DİNE EKLEMELER ÇIKARMALAR

Allah diyor  ki, halis din Allah’ındır. Zümer 3

Halis, kelimesi saf, katışıksız, olduğu gibi, hiçbir yerinde bozulma olmamış, demekdir.

Yani süt gibi..

Yani kar gibi

Yani dinimiz, temiz, tertemiz, hiçbir yerinde bozulma, eksilme artma yok. O, yani İslam Dini Allah’tan geldiği şekilde Kuran’dadır.

Allah’ın gönderdiği din ile, bu gün yaşadığımız islam dini birbirine benzemez hale gelmiştir. Bir çok mezhepler çıkmış, uydurma hadisler almış başını gitmiş, tarikatlar, cemaatlar, ve daha bir çok şekilde bölük pörçük, paramparça olmuş, hala da bozulmaya parçalanmaya devam etmektedir.

Allah bir.

Peygamber bir

Kuran bir

Ama nasıl oluyor da bu kadar ayrı gayrı şeylerle dinimiz parçalara ayrılmıştır?

Ne olmuş da böyle olmuştur.

Kuran’ı biz indirdik, O’nu biz koruyacağız, diyor Allah.  (bkz. Hicr 9) Kuran, bu güne kadar korunmuştur, kıyamete kadar da korunacaktır. Ama ayetlerine yanlış manalar vererek dinimizi içinden çıkılmaz bir hale getirmişlerdir. Uydurdukları hadislerle de bölünme hızlanmıştır.

Peygamberin hadisleri, Allah’ın ayetlerini yürürlükten kaldırır diyerek Peygamberimiz Hz. Muhammed’i dini kurallar koyucu durumuna getirerek, hem Peygamberimize hakaret etmişler, hem de Peygamberi Allah’ın önüne geçirecek kadar gözleri dönmüştür.

Böyle diyenlerin ve düşünenlerin sayısı günümüzde de  ne yazık ki, çok vardır.

Günümüzde bir cemaat lideri bakınız ne diyor: Bir de Kuran Müslümanı sapıklığı çıktı. Din ulamaları hadisin Kuran’a ihtiyacından fazla, Kuran’ın hadise ihtiyacı vardır diyorlar.

Tarih boyu ve günümüzdeki uzantıları olan bu  zihniyet, Kuran ayetlerinin emellerini karşılamayınca Peygamberimiz adına hadis  uydurmuşlar, sonra da bu uydurdukları hadis ile Kuran’ın hükmünü (haşa) amaçları doğrultusunda değiştirmişler ya da kaldırmışlardır.

Kuran Müslümanı sapıklığı  diyen her kimse, bilsin ki, kendisi tam bir sapıktır.

Allah, Müslüman doğruyu araştırıp bulandır, diyor. (Cin suresi 14) Herkes doğru nedir araştırmamış, önüne konanı, kendine söyleneni din zannetmiş, ona inanmıştır.

Allah, atalarınızdan öğrendiklerinizi de araştırın diyor, ya onlar yanlış biliyorlarsa diye de uyarıyor.Bakara 170

Bu dine inananlar kadar bu dine düşman olanlar da var. Çıkarı için her  şeyi yapan, gerekirse hadis uyduran, gerekirse ayetlerin anlamlarını değiştiren bir çok insan var. Bunlar neden bunu yapıyorlar, islam alemi kalkınmasın, geride kalsın, onları sömürelim, ellerindekini de madenlerini de alalım diye uğraşıyorlar.

Bunda kesin başarılı oldukları da bir gerçek.

Elliden fazla islam devletinin hiç birinde huzur yok. Dünyanın neresinde bir savaş varsa, yüzde doksanı Müslüman devletlerinde. Bunlar neden böyle, niye bu hale geldik, araştıran, bilen var elbette, ama yönetenler sessiz ve duyarsızlar.

Allah’ın dininin eğitim ve öğretimde, ahlak ve toplum nizamında, alışveriş ve insanlar arası ilişkilerde, YÖNETIM için koyduğu ilkelerde, yani kısaca insanın mutlu olması için bel kemiği olan emir ve yasaklarda,  gerekli bozulmalar için, ellerinden gelen her şeyi yapmışlardır.

Bunları yaparken da müminleri Allah ile aldatmışlardır.

Allah, Kuran’da uyarıyor: O aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın. Fatır 5

Diyor ki Allah, kötü düşünceleriniz veya insan şeytanları, sizi benim adımı kullanarak aldatacaklar. Sizi uyarıyorum, onlara aldanmayın. Onların aldatmak görevi varsa, sizin de aldanmamak göreviniz vardır. Ben size akıl verdim. Aklınızı kullanmazsanız, belalardan, acılardan, ızdıraplardan , yani sizi rahatsız edici hiçbir şeyden kurtulamazsınız. (Bknz.Yunus 100)

Yaptıkları şeylerin başında dinde olmayanı dine sokmak, yani bidatlar ile  akla ve mantığa ters düşen, yalan sözün tatlısı olan hurafeleri sınırsız şekilde kullanmak olmuştur.

Kuran’ın içeriğinden haberi olmayan insanlar da bu tatlı yalanlara aldanmış, hayatını ona göre düzene koymuştur.

Bir de bununla yetinilmemiş, bazı dinden çıkarı olan fırkalar, tarikatlar biz yolun doğrusundayız diyerek bu cahil insan sürüsünü saflarına katmışlar, onları kendi çıkarları için din adına sömürmüşlerdir.

Bu gün de bu sömürü aynı hızla devam etmektedir.

Geçenlerde tanıdığım biri anlatmıştı, inanmamıştım. Günümüzde adı çok duyulan bir şeyh bir yere gitmiş, müridleri akın akın ziyaretine koşmuşlar, adamcağız her gelenle tokalaşamamış, eline bir ip vermişler, ipi uzatmışlar ve demişler ki, bu ipi tutunuz, şeyh ile tokalaşmış gibi sevap alırsınız.

İnsanların nasıl bir çıkmazın içinde olduğunu düşünebiliyor musunuz?

Allah, sürü olmayın diyor, bunlar, şeyhin peşinden gidenler, körü körüne bir insana bu kadar bağlananlar sürüden daha beter akılsızdırlar, aklını kiraya verenlerdir.

Ülkemiz de dahil, hiçbir islam ülkesinde bu cehaletle mücadele eden bir devlet görevlisi yok. Çünkü, bunlar yanlış, yapmayın etmeyin dese oy alamayacağını, bir daha seçilemeyeceğini biliyor, o makam ve o makamın nimetlerinden yararlanmak için de sesini çıkarmıyor, Allah’ın emirleri, Kuran’ın ayetlerini dikkate almıyor.

Din, siyasi başarı ve yönetimi ele geçirme aracı olarak kullanılmaktadır. Bu sadece bizim dinimizi ve yine sadece bizim ülkemiz için geçerli değildir. Bütün dinler ve bütün ülkeler için böyledir.

Din siyaset aracı olarak kullanılınca, olması gerekenler değil, siyasilerin istedikleri olmakta, kişilere şirin görünmek için Allah’ın emirleri böylece çok yerlerde  yok  sayılmaktadır.

Ülkeler, kendilerini yönetmek için anayasalar hazırlamışlardır. Bizim de bir anayasamız vardır. Bu anayasa en büyük anayasa olan Kuran’a aykırı hüküm taşımamalıdır. Bu ülke Müslümandır, seçilen milletvekilleri de Müslümandır. Nasıl oluyor da, onların çıkardıkları kanunlar Kuran’a uymayan, ya da Kuran’ın istediği hükümlere aykırı olan şeyi kabul edip toplumu bunlarla yönetmeye çalışıyorlar?

Kuran’da kasıtlı olarak insan öldüren ile toplumun huzurunu bozan teröristlerin öldürülmeleri Allah hükmüdür. Ama günümüzde En büyük anayasaya olan Kuran’a aykırı olarak bu hükümler bizim anayasamızda kabul edilmiş, idam cezaları kaldırılmıştır.

Kuran, itibarlı insanı halka hizmet eden olarak tanımlar. Ve yine değerli insan için de kendi emek ve gayreti ile kazanmayı esas alır. Ama bu gün toplumda çok namaz kılan, çok ibadet eden  tembel tembel oturan insan,  hatırlı ve dürüst olarak anılmaktadır.

Günlük hayatımızda bozulmalar her alanda mevcuttur. Abdest Kuran’da tarif edilmiştir. (Bak.Maide suresi 6) Buradaki abdest alırkan el yüz yıkanacak, baş ve ayak mesh edilecektir. Hepsi bu. Bu gün ilmihal kitaplarında anlatılan abdest bir saatte alamazsınız. Her şey ayrı bir formaliteye bağlanmış, hatta parmak aralarıın da nasıl sıvazlanacağı merasime tabi tutulmuştur.  Daha da önemlisi abdesti anlatan, her organı yıkarken hangi duaların okunacağını bildiren üç yüz sayfalık abdest alma kitapları yazılmıştır.

Bunlar yapılırken de, Peygamberimiz böyle yapardı demişlerdir.

Bu inanış ve bu abdest alma halen aynen devam etmektedir. Doğrusunu çıkıp anlatan bir kimse de mevcut değildir. Sonra salatın şartı olan abdest, her Kuran’ı ele alışta tekrarlanacaktır. Çünkü onlara göre, Kuran abdestsiz tutulamaz, okunamaz.

Abdesti bozan şeyler açıkça bildirilmişken Kuran’da, buna bir çok eklemeler yapılmıştır.

Başka bir şey Peygamberimiz dişlerini misvak denen bir ağacın dalı ile temizlerdi. O ağacın  dalı fırça gibi olurdu. Peygamberin sünneti diye bu gün hala o dalı arayan, bulamayınca dişlerini fırçalamayan milyonlarca Müslüman var. Çevrenize bakınız, giysisi ile sokaklarda ben Müslümanım diye bağıran insanlara bakınız, dikkat edin dişlerine sapsarı olmuş, ağızları kokmaktadır. Oysa macun ve fırça boldur ülkemizde. Onlarla yapmazlar.

Bilmezler ki, misvak ile ağzı fırçalamak değil Peygamberin sünneti, ondan kalan diş temizliğidir.

Kuran,  Arap dili ile indirilmiştir. Neden, çünkü peygamberimiz ve O’nun içinde yaşadığı toplum Arapça konuşmaktaydı. Bu durumda Kuran Türkçe inecek değildi. Kimse anlamazdı. Kuran, Arapça indi  diye Arap dili ve yazısı kutsal öteki diller ve yazılar kutsal sayılmamaktadır. Arapça bir yazılı kağıt görünce alıp başa konmaktadır. Orda ne yazılı olduğu bilinmemektedir.

Arapçanın ve arap alfabesinin kutsal sayılması tam bir saptırmadır.

Bu gün arapça ile yazılmış seks kitapları vardır.

Burada önemli olan Kuran’ın anlamıdır. Allah’ın bütün insanlara gönderdiği emir ve yasaklarıdır. Dünyada beş bin çeşit dil konuşulmaktadır. Her başka dili konuşana önce arapça öğretip sonra Müslüman olmaya çalışmak boşunadır, mümkün olmayan bir düşünce sistemidir. O halde Kuran her dile çevrilmeli, Allah’ın insanlara ne dediği  öyle anlaşılmaldır.

Kuran’ın bir çok yerinde beni anlaya anlaya, düşüne düşüne okuyun diyor. (Bkn. Müddesir 4, Nisa 82, Muhammet 24)

Camilere gidenler bilir, orada vaazlarda ve hutbelerde sürekli olarak insanlara ibadet etme şekilleri üzerinde durulur, hatta bazı cahil hocalar, namaz kılmayanı , içki içeni cehenneme götürürler. Bunları söylerken de öyle bağırırlar  ki, inanın camiin içi inler.

Siz haram yiyenin, haksız kazanç elde edenin, insanlara zulm edenin kötü işler yapanın, Kuran ayetlerine karşı gelenlerin, birkaç ayeti inkar edenin cehenneme gideceğini bu kadar bağıra bağıra anlatıldığını duydunuz mu?

İçerde temizlikte bahseden imamın, hemen çıkınca cami çevresindeki poşetleri, sigara izmaritlerini, kola kutularını ve bilmem ne kadar çerçöpü temizleyin, buraya Allah için geldiniz, temizliğe buralardan başlayın dediğini duydunuz mu? Duymazsınız. Niye, bunları söylemek imama pirim getirmez de ondan.

Camiye kadınların geldiğini gördünüz mü?

Hayır, görmediniz. Neden? Onlar Müslüman değil mi? İmamların kadınlarınızı da camiye getirin dediğini duyuyor musunuz? Hayır, duymazsınız.

Din erkeklerin mi? Kuran ayetlerine uymaya kadınlar da sorumlu değiller mi? Kuran, kadınları ile erkekleri eşit tutmamış mı?

Ey iman edenler derken Allah, erkekler mi demek istemiştir. Bu iman edenler arasında kadınlar yok mudur.?

Günlerce günah işleyen, her kötülüğü yapan, işleri  iyi yapmayan, çalan, yalan söyleyen bir çok Müslüman var. Bunu hepimiz biliyoruz.

Ama bir çok da kandil geceleri var. Çıkıp diyorlar ki bu gece dualar eder, kandili ibadet ile geçirirsen bütün günahlardan arınırsın, bu gece yapılan duaları Allah kabul eder. Dinleyin ilgili konuşmacıları, hep böyle derler, hangi kandil olursa olsun.

Bunun anlamı nedir biliyor musunuz? Bu gizlice şu demektir, siz günahları işleyin, bir kandil gecesi dua edin, hepsi yok olur gider.

Allah, başka zamanlar duaları kabul etmez mi yani? Sonra Kuran’ın hiçbir yerinde dua edin kabul edeyim diye beyan yok. Dua edin emri var, dua etmezseniz size kıymet vermem diyor Allah, ama dua edin, bakayım duanıza ona göre size karşılık veririm diyor. Durum bu iken nasıl oluyor da siz şimdi insanların günahlarını bir gecede affettiriyorsunuz.

Sonra kötülüğü ister gibi dua edenler olursa, yani derse ki, Allah’ım komşumu sevmiyorum, onun belasını ver derse, Allah’ın bana bol PARA ver derse, Allah’ım  beni vali yap, milletvekili yap, beni kanserden iyi et derse? Bunları da Allah kabul ederse, kimi çalıştıracaksınız, kim ekip biçecek, kim elma armut yetiştirecek, kim bina yapacak, kim .. kim…?

Allah, kullarının isteklerine karşılık verir. Bakar, bu istek yerinde mi, bu kula yarar mı zarar mı getirir. Sonra da karar verir.

Diyorlar  ki, siz dua edin, Allah kabul eder. Allah her isteği kabul etseydi, bu ülkede hergün 40 milyon kişi namaz kılıp dua ediyor, o zaman dünyanın en sorunsuz, en zengin, en güçlü, en huzurlu ülkesi olurduk?

Soruyorum öyle miyiz?

Soruyorum, ülkemizde hiç sorun yok mu?

Atalarımızın kanları ile sulanmış, çizmeyle, çarıkla,  kazma ile kürekle kurtarılmış bu vatan toprağında, herkes iş bulmuş mu, herkes mutlu mu, anarşi, bölücülük faaliyetleri yok mu, haramlar helal diye yenmiyor mu, işçi, köylü, memur mutlu mu, üretilen mallara hile karıştırılmıyor mu, hastahanelerden herkes eşit olarak yararlanıyor mu, fakir yok denecek kadar azmı, yollar köprüler yeterli mi, trafik sorunu çözülmüş mü, eğitim olması gerektiği gibi mi?

Bunların hepsine evet diyecek bir babayiğit var mı?

Eee, her gün dualar eden bizler değil miyiz? Avrupa ülkelerinde bunlar var mı? Biz Müslümanız onlar ise başka dindendirler.

Kutsal geceler icat edip öbür zamanlarda günah işlemeye teşvik eden, kutsal aylar, bir adı da üç aylar icad edip öteki aylarda her istediğini yap mantığı doğru mu? Bu gecelerde ve bu aylarda bol bol ibadet edersen cennete gidersin düşüncesi ile insanları kandıranlar yok mu? Neden böyle yapıyorlar, çünkü bu gecelerden ve bu aylardan PARA kazanıyorlar, bizleri aldatıyorlar.

Çok dua et, çok namaz kıl, çok oruç tut, çok hacca git,  cennet garanti olur. Ama Kuran böyle demiyor. Elbette bunları yapmak Allah’ın emri, yapılması gereken kendine iyilktir. Cennet için Kuran, hayırlı işler, yararlı işler, düzeltici işler yapanın hakkıdır. İyilik edenlere bire on sevap verilirken, hayırlı yararlı ve düzeltici işler yapanlara cennet vaadedilmiştir.

İş, ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Kim kötü bir iş yaparsa, onunla cezalandırılır. O, kendisine Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilir.Nisa 123

“Kim bir kötülük yaparsa, ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya erkek, kim, mü’min olarak salih bir amel işlerse, işte onlar cennete girecek ve orada hesapsız olarak rızıklandırılacaklardır.” Mümin 40

Ayeti bir daha dikkatle okur musunuz?

İşte bu, yapmakta olduklarınıza karşılık size mîras verilen cennettir. Zuhruf 72

Şüphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar. Beyyine 7

İnsanlar dileklerini Allah’tan istemek yerine, türbelerden, şeyhlerden istiyorlar. Ne yazık ki bunların sayısı da  o kadar çok ki! Televizyonlarda görüyorsunuz, bilmem ne baba türbesine gidenler sınav için dua edip yardım istiyorlar.

Bazıları da geleceğini öğrenmek için falcıya gidiyor. Kahve telveleri şöyle şekil alırsa mektup var, böyle şekil alırsa yol var  diyor falcı. Bazı falcılar da kağıtlar dizerek insanların geleceklerini okuyorlar. Sonra onlar da başka falcıya gidip kendi falına baktırıyorlar.

Allah, açık ve net olarak Maide suresinin 90. Ayetinde fala inananların mutlu olamayacaklarnı belirtiyor ve bunu yasaklıyor.

Ama din gibi olmuştur türbeye koşmak, şeyhe inanmak, fala baktırıp geleceği öğrenme isteği. Bu din dışı şeyleri dine sokanlar sokmuş PARA için, inanan ahmaklara ne demeli. Gidin kadıköy’e, bir süslü kadın, cafenin kapısına yazmış. FAL BAKILIR.  İyi iyi baktırın bakalım. Gaybı Allah bilir kimse bilir emri ne oldu? Soracaklar sana bir gün, geleceği ben bilirim, sen falcıya gittin dediğinde Allah, ne diyeceksin?

Dinimiz, bidat ve hurafelerle kuşatılmış durumda. Kimsenin buna ses çıkardığı yok. Ülkemizde Diyanet İşleri, dünyada  Dünya İslam Örgütü ne yapıyor ? Sadece adları var.

Dine yapılan eklemelerle, çıkarmalarla, yanlış anlamalarla uğraşmıyorlar. Ama bu ekleme ve çıkarmaları daha da çoğaltmak isteyenler var, çünkü onlar bundan PARA kazanıyorlar.  Herkes bizim dediğimiz doğru diyor. İnsanlar kendilerine din diye sunulan bu bilgilerin doğru mu yoksa yanlış mı olduğunu araştırmıyorlar. Atalarımız böyle yapmışlar, biz de böyle yaparız diyerek saf, temiz, arı  duru dinimiz, kolaylıklarla dolu olan dinimiz zorlaştırılmıştır.

Herkes günahını ve sevabını kendisi çekecektir. Kuran, elimizdedir. Okumalı, anlamalı ve yanlıştan, günahtan dönmeliyiz. Bu görev önce insanın kendine düşmektedir.

Müslüman doğruyu araştırıp bulandır. Cin 14

O zaman din adına ne biliyorsan gözden geçirmelisin, bildiklerin doğru mu yanlış mı araştırmalısın. Bu hem Allah’ın emri, hem de kötülüklerden kurtulmanın yoludur.

En doğru yola ileten Kuran’dır. İsra 9

Dine ekleme ve çıkarmalardan kurtulmanın, doğruyu bulmanın yolu Kuran’ı anlamaktır.

Saygılarımla….

                                                                               Necmi AKGÜL

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir