GERÇEKTEN ALLAH’A KUL MUSUNUZ?

İbadet, çok kullanılan, ama gerektiği gibi anlaşılmayan, içi bir yerde boşaltılmış bir kavramdır.

Kendimden ve çevremden biliyorum ki, insanların çokları ibadet deyince namaz, oruç, hacc, dua gibi şeyleri anlıyorlar. Bunun dışında yapılanların ibadet mi,  yoksa değil mi olduğunu ya düşünmüyorlar, ya da onları ibadet olarak görmüyorlar.

Şimdi açık yüreklilikle kendinize sorun:

SİZ İBADET DEYİNCE NE ANLIYORSUNUZ?

Ne düşündünüz? Yoksa siz, ibadetin ne anlama geldiğini bilmiyor musunuz? Bilmiyorsanız, bu soruya vereceğiniz cevap da yeterli olmayacaktır. Aslında duyduğunuz, çok zaman da kullandığınız bir kelime ibadet “Ya ibadet ibadet” diyorum ama, bir araştırayım bakayım ki bu ibadet nedir demiyor insanlar. Günde üç beş belki de on defa kullanıyor, ama ne anlama geldiğini bilmiyor.

Fatiha suresi, iniş sırasına göre ilk inen 5. Suredir. Bu Surenin 5. Ayetinde şöyledir:

Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz. Fatiha 5

İbâdet kelimesi, “abede” fiilinin masdarı olup “itaat etmek, boyun eğmek, tevâzu göstermek, bağlanmak ve hizmet etmek” anlamlarına gelir. İbâdet kelimesinin türediği “abd” kökü, şu anlamlara gelir:

 Hürün karşıtı olan köle, 

Boyun eğmek ve itaat etmek,

Kulluk etmek, ilâh tanımak, tapmak

 Bir şeye bağlanıp, ondan ayrılmamak.

İbadet, Arapça bir kelimedir. Bunun  Türkçedeki karşılığı Kulluk etmek , köle olmak demektir.

Kul ve köle olmak ise, bir insanın kayıtsız şartsız kendini Yaratanına teslim olmasıdır.

Allah, islamı din diye seçerek bize bir yaşam şekli belirlemiştir. Bu belirlenen  yaşam şeklini insanlar koyamazlar. Çünkü, insanların koydukları yaşama kanunları çelişkili ve zamanla eskir. Toplumda kaos, kargaşa meydana gelir, barış bozulur.

Yarattığı insanın nasıl yaşaması gerektiği kurallarını ancak insanı yaratan koyabilir. Allah da koymuştur. Bu emirler ve yasaklar Allah’ın kitabı Kur’an’da toplanmıştır.

Allah, bana kul olunuz diyor.  Böyle dese de başka bir şey demeseydi, o zaman sorardık, Allah’ım sana neye göre kul olacağız? Bu soruya meydan verilmemesi için Allah, bana kul olunuz, köle olunuz, emirlerimi yasaklarımı kayıtsız şartsız yerine getirin derken Kur’an’ı hayatınıza uygulayın diyor.

O halde Allah’a kul olmak demek, Kur’an’a uymak, O’na boyun eğmek demektir.

Fatiha Suresinin  “Yalnız sana kulluk ederim.” İfadesini okurken Allah’ım ben Kur’an’a, emir ve yasaklarına uymak için sana söz veriyorum dediğinizi asla unutmayın.

Yani kısaca Allah’a kul olmak, Kur’an’a uymakla mümkün olacaktır. Ayetin başında “yalnız”  kelimesi çok önemlidir. Allah’ın dışında hiçbir kimseye, sadece Allah’a kul olmanın ne kadar önemli olduğunu anlatmaktatır.

Müşrik dediğimiz, Allah’a şirk koşan insanların hepsi Allah’a inanan insanardır. Ama Allah’ın yanında Allah’a ortak koşmaktadırlar. Allah’tan isteyeceklerini, ağaçlardan, türbelerden, falcılardan, şeyhlerden, şıhlardan istemektedirler. Oysa insanı bilen onu yaratandır. Allah, insana en yakındır. (Kaf 16)   İnsan burada düşünmeli, Allah bana en yakın iken, ben Allah’a ne kadar yakınım diye?

Allah’a ne kadar yakınsınız?

Fatiha suresindeki yalnız kelimesi o kadar önemlidir ki, Allah başka şeylere kulluk etmeyin, yalnız benim isteklerimi yerine getirin diyor.

Zumer suresinin 3. Ayeti neden insanların Allah yanında başkalarına kul köle olduklarını çok güzel  ifadeye  koymuştur.

Dikkatli olun, halis din sadece Allah’a aittir. O’nun astlarından bir takım yardımcı, yol gösterici, koruyucu yakınlar edinenler: “Allah’ın astlarından edindiğimiz yardımcı yol gösterici, koruyucu yakınlar bizi Allah’a daha fazla yaklaştırsın diye biz onlara tapıyoruz.” Derler. Zümer 3

Demek ki insanlar, Allah’ın yanında O’nun yarattığı baka bir şeye daha tapıyor,kul oluyor ki,  bu ikinci kul oldukları insanı Allah’a  yaklıştırsın. Bu tam anlamı ile şirktir, Allah’a ortak koşmaktır,  asla affedilmeyecek büyük bir günahtır.

Ne yazık ki, bu farkında olmadan şirke bulaşma ve şirki de yaşama almış başını gitmiştir. Bunun sayısı örneklerini görmek için çevrenize bakmanız yeterlidir.

Bu Allah’a kul olmak değil olmamaktır.

Bu Allah’a iman etmek değil etmemektir.

Bu, Allah’ın güc ve kudretini inkar etmektir.

Bu ayeti böyle düşünecek insan sayısı yok denecek kadar azdır. Fatiha Suresini her mümin günde en az bir kere  Arapçasından okur, ne dediğini bile bilmez. Kaldı ki, Kur’an’a uyacağına söz verdiğini aklına getirsin.

Buradan şu sonuca rahatlıkla ulaşabiliriz ve diyebiliriz ki Allah’a kul olmak, toplumun genel olarak benimsediği ve yapmaya çalıştığı birkaç güzel ve faydalı  olanı yapmaktan ibaret değildir. Namaz, hacc, oruç gibi şeyleri ibadet kabul edip, bunun dışında başka ibadet şekli yoktur demek kökündün yanlış biri anlayıştır. Bu Kur’an’a uymamak demektir.

Bilinmelidir ki güzel bir şeyi yapmak ibadet, yani Allah’a kul olmaktır.

 “Bu durumda kulların ilk görevleri arasında okumak, yazmak, temiz olmak, çevredekileri uyarmak, yetimleri himaye etmek, yetimlerin mallarını yememek, daima helal kazanıp-yemek, daima iyiliği emredip kötülüklerden vazgeçirmek, doğru, dürüst ve güvenilir olmak, ölçü ve tartıda hile yapmamak, rüşvet almamak-vermemek, zina ve fuhuştan uzak durmak gibi görevler sayılabilir.”

Allah’a  kul olmak, her türlü güzel şeylerin Allah’ın rızası için yapılmasıdır. Aynı şekilde Allah’ın rızası için her türlü kötü olan şeyi de önlemek, düzeltmektir.

İnsanlar bundan zarar görür diye elindeki bir şişeyi yola fırlatmamak ibadettir. Anı şekilde o yoldaki cam kırıklarını insanlar bundan zarar görür diye toplamak da ibadettir.

Çocuklara veya başka insanlara, güzel şeyler yapın, derslerinize çalışın, çalmayın, kimseye küfür etmeyin, kavga etmeyin demek ibadettir.

İnsanlar yararlansın diye bir ağaç dikmek nasıl ibadetse, gereksiz yere bir ağacı kesmeye çalışana engel olmak de öylece ibadettir.

Helal kazanıp harcamak ibadettir, başkalarının hakkını yiyeni gördüğünüzde ona engel   olmak da ibadettir.

Yaptığmız her davranışın muhakkak bir niyeti vardır. Niyetsiz davranış olmaz. İşte ne yaparsak yapalım, yaptığımız davranışlarımızda Allah’ın rızası olmalıdır.

O zaman   Allah’a kul olmak, yani ibadet, Allah  rızasına uygun olarak yaptığımız her şeydir. Bunun büyüğü küçüğü olmaz.

Kuran, dikkatlice incelendiğinde şu gerçek açıkca görülecektir. Kuran’ın hiçbir yerinde insana zararı olan bir şeyin yapılması istenmez. Tam aksine insana ne yaparsa yararlı olacak şeylerin yapılması de istenir. Birkaç örnek vermek istenirse:

Kuran’ içki ve kumarı, falı büyü yapmayı yasaklamıştır. Bu gün aklı başında her insan bilir ki, bunlar insanlara  zarar vermektedir.

Kuran, zinaya yaklaşmayın der. Zinanın ne büyük bir bela olduğunu bugün akıl sahibi her insan çok iyi bilir.

Kuran, haksız kazancı yasaklamıştır. Başkasının malını çalmak anlamına gelen haksız kazanç elde etme, toplumsal bir felakettir.

Kuran kamu malını yemeyi, rüşvet almayı ve vermeyi, işi  kötü yapmayı, emaneti ehline vermemeyi  yasaklamıştır. Neden ? çünkü bunda toplumun bir çıkarı söz konusu değildir.

Bu ve benzeri şeyleri yapmamak işte Allah’a kul olmanın ta kendisidir.

Allah’a  kul olmak, tam anlamı ile hür olmaktır.

Allah’ kul olmak, başır içinde yaşamaktır.

Allah’a kul olmak mutlu, umutlu olmak, geleceği güvenle bakmaktır.

Allah’a kul olmak sevgi ve barışı, elindeki imkanları insanlarla paylaşarak toplumsal barışı sağlamaktır.

Allah’a  kul olmak,  kötülükleri bir yana koyup iyilikleri yaşamaktır. Doğru iş yapmaktır, faydalı ve yararlı olanın peşinden gitmektir.

Ama bütün bunlar bir yana toplumumuzda ve İslam aleminde Allah’a kul olmak yerine Allah’a kul olmamak ön plana çıkmış, İslam en kötü şekilde anılacak her şey yapılmıştır. Müslünamın diyenler, Allah’a kul olduğunu “Allah’u ekber.” Diye bağırarak  bir başka müslümanın kafasını acımasızca koparmaktadır. Başka dinlerin inananları yanında terörist  olarak anılır  hale gelmiştir her Müslüman.

Bunu anlayan, bunu bilen, bu kötü gidişi gören insanlar neredeler? Dini kuruluşlar nerdeler? Diyanet nerde? Siyasiler nerde? Daha çok makam mevki sahibi olayım,daha çok malım olsun diye gıkları çıkmayanlar, sorumlu olanlar sizlersiniz.

Sizi sorumlu tutan ben değilim, Kur’an’dır.

Din adamları ve âlimleri onları, günah olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya! İşledikleri ne kötüdür! Maide 63

Sorumlu olanlar, bu ayetin gereğini yerine getirdiniz mi? Yanınızda haram yenirken, günah işlenirken, Allah’a kul olmaktan çıkılırken seyir mi ettiniz, yoksa onu  uyaradınız mı? Eğer bunu yapmadınızsa, yani uyarmadınızsa ayetin son cümlesine göre bunun kötü bir şey olduğunu bildiriyor Allah.

Akıllı bir Müslüman Yalnızca Allah’a kul olur ve Kur’an’ı hayatına uygular. Zaten Kur’an’ı hayata uygulamak Allah’a kul olmanın ta kendisidir. Eğer Kur’an’a uymuyorsanız Allah yanında ne olduğunuzu öğrenmek için şu ayeti kalbinizin en derin yerine altın harflerle yazın.

Rabbinizden size indirileni uygulamadıkca hiçbir şey değilsiniz. Maide 68

Kur’an, insanın kalbine tam olarak girince, insanın niyetleri güzel, davranışları ve yaptığı işler zararlı olanlardan ayrılır ve güzel bir şekil alır. O zaman o insan bilir ki, yaptıklarında Allah rızası olmayan şeyler ondan uzaklaşmıştır.

Bu ise Allah’a kul olmaktır.

Kur’an’a göre yaşamınızı dilerim.

Allah, ibadetlerinizi ve ibadetlerimizi kabul eylesin.

Saygılarımla…

                                                        Necmi AKGÜL

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir