BİLENLE BİLMEYEN…

 

Bir insan için ve bir millet için eğitim çok önemlidir. İnsanlığın vazgeçilmez en temel taşı eğitimdir. Kuran, eğitimle ilgili ayetlerle doludur. Hepiniz bilirsiniz, ilk ayet ikra, yani oku ayeti, bilgileri topla ve dağıt anlamına gelmektedir. Yüce Allah, daha ilk vahiylerinde okumaya önem vermiş, Peygamberimiz Hz. Muhammed’i ilk inen ayetlerle eğitmiş, yetiştirmiş ve sonra da dini tebliğle görevlendirmiştir.

Kuran’da Zümer Surasinin 9. Ayeti sonunda bakınız Yüce Allah ne diyor:

Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? Ancak, akıl sahipleri düşünür.

Allah soruyor kullarına, hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? Şimdi lütfen, eğitiminiz ne olursa olsun, kim olursanız olunuz, hangi dinden inançtan olursanız olunuz, cevap verir  misiniz bu soruya? Verdiğiniz cevabı duyuyorum, soruya muhatap olanların  tamamı hayır, bilenle bilmeyen bir olmaz diyor.

Bilenle bilmeyen bir olursa, acaba ne olur?

Bilenin hakkı elinden alınır bilmeyene verilir.

Hakkı yenen öteki insana zulum edilmiş olur.

Bilenle bilmeyen birbirine eşit olur.

İnsanın yaratılış fıtratına aykırı bu durumla insanların ahlakları bozulur. Bilmeden yetişen insanın yararlı işler yapması da beklenemez.

Yani insanlar tek tek zarar görür. O insanların meydana getirdiği toplumlar da çöker gider.

Bilenle bilmeyen bir olur mu? Düşünmüyor musunuz?

Eğer bilenle bilmeyeni bir tutarsanız siz, düşünmemiş olursunuz.

Düşünmemiş, yani aklınızı kullanmamış olursunuz. Böyle olunca  açıklamayı yine Allah  yapıyor:

Aklını da kullanmamış olanların üzerine acılar sıkıntılar, ızdıraplar, mutsuzluklar, hastalıklar ve kötü olan  ne varsa ırmaklar gibi akar durur.Yunus Suresi 100. ayeti
Bilenle  bilmeyen bir tutarsanız, görenle görmeyeni, çalışanla çalışmayanı, güzel işler yapanla yapmayanı, helal kazanan  ile haram kazanan ve buna benzer şeyleri de bir tutmaya kapı aralamış olursunuz.  Bunun önüne geçmenin yolu da hiç şüphesiz  Kuran’ı anlamaktan ve eğitimden geçmektedir.

Bakalım şimdi, ülkemiz insanının eğitiminden sorumlu olan Milli Eğitim Bakanlığı 4+4+4 zorunlu eğitim sistemi ile bu durumu göz önüne almış mı?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın İlköğretim Kurumları Yönetmeliği diye bir yönetmeliği var. Bu yönetmelik, öğrencilerin sınıf geçme ve kalma da dahil her türlü iş ve işlemlerinin nasıl yapılacağını karara bağlayan bir yönetmeliktir. Bu yönetmeliğin bazı maddeleri  21 Temmuz 2012 tarihinde değiştirildi. Değiştirmenin amacı da, 4+4+4 zorunlu eğitim sistemine uygun hale getirmekti.

Bu yönetmeliğin 47. Maddesi  öğrenci başarısının değerlendirilmesini düzenleyen  maddedir. Bu maddenin yeni şeklinde yer alan c) bendini aynen alıyorum.

“İlkokullarda öğrencilere sınıf tekrarı yaptırılmaz.” 

İlkokullar dediği, ilkokulun 1.2.3 ve 4. Sınıflarını kapsıyor. Yani bu ifadeye göre ilkokullarda sınıfta  kalmak kaldırılmış olmaktadır.
Yani  derslerinde öğrenenle öğrenmeyeni, çalışanla çalışmayan yıl sonunda sınıf gececektir.

Yani başka bir ifade ile öğrenilmesi gerekenleri öğrenenle öğrenmeyen,bu öğrendiklerini davranış haline getirenle getirmeyen yıl sonunda eşit hale gelecek, ikisi de ödül olarak bir üst sınıfa geçecektir.

Şimdi bu durumu akıl, mantık, vicdan kabul eder mi? Sizin vicdanınız kabul etti mi bunu?

Burada akla şu soru gelecek, koskaca bakanlık bunu  niye yapıyor? Onlara göre, sınıfta kalan her çocuk memlekete pahalıya maloluyormuş, her sene defter kitap,öğretmen,yakıt, gel git, aileye getirelen yüklerle altından kalkılmaz kayıplar söz konusu oluyormuş. İyi güzel de bu öğrencilerin hayatları ile oynanmasının topluma olan zararını kim ödeyecek.? Bu millet ne çektiyse cahiller ordusundan çekmedi mi? Bir ülkenin en büyük zenginlik kaynağı iyi yetişmiş insanlarımızdır. Siz bunları bilmeden sınıf geçirir orta okula getirirseniz, iyi mi yetiştirmiş oluyorsunuz?

Kuran diyor  k i:

Yoksa siz, Kitabın, bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz. Bakara 85

İnsanlar, akıl, beden ve davranış bakımından farklı yaratılmışlardır. Bu kadar farlılıkları bir yana koyup sonra da hepsine hak etsin etmesin aynı hakkı verirseniz, bu toplumun dibine yerleştirilmiş bir bomba olur. Bu bomba on yıl sonra patlamaya başlar.

Artık bu yıllarda patlamaya başlamıştır.

Eskiden ilkokulu bitiren çocuk diploma alırdı. Öğretmeni, babası bu çocuğun ortaokula gidip gitmeyeceğine durumuna karar verirlerdi. Okuyamayacak durumdu  ise çocuk berber çırağı, pastacı, fırıncı, terzi, otu tamircisi gibi işlere girer, bir sanat öğrenirdi.

Şimdi gidin berberlere, çırak yok, pastacı da çırak yok, tamircide çırak yok.  Niye, çünkü 4+4+4 sistemi ile diploma alamıyor, mecburen ortaokula gidiyor, sonra liseye.Lise bitince bunlar 18 yaşına genç delikanlı,  genç kız oluyorlar.

Bir yandan ara eleman yetişmezken,  öte yandan hiçbir işi, sanatı olmayan bu gençler ana-babalarına yük olmaya devam ediyorlar.

Yarın bir gün, birkaç yıl  sonra, bu ülkenin temizlik işcisini Afrika ülkelerinden getirildiğini duyarsanız,hiş şaşmayınız!

Bu zaman için toplumsal patlamalara sebep olacaktır,  bombalar daha şiddetli  patlayacaktır.

Yine iktidarlar  değişecek, eğitim sistemi yüz yıldır sürekli değiştiği gibi  yine değişecek, bu millet de bunun acısını çekip durmaya devam edeceklerdir.

Bu iş neresinden bakarsanız bakın, kökünden temelinden yanlıştır.

Ne de olsa  bilenle bilmeyen sınıf geçecek diye bu okullarda öğretmenleri tembelliği itmiş oluyorsunuz. Öğrenci yıl sonunda sınıf gececeğini bildiği için her türlü yaramazlığı yapıyor, derslerine çalışması varsa da çalışmıyor. Öğretmenlerin de böylece çalışma istekleri yok olup gitmektedir.

Bu gün her kesimden, her kurum ve  kuruluştan,  hatta her insan yükselen ses  “EĞİTİM BİTMİŞTİR” sesidir.

Eğitimi bitirmeyin. Eğer eğitim biterse ülke biter,  her şey biter, eğitimli toplumların eğemenliği altına gireriz. Bunun yolu yapılan yanlıştan dönmek,  gerçek akla ve bilme uygun, siyasetten uzak bir eğitim sistemini kabul edip bunu değişmez,  bir bakanın  isteği ile değiştirilemez hale getirip uygulamaktır.

Bilenle bilmeyen bir olur mu? Düşünmüyor musunuz? Zümer 9 Kuran ayetine bu kadar açık,. Allah’ın isteğine uymayan  hükmü yasalaştırıp uygulamaya  koyduğunuzda akıl sahibi kurum ve  kuruluşlar, partiler, tarikatlar, cemaatlar ve en önemlisi Diyanet İşleri Başkanlığı “BU OLAMAZ.” Diye karşı çıkmaları gerekirken, hiç seslerini çıkarmamışlardır.

Bu sistemin uygulanmasından  5 yıl geçmesine rağmen, sistemin yanlışlığı bazı çevrelerce de kabul edilmişken, kimse tarafından ülke gündemine getirilmemiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığı, eğitim gibi bir konuda Kuran’a aykırı ve ters iş ve işlemler yapılmasına sessiz kalmıştır.Hala da sesini çıkarmamıştır.

Siyasi partiler de bu konuda hiçbir şey söylememektedir.

Üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, eğitim dernekleri, basın, televizyon, köşe yazarları konuya hiç el atmamışlar,  bunu kabul etmişlerdir.

Bir televizyon proğramında bu konu ile gili bir açık oturup yapılmamıştır.

Dinimizi anlatan o ünlü ilahiyatcı proflarımı, kalkıp  tek kelime etmemişlerdir .Ama 7 yaşındaki kızlarla evlenilebileceğini kamu  oyuna taşımışlardır.

Hiçbir millet vekili konuyu gündemine getirmemiştir. Sanki ülke gündeminde herkesin sınıf geçmesine imkan veren  bir yönetmelik maddesi yoktur.

Daha bu gidişle de  kimse bu  konuyu ele almayacaktır. Oysa en önemli olan şey eğitimdir, eğitimin amaçlarının yanlış uygulanmasıdır.

Duyun, işitin bilin ki, bir yandan ara elaman yetişmesine engel olurken, öte yandan bu milletin geleceğine bu sistem en büyük kötülük tohumu ekmektedir. Bu kötü tohum meyvesini verince hepimiz bu kötü tohumun sonuçlarından gerekli acıyı çekeceğiz. Düşünen, bilen, araştıran, aklını kullanan insanlar yetiştirmek yerine, haksızlığa hukuksuzluğa zemin hazırlayan, bilmeyen, düşünmeyen, sorumluluk bilincinden yoksun, neyin yararlı neyin zararlı olduğunu anlamayan, okumayan insanlar mı yetiştireceksiniz? Bunun kime, ne faydasın var?

Eğer bir şey yapacaksınız, sınıf geçip kalmayı öğretmene bırakın ve sınıf geçmeyi zorlaştırıcı, öğrencilerin sınıfta geçmek aslanın ağzında olduğunu hissettiren sistem getiriniz. İnsanlara hak etmedikleri şeyleri kabul etmeyi küçük yaşlarda öğretirseniz, büyüdüklerinde de bu alışkanlıklarını devam ettirecekler, sonra da bunun cezasını o insan ile birlikte bu toplum çekecektir. Allah, insan için çalıştığından başkası yoktur derken, (Necm 39) siz neden sınıf geçmeyi, hak etmeyene hak vermeyi hem de eğitim kurumlarında yapıyorsunuz, anlaşılır gibi değil.

İlk okulda sınıf geçmek kaldırılmıştır. Peki ya orta okulda  lisede ne olmuştur? 5’lik not verme düzeninde bir alan sınıfta kalacak, iki alan geçecektir. Yani çocuk ilk okuldan temelsiz, bilgisiz gelince yığılma olmasın diye sınıf geçme son derecede kolaylıştırılmıştır. Eski yönetmelikte yirmi gün mazeretsiz okula gelmeyenler sınıfta kalırlardı, şimdi 45 güne çıkarılması gündeme alınmıştır.. Neden? Artık okula gitmeseniz de olur, ne de olsa sınıf geçersiniz. Sonra her yıl sonunda bir dersten kalanlara sınav hakları, öğretmenler kurul kararları ile bil-bilme sınıfı  geçip geçip gideceksiniz.

Bunun sonu ne olur böyle? Olacağı belli, eğitimsiz, kolaya alışmış, görevinin bilincinden uzak nesiller yetiştirirsiniz. Meslek yok, bilgi beceri yok,  sorumluluk yok, ahlaksızlık diz boyu ve böyle nesli hiç bir iktidar da yönetemez zaten. Yazık etmeyin. Gelin sınıfta kalmayı kolaylaştırmak yerine  öğrencilerin hakkı ile sınıfı geçebilecegi bir sistem getirin. Bu onlara saygıdır, öğretmenlere saygıdır. Bu, millete saygıdır. Ve bu, başarılı nesiller yetiştirmenin en temel taşıdır.

İnsan  fıtratına Yüce Yaratıcı farklı özellikler koymuştur. Her çocuk farklıdır diyen psikoloji uzmanlarınız yok mu sizin? Size bileni bilmeyeni dört yıl boyunca sınıf geçirin talimatını verenlerin, kanun çıkaranların, yönetmelik düzenleyenlerin bu ülkeyi, bu vatanı sevdiklerine asla inanmayın. Yol yakınken bu düşüncenizden geri dönün, on yıl sonra bu bilenle bilmeyeni bir tutan neslin aklı erince, yani kendilerine yapılan kötülüğü anlayınca anarşi ve terörün yeşereceği zemini de hazırlamış olduğunuzu bilerek yaşayınız. Çünkü o günleri göreceksiniz.

Cahil, koyun sürüsü gibi insan yetiştirelim, okumasınlar düşünmesinler, bunlar ilerde bize oy versinler diye bunu yapıyorsanız, işte asıl kötülüğü de bu millete o zaman yapıyorsunuz. Bir ülkenin eğitim bakanlığı, insanları eğitir, insanlar da akıllarını kullanarak kendi yollarını kendileri seçerler.  Oysa bu yapılan, bunun böyle olmayacağını açıkca göstermektedir.

Sınıf geçmeleri ortaokullarda, liselerde kolaylaştırdıkca üniversite sınavına giren 2 milyondan  fazla öğrenciyi üniversitelere alamıyorsunuz. Bunların yarısına yakını alıyorsunuz, geri kalan öğrenciler işsiz, mesleksiz orta kalıyorlar.

Sonra üniversite mezunları iş bulamıyorlar.

İşsizlik almış başını almış gidiyor bu nedenlerle..

Yapılan ilk şey hemen sınıf  geçmeyi zorlaştıran ve eğitimde başarılı olamayan  öğrencilerin  iş yerlerinde sanat öğretmelerine imkan veren sistemi getirmektir.

Eğer bunu yapmazsanız, bir gün gelecek insanlar bunun hesabını soracaklar,  bilenle bilmeyeni bir tutan herkese  de yine urutmayın ki, Allah  niye böy.le yaptınız da benim ayetimi hayata uygulamadınız diye soracaktır.

Size diyecekler ki ey sorumlular, ben size BİLENLE BİLMEYEN OLUR MU? Diye sormuştum, bunun gereğini yerine getirdiniz mi? cevabınızı burada yaşıyorken, şimdiden hazırlayınız.

Bilenle bilmeyeni kim bir tutuyorsa, bunu uygulamaya sokuyorsa hayatta, bundan ve bunun getireceği sonuçlardan  tümüyle sorumludur.

Bunu değiştirmeye gücü yetenler daha çok sorumludurlar. Çünkü Allah, “ Bir insan ancak gücü yettiğinden sorumlu tutulur.” Bakara 233

Bilenle bilmeyeni bir tutan zihniyetin  bozduğu toplumsal düzeni düzeltmeye çalışan her bir insan Allah yolunda Ameli Salih yapmaktadır. Ancak Beyyine 7’ye göre halkın iyi insanları bunu yaparlar.

Ben küçük kıvılcıma dikkat çektim. Bunun alev olmasını ve bilenle bilmeyenin bir tutulmasını bir yana koyup hakkın, hukukun ve adeletin topluma hakim olacağı düzen için gücümüz oranında destek olalım.

Bu Kuran’ını,  ülkesini seven her insan için kutsal bir görevdir.

Bu görevi yerine getirirken Yardımcımızın Allah olmasını (Hud 88) dilerim.

Saygılarımla.

Necmi Akgül

www.tanyolu.com

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir