İSLAMDA ÖLDÜRMEK

Günümüz islam dünyasında insanlar insanları acımasızca öldürüyorlar. Hem de ölen Müslüman, öldüren Müslüman…

Müslümanın Müslümanı öldürmesi haramdır, Allah bunu yasaklamıştır.

Son zamanlarda amaçları öldürerek devleti ele geçirme üzerine kurulu çok sayıda islam ülkesinde azılı terör örgütleri türemiştir.

Bu örgütler o ülkeler insanları  tarafından kuruluyor ama, bütün düşünce, para, silah gibi şeyler dış güçler tarafında temin ediliyor. Aynı zamanda kandırılan örgüt mensuplarının imanları kullanılıyor, şunu söyle bunu böyle yaparsanız da ölürseniz ahirette cennet ve içinde sayısız nimetler sizi bekliyor deniliyor.

Çünkü, beline bombayı bağlayıp kalabalık arasına dalıp patlatarak kendi ile birlikte onlarca bazen yüzlerce kişiyi öldürmenin başka bir sebebi olamaz. Ne yazık ki, bunu da din adına yapıyorlar, dünyaya güzel dinimizi terörü destekleyen din olarak gösteriyorlar.

Bu gün yeryüzünde ezilen ve horlanan  kim varsa, aç susuz, çıplak, fakir kim varsa hepsi Müslüman ülkelerde.

Oysa Müslüman ülkeler zenginler. Petrol ve para bol. Lüks içinde yaşayanlar var. Ama fakirlere yardım etmiyorlar. Dış güçler onların da aralarına düşmanlık tohumları ekmişlerdir. Bir türlü kalkınamıyorlar. İlimde ve fende geri kalmışlar. Tembellikte ve ilkellikte ise ileri gitmişler. Oysa tam tersi  olmalıydı.

Günümüz islam dünyasında terör akıl almaz çılgınlıklarla devam etmektedir. Dünya islam devleti kurmak için kandırılan bazı acımasız terör örgütleri, Müslüman veya Müslüman olmayan kimseleri “Allahu Ekber!” diyerek katletmektedirler.

Ne acıdır ki, bunu yaparken  ve yaptıktan sonra da asla pişmanlık duymadıklarını söylemektedirler.

Bu kandırılmış canilerin akıl hocaları, kendilerinin Müslüman, kendi dışında olanların ise kafir olduklarını düşünmekte, kafirlerin de öldürülmelerinin  Kur’an emri olduğunu savunmaktadırlar. Savundukları bu ayet Bakara suresinin 191. Ayetidir.

Şimdi bu ayete bakalım, ayet ne diyor:

 Ve onları nerede yakalarsanız öldürün, çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Ve insanları dinden çıkarmak; ortak koşmaya, Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmeye sürüklemek, öldürmeden daha şiddetlidir. Bakara 191

Bu ayette “Onları.”işaret zamirinin kim olduğu çok önemli. Eğer ayeti bu şekilde alırsanız ve 190. Ayete bakmazsanız kesinlikle yanlış anlarsanız. Şimdi 190.ayete bakalım ve “Onları.” Zamiri ile kastedilenler kimlermiş öğrenelim.

Ve sizinle savaşan kimselerle Allah yolunda savaşın; ölün, öldürün. Ve sınırı aşmayın. Şüphesiz Allah, sınırı aşanları sevmez. Bakara 190

Ayetten açıkça anlaşılacağı gibi “onları” zamiri “ bizimle savaşan kimseler”e gitmektedir

Müslüman, kendine saldıran, yurtlarından çıkarmak isteyenler kimlerse onlarla savaşacak ve onları yakaladıkları yerde öldürecektir. Müslüman saldırmayacak, kendine saldıranlara karşı koyacaktır.

Allah, insanlara kendilerini başkalarına karşı savunma gücü vermiştir. Bakara 251

İslama saldıranlar, müşrikler, kafirlerdir. Müslüman Müslümana saldırmaz, Müslüman Müslümanı öldürmez.

Hatta mezhepler, tarikatlar, şıhlar, şeyhler gibi sadece kendini doğru yolda görenler, öteki Müslüman gruplara bile kafir gözü ile bakıyorlar, onların da yaşam hakları olmadığını düşünüyorlar.

Allah, “Dini ayakta tutun ve onda  ayrılığa düşmeyin.! Şura 10

Allah,  “Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan  olmayın.” Rum 32  dediği halde bu gün islam dini bölük bölüktür, parça  parçadır. Sadece Türkiyede 50’ye yakın mezhep, tarikat, cemaat, şeyh mensubu  bulunmaktadır.

Oysa imanlı insanlar Allah’ın ipi olan Kur’an’a sarılmalıdırlar. Din olarak atadan dededen duyup öğrendiklerinin doğruluğunu  araştırarak kontrol etmelidirler. Bunu söyleyen ben değilim. Bakınız Bakara suresi 170

Allah’ın dinine eklemeler yapmışlar, çıkarmalar yapmışlar, bölmüşler parçalamışlar lokma lokma Müslümanları yutan  örgütler kurdurmuşlardır.  Bütün bunlara karşı kenetlenmemiz, Kur’an’ı iyice anlamalıyız. Bu yetmez, anlatmalıyız  da.

Kanlı terör örgütleri işte bu noktadan besleniyorlar. Vurup kırıyorlar, yakıp yıkıyorlar.

Bu dindar, koyu Müslüman görünen dinsizler kendilerine öldürmek için bir de Kur’an’dan ayetler  bulmuşlar. Yaptıklarını utanmadan Kur’an’a bağlıyorlar. İşte o ayetler:

İman edip de hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler, rütbe bakımından Allah katında daha üstündürler. Kurtuluşa erenler de işte onlardır, tevbe 20

Yani acımadan insan öldürmeyi Allah yolunda cihad etmek olarak kabul ediyorlar. Aşağıdaki ayet de aşağı yukarı böyledir.

Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. Tevbe 41

Kur’an’ın işlerine gelen ayetleri alıyorlar, çarpıtıyorlar ve bu ayetler bizim için diyorlar.

Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne de kötüdür! Tahrim 9

Cihad, Allah tarafından müminlere verilmiş bir görevdir. Allah, müminlerin cihad etmesini ister. O halde Allah’ın  yapılmasını emrettiği  cihad, mümin olmayanları öldürmek anlamına mı gelmektedir? Nedir cihad?

Cihad, Lisan ül Arab ve Tacül Arab Arapça sözlüklerinde şöyle tanımlanmıştır.

Cihad; karşı tarafın gücüne karşı güç kullanma, güç ile mukabele etme demektir.

Bu karşı tarafın gücüne karşı güç kullanma nasıl olacaktır, neyle yapılacaktır? Önce karşı tarafın gücü öğrenilecek, sonra da bu güce karşı kendi gücümüzü kullanacağız.

Onların gücü ekonomi mi, biz de ekonomi bakımından güçleneceğiz. Onların güçleri bilgi,teknoloji, tarım, turizm mi? Biz de bu yolda çalışıp onlara karşı güç oluşturacağız.

Yani cihad, can ile mal ile ve beden ile yapılan bir ibadet olarak karşımıza çıkmaktadır.

Cihad, en başta Kur’an’ı anlamak ve hayata uygulanmasını sağlamak amacı ile yapılmalıdır. İmanı zayıf olan kimse her kötülüğü yapar.

Görüldüğü gibi cihad, kendinden olmayanı acımasızca öldürmek değildir. Bu kavramın içinde insan öldürmek yoktur.

Allah’ın kulları, başka ilahlara yalvarmazlar ve Allah’ın öldürmeyi yasak kıldığı cana kıymazlar. Furkan 68

Dünyaya gelen herkes bir gün, şöyle veya böyle ölüp bu dünyadan öbür dünyaya gidecek.

İnsanı Allah yaratmıştır.

Yarattığı insana can vermiştir. Can, bedeni ayakta tutan cevherdir, özdür.  Bir gün gelecek verilen bu can bedenden ayrılacaktır.

Burada bir kural vardır. Allah verdiği canı kendisi alacaktır. Haksız yere bir insanın başka bir insanın canını alması, yani öldürmesi bütün insanlığı öldürmek kadar günah sayılmıştır. Ayrıca bir insanın hayatını kurtarmanın da bütün insanlığın hayatını kurtarmak gibi olacağını bildirmiştir. (Bkz. Maide 32)

Ama ne yazık ki, tarih boyunca insanlar insanları öldürmüşlerdir. Kıyamete kadar da insanların insanları öldürmesi devam edecektir

İnsanlar insanları iki ana nedene dayalı olarak öldürmektedirler.

Bunlardan biri Allah’ın istediği öldürme şeklidir ki, Kur’an bunu açıklamıştır.

İkinci ana neden de insanı öldürmeyecek kadar basit  nedenlerden dolayıdır. Örnek vermek gerekirse, kadın kocasından boşanmak istemektedir, koca da kızıp boşanmak isteyen karısını öldürmektedir.

Ya da borç verdiği birinden parasını alamayınca “Niye paramı vermiyorsun!” diyerek öldürmektir.

Bu tür örnekler çoktur. Bunlar insanı öldürmeye yeterli nedenler değildir.

Şu  ayete bakalım:

Hata dışında bir mümin, diğer bir mümini öldüremez. Nisa 92

Eğer hata ile, yani kasıt olmaksızın bir mümin bir mümini öldürürse, ne yapılması gerektiğini de Allah, ayetin devamında  açıklamıştır. (Bakınız)

Bir mümin, diğer bir mümine kasıtlı olarak öldürürse ne olacak? İşte cevabı:

Kim bir mü’mini kasıtlı olarak (taammüden) öldürürse cezası, içinde ebedi kalmak üzere cehennemdir. Allah ona gazaplanmış, onu lanetlemiş ve ona büyük bir azap hazırlamıştır. Nisa Suresi, 93

Ama haklı nedenlere dayalı öldürmeler de vardır ve Kur’an bunları saymıştır.

Allah ve resulüyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuk yapmaya çalışanların cezası şudur: Öldürülürler yahut asılırlar yahut elleriyle ayakları çaprazlamasına kesilir yahut bulundukları yerden sürülürler. Bu onlar için dünyada bir rezilliktir. Âhirette de onlara büyük bir azap vardır. Maide 33

Bu ayete göre:

Allah ve resulü ile savaşanlar,

Yeryüzünde bozgunculuk yapanlar,

Öldürürler,

Yahut asılırlar,

Veya elleri ile ayakları çaprazlama kesilir,

Yahut da bulundukları  yerden sürülürler.

Bilinmelidir ki, islam dini toplumsal barışa koruyan ve buna önem veren bir dindir.

İnsanlar içinden bazıları vardır, “Allah´a ve âhıret gününe inandık” derler ama onlar inanmış değillerdir. Bakara 8

Allah´ı ve inanmış olanları aldatma yoluna giderler. Gerçekte ise onlar kendilerinden başkasını aldatmıyorlar. Ne var ki, bunun farkında olamıyorlar. Bakara 9

 Kalplerinde bir hastalık vardır da Allah onları hastalık yönünden daha ileri götürmüştür. Ve onlar için, yalancılık etmiş olmaları yüzünden acıklı bir azap öngörülmüştür. Bakara10

İşte bu insanlara toplumun huzurunu bozmayın denildiğinde verecekleri cevabı Kur’an vermektedir.

Onlara, “Yeryüzünde bozgun çıkartmayın” dendiğinde, “Tam tersine, bizler barış ve esenlik getirenleriz” demişlerdir.Bakara 11

Bu gün yeryüzünde ve ülkemizde ne kadar toplum huzurunu bozan terörist gurup varsa sapıtmışlardır, ve toplumun huzurunu bozduklarını kabul etmemektedirler. Aksine biz yeni bir barış ortamı kuracağız diyerek insanları hunharca katletmektedirler.

Yani bu insanlar, imanlı, barıştan yana olan insanlara karşı savaş açmıştırlar. Allah böyle insanların öldürülmelerini istemektedir.

Bununla beraber, eğer vazgeçerlerse, biliniz ki şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. Bakara 192

Eğer Müslümanla savaşanlar bundan vazgeçerlerse öldürme işlemini bitirmelidir. Onları Allah’ın merhametine bırakmalıdır.

Müslümanla kim savaşırsa Allah onların öldürülmelerini emrediyor.

Müslümanla Müslüman olmayan, kafir, müşrik savaşır.

Kafir kimdir?

Kafir, Allah’ı kabul etmeyen inkar edendir.

Peki müşrik kimdir.

Müşrik, Allah’a iman ettiği halde O’nun dışında Allah’ın yaratışına ve gücüne ortak ilahlar kabul edenlerdir. Ben, melekleri, peygamberler, evliyaları, türbedarları, şeyhleri, sıhları ortağı kabul eder, isteklerimi Allah’a ulaştırsınlar diye onları aracı olarak tutarım, diyen insan şirke batmıştır ve müşriktir.

Kafirler ve müşrikler her devirde müminlerin düşmanları olmuşlardır. Oysa gerçek mümin bilir ki, Allah kullarına şah damarından daha yakındır. İnsan ile şah damarı arasında bir boşluk yoktur ki, oraya, yani Allah ile insan arasına bir ortak girsin.

Allah, şirk hariç her türlü günahı affedecek, ama kendine şirk koşanları ise asla affetmeyecektir. Zaten bunlar ölümü hiç istemeyceklerdir.

Ellerinin önden gönderdiği şeyler yüzünden ölümü hiçbir zaman istemeyeceklerdir. Allah, zalimleri çok iyi bilmektedir.bakara 95

Oysa Allah, Kendisi ve Resülü için savaşıp öldürülenler içn bakınız ne diyor:

Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayınız. Aksine, onlar diridir! Rabbleri katında rızıklandırılacaklar. Ali imran 169

Mümin, bu ayetleri çok iyi düşünmelidir. Kendini kandırmak isteyenlere karşı uyanık olmalı, kendini bilgi ile donatmalı ve kandırmak isteyenlere kanmamalıdır. Din düşmanları para ile makam ile şehvet ile kandırmanın dışında Allah ile de kandırmaya çalışırlar. Gözlerinizin içine baka baka Allah Allah derler, abdest alıp camiye koşarlar, giyim kuşamları ile gerçek Müslüman olduklarını haykırırlar… Oysa amaçları dini kullanarak insanları kandırmaktır.

Mümin akıllı olan insandır. Zaman zaman bilgilerini kontrol eder, ondan bundan duyduklarını araştırır, eğer Kur’an’a uyuyorsa kabul etmeli, yoksa reddetmelidir.

Bazılarının Peygamberimizin sünneti de var dediklerini duyar gibiyim, Peygamberin sünneti Kur’an’ın hayata uygulanmasıdır. O, Kur’an’a uymayan söz ve davranışlardan bulunmaz.

Her şeyde olduğu gibi yine iş gelip Kur’an’ı bilmeye dayanıyor. Allah, kitabını OKU  emri ile  göndermiştir, sorguya çekeceğim demiştir, düşünün demiştir, araştırın, aklınızı kullanınız demiştir. Müslüman bunları yapmakla görevlidir.

Her nefis ölümü tadacaktır. Hak ettiğiniz karşılıklar size, kıyamet günü, eksiksiz bir biçimde mutlaka verilecektir. Ali İmran 185

Her nefis ölümü tadacaktır. Biz bir imtihan olarak sizi şer ile de hayır ile de deniyoruz. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Enbiya 35

Her canlı ölümü tadacaktır. Sizde bir canlısınız. Bir gün gelecek siz de ölümle yüzyüze geleceksiniz. Bundan asla kaçamayız. Çevrenize bakınız, hiç 200 yaşında insan var m? Dünyaya her gelen bir gün ölüp gitmiştir, biz de ölüp gideceğiz.

Ölüm bir sona eriş değil, öbür dünyada  yeniden diriliştir. Orası öyle bir yer ki, sonu yoktur. Orada olan her şey bu dünyadan alıp götürdüklerimizdir. Bu dünya iyilik yapmakla veya kötülük yapmakla denendiğimiz yerdir. Ve kesinlikle karşılığı ahirette eksiksiz günah veya sevap olarak verilecektir.

Ölüm olmasaydı, düşünün ki, dünya yaşanmaz hale gelirdi. Dünya nüfusu belki de yüz milyar olurdu şimdi. Açlık, kıtlık sefalet kol gezerdi. Dünyanın her  yerini yaşlılar bakım evi yapsanız belki dünya yetmezdi. Onun için hastalıklardan ölüm olduğu gibi insanların birbirlerini haklı nedenlerle öldürmeleri  sonucunda dünyada denge sağlanmıştır.

İnsanların kendilerini başkalarının yaptıkları acımasızlıklara karşı savunma gücü Allah tarafından verilmiştir. Şimdi bu nefis ayete bakalım:

Eğer Allah, insanlara kendilerini başkalarına karşı savunma gücü vermeseydi, yeryüzü çürüme ve yozlaşmaya maruz kalırdı. Allah, bütün insanlara karşı sınırsız lütuf sahibidir. Bakara 251

Bir insan bir insanı öldürmek istiyorsa, öldürülmek isteyen insanın da ölümden kurtulmak hakkı vardır.

Önemli olan şey, bir insanın öldürülecek derecede suç işlememesidir.  İçinde öldürmek isteği olan bilmelidir ki, öldürmek istediği kimse de aynı şeyi isteyecektir.

Sebepsiz yere insan öldürmek büyük günahtır. Hayvanları da sebepsiz yere öldürmek, onlara işkence etmek kabul edilemez ve günahdır. Yaşama hakkı kutsaldır. Kimse kimsenin canını alamaz. Canı ancak onu veren Allah alır.

Ölmeden önce bu dünyadaki hayatımızdan sorumlu tutulacağız. Barış her şeyden hayırlıdır. Biz kimseyi öldürmeyeceğiz, kimsenin de bizi öldürecek sebebi eline vermeyeceğiz.

İnsan insanı sevmelidir. Yaratılanı severiz, yaratandan ötürü diyen ne güzel demiş. Ama bazı ard niyetli insanlar maide suresinin 51. Ayeti ile islamı karalamaya  çalışıyorlar. Ayet şu.:

Ey iman etmiş kimseler! Yahudileri ve Nasara’yı/Hristiyanları yardımcı, yol gösterici, koruyucu yakınlar edinmeyin. Onlar birbirlerinin koruyucu, yol gösterici yakınıdırlar. Sizden kim onları mütevelli [koruyucu, gözetici, yönetici] yaparsa, artık o, şüphesiz onlardandır. Şüphesiz Allah, şirk koşarak, küfrederek yanlış; kendi zararlarına iş yapanlar topluluğunu kılavuzlamaz. Maide 51

Ayet, Yahudi ve hiristiyanları dost edinmeyin diye çevrilmiştir. Kur’an’ın orjinalinde dost kelimesi evliya olarak geçer. Evliya, yardımcı,yol gösterici, koruyucu anlamlarına gelmektedir. Yani ayet Yahudi ve hiristiyanlarla komşu olmayın,bir çatı altında bulunmayın, onlarla alışveriş yapmayın demiyor, onları hayati konularda yardımcı, yol gösterici yakınlar olarak görmeyin diyor.

Bilinmektedir ki, bu gün ülkemizde çok sayıda Yahudi ve hiristiyan yaşamaktadır. Ve bunların hayatları ülkemizdeki laik sistem nedeniyle yaşamları garanti altındadır. Ve hiçbir hiristiyan ve Yahudi ülkemizde Müslümanlara saldırmamaktadır. Ama Müslüman münafıklar öldürmekte sınır tanımıyorlar.

Kur’an açıklıyor, ne yapmamız ve nasıl davranmamız hakkında bilgi veriyor:

Allah, sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara hakkaniyetle davranmaktan men etmez. Şüphesiz ki Allah, hakkaniyetle davrananları sever. Mümtehine 8

Allah, ancak sizi, sizinle din hakkında savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için yardımlaşan kimseleri velîleştirmenizi [koruyucu, gözetici, yönetici yapmanızı] yasaklar. Kim onları velîleştirirse, işte onlar, yanlış; kendi zararlarına iş yapanların ta kendileridir. Mümtihine 9

Onları yönetici olarak seçmememizi mümtehine 9’a göre gerekmektedir. Bunları yönetici seçenler kendi zararlarına iş yapanlar olarak belirtilmektedir.

Ey iman edenler! …birbirinizi öldürmeyiniz!... Nisa 29

Saygılarımla…

Necmi AKGÜL

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir