NE OLURSA OLSUN ÇOK OLSUN

Bende para çok .                                            tanyolu reklamtanyolu reklam2

Onun malı mülkü gani….

Ooo, bir iş yeri var  ki, ucu bucağı yok.

Kira da ne ya, benim üç dört dairem var.

Valla bir giydiğimi bir daha giymem ben.

En güzel yiyecekleri alırım, yiyen yok ki, çürür,  dökeriz.

Bende yedi oğlan var, bir salarım üstünüze görürsünüz..

Bir insanın her şeyinin olması ne kadar güzel değil mi?

Her insan malı çok olsun ister.

Makam sahibi olsun ister.

Şöhret sahibi olmak ister.

İtibar, para, evlat sahibi olmak ister.

Bunlara kimsenin diyeceği  bir şey yoktur.

Ama burada denilecek olan şey şu, bu değerlere sahip olmak için hırsızlık yapılmamalı, hile olmamalı, kamu malı talan edilmemelidir. Her şey normal yollardan hak ve adalet gözeterek, emek ve gayretle elde edilmelidir.

Benim param var, daha çok olsun..

Üç evim var, yazlığım kışlığımda olsun,

Bir arabam var, ikincisi olsun, yatım olsun, uçağım olsun.

İki çocuğum var, yetmez iki kadın alayım ikişer de onlardan olsun,

Bu kadarcık tanınmak yetmez, şu ahlaksızlığı yapayım da daha çok şanım şöhretim olsun.

İşte bu yarış tehlikeli, bu yarış kötü, bu yarış hoş değil, bu yarış zülmü doğuran hastalıktır.

Bunlar bana  yetmez, ben en güçlü, ben en zengin, ben en büyük, ben .. ben… benden başkası yok.

İşte bu çokluk yarış tehlikeli bir yarıştır.

Oysa bunları isteyenlerin yanıbaşlarında aç, evsiz barksız,işsiz güçsüz, ilgi ve sevgiye muhtaç  çok sayıda insanlar vardır. Benim daha çok olsun  diyen insanlar, bir de bu insanlara sorsalar neistediklerini? Alacakarı cevap şu olacaktır herhalde:  Ben de senin gibi olayım..

Her insanın yapısında doğuştan mal mülk sahibi olma , malı çok sevme  istek ve arzusu var. Bunu ben demiyorum elbette, insanı yaratan Allah diyor, bakınız:

Malı, devşirip depolatacak bir sevgiyle seviyorsunuz. Fecr 20

Ama bu sevgi ile biriktirdiğiniz malda yoksulun hakkı olduğunu da bildiriyor Allah.

İhtiyaç sahibi için, yoksul için bir hak vardı mallarında onların. Zariyat 19

Mal sahibi olup, bunun çokluğu ile de gerek sözleri ile, gerek giyim kuşam, yaşam biçimi ve gerekse gurur ve kibiri ile övünenler, bu ayetlerden ikini bir kulağına, ikincisini de öteki kulağına asmalıdırlar.

Allah, Kuran’da tekasür adını verdiği bu çoklukla övünme, var olanı çok gösterme yarışının tehlikesine dikkat çekmiştir.

Tekasür sizi aldattı, oyaladı. Öyle ki mezarlıkları ziyaret ettiniz. Tekasür 1-2

“Tekasür  sizi aldattı.” Demek, çok olan ne varsa, yani mal, para,emlak, makam gibi,  bunlarla övünmek, gururlanmak ve başkalarını küçük görmektir. Allah, bu durumdaki insanların bu aldandıklarını, bu çokluğun insanları aldatmamasını, böylece aldanan insanların da dünyada ve ahrette ve zarar göreceklerini beyan etmektedir.

Mal ve evlat çokluğunun ne olduğunu yakında bileceksiniz,  bu sizi çılgın ateşe götürür. Bunu bileceksiniz.  Tekasür 2-3-4-5-6

Normal şartlar dışında mal mülk sahibi olanlar, buradan kazandıkları malları sevkü sefa içinde harcayacaklar, kendileri Allah’ın kanunlarına uymadıkları gibi, başkalarına kötü örnek olarak ya da etkileyerek çevrelerine zarar vereceklerdir.

İnsan bir malı veya kullandığı bir nimeti, az olsun çok olsun, nereden kazandığı, nasıl kazandığı, nereye harcadığı, nasıl harcadığı kendine sorulacak ve yani sorguya çekilecektir.

Ve verilen nimetlerden sorguya çekileceksiniz. Tekasür 8

Akıllı insan, kendisi sorguya çekilmeden önce, kendini sorguya çeken insandır.

Kuran, çok mal elde edilmesine karşı değil,  ahlaksızca elde edilmesine karşıdır. Hak hukuk tanımadan hile ile elde edilen  her şey, başkalarının hakkını gaspetmektir.  Kendisi şişerken, bir başkasının açlık ve sefalet içinde kalması demektir.

Dünyaya bir bakınız, dünya nimetlerinin çoklarını kapitalist dediğimiz ülkeler ele geçirip öteki ülkeleri ve milletleri sömürürler, ülkelerinin zenginlik kaynakları olan madenlerine, ormanlarına, verimli topraklarına el koymuşlardır. Bunun sonunda o ülkelerin insanları açlık içinde, eğitimsiz, sefil bir hayat yaşamaya mahkum edilmişlerdir.

İnsanların ve milletlerin çokluk yarışı, hem o insanı, hem de o ülkeleri mutlu etmeyecektir.  Çünkü açlığa ve sefalete terk edilen insanların ahı onları  rahat bırakmayacaktır. Onlar da daha çoğunu ele geçireyim  diyerek bu çırpınışla ölüp gidecekler, ele geçirdikleri de bu dünyada kalacak ahrete kendileri ile gelmeyecektir.

Akıllı insanlar  bunarı düşünmelidirler.

Bakınız Allah ne buyuruyor:

“Eğer çokluk yarışı yapmanın, gösterişin, lüksün ve bunlardan zevk almanın, bunlarla eğlenerek oyalanmanın ne demek olduğunu, bunların nelere mal olduğunu bilimsel bir gerçekle bilseydiniz, o zaman karşınızda cahimi, cehennemi, perişanlığı, acıları, feryatları, sıkıntıları görürdünüz; bu davranışlarınızla kendiniz için, çevreniz için, ülkeniz için, dünya için bir cehennem hazırladığınızı fark ederdiniz.” Saffet 97

Çokluk yarışı ile elde edilen mallar, hem kendisi için, hem çevresi için hem de ülkeleri için onlara acıları, ızdırapları, mutsuzluğu yaşatacaktır.

İnsanı asıl dünyada mutlu eden mal, helaldan kazanılan, fakirlere, yoksullara da hakları verilen maldır. Yardımlaşma duygusu özümüzdeki en büyük  ve güçlü duygudur. Ama daha çok mal sahibi olmak isteyenler, bu duygularını bir yana koyup yaşamaktadırlar. Sonunda o mallar kendilerine de bir yarar  sağlamamaktadır.

Böylece hem kendileri, hem de başkaları mutlu olayım derken cehennem ateşini bu dünyada yaşayacaklardır.

Haksız yere elde edilmiş her şeyin insanı acılara ve ızdıraplara götüreceği Allah’ın kanunudur ve bundan bu dünyada  kurtuluş yoktur, ahrette bu cehennem ateşi ile devam edecektir.

Haksız olarak mal sahibi olanların, rüşvetle makam ve mevki sahibi olanların, bu yaptıklarının yanlış olduklarını bildikleri halde, hala niye böyle hareket ettiklerine aslında akıl sır ermiyor.

“Dünya bu dünya,  en güzel şekilde yaşa ve öl.  İnsan ölünce her şey biter,  ölenlerin dirilttikleri nerede görülmüştür .” diye düşünenler yoldan çıkan insanlardır. Ne yazık ki, müslümanım diyen, Allah Allah demeyi dilinden  düşürmeyen, ve dini yaşadığını iddia eden insanlardan çokları böyledir. Allah’ın yoldan çıktığını söylediği bu insanların sayısı çoğunluktadır.

Aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından seni saptırmalarından sakın. Eğer Allah’ın hükmünden yüzçevirirlerse, bil ki Allah, bir kısım günahları sebebiyle onları musibete uğratmak istiyor. Muhakkak ki insanların çoğu yoldan çıkanlardır. Maide 49

Fasık, inkar ederek dinden çıkan, iman ettiği halde Kuran’a uymayarak yoldan çıkandır. Kuran, fasıkların,  yani  dinden ve yoldan çıkanların çoğunlukta olduğunu açıkca ilan etmektedir.

İnsan yapısı  ve yaratılışı gereği çok olan şeyleri istemek arzu ve isteği  ile yaratılmıştır. Bazı insanlar bunu normal yollardan karşılarlar,çok mala sahip olurlar. Bu normaldir. Ama bazı insanlar da normal yollardan değil de, hileli va ahlaksız yollardan bu mallara kavuşmak isterler ve  her yolu kullanarak kavuşurlarlar da.

Sonunda çok malı olan bu insanlar mutlu olduklarını sanırlar. Oysa daha çok mal edinme düşüncesi ile ateşler içinde yanmaktadırlar.

İnsanların çokları bile bile çoğunluğu elde etme hevesi ile yanarlar.  Allah’a inandığını söyleyen ve O’nu inkar eden insanların sayısının iman edenlerden daha çok olduğunu Allah söylemektedir.

Hem Allah´in nimetini bilirler, sonra da onu inkâr ederler. Onlarin çogu kâfir kimselerdir.Nahl 83

Tek gerçek vardır, o da Allah’tır. Allah’ı görmezden gelen, bunu kabul etmeyen insanlari Allah yalancılıkla ve aklı ermez olarak nitelendirmektedir.

Fakat küfredenler, Allah´a yalan iftira etmektedirler. Onlarin çogunun akillari ermez. Maide  103

Aklı ermeyen, aklını kullanamayan insanlar ve şartlanmış, ön yargılı olanlar bir şeyin gerçeğini tam olarak kavrayamazlar. Gerçek tam olarak anlaşılmayınca,  yanlışlık yapmamak mümkün değildir. Yanlışlıklar da insanları felakete sürüklerler. İnsan bilmediği, aklının ermediği şeyin ardına düşmemelidir. “ Bknz. İsra 36)

Çokluğu elde etmiş, mal mülk sahibi olmuş,  karın kadar zenginleşmiş insanlar dünyada her zaman yaşamıştır, bundan sonra da yaşayacaktır. Bu insanlar da bir gün ölüp gideceklerdir. Dünyayı dolaşmaya çıksak da baksak bu insanların malları ne olmuş, galiba şaşar  kalırız. Hepsi bu dünyada k almış, hiç biri kendi ile ahrete gitmemiştir.

Sizin kazandığınız mallar da burada kalacaktır.  Siz bir kuruşunu harcamaya kıyamazken, bir fakire de veremezken, kim bilir bu malları  hak etmemiş insanlar nasıl har vurup harman savurmaktadırlar. O malları biriktirmek için hayatını vermiş olanlar, ölüp gidince geride kalanlar bir kaç yılda yok etmektedirler. O  malların yerlerinde yeller esmektedir.

Kazandığımız mallar ,  evlatlar , geldiğimiz makamlar, bize bu dünyada yarar  sağlamıyorsun, ölüp gidince  mi yarar sağlayacaktır? Eğer o malları Allah yolunda harcamış olursanız o başka elbette.

De ki, yeryüzünde bir gezin de bakin, bundan öncekilerin sonu nasil olmus! Onlarin pek çogu müsrik idiler. Rum 42

İnsanların iman etmeleri için Allah, Kuran’da her türlü açıklamayı yapmış olmasına rağmen,  yine de insanların çokları Allah’a iman etmiyorlar, O’nu inkar ediyorlar. Bunlar ne yazık ki, çoğunlukta olan insanlardır.

Muhakkak ki biz, bu Kur´an´da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan başkasını kabullenmediler. İsra 89

İnkar edenler, Allah’ın ayetlerinden haberi olmayanlar, doğru yolu gösteren bir kitap olan Kuran’ı bilmedikleri için doğru yolu bulamayanlar çoğunlukta olunca, dünya hayatında da insanlar birbirlerini yerler, savaşlar, açlık, yokluk, cehalet alıp başını gider.   (Bknz. Yunus 36, 92)

Müslümanım diyen, Müslüman olduğunu her davranışı ile haykıran,  doğru dürüst, namuslu görünen bir çok insanın nasıl iman ettiklerini şu  ayet gayet ne  olarak açıklamaktadır.

Onların çoğu, ancak ortak koşarak Allah´a iman ederler. Yusuf 106

Demek ki, insanların çokları Allah’a, O’na ortak koşarak iman  ediyorlar. Böyle insanların çok sayıda olduğu ayette  belirtiliyor.

Gerçek mümin, önce Allah’ını bilecek, ama tam olarak bilecek, O’na iman edip O’nunla bütünleşecek, Allah’a ortak koşup koşmadığını da araştıracak ki,koşuyorsa bıraksın, ortak koşmadan Allah’a iman etsin.

İnsanı  yaratan ve onu en  iyi bilen Allah’tır. O, bizleri ayetleri ile anlatır,  nasıl olduğumuz konusunda bilgilendirir.

İnsanların çokları, dikkat edin, çokları şükretmezler.

Süphesiz ki Allah, insanlara karsi bir lütuf sahibidir. Fakat insanlarin pek çoklari sükretmezler. Bakara 243

İnsanların çokları haktan hoşlanmaz.

Andolsun ki biz size hakki getirdik. Fakat sizin çogunuz haktan hoslanmiyorsunuz.Zuhruf  78

Kuran, müjdeleyici ve uyarıcıdır, ancak insanların çokları Kuran’ı dinlemezler.

Bu kitap müjdeleyici ve uyarıcıdır. Fakat onların çoğu yüz çevirdi. Artık dinlemezler. Fussilet 4

Şu ayet gurubuna bakınız şimdi insanların çokları yalancıdırlar.

Seytanlarin kime inecegini size haber vereyim mi? Şuara 221

Onlar, günaha, iftiraya düskün olan herkesin üzerine inerler. Şuara 222

Kulak verirler; ancak çoğu yalancıdır. Şuara 223

İnsanların çokları yaptıkları anlaşmalara uymazlar.

Ne zaman onlar bir antlaşma yaptılarsa, yine kendilerinden bir grup onu bozmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmez. Bakara 100

Bu ayetleri okuyan bir mümin Allah’ın çokları dediği değerlere bakıp kendisinin bu çokları içinde mi yoksa dışında olduğuna karar vermesidir. Eğer dışında ise, sorun yok, ama içinde ise kendini  sorguya çekmeli ve  kendini düzeltmelidir.

Şimdi eyvaahhh! Deyiniz..  Gerçek anlamda  eyvah dediğiniz gün çok geç kalmış olursunuz.

Allah, iyi ile  kötü arasına bir sınır koymuştur. Bizlerden ısrarla bu sınırın iyi tarafında kalmamızı, kötü tarafına geçmememizi, yani sınırı aşmamamızı tembih eder.  Eğer, iman sahibi olup da sınırı geçtiğimiz takdirde , bu sınır aşmadan dolayı doğan günahı affedeceğini bildirir.

“De ki, ey çok günah işlemekle haddi aşan kullarım, Allah’ın rahmetinden (bizi affetmez diye) ümidinizi kesmeyin! Çünkü Allah, (iman ehlinin) bütün günahlarını hiç şüphesiz affeder. Elbette O, sonsuz mağfiret ve nihayetsiz merhamet sahibidir.” (Zümer, 53)

Gerçek iman sahibi insanlar Allah’tan asla umutlarını kesmezler. Çok mal değil dünyada ve ahrette bizleri kurtaracak olan, imanlı ve Kuran’a göre bir  hayat yaşamaktır.

Çok sevme..  Sevgisiz de olma…

Çok güvenme.. Güvenini de yitirme..

Çok umut etme.. Umutsuz da olma

Çünkü çok fazlalar canının  çok fazla yanmasına,ve unutma ki, çok azlar da seni mutsuz ederek canının yanmasına sebep olur. En iyisi ikisi arasında olandır.

Az olup yeten, çok olup şımartandan iyidir.

“Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir.

Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçilerin hoşuna gider.

Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur.

Ahirette ise çetin bir azap vardır.

Yine orada Allah´ın mağfireti ve rızası vardır.

Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir. “Hadid 20

Saygılarımla…..

Necmi AKGÜL

 

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir