İNSANI ACİZ BIRAKAN ŞEY: MUCİZE

Allah, yerlerin ve göklerin Rabbidir, yaratıcısıdır. Bir yardımcısı, bir ortağı yoktur. Gücü sınırsız, varlığı sonsuzdur. İnsana şah damarından daha yakındır. İçimizden geçenleri bilir. Her şeyin kaynağı O’dur. O’nun bir başlangıcı bir sonu yoktur. Doğmamıştır, doğrulmamıştır. Eşi ve benzeri de yoktur.

Durum böyle iken, Allah’ın  Kur’an’ı tebliğ için gönderdiği Elcisi Hz. Muhammed’i, Allah’ın önüne geçirmek isteyen bedbahtlar türemiştir. Allah’ın bazı özelliklerini Elçisine vererek  Elçisini  Allah’ın ortağı durumuna sokarak affetilmeyecek şirk günahı işlemişlerdir, işlemeye de devam  etmektedirler.

Bunları yaparken de, güya peygamberi seviyoruz adı altında ona mucizeler vermişler,  tabiat kanunlarına  aykırı şeyler yaptırmışlardır. Buna da bir isim bulmuşlar, Peygamberimizin Mucizeleri demişlerdir.

Bunların iddialarına göre, Peygamberimiz yaşadığı dönemde  insanları Müslüman yapmak için başı sıkıştıkça mucize göstermiş, tabiat kanunlarına aykırı şeyler yaparak Allah’ın gücüne ortak olmuştur.

Bu mucizeleri, genellikle Cuma günleri ve kandil geceleri denilen gecelerde sosyal medyada temenni olarak insanlar birbirlerine göndererek yayılıp çoğalmasına  zemin hazırlamışlardır.

Bunu paylaşılanlar, uzun emek ve gayret sonucu süslü püslü resimler çizerek cazip hale getirilmiş,  ama orda yazılanların doğru mu yanlış mı olduğunu, bunların olup olamayacağını hiç düşünülmemiştir.

Bilmem hangi dua yüz defa okunursa,ya yedi ve dokuz kişiye gönderilirse bütün duaların kabul edileceği gibi saçmalıkları yaydıklarının farkında bile olamayan bu zavallılar,   Allah’a ve Elçisine iftira ederek günah kazandıklarının farkında bile varamamışlardır.

Peygamber mucizesi denilince akan sulan duruyor, hiç düşünmeden, düşünülmeden kabul görüyor, güzel bir iş yaptığını sananlar tarafından da günümüzde de hızla yayılıyor.

Peygamberimize mucize verilmiş midir?

Dahası mucize nedir?

Mucizenin ne olduğnu bilmeden, Kur’an  bu konuda ne diyor  bilmeden bu sorulara doğru cevap vermemiz mümkün değildir.

O halde nedir mucize?

Mucize, insan aklını ve kudretini aciz bırakan şeydir. Kesinlikle tabiat kanunlarına aykırıdır. Olması gerek değil, olmaması gereken, insanı hayretler içinde bırakan  şeylerdir.

Kur’an’da mucize olarak geçmez. Ayet, alamet veya gösterge olarak geçer.

Bir çok peygambere de mucize verilmiştir. Bu mucizeler camilerde imamlar tarafından ballandıra ballandıra cemaate anlatılır. O peygamberlere mucizeler verilir de bizim son peygamberimize verilmez mi diyerek miraç mucizesi gündeme gelir. O anlatılır.  Böylece miraç olayı ile mucizeler diyarına kapı açılır ve peygamberimize de bol bol mucize verildği yeri geldikçe örnek olarak verilir.

Oysa Kur’an, mucize göstermesini isteyen müşriklere bakınız ne cevap veriyor:

Ve onlar, “Ona Rabbinden alametler; göstergeler indirilmeli değil miydi?” dediler. De ki: “Alametler; göstergeler ancak Allah’ın katındadır. Ben ise ancak apaçık bir uyarıcıyım.” Ankebud 50

Müşrikler mucize istiyor, Allah Elçisi de mucizelerin Allah katında olduğunu, kendisinin ise sadece  açık bir uyarıcı olduğunu söylüyor. Bir sonraki ayette de “Kur’an, onlara yetmedi mi?” diyerek gerçek mucizenin Kur’an olduğunu bildiriyor.

Kendilerine okunan Kitap’ı şüphesiz Bizim sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.’ Ankebud 51

Kur’an, Allah tarafından Elcisi aracılığı ile biz müminlere verilmiş en büyük mucizedir. Ama buna rağmen bakınız Kur’an dışında ne gibi mucizeler verildiğini söylerek Allah Elçisine nasıl iftira ettiklerini göreceksiniz.

1-Muhammed aleyhisselâm, bâzı gazâlarında, susuz kalındığı zaman, mübârek elini bir kaptaki suya sokmuş, parmakları arasından su akarak, suyun bulunduğu kap devamlı taşmıştır. Bazen seksen, bazen üç yüz, bazen bin beş yüz, Tebuk gazâsında ise yetmiş bin kimsenin hepsi ve hayvanları, bu sudan içmişler ve kullanmışlardır. Mübârek elini sudan çıkarınca akması durmuştur.

2- Bir gün kendisinden mucize isteyenlere karşı, uzaktaki bir ağacı çağırdı,. Ağaç, köklerini sürüyerek gelip selâm verip: “eşhedü enlâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasülüh.” dedi. Sonra, gidip yerine dikildi.

3-Hayber gazâsında, önüne zehirlenmiş koyun kebabı koyduklarında: “Ya Rasülüllah! Beni yeme, ben zehirliyim.” sesi işitildi.

4- Bir gün, elinde put bulunan kimseye:” Put bana söylerse, iman eder misin?” dedi. Adam, “ben buna elli senedir ibâdet ediyorum. Bana hiçbir şey söylemedi. Sana nasıl söyler?” dedi. Muhammed As. : “Ey put ben kimim?” deyince, “Sen Allah’ın peygamberisin.” sesi işitildi. Putun sahibi, hemen imana geldi.

5- Bir kâfir gelip, senin peygamber olduğunu ben nereden bileyim? dedi. Rasülüllah, “Şu hurma ağacındaki salkımı çağırsam, oda gelse iman eder misin?” buyurdu. Kâfir, evet iman ederim, dedi. Rasülüllah hurma salkımını çağırdı, sıçrayarak geldi. Rasülüllah, “yerine git.” buyurdu. Ağaçtaki yerine çıkıp asıldı. Bunu gören kâfir iman etti

6-Bir gün bir köylüyü imana davet etti. Müslüman bir komşumun vefat etmiş kızını diriltirsen, iman ederim, dedi. Mezarına gittiler. İsmini söyleyerek kızı çağırdı. Kabir içinden ses işitildi ve dışarı çıktı. “Dünyaya gelmek ister misin? buyurdu. “Ya Rasülallah, dünyaya gelmek istemem. Burada babamın evindekinden daha rahatım. Müslüman’ın âhreti, dünyasından daha iyi.” dedi. Köylü bunu görünce, hemen imana geldi.

7-Cabir bin Abdullah bir koyun pişirdi. Rasülüllah ashâbı ile yediler. “Kemiklerini kırmayınız!” buyurdu. Kemikleri toplayıp, mübârek ellerini üstüne koyup duâ etti. Allahü teâlâ koyunu diriltti.

8-Bir kimse yılan yumurtasına basarak iki gözü kör oldu. Rasülüllah’a getirdiler. Mübârek tükürüğünden gözlerine sürmekle görmeye başladı.Hatta seksen yaşında olduğu halde, iğneye iplik geçirirdi.

9-  Bir kadın, kel oğlunu getirdi. Rasülüllah, mübârek elleri ile başını sıvadı. Şifa buldu. Saçları uzamaya başladı.

10- Ebu Talip ile bir çölde gidiyordu. Ebu Tâlib, çok susadığını söyledi. Rasülüllah, hayvandan yere inip, “Susadın mı?” buyurdu ve mübârek ayaklarının ökçesini yere vurdu. Su fışkırdı. “Amcam, bu sudan iç!” buyurdu.

11- Medine’de minberde hutbe okurken, bir kimse: “ Ya Rasülellah! Susuzluktan çocuklarımız, hayvanlarımız, tarlalarımız helâk oluyor. İmdadımıza yetiş!” dedi. Ellerini kaldırıp, duâ eyledi. Gökte hiç bulut yokken, mübârek ellerini yüzüne sürmeden, bulutlar toplandı. Hemen yağmur başladı. Birkaç gün devam etti. Yine minberde okurken, o kimse: “Ya Rasülellah! Yağmurdan helak olacağız!” deyince, Rasülüllah tebessüm etti ve “Ya Rabbi! Rahmetini başka kullarına da ihsân eyle!” buyurdu. Bulutlar açılıp, güneş göründü.

12-Câbir bin Abdullah diyor ki, çok borcum vardı. Rasülüllah’a haber verdim. Bahçeme gelip, hurma yığınının etrafında üç kere dolaştı. “alacaklılarını çağır, gelsinler!” buyurdu. Her birine hakları verildi. Yığından bir şey eksilmedi.

13-Bir kadın hediye olarak bal gönderdi. Balı kabul edip, boş kabı geri gönderdi. Kap bal ile dolu olarak geri geldi. Kadın gelerek: “Ya Rasülellah, hediyemi niçin kabul etmediniz? Acaba günahım nedir?” dedi. “Senin hediyeni kabul ettik. Gördüğün bal, Allahü teâlânın hediyene verdiği berekettir.” dedi. Kadın çocukları ile aylarca yediler. Hiç eksilmedi. Bir gün yanılarak balı başka bir kaba koydular. Oradan yiyerek bitirdiler. Bunu, Rasülüllah’a haber verdiler. “Gönderdiğim kapta kalsaydı, dünya durdukça yerlerdi, hiç eksilmezdi.” buyurdu.

14-Mâlik bin Rebia’ya “Evlâdın bereketli olsun! diyerek duâ buyurdu. Seksen oğlu oldu.

15- Enes bin Mâlik’te, Rasülüllah’ın bir mendili vardı. Bununla mübârek yüzünü silmişti. Enes, bununla yüzünü siler, kirlendiği zaman, ateşe bırakırdı. Kirler yanıp, mendil yanmaz, tertemiz olurdu.

16- Iyas bin Seleme diyor ki: Hayber Gazâsında, Rasülüllah beni gönderip Ali’yi istedi. Ali’nin gözleri ağrıyordu. Elinden tutup, güçlükle getirdim. Mübârek parmaklarına tükürüp Ali’nin gözlerine sürdü. Sancağı eline verip  Hayber kapısında dövüşmeye gönderdi. Çok zamandır açılamayan kapıyı Ali yerinden söktü ve Ashâb-ı kiram kaleye girdi.

Bunlar seçilmiş örnekler,  böyle daha  yüzlerce belki de binlerce mucizeler uydurulmuştur.

Bunların hepsi tabiat kanunlara aykırı şeylerdir. Peygamberimizi güçlü kuvvetli, tabiat kanunların üstünde gücü olduğunu söyleyerek –haşa- Allah’ın önüne geçirme çalışmalarıdır bunlar.

Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed’e verdiği tek bir mucize vardır. O da Kur’an’ı Kerim’dir.

Ama kendinden önce gelmiş olan peygamberlere mucize verdiği açıkça bildirilmektedir. Şimdi mucizeler kimlere nasıl verilmiş, sonucu ne olmuştur ona bakalım.

Ateş, İbrahim Peygamberi yakmamıştır.

Hazreti İbrahim, Babil Hükümdarı Nemrud tarafından ateşe atılmış ateş Allah’ın “Ey Ateş, İbrahim’e karşı serin ve zararsız ol” emrine uyarak onu yakmamıştır. (Bakınız  Enbiya 58-69)

Bu mucize sonunda İbrahim Peygamberi ateşe atmak isteyenler, zarar görmüş ve hüsrana uğramışlardır. (Bakınız Enbiya suresi ayet 70)

Salih Peygamberin mucizesi:

Semud kavmi, Hazreti Salih’den mucize istiyor. Allah, bir dişi deveyi onlara kesmemesi şartı mucize olarak veriyor. Fakat, Semudlular deveyi kesiyorlar. Buna karşılık  şiddetli bir depremle yok oluyorlar.

Yusuf Peygamberin mucizesi

Hazreti Yakub’un oğlu Yusuf’un gömleğini kör olan gözüne sürmesi sonucu gözlerinin açılması Yusuf  92-96

Müjdeci gelip gömleği yüzünün üstüne bırakınca, gözü derhal görür hale geldi. Yusuf 96

Hazreti Musa’ya Kur’an’da verilen mucizeler:

Hazreti Musa’nın elindeki asanın yılan haline gelmesi Taha 17-21

Hazreti Musa’nın elini koynuna sokup çıkardığında elinin eksiksiz bembeyaz olması Taha 22 Neml 12 Kasas 32

Hazreti Musa’nın asasının Firavun’un huzurundaki sihirbazların ip ve sopalarını yutu vermesi Taha 65-70

Asasını denize vurunca denizin yarılıp, İsrailoğulları’nın açılan yoldan geçmesi, Firavun ve ordusu geçeceği sırada denizin tekrar kapanıp onları boğması Şuara 61-66

Hazreti Süleyman’ın mucizesi:

Hazreti Süleyman’ın bir kuşla konuşması  Neml 20-28

Karıncanın sözünü anlaması  Neml 18-19

Hazreti İsa’nın mucizesi

Beşikte iken ve erginlik çağında insanlarla konuşuyordun.

Benim iznimle çamurdan kuş görünümünde bir şey yaratıyor, içine üflüyordun da o benim iznimle kuş oluyordu.

 Doğuştan körü, abraşı benim iznimle iyileştiriyordun.

 Benim iznimle ölüleri çıkarıyordun.

Hani, sen onlara açık-seçik ayetleri getirdiğinde, küfre sapanları şöyle deyivermişti: “Açık bir büyüden başka bir şey değil bu.” Maide 110

Havarilerin isteği üzerine gökten sofra indirmesi, buna inanmayanların üzerine azap vereceğini  Allah’ın bildirmesi. Maide 115

Hazreti Muhammed’den önceki peygamberlere yaşadığı dönemlerdeki inanmayanlar, inanmaları için sürekli mucize istemişlerdir. Allah da o peygamberlere mucizeler vermiştir. Ama son Elçisineneden mucize vermediğini de şöyle anlatmıştır

Bizi, mucizeler göstermekten alıkoyan, daha öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir.  İsra 59

Bizim peygamberimiz devrinde yaşayan müşrikler de mucizeler istemişlerdir. Allah, isteklerin hiç birini vermemiştir.  “ Bizi, mucizeler göstermekten alıkoyan, daha öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir.”

Yani o dönemde mucizeler verilmemesi aslında, ilerde belki iman ederler düşüncesi ile, müşrikleri korumak için olmuştur. Bilinmektedir ki, sonradan bu müşiklerin çokları Müslümanlar safına katılmıştır.

Eğer, istendiği gibi mucizeler verilmiş olsaydı, önceki kavimlerin yok edilmesi gib onlar da yok edilecekti.

Zaten mucize verilseydi bile, yinede iman etmeyecekleri Allah tarafından bildirilmektedir

Onlar her türlü mucizeyi görseler bile yine de ona inanmazlar. Enam 25

Kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklarına dair kuvvetli bir şekilde Allah’a andiçtiler. De ki: Mucizeler ancak Allah katındandır. Ama mucize geldiğinde de inanmayacaklarının farkında mısınız? Enam 109

Ve dediler ki: «Bizi sihirlemek için ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz.A’râf 132

 Ne kadar mucize gelirse gelsin, onlar iman etmeycekler, ne zamana kadar, Allah bildiriyor:

Tüm ayetler onlara gelse bile. Ta, o korkunç azabı görünceye kadar… yunus 97

İçlerinde ilerde iman edecek kullarım olur diye Allah, Kur’an dışında Hz. Muhammed’e mucize indirmemiş, vermemiştir. Eğer mucize verse idi ve görenler de inanmasalardı o an azaba çarpıtılacaklardı.

Durum bu iken sonradan  Allah Elçisi adına yüzlerce , binlerce mucizeler uydurulmuştur. O, “Ben de sizin gibi bir insanım.”  Fussilet 6 Demesine rağmen O’nu seviyoruz diye insan üstü özellikler vererek iftira etmişler, ihanet etmişlerdir.

Kur’an’da adı geçen bir çok peygambere, yaşadıkları süre içinde inanmayanları olağanüstü şeyler gösterilerek inanmaya davetler yapılmıştır. Kur’an’dan öğrendiğimize göre mucize isteyen, peygamberin de mucizeler göstermesine Allah tarafından izin verilen kavimlere bu dünyada gereken cezalar verilmiştir.

Son peygamber olan Allah Resülü, hayatı boyunca inanmayanları inanır hale getirmek için mucize göstermemiştir. O’nun tek bir mucizesi vardır, kıyamete kadar insanlar için gönderilen Kur’an’dır. Kur’an’a inanmayanların akıbeti de bu dünyada rezil ve mutsuz bir hayat yaşamak, ahirette de acıklı azap çekmektir.

Allah’a iman ediyorum diyen mümin, Allah’ın Elçisini sever, Kur’an’ı yaşamaya gayret gösterir. Kur’an ne diyorsa odur. Başkası yoktur. Yapılan ve söylenen her şey kaynağını O’ndan alır. O’na uymak da ancak O’nu bilmek ve öğrenmekle olur. Hatta O’nu bilip öğrenenlerin de başkalarına öğretmesi görevi vardır. İşte insanlara destek, yani salat etmek budur.

Saygılarımla…

Necmi AKGÜL

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir