SENİ SEVİYORUM

Siz, bu sihirli iki kelimeyi hiç söylediniz mi?

Ya da size bu sözler söylendi mi?

Eminim ki, siz başkalarına söylediniz, başkaları da size söylemiştir. Düşünün bir, size biri içten, samimi, güven verecek şekilde “Seni seviyorum.” dediğinde ne hissettiniz?

Sanıyorum  bu çok hoşunuza gitmiştir. Sizde, bu sözü  söyleyene karşı derin bir sevgi, anlayış, hoşlanma duygusu doğmuştur.

Siz de birine içten, riyasız ve çıkar duygusundan uzak  “Seni seviyorum.” dediğinizde söylediğiniz kimse de sizin hissettiklerinizi, hissetmiştir, hissedecektir.

Bu iki kelime böyle söylendiği vakit, bu sözle birlikte hemen huzur, barış, mutluluk her yanınızı saracaktır. Bu iki  kelimeye sihirli iki kelime dememin  nedeni budur.

Bu sözler güzeldir. Herkes duymak ister. Allah,  “Sözü güzel söyleyin.” diyor. Demek ki, seni seviyorum sözü güzeldir ve karşı tarafta etkisi muhteşemdir.

Bu niye böyle acaba? Neden bu iki kelime insana bu kadar etki ediyor? Bunun bir nedeni olmalı. Bu nedeni öğrenmek için Kuran’a, ilk inen Alak Suresinin ilk ayetlerine gitmemiz gerek. Bakınız Allah ne diyor:

Oku, Rabinin adıyla,

O, İnsanı ALAKTAN/SEVGİDEN yarattı. Alak 1,2

Alak, embiryo, asılmak ve kan pıhtısı, ilgi, alaka anlamları yanı sıra bir anlamı da gönülden sevmek, sevgi demektir. Bundan anlaşılmaktadır ki, insan sevgiden yaratılmıştır. Onun için sevgi, sevmek, seviyorum demek insanın içine, damarlarına yayılan bir güzelliğe giden yoldur. Seni seviyorum sözü, bir gönüldeki sevgiyi, bir başka gönülle bütünleştirdiği için inanılmaz bir etki etmektedir.

Sevgiden yaratılan insan, sevgiyi hissedince bütün vucudu güzel duygular tarafından sarılır, sarmalanır. Ve hiç kimse de bundan kaçamaz.

İnsanlar sevmek isterler. Ama aynı zamanda da sevilmek isterler. Bu istek, o, yaratılırken hücrelerine, benliğine  yaratıcı tarafından proğramlanmıştır. Siz sevgi tuşlarına dokununca bu proğram  çalışmaya başlamaktadır.

Siz birini seversiniz, biri de sizi sever. Bu elbette güzeldir. Ama sizin sevdiğiniz de sizi severse, ya da siz de sevdiğiniz kimse tarafından sevilirseniz, işte bu, sevginin doruk noktasıdır. Karşılıklı sevmek, en güzel sevmek ve sevlimektir.

Sevgi karışlıklı iletişimdir. Bu iletişimde yalana asla yer yoktur.

Bir insan için sevilmeye layık bir tek varlık vardır, o da kendini Yaratan Allah’tır. Allah sevgisinden sonra sıra insanlara, çocuklara, mal ve mülke, bitki ve hayvanlara gelir. Burada öncelik kişiden kişiye değişir.

Önce Allah’ı sevmemizin sayısız nedenleri vardır.

Bunun en birinci nedeni, sizi O yaratmıştır.

Göresiniz diye göz, düşünesiniz diye akıl, işitesiniz diye kulak, yürüyesiniz diye ayak, her işi rahatca yapasınız diye eller, kollar,yediğinizin tadını almak için dil, yedikleriniz kana karışsın diye mide, bağırsaklar, böbrek,kara ve akciğer, kanı pompalısın diye kalp… Buna siz de ekleyin ekleyebildiğiniz kadar.

Bütün bunların Allah tarafından verildiğinin bilincinde olan insan, hiç düşünmeden kayıtsız şartsız Allah’ı sevmelidir.

Bazı insanlar ya Allah’ı sevince ne olur ki, diyerek bu sevgiyi küçümsüyorlar. Çevremizde böyle insanlar vardır. Bakınız Allah’ı sevince ne oluyor? Cevabı Allah veriyor.

De ki: “Eğer siz Allah’ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok affedici, çok merhametlidir. Ali İmran 31

Gördünüz mü? Ayete dikkatli bakın, yeniden okuyun ve düşünün. Allah’ı sevince, Allah da bizi seviyor. Günahlarımızı affediyor. Bundan büyük ne olabilir?  Bir insan için Allah’ın sevgisini kazanmak demek kurtuluşa ermek demektir. Allah’ın sevgisi için yapılacak şey, O’nu sevmektir.

Siz Allah’ı seversiniz, Allah da sizi. Ne güzel bir iletişim.

Bunu şimdi hayatınıza aktarın. Siz eşinizi seversiniz, o da sizi.

Siz hoşunuza giden bir kadını veya  erkeği  seversiniz, o da sizi sever.

Siz, köpeği, kediyi seversiniz, onun sizi nasıl sevdiğini görürsünüz.

Balkonunuzdaki çiçeği gözlerinizle her gün seviniz, yanaklarını okşayın , o da sizi sevecektir. Daha güzel açacak, canlı canlı duracaktır.

Sevgi, bilgiden sonra en güçlü silahtır.

Sevgi, insanlar arasında en büyük bağdır.

Bu sevgi için Ferhat , Şirin için dağları delmiş, Kerem, Aslının dizlerinde 32 dişini çektirmiş, Mecnun, Leyla’sı için dağlara çıkmış deli divane olmuştur.

Sevgi, en büyük çekim kanununu içinde barındırmaktadır.

Ağaçlar bulutları çeker. Bulutlar yağmur olur akar.

Çiçekler arıları çeker, bal olur kovanlara.

Analar evlatlarını kurtarmak için kendini ateşe atar.

Dünya güneşe aşıktır, çevresinde döner durur. Ay da dünyaya aşıktır, gece ışığını verir.

Sevgi barış elçisidir. İçinde sevgi taşıyan insanların meydana getirdikleri insanların yüzleri güneş gibi aydınlıktır. Orada kavga, anlaşmazlık olmaz. Orada mutluluk, anlayış, fedakarlık olur.

Sevginin olduğu evlerde pencerenin ışıkları başka türlü parlar. O evlerin komşuları  kendilerini emniyette hissederler. Sokaklar temiz olur, her şey güzel olur bir yerde sevgi varsa, sevgi hakimse.

Ama sevmek öyle kolay değildir. Her seni seviyorum diyenin sevgisi içten, samimi, güven verici ve karşılıksız sevmek değildir. Her güzel değerler gibi, ne yazık ki, bu güzel değer de bozulmuş, yozlaşmış, asıl anlamından çıkmış başka anlamlarda söylenir olmuştur.

Siz birini karşılık beklemeden severseniz, o da sizi karşılıksız severse gerçek sevgi doruk noktasında buluşur. Ama öyle mi?

Seni seviyorum sözleri sıradan, içi boş, bir çıkar elde etmek için söylenir hale gelmiştir. Özellikle karşı cinsler arasında bu daha belirgindir. İki karşı cinsin birbirinden zevklenmesi ve madde çıkar temini için kullanılan seni seviyorum sözü gerektiği etkiyi hiçbir zaman göstermez.

sevgi, emekle, gayretle, çaba ile, fedakarlıkla beslenmelidir. Sıradan, laf olsun diye söylenilen seni seviyorum cümlesi   arkasında bu değerler olmayan cümledir, insanı kandırmaya, aldatmaya yöneliktir.

Siz sevgilinize kavuşmak için 7 yıl bir koca dağı deldiniz mi? Ya da deler misiniz? İşte gerçek sevgi  bu.

Ya sevdiğinizi beş sene, on sene, yirmi sene bekler misiniz? Hiç görmesiniz bile onu düşünür onu sever misiniz? Eğer böyle  yapıyorsanız, siz gerçek sevgiyi yakalamışsınız demektir.

Küçüklükten beri Allah’ı sevilecek bir varlık olarak değil, korkulacak bir varlık olarak gösterdiler bize. Şunu yapma Allah ateşe atar, bunu yapma Allah bela verir sana diye korkuttular. Allah, korkulacak bir varlık mı? Elbette değil, o sevilecek, saygı duyulacak, huzurunda saygı ile eğilecek, bir hata yaparım da  Yaratanı kendimden uzaklaştırırım diye düşünülecek bir varlık O.

Biri, veya birileri sizi seviyorum dediği zaman, zaten onun ses tonundan, bulunduğu ortamdan, içinde bulunduğu durumdan bu sevginin gerçek mi, bir çıkar için mi söylediğini  anlarsınız. Anne baba çocuklarına seni seviyorum diyorsa, onun için her şeyi yapacakları anlamına gelir bu, ve o çocuk da bunu alır. Bu da güven ve sevgiye dönerek anne ve babaya ulaşır.

Seni seviyorum sözleri, gerçek anlamda kullanıldığı zaman güzeldir. Ama kötü anlamda kullanıldığı da olur. İnsanları aldatmak için kullanılır bu söz çoğu zaman. Ama aslında  orada sevgi  falan yok, çıkar vardır. Siz böyle yapmayın, size de böyle yapılmasına izin vermeyin, dikkatli olun.

Seni seviyorum diyen, sevgisini davranışları ile göstermelidir.

Allah, sevgi konusunda bizleri açık bir şekilde uyarmaktadır. Şimdi Bakara Suresinin 216. ayetine bakalım:

Bir şeyi sevebilirsiniz o şey sizin için kötüdür; bir şeyden tiksinirsiniz o şey sizin için hayırlıdır. Allah bilir, siz bilemezsiniz.

Sevdiğimiz bazı şeyler sonuç olarak bize zarar olarak dönebilir. Bunu bilmeyiz. Bunu Ancak Allah bilir. Onun için Severken ölçülü sevmek lazımdır. Ama tam tersi bazı şeylerden de nefret edilir, o da bizim için olumlu sonuçlar verebilir. Allah bizi uyarıyor ki, severken de sevilirken de ölçülü ve dikkatli olalım.

Sevgi duygusu insanlarda doğuştan gelen bir duygudur. Her insanın gönlünde bu duygu vardır, bu duygu ile donatılmış  olarak dünya geliriz. Sanmayın ki, sadece biz insanlar böyleyiz. Çevrenize bakınız, Allah’ın yarattığı her şey güzeldir.  Sevgi zaten güzel olan şeye gösterilen ilgi  değil midir?

Bir çiçek… bakınız ona.. minik ince yeşil bir sapı var. Ama o çiçeğin yaprakları, rengi, kokusu, duruşu, faydalı oluşu, bal verişi ile bizim seveceğimiz şekilde yaratılmıştır. Bu çiçek bu kadar güzeldir. Peki ya bunu yaratan Allah ne kadar güzeldir?

Yaratılanları içten severek, Yaratan’a gider insan sevgisi. Allah’ın yarattığı her şey güzeldir, o zaman insan düşünür, Allah ne kadar güzeldir? O’nun güzelliği bizim yaratılış sınırlarımızın dışına taştığı için biz O’nun güzelliğini kavrayamayız, ama yarattıklarından bunu anlarız.

Yani, gördüğümüz her şey, bizi sevginin kaynağı olan Allah’a götürmelidir.

Yunus Emre ne güzel demiş.

Yaratılanı severiz
Yaratandan ötürü

seven insan inanır, inanan insan sever.

İnsan önce Allah’ı sevmelidir, sonra da insanları.

Sevmek güzeldir. Ama güzel olmayan sevgiler de vardır. Bunlar insana mutluluk değil, mutsuzluk, felaket getirir. Bunların ne olduğunu “Sizi en bilen benim. Necm 32  diyen Allah bizlere bildirmektedir. Şimdi onlara bakalım.

sevgi insanın içindedir, ama orda durmamalı, dışarı yansımalıdır. Bu dışarı yansıma  da  fedakarlık, güzel iş yapılarak desteklenmelidir.

Hoş kelimeler yalnızca O’na yükselir. Ve düzgün iş onu yükseltir. Kötülüklerin plânlarını yapan şu kişiler; onlar şiddetli azap kendileri için olanlardır. Onların plânları ise; o, darmadağın olur. Fatır 10

İnsanı en iyi bilen Allah, neleri çok sevebileceğimizi  ayetleri ile bildirmiştir. İşte o ayetlerle bildirilen çok sevdiğimiz şeyler:

İnsan mal ve paraya düşkün yaratılmıştır. Daha çok benim olsun, bu da benim olsun, şunu da alayım. iki otomobil yetmez üçüncü dördüncü olsun, bir yazlık, bir kışlık ev yetmez, Amerikada da olsun, köyde de, kardeşimin olmasın benim olsun, ya ne olur ne olmaz bankada param, yer altında atınlarım, garanti değil bunlar bir de yurt dışında bir banka hesabım olsun.

Olsun da olsun.. Nereye kadar, sonu yok.

Ölenlerden zenginler bilirsiniz, o malların ve servetlerin hepsi dünyada kaldı. Hiç kimse onları gittiği yere götüremedi. Ülkesinde, çevresinde açlar, ihtiyaçlar var, o hala çalıp çırpıp mal biriktiriyor, servet peşinde koşuyor.


Gerçekten insan, mal ve servete pek düşkündür. Adiyat 8

Bilinmelidir ki, az olup yeten mal, çok olup şımartan maldan ve paradan daha iyidir.

Mal biriktirmeye ve servet sahibi olmaya bu kadar hızlı can atanlar, imanlarını kontrol etsinler, orada bir çatlak vardır, samimiyet yoktur.

İnsanlar servet sahibi olurlar, ama fakirin hakkını verdikten sonra geri kalanlar kendilerinindir. Zaten haramdan çalarak servet sahibi olanlar fakire de bir tek kuruş vermezler.

Ama bunun yanında bir de sevmemiz gereken vardır,  bunları mal ve servet kadar sevmeyiz. Bunlar ne mi?

Eşler..  Yani eş deyince kadın eş anlaşılıyor, erkek eş değil mi? Allah eşlerin birbirlerine ısınıp sevmeleri gerektiğini  söylemektedir. Ama eşler mal kadar sevilmez, ev kadar sevilmez, ona ne yazık ki kıymet verilmez. Çevremiz bu tür insanlarla doludur. Allah eşler arasına sevgi ve merhamet koymuştur.

Size kendi cinsinizden kendilerine ısınacağınız eşler yaratmış, aranıza sevgi ve merhamet vermiştir. Rum 21

Mala düşkündür insan. Onun ardından gider. Peki ya eşine.. Onu döver, eziyet eder, küfür eder, zülmeder. Ne acı bir durum, ne gerçekten uzak bir duruş. O eşler ki,  Rabbimizin insanlara göz aydınlatacak hediyesidir.

Allah’ın iyi kulları şöyle yakarırlar: “Rabbimiz, bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan göz aydınlığı bağışla. Bizi takvaya sarılanlara önder kıl.. Furkan 74

Allah, Elcisi Hz. Muhammed’i de sevmemizi ister. Gerektiğini gibi seviyor muyuz? Bazıları seviyorum diye diye adına binlerce hadis uydurmuşturlar, O büyük insanı yalancı ve durumuna düşürüp ihanet etmişlerdir. Bu mu peygamber sevgisi? Bilmelidir ki akıllı insan, O, yani Allah’ın Elçi’si, Kuran’a uymayan hiç söz söylemez, hiçbir davranışta bulunmaz. Allah, O’nu böyle yapmaması için tehdit etmiştir. (Bakınız Hakka suresi 43 ve sonraki ayetlerine.)

Peygamber, müminler için önemlidir, kendi canımızdan daha yakındır. O’na iman etmeli ve gerektiği gibi sevmeliyiz. Allah dendiğinde titremeyen gönüller, Peygamber deyince bağırıyorsa, bunda bir yanlışlık vardır. Dikkat edilmelidir, Allah’ın Elçisi Allah’ın önüne geçirilmemelidir

Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır. Ahzab 36

Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir.  Ahzap 6

Sevgi, gönülde dost, sevgili, güven verecek varlık tutmaktır. Bu varlığın kim olduğunu Allah açık ve net olarak bildirmektedir

 Sizin gönül dostunuz Allah’tır. Maide 55

Allah çok sevgilidir. Hud 90

Gerçek bu olunca ne yapmalı. Yine cevap Kuran’dadır.

Öyle ise siz Beni anın ki, Ben de sizi anayım… Bakara 152

İnsan Allah’ı seviyorsa, bilip tanıyorsa O’nu anar, saygı gösterir. Bu anmak Allah Allah demekle değil,  O’na karşı saygı göstermekle olur, emirlerini yerine getirmekle olur, yanlış bir şey yaparım da beni Yaratanın benden uzaklaşmasını sağlarım diye düşünmekle olur. Siz böyle anarsanız, yani Allah’a karşı olan sevginizi davranış olarak gösterirseniz hiç şüpheniz olmasın O da sizi anacak, size sevecek ve size yardım edecektir.

Allah’a karşı  sevgi O’na olan imanı başlatır. 

Zaten doğuştan Allah insana imanı, yani güveni ve güvenilmeyi  sevdirmiş, onu gönüllerimize süslemiştir.

Hem bilin ki, içinizde Allah’ın elçisi vardır.
Şayet o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz.
Fakat Allah size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize süslemiştir.
Küfrü, fıskı ve isyanı da size çirkin göstermiştir.
İşte doğru yolda olanlar bunlardır. Hucurat 7

Allah’ın sevmediği kullar vardır. Bunları bilmek lazım. Çünkü bunları bilirsek, biz de o insanlarla karşılaştığımızda onlardan uzak durarak kendimizi koruruz.

Allah şımarıkları, Kasas 76, zina edenleri İsra 32, Allah’ı eş ve ortak koşanları, Bakara 165, Allah yolunda  infak etmeyip kendi elleri ile kendilerini tehlikeye atanları, Bakara 195, zalimleri, Ali İmran  157,bozguncuları Maide 64 sevmez.

Allah’ın sevmedikleri elbette bunlarla sınırlı değildir. Kuran okuyan insan Allah’ın başka sevmediklerini de bulur öğrenir. Kendine bakar, Allah kendini seviyor mu, sevmiyor mu karar verir.

Allah’ın sevdikleri de vardır. Bunlar da çoktur. Aşağıya birkaç ayetle bur kaç tanesi gösterilmiştir. Kuran okunarak bunlar da öğrenilebilir

Allah âdil olanları sever.   Hucurât 9.

Allah temiz insanları sever.  Tevbe 108

Allah takvâ sahibi kullarını sever Âl-i İmrân 76

Allah ihsan sahibi dürüst kişileri sever. Maide 13

Allah tevekkül ehlini sever Âl-i İmrân159.

Allah sabırlıları sever. Âl-i İmrân 146.

Allah tövbe edenleri sever.   Bakara 222.

Bu ayetlerdeki özellikleri Allah seviyor, insanlar da seveceklerdir.

Allah, iman eden ve güzel, faydalı yararlı işleri yapanları seveceğini, onlar arasında sevgi oluşturacağını açıkca bildirmektedir.

İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır. Meryem 13

İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara gelince, Rahman onlar için bir sevgi oluşturacaktır. Meryem 96

Ve yine Allah bildirmektedir ki, sevdiğimiş şeylerden olmayanlara  vermediğimiz zaman mutluluğa ulaşamayacağız. Toplum da da başkalarına yardım eden insanlar ne kadar çok sevildiklerini herkes bilmektedir.

Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe zafer ve mutluluğa asla ulaşamazsınız. İnfak ettiğiniz herşeyi, Allah çok iyi bilmektedir. Ali İmran 92

Sevdiğiniz kadar sevilmenizi, sevildiğiniz kadar sevmenizi dilerim.

Saygılarımla…

Necmi AKGÜL

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir