektirir.

Dünyanın  hiçbir yerinde yalan söylemesini kabul etmiş bir din, bir millet, bir topluluk  yoktur.

Kuran’a göre, yeryüzündeki insanların çokları da yalan söylemektedir.

Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak ‘zan ve tahminle yalan söylerler.’ Enam Suresi, 116

Yapılan bir ar aştırmaya göre iki insan arasında geçen konuşmalardan %60’nın yalan söylediği anlaşılmıştır. Ortalama her on dakikalık bir konuşmada insanlar  üç defa yalan söylemektedirler.

Bilinenin tam tersine erkekler kadınlardan iki kat daha çok yalan söylemektedirler.

En basit yalan da, “Nasılsınız?” diye sorulduğunda “İyiyim, bir şeyim yok.” Cümlesidir.

En basit yalan bu olunca, bir de en tehlikeli yalan vardır.

De ki: Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler.  Yunus 69

Allah, hakkında yalan uydurmak ne demektir?

Allah, yoktur  demektir.

Allah,  adaletsizdir,  başıma gelen her şey Allah’tandır, ölüleri diriltilemez,  herkese rızkı eşit vermiyor, kimi zengin kimi fakir olmuş,  Allah beni sevmiyor, niye beni hasta ediyor gibi bilerek ve bilmeyerek söylenmiş sözlerin tamamı Allah’a  yalan uydurmaktır, iftira etmektir.

Tek gerçek, ezeli ebedi olmayan, gücünün, bilgisinin, sevgisinin sınırı bulunmaya, tek yaratıcı , eşi benzeri olmayan ve hiçbir eksiği bulunmaya varlık, Allah’tır.

Allah,  kim olduğunu Kuran’da  ayetleri ile kullarına bildirmiştir. Ama insanlar Allah’ın ayetlerine inanmıyorlar.

Yalanı, yalnızca Allah’ın ayetlerine inanmayanlar uydurur. İşte yalancıların asıl kendileri onlardır. Nahl Suresi, 105

Asıl yalancı, Allah’a ve ayetlerine inanmayanlardır. Bu,  iman eden bir kul    için en büyük felakettir, acıların ve azapların sürekli olacağının temelidir.

Yalan söylediklerinden dolayı, onlara acı veren bir azap vardır. Bakara 10

Allah’a, Allah’ın ayetlerine yani Kuran’a inanmayanlara, kendilerine hak geldiğinde (Enam 5) onu kabul etmeyenlere bir bölümü bu dünyada ama aslı ahrette olmak üzere büyük azap edileceği, biz bunları bilmiyorduk demememiz için, kullarına Allah bildirmiştir.

Akıllı olduğunu iddia eden insan, bunu derin derin düşünmelidir. Yine aklını kullanmayanlar üzerine her türlü sıkıntı,bela, acı, mutsuzluk yağmur gibi yağar. Yunus 100

İnsan, yaratılışı gereği Allah’ı bilecek, tanıyacak, ona kul olacak, dua edecek şekilde yaratılmıştır. Bu, Kuran’ın beyanıdır.

Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Adem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna) şahit olduk, dediler. Araf 172

Ama insanlar, özlerine yerleştirilmiş bu bilgiyi hiçe sayıyorlar ve çeşitli çıkarları için, ya da zevkleri için, ya da büyüklükleri için inkar ediyorlar.

Allah’ı Kuran’ı Kuran’ın ayetlerini yalanlayanlara karşı ne yapmalıyız. Cevap Kuran’dadır.

Yalanlayanlara uyma. Kalem 8

Kabul etmemiz gereken tek gerçek Allah’tır. O, her şeyi yaratandır. Kuran ile insanları uyaran, şaşmaz doğru yolu gösterendir. O’na iman etmek, O’nun yap dediklerini yapmak, yapma dediklerini yapmamak her mümin için emirdir.

Kahrolsun yalancılar. Zariyat 10

Yalan söylemek, Kuran’a göre yasaklanmıştır. Çünkü yalan gerçeği  bile bile inkar etmektir.

Allah’ı, O’nun elçisi Muhammed’i, Kuran’ı ve Allah’ın insan ve kainat ayetlerini inkar edenler, acıklı bir azapla bunun cezasını çekeceklerdir.

Her kim imanından sonra Allah´a küfür eder, kalbi iman ile yatışmış halde iken baskıyla zorlanan hariç olmak üzere, inkâra göğüs açarsa, böylelerinin üzerine Allah´tan bir gazap iner. Bunlar için büyük bir azap da öngörülmüştür. Nahl 106

Ayette gerçeği inkar edenlere azap ineceği açıkça belirtilmiştir. Ama bir istisna vardır. “baskıyla zorlanan hariç olmak üzere,” yani baskı ile altında olan, işkence gören, inkara zorlanan her mümin, kalbindeki iman yerinde  kalmak şartı ile bunlardan kurtulmak için kendine söyleneni kabul edebilir, o an için yalan söyleyebilir.

İnsanların niçin yalan söylediklerini Kuran,  açık bir şekilde bildirmektedir.

O ettikleriyle zevklenen, yapmadıkları şeylerle övünmeyi seven kişileri bir şey sanma. Artık, onları azaptan kurtulmuş da sanma. Korkunç bir azap vardır onlar için.  Al-i İmran Suresi, 188

Yapmadığımız bir şeyi başkalarına söylemek, yalan söylemektir. İnsanlar, yapmadıklarını ballandıra ballandıra anlatarak övünmektedirler.  Onları dinlerken aptal aptal yüzlerine bakarlar insanlar. Oysa onun söylediği her şey yalandan ibarettir.

Kuran’da olmayan bir şeyi Kuran’da varmış gibi  söyleyerek çarpıtanlar bile bile yalan söyleyenlerdir.

Onlardan bir grup var ki, kitapta olmayan bir şeyi siz kitaptan sanasınız diye, dilleriyle kitabı çarpıtırlar ve Allah’tan olmadığı halde, “Bu, Allah katındandır!” derler, böylece bile bile Allah hakkında yalanlar uydururlar. Ali İmran 78

Ayetin sonunda “Allah hakkında yalan uydururlar.” Deniliyor. Allah hakkında yalan uyduran bir insan, kendi çıkarı için ve insanları kandırmak için neler neler uydurmaz. Geçen yüzyıllar boyu bu uydurmalar sonucunda dinimizin için hurefeler , bidatlar sokulmuştur. Her  güzel şey çirkinliştirilmiştir, hala de bu devam etmektedir.

“Allah’tan kork” denildiğinde, büyüklük gururu onu günaha sürükler, kuşatır. Böylesine cehennem yeter; ne kötü bir yataktır o.” Bakara Suresi, 206

İnsan gururlu ve  kibirlidir. Bu gurur ve kibir insanı yalan söylemeye götürür. Söylediği yalan da onu cehenneme götürmektedir.

Kazanç sağlamak için yalan söylerler.

Tartıyı adaletle tutup-doğrultun ve tartıyı noksan tutmayın. Rahman Suresi, 9

Ölçme, tartma, hak verme, emeğin karşılığını ödemede  yanlış yapanlar, bunun için yalan söylerler. Bunu yaparak kendilerine kazanç sağladıklarına inananlar, sana, bana, ötekine kötülük etmekteler, haklarını yemektedirler.

Yalan muhakkak bir çıkar karşılığı söylenir. Durup dururken yalan söylenmez. Yalanı söyleyen söyler de, onu da öteki insanlar can kulağı ile dinlerler. Yalanı dinleyen insanlar bilmeliler ki, o yalan söyleyen, hak etmediği bir şeyi, yani haramı çekinmeden elde etmeye can atan insanlardır. Allah, böyle insanlardan yüz çevirmemizi istiyor. İşte o ayet:

Onlar yalanı can kulağı ile dinlerler; haramı tıka basa yerler. Sana geldiklerinde, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Ama aralarında hükmedersen, adâletle hükmet! Allah, âdil davrananları sever. Maide 42

Yalan söyleyen o insanın dediklerini yapmazsan sana zarar veremeyecekleri de Allah bildirmektedir. Yani korkmaya, aldanmaya gerek yoktur yalancılar karşısında.

Yalan kötü bir  kalb ve akıl hastalığıdır. Kaynağında güvensizlik ve korku vardır.

Doğru söylediği zaman ceza alacağını bilen insan söyler.

Başarısız, pasif, kendini yeterli görmeyen insan, kendini büyük, başarılı ve üstün göstermek  için yalan söyler.

Çeşitli sorunları olan, bu arada ekonomik sıkıntıları olan insanlar, bu sorunlarını ve sıkıntılarını başkalarına göstermemek için yalan söyler.

Kendi çıkarları için, maddi ve manevi  kazanç temin etmek için yalan söyler. Dilencilerin yalanları bu türdendir.

Haklı çıkmak için söylenir.

Beyaz yalanlar, laf olsun  diye söylenen yalan söylerler

İnsanlar yapamayacağı bir şey için de üstün görünmek adına yalan söylerler.

Yalan söyleyen anne baba, nene dede yanında yaşayan, ya da yalan söyleyen arkadaşları  olan insan da onlardan göre göre yalan söylemeye alışır.

İnsanlar  çoğu zaman konuştukları insanların duyması gerektiği şeyleri söylerler. Çünki ya karşısındakinden korkmakta, ya da onun kendini değerli bir insan olarak kabul etmeyeceğini düşünmektedir.

Bazen insanlara bir işi yapmak zor gelir, onu yapmamak için çeşitli yalan söylerler ve o işi yapmaktan kurtulduklarını sanırlar. Gel bana yardım et dersin birine, gelesi yok ya, başının ağrıdığını söyleyiverir.

Her konuda bilgi sahibi olduklarını söyleyen, çevrelerine bu imajı veren insanlar, bilmiyorum ben bunu demek yerine, biliyormuş gibi yapıp yalan söylerler.

Kötülük yapmak ve başkasını  incitmek, kandırmak için yalan söylerler.

Bu yalan söyleyenler var ya, yalan söylemeyi öyle alışkanlık haline getirmişler ki, günlük yemek yer gibi alışkanlık edinmişler.

Hakikati yalanlamayı günlük gıdanız olarak mı görüyorsunuz? Vakıa 82

Çevrenizde böyle insanlar vardır ne yazık ki. Ne derse yalandır, ne söylerse gerçek değildir, ne konuşursa kandırmaya yöneliktir.

Bu insanların kandırma, aldatma ve yalanları ile çevresindeki sizi, beni, onu kandırmaya ihtiyacı varsa, akıllı bir insanın da bunlara kanmamaya ihtiyacı olmalıdır.

Allah buyuruyor, “Bilmediğiniz şeyin ardına düşmeyin. İsra 36”

Arkasına düştüğünüz her yalan, sonunda sizi  acılara, öfkeye, mutsuzluğa, hayatınızın düzeninin bozulmasına ve insanlara güvenin yitirilmesine neden olacaktır. Size söylenilen her şeyi doğru sanmayın, araştırın, aklınızla ölçün ve ona göre hareket  edin. Sonradan pişman olacağınız adımları atarsanız, dönüşü zor ve acılı olacaktır.

Ve Allah müminlere görev veriyor:

Mümin, doğruyu araştırıp bulandır. Cin 14

Doğuştan insanın zaten yalana aklı yatmaz. Yalan olan sözlerde bir eksiklik, bir çarpıklık olduğunu hisseder. O zaman bu doğru mu yanlış mı araştırması gerekir. Balık tutmak için suya birden dalmaz, düşünür, araştırır, kendine, çevresine, ülkesine uygun bir şey mi karar verir,sonra da o sözleri kabul eder veya etmez, ona göre de eylemde bulunur.

Herkes şunu gayet iyi bilir ki, yalan söylemek insanın kendine ve çevresine kötülük yapmaktır. Zararları ise çok büyüktür.

Yalan hakların  kaybolmasına, adaletin yanlış yola gitmesine sebep olur.

Yalanla haklı haksız, haksız da haklı olur.

Yalan toplumu kanser gibi sarınca, cinayetler işlenir, kin ve düşmanlık artar.

Yalan insanı, Allah’tan,  dinden, Kuran’dan ve gerçeklerden uzaklaştırır.

İnsanlar arasında barışı ve kardeşliği bozar, güven duygusunu yıkar, yok eder.

Dostluklar yalanla son bulur.

Yalan söyleyenler güvenilmez insanlar olarak bilinir, yalnızlaşırlar. Sevilmeyen, insanlar arasına katılırlar.

Yalan ocaklar söndürür, insanları birbirine  düşürür, toplumda kargaşa ve kötülüklere sebep olur.

Yalan söyleyenin yalanı er geç ortaya çıkacağında, o yalan söyleyen, toplum içinde utanç içinde yaşar.

Yalan, hem söyleyene, hem çevresine, hem ailesine ve hem de  milletine her yönü zarar veren tehlikeli bir musibettir.

Yalan söyleyenler, hem bu dünyada hem de ahrette acı çekeceklerdir.

Bu nedenlerle diyoruz ki:

Kahrolsun yalancılar. Zariyat 10

Günlük hayatta söylenen yalanlar çoktur.

Nasılsınız dediğiniz biri iyiyim der, ama kötüdür, kötüyüm der bazen, ama aslında iyidir.

Size bir yiyecek ikram edilir, beğenmediğiniz halde, “çok güzeldi, elinize sağlık” deriz.

Yüzünü gören hacı olur, dersiniz uzun zaman görmediğiniz birine. Bu yalandır.

Eve geç gelen oğluna “nerdesin oğlum” diye anneye oğlu, arkadaşlarla ders çalıştım diye cevap verir. Oysa o arkadaşları ile sinemaya gitmiştir.

Yaptığı gıda maddelerine hileli şeyleri karıştıran biri, “bu temiz maldır.” Diyerek satmak için çaba  gayret göstermesi yalanın en zehirlilerindendir.

Bazı insanla yalan söylerler, bunu da pekiştirmek için yemin ederler. Acımasız yalan bu  olsa gerektir.

Bazen yalan söylemek de gerekebilir elbette. Örneğin savaşta esir olan bir askere cephanelik nerde diye sorulduğunda, “bilmiyorum.” Diyerek yalan söyleyebilir. Çünkü kendi de dahil ülkeye bir çok zarar getirecektir.

Bir yuvanın yıkılmaması, çocukların anasız babasız kalmaması için ayrılmakta olan eşleri tekrar birliştirmek için ikisi arasında yalan böylenebilir. Ama eşleri ayırmak için söylenen yalanlar söylenmesi yasaktır.

İki insan küs ise, yanlış anlaşılmayı yok edip küslüğü bitirmek için yalan söylenebilir.

Bir insanın ayıbını, hatasını, toplum içinde onuru zedelenecek bir davranışını korumak için yalan söylenebilir.

Yalan söylemek illa sözle olacak diye bir şey yoktur. Size bir soru sorulur, doğrusunu biliyorsunuz, ama söylemeyip susuyorsunuz, bu da yalan söylemektir.

Yazı ile de yalan söylenir. Yazanlar, gerçekleri yazacakları yerde iftira ederek, acımasızca yalanlar yazarlar. Basın ve yayın yolu ile söylenen yalanlar, en acımasız söylenmiş yalanlardır.

Ey yalan söyleyenler, bir gün yalanınız ortaya çıkacaktır. Bakınız Allah bunu açıkca bildiriyor.

Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır. Ankebud 3

Yalan  söyleyenin dili başkadır, kalbi başkadır. Onlar iki yüzlüdür. Çıkarları için konuşurlar. Hiç acımadan, bilerek ve isteyerek söylerler yalanı. Üstüne üstlük bir de yemin ederler.

Bile bile yalan yere yemin ederler. Mücadele 14

Gösteriş için yapılan her ibadet, her bağışlama, nam şan olsun diye yapılan yardımların hepsi, bana iyi insan desinler diye verilen sadakalar ve benzerlerinin hepsi yalandır.

Dini yalanlayanı gördün mü? Maun 1 diye başlayan Maun suresi bunlara en güzel örnektir.

Bütün yalancı ve günahkârların vay haline! Casiye 7

Saygılarımla….

Necmi AKGÜL

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir