SEN NE YAPTIN

Bir adam bir kadını sokak ortasında sille, tekme, tokat dövüyordu. Sen de oradaydın?

Bana ne mi? Dedin geçip gittin.

Koştun, adamın dövmesine engel mi oldun?

Yoksa ne güzel olay deyip seyir mi ettin?

Sen ne yaptın?

Öğrenci üniformalı bir ortaokul öğrencisi elindeki kola kutusunu, yanında çöp sepeti dururken, tekme ile sokağa fırlatıp attı.

Olay senin yanında oldu. Örgenci sırıtarak yanından geçip gidiyor.

Öğrenciye bunu yapma, yakışmadı dedin mi?

Orta çöp bidonu var, onu al şimdi oraya mı at dedin yoksa?

Kızdın, bağırdın, çağırdın mı?

Yoksa bana ne, deyip yoluna devam mı ettin?

Sen ne yaptın?

Günlük yaşantımızda bizi üzen, kızdıran, kaba,çirkin bir çok olaylara şahit oluruz. Adam yanımızda hırsızlık yapar, görürüz anlarız, ama “Bana ne ya!” der geçip gideriz.

Adam market açar, adını Allah’ın güzel isimlerinden biri koyar. Raflardaki fiyat ile kasadaki fiyat birbirini tutmaz. Fiyat kasada daha fazladır. İtiraz edersiniz, belki düzeltirler, ama ertesi günü gelirsiniz yine aynı şey.. Allah’ın güzel adını kullanarak açtığı bu yerde, Allah ile insanları kandırırlar. Görürsünüz, ne yaparsınız?

“Ya boş ver bunlarla uğraşılmaz!” mı dersiniz.

Kızar, yanlış yaptıklarını yüzlerine mi vurursunuz?

Müdüre şikayet mi edersiniz.

Ne yaparsınız?

Adamlar haksız kazançlar elde etmeye, siz ise kızmaya devam mı edersiniz?

Adam televizyona çıkar.  Sakal  bir karış. Başında sarığı, yeşil cübbesi üstünde, şöyle bağırıyor:

“Buluğ çağına gelmiş bir kızın erkeklerin arasında işi ne? Bir kadının bir bir erkek yanında bulunması, hele okusun diye kızları karışık okullara gönderip erkeklerle okutması dinen caiz değildir. Bunların aileleri bunun hesabını veremez, bunlar cehenneme gideceklerdir.” Diyor.

Duydunuz, dinlediniz.

Şimdi ne yapacaksınız?

Kızacak mısınız?

Adam doğru mu söylüyor diyeceksiniz?

Böyle şey olur mu? Diyerek şikayet mi edeceksiniz.

Ne yapacaksınız?

Televiyon izliyorsunuz, bakıyorsunuz bir kadın türbeye gitmiş. O sırada bir muhabir de orada. Soruyor bu kadına:

“Niçin geldiniz?”

“Bebeğim olmuyor da, duaya geldim.” Diyor kadın

“Burada dua edilince bebek sahibi olunuyor mu?” diye soruyor muhabir.

“Halamın kızı geldi, şeyh hazretlerinin  mezar taşına karnını sürttü, onun oldu, benim olması için mezar taşına karnımı sürtecem.”

Kadın gidiyor, türbe sahibinin mezar taşına sürtüyor.

Bunu gördünüz, ne düşündünüz.

“Bu doğru mu? Dediniz.

“Bunların Allah belasını versin.!” Deyip kızdınız mı?

Şikayet etmeyi, Diyanet İşlerine durumu bildirmeyi mi düşündünüz?

Gülümsediniz, izlemeye devam mı ettiniz.

Ne yaptınız?

Adam ekmeğin gramajından, soğan, patetes, şeker , un ve benzeri şeylerden çalıyor. Siz de bunu görüyorsunuz?

Ne yapacaksınız?

Bana ne mi dersiniz?

Zaten bunları hepsi böyle, hepsi çalıyorlar der aldırmaz mısınız?

İtiraz eder hakkınızı mı alırsınız?

Tüketici  derneklerine şikayette mi bulunursunuz?

Herkese anlatarak oradan alış verişin hileli olduğunu mu anlatırsınız?

Ne yaparsınız?

Bir tanıdığınız sizden para istedi. Üç ya da bir ay sonra vereceğini söyledi. Çıkardınız verdiniz istediği parayı..

Gün geldi ama para gelmedi.

Dediniz vermedi.

Sert söylediniz aldırış etmedi.

Yok param diye sizi azarladı.

Ne yapacaksınız?

Gözleri görmeyen, ayakları tutmayan, tekerlekli sandalya ile giden birini gördüğünüz. Anladınız yoldan karşıdan karşıya gececek, ama geçemiyor, ya da tekerlekli sandalyesine destek verilecek.

Ne yaparsınız?

Aldırmadan yanından geçer gider misiniz?

Yaklaşır yardım mı edersiniz.

Onları   görünce halinize şükür mü edersiniz?

Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed, Müslüman olmayan Kureyşin ileri gelenlerinden üç dört kişiye İslamı anlatırken, Müslüman olan  ve gözleri görmeyen biri yanına gelip bir soru sorar.

Allah’ın Elçi’si, soru soranla ilgilenmez ve ötekilere islamı anlatmaya devam eder.

Gözleri görmeyen adam ısrarla sorularını sorunca Allah’ın  Elçi’si ona sırtını döner ve yüzünü asar.

Allah, Elçisi Hz. Muhammed’in bu tavrından hoşlanmaz ve aşağıdaki ayetlerle  uyarır.

Elçi, kendisine, o kör adam geldi diye yüzünü ekşitti ve sırt çevirdi. Abese 1,2

Ne bilirsin, belki o da arınıp temizlenecek, belki öğütlenir ve de öğüt kendisine yararlı olur. Abese 3,4

Kendini her türlü ihtiyacın üstünde gören o kişiye gelince de; onun arınmamasından sana bir sorumluluk olmadığı hâlde sen ona yöneliveriyorsun.  Abese 5,7    

 

Amma! Bilgiyle, sevgiyle, saygıyla ürpererek koşa koşa sana gelen var ya; sense yapmakta olduğun işi daha iyi sanarak, ondan rahatlıkla uzaklaşıyorsun. Abese 8,10

Peygamberin, bu davranışının hoş olmadığını söyleyen Allah, O’nu uyarmaktadır.

Demek ki, engelli de olsa, kimsenin, hatta bir peygamberin bile ona ilgisiz kalmaya hakkı yoktur. Oysa bu engelle, bir sorusuna cevap istemektedir. Yani daha kötü bir durumda bile olsa ona yardım etmemiz gerektiğini de Allah, bildirmiş olmaktadır.

Böyle olaylar çok, siz de çok değişik şeylerle karşılaşıyorsunuz. Özlenen ve istenen hiç böyle olumsuz olmasın, kimse kimseyi Allah ile kandırmasın, kimse akılsız hareket etmesin. Ama ne yazık ki, özlenen ve arzu edilen şeylerden çok uzaklardayız.

Peki bu durum nasıl düzelecek?

Kötü, çirkin, yararsız, zararlı olan şeyleri   gördüğümüzde onların düzeltilmesi için tepki göstereceğiz. Bu yanlışların üzerine gideceğiz ki, yapanlar bir daha yapmasın, ya da yanlışların yapılmaması gerektiğini öğrensin.

İnsanlar  iyi, güzel, doğru, yararlı şeyler yapsınlar ki, kötülükler ortadan kalksın.  Bunun için de bizlere çok büyük sorumluluk düşüyor.

Gücümüz yettiği kadar, dilimiz döndüğü kadar bunlara müdahale etmeliyiz. “Aman bana ne?” yerine, yarın bana da yaparlar demeliyiz

Allah, Kuran’da “Ey iman edenler…” dedikten sonra  ameli Salih yapmamızı istemektedir. Ameli Salih yapanları cennetine koyacağını, onların işlerini kolaylaştıracağını buyur. Görülen çirkin şeyleri düzeltme yolunda yapılan her adım işte ameli salihin ta kendisidir.

İnsanların en hayırlısı olmak istiyor musunuz? O halde Allah’ın şu ayetine kulak veriniz.

İman edip sâlih ameller işleyenlere gelince, halkın en hayırlısı da onlardır. Beyyine 7

İnsan iman etse bile, düzeltici güzel,yararlı, faydalı iş yapmıyorsa insanlar arasında önemli bir  değeri olmayacaktır.

Yanlışa, kötüye ses çıkarmamak, bunu yapanlara siz bunu yapmaya devam edin demektir. İyiyi, güzeli ve doğru olanı çirkinleştirenlere dur demek, ameli salihtir.

Ameli Salih, bir yönü ile güzel iş yapmaktır ama, başka bir yönü ile de ıslah edici, düzeltici işler yapmaktır. Olumsuzlukları, insanları rahatsız eden şeyleri ortadan kaldırmaktır.

Yapılması gerekenleri yapmayarak insanları rahatsız edenler, çevreyi kirletenler, işlerini kötü yapanlar, eksik mal tartanlar, hileli mal satanlar,ahlaksızlık yapanlar, geçimsiz, kavgacı, bozguncu olanlar ve bunun gibi daha bir çokları Allah’ın doğru yol dediği yoldan çıkanlar, yani suçlular,hatalı olanlardır.

Bu insanların azınlıkta olduğu bir gerçektir. Ama  bunlar iyi eğitilmezler, yaptıklarının yanlış olduğu onlara anlatılmazsa çoğalacaklar, bir gün gelecek bunların çoğunlukta olduğu yerler yaşanmaz hale gelcektir.

İyi insanların, bozan değil toplumdaki kötülükleri düzeltenlerin yapacaklarını Allah şu ayeti ile ne güzel anlatmış, görevlerini vermiştir.

Dedi: “Rabbim, bana lütfettiğin nimete yemin ederim ki, bir daha suçlulara asla arka çıkmayacağım.”  Kasas 17

Allah’ın Elçisi Musa, kendine verilen imkanları en iyi kullanacağını belirtikten sonra, “bir daha suçlulara asla arka çıkmayacağım.” Diyor.

Gerçekten inanan bir insan, toplumun bozulmasını değil, düzelmesini ister. Müminin burada iki görevi vardır,  biri kendisi bozucu olmayacak, öteki de bozucu olanlara arka çıkmayacak, gücü yettiğince onlara mani olacaktır.

Zaten, bu işleri yapanlar, islah etmek yerine bozgunculuğu ve ahlaksızlığı seçenleri Allah, sapık ve çılgın olarak tanımlamaktadır.

Şüphesiz suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler. Kamer 47

Her gün toplumda bir çok olumsuz şeylerle karşılaşıyoruz. Resmen hakkımızı yiyorlar, sıramızı alıyorlar, emeğimizi çalıyorlar, bağırıp çağırarak keyfimizi kaçırıyorlar, trafikte hayatımızı tehlikeye atıyorlar, 70 yaşındaki dede sırada beklerken, yirmi yaşındaki delikanlı herkesin gözünün önünde en öne geçiyor.

Şimdi bunlara susacak mıyız?

Bir şey demeyecek miyiz?

Hakkımızı yiyenlere gıgımız çıkmayacak mı?

Eğer böyle yaparsak, yarın bir gün haktan hukuktan söz etme hakkınız olmaz. O kötülere bakarak siz de onlar gibi olursunuz.

Allah böyle istemiyor.

İnsanlık böyle istemiyor.

Toplum böyle istemiyor.

Peki,  siz niye böyle istiyorsunuz?

Neden insanların sizleri koyun gibi gütmesine izin veriyorsunuz?

Allah, aklınızı kullanınız demiyor mu?

Akıllı olun demiyor mu? Hatta, aklını kullanmayanların üzerine pislik yağar diyor. Yunus 100

Düşünün demiyor mu?

Düşünmüyor musunuz? Enbiya 10

Hakkınızı kimseye yedirmeyin demiyor mu?

Ve daha bir çok şey  demiyor mu?

Neden susuyorsunuz o  zaman?

Yoksa siz de  “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın mı?” diyorsunuz. Ama unutmayın o yılan bir gün sizi  de sokmaya gelecektir.

Siz onurlu ve şerefli yaşamak istiyorsanız Hazreti  Ali’nin şu sözüne kulak veriniz.

HAKSIZLIĞA BOYUN EĞMEYİNİZ. YOKSA HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ.

Saygılarımla…

Necmi AKGÜL

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir