DÜŞÜNMÜYOR MUSUNUZ?

 

Allah, Kuran’ı Kerimde bir çok yerde şu soruyu soruyor:

Düşünüyor musunuz?

İşte bir örnek:

Kör ile gören hiç bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz? Enam 50

Allah, başka ayetleri ile karanlıkla aydınlığı,  bilen ile bilmeyeni de sorar ve arkasından da der ki, düşünmüyor musunuz?

Bazen ağaçları, gökleri, yerleri, çiçekleri, olayları, geçmişi anlatır, sonra da sorar, düşünmüyor musunuz?

Allah bizi düşünecek şekilde  yaratmıştır.

Allah soruyor:

“Kim düşünür? Düşündüğünden kendine sonuç çıkarır.?” Bakara 269

Ve Allah cevap veriyor:

“Ancak akıl sahipleri.” Bakara 269

Demek ki, Kuran’a göre düşünmenin temel şartı  akıl sahibi olmaktır.

Yani ancak aklı olan düşünür, olmayan düşünmez.

Peki neyi  düşüneceğiz? Düşünmek için düşünülecek bir şeyin veya şeylerin olması gerek, böyle bir şey var mı? Allah, neyi düşünmemiz gerektiğini  de bildiriyor mu?

Evet, bildiriyor.

Onlar bu  Kuran’ı hiç düşünmezler mi? Müminun 68

O zaman ilk düşünülmesi gereken şey Kuran’dır. Kuran’ı iyice düşündüğünüz zaman Allah’ı da anlamış, bilmiş ve düşünmüş oluruz.

İnsan nankör olmamalı, önce kendini yaratan Rabbini tanımalı bilmelidir. Bu da ancak Kuran’ı okumakla olur. Çünkü Allah kendini Kuran’da tanıtmıştır.

Kuran kendisini düşünmekle ilgili ne diyor?

Onlar hala Kur’an’ı iyice düşünmüyorlar mı? Nisa Suresi, 82

Kuran’ı ayetlerini düşünsünler diye indirdik. Sad 29

Onlar Kuran’ı düşünmezler mi? Yoksa kalpleri kilitli midir? Muhammed 24

Kuran, kendisinin düşünülmesi istiyor.

Siz, Kuran’ı gerektiği gibi düşünüyor musunuz?

Bu soruyu bir daha sormak istiyorum, SİZ KURAN’I CİDDİ OLARAK GEREKTİĞİ GİBİ DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ? Cevabı kendinize veriniz, cevabınızı bir siz duyarsınız, bir de Allah..

Evet ise cevabınız, bu yolda yürümeye, yani  Kuran’ı düşünmeye ölünceye kadar devam ediniz. Ama eğer cevabınız hık mık, şöyle böyle, veya hayır gibi ise kendinize geliniz. Ve şu ikinci soruyu sorunuz. Ben neden Kuran’ı gerektiği gibi düşünmüyorum?

Ayet , sadece Kuran cümleleri değildir. Başka ayetler de vardır, bunlardan biri insan, öteki kainat ve kainatta olanlar. Bunları da düşünmelisiniz.

Düşünmesi gerektiği halde düşünmeyen insanın nedenleri  olmalıdır. İnsana bilgiler kendi dışından gelir, akıl gelen bu bilgileri alır ve sonuç  çıkarır. Ama ya dışarıdan alması gereken bilgiler insana, yani onun aklına ulaşmıyorsa, o zaman insan düşünemez.

Buradan anlaşılmaktadır  ki, insanın etrafını saran, bilgilerin ona ulaşmasına engel olan şeyler vardır. Bilgiler bu engelleri aşıp insana ulaşamıyor demektir. Bu engellerin neler olduğu bilinip aşılmadan zaten insana ulaşılamaz, insan da gerektiği  gibi eğitilemez, istenilen şekilde düşündürülemez.

İnsana bilgilerin ulaşmasını engelleyen şeyler nelerdir? Bunlar biz insanların belirlediği şeyler mi, yoksa Allah’ın bildirdiği şeyler mi?

 Önce şu ayetlere bakalım:

Arzu ve isteklerini ilah edineni gördün mü? Furkan 43

Heva, sınırsız arzu ve istekler, şehvete ve keyfe düşkünlük, hakkında bilgisi olmadığı halde kendine hükmeden her düşüncedir.

Bunları ilah edinen, yani bunlara bağlılığı Allah’a iman etmenin önüne  geçenlerin durumu bir sonraki ayette belirtilmiştir.

Yoksa sen onların işittiklerini, düşündüklerini mi sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, hayır, onlar daha çok yoldan sapmışlardır. Furkan 44

Demek ki, insanı yaratan ve en iyi bilen Yaratıcı bu arzu ve isteklerini ilah edinen insanların duymadıklarını, yani duyup da anlamadıklarını, onun için de düşünmediklerini bildiriyor  ki, arzu ve isteklerini ilah edinenlerin bundan vazgeçmelerini,  ilah edinmeyenlerin de bu insanlardan uzak durmaları gerektiğini belirtiyor.

İnsanın kötü arzu ve isteklerine bağlı olması, onların düşünmeleri önünde en büyük engeldir. Bunlar akıllarını kullanmazlar. Ve bu insanların hayvanlar ile  aynı, hatta hayvandan aşağı tutulması düşünmediklerindendir.

İnsan kötü arzu ve isteklerini kendine cephe yapmaktadır. Bu arzu ve istekler , insanı çepe çevre sarınca insana gelen temiz ve saf bilgi o insana ulaşamaz. Bilginin insana ulaması için yapılacak tek şey, bu aşırı arzu ve istekleri normal sınırlara çekmektir.

Aşırı şehvet duygusu ile dolu ile bir insana söz dinletemezsiniz. Bu insanın söz dinleyebilmesi için o duygunun normala  hale gelmesi gerekir.

Olması gerekenden çok aşık olmuş, karasevdaya tutulmuş bir insana da söz dinletemezsiniz. Ona “ya bu çok sevdiğin kadın veya erkek, işsiz, kötü alışkanlıkları var, çalışmaz, dik kafa, sebepsiz  yere kardeşlerini döver, seni  döver, evi terk etmiştir, evlenince evi de terk eder .” deseniz, sizi asla dinlemez. Çünkü onun bütün benliğini, düşüncesini, aklını o aşk sarmıştır, hiçbir söz ona kar etmez.

Aşırı derecede kıskanç olanlara da söz kar etmez.

Kendini gurur ve kibire kaptırmış insana da sesinizi duyuramazsınız.

Doyumsuz, zalim, sadece ben varım, başkalarının canı cehenneme diye düşünen insanlar da söylenenlerle ilgilenmezler. Kendi bildiklerini okurlar.

Aşırı derecede hasta, acılardan inim inim inleyen bir insan kendi derdi ile meşgul olduğundan sizin söylediklerinizi dinlemezler.

Kendini ihtiyaçsız bulan insan azar. Alak 5,6

Azın insan zulum yapmakta ve hak hukuk tanımamakta sınır  tanımaz. Bu tür insanlar, azgınlığını artırmayacak hiçbir şeyi dinlemezler,  kabul etmezler.

Keyfine düşkün, neme lazımcı, vurdumduymaz insanlar da verilen bilgileri alıp akılarında öğütmezler, sonuç çıkarmazlar.

İmanı olmayan, şirke bulaşmış, aklını kiraya vermiş, şartlandırılmış insanlar da belli kalıptaki bilgileri alırlar, ötesini alıp düşünme gereği duymazlar.

Önyargılı, hain, arzu ve istekleri sınırsız olan insanlar da bu isteklerin dışında hiçbir şeyi dinlemezler.

Kötü alışkanlıkları olan insanlar da normal düşünemezler. Alışkanlıklarının yanlışlığını ona anlatırsınız da o anlamaz. Sanırsınız ki, siz ona bunların zararlarını anlatıyorsunuz, o ise bunu küfür gibi algılar.

Ahrete iman etmeyen bir insana siz günah ve sevabı anlatarak üzerinde düşündüremezsiniz.

Hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, yer, gök ve arasındakiler bozulur giderdi. Muminun 71

İnsanın kötü duyguları, hani aşırı istekleri yerleri, gökleri ve dünyanın düzenini bozuyorsa, düşünün bir insan için ne kadar tehlikelidir.

İnsanların arzuları ve istekleri olacaktır, bu olmazsa olmaz, ama bu arzu ve istekler yerinde makul olmayı, aşırı olmamalıdır.

Bütün bunar bilgi ile yapıldığında güzeldir.

İnsana bilginin ulaşması için insanın çevresini saran bütün bu arzu ve isteklerden arındırılması, sabit düşünceler normal düşüncelere dönmelidir ki, kendine verilen bilgi insana ulaşsın. Ve insan,  insan olmaya başlasın, düşünsün,  hayatına yön versin.

 Düşünmeyen insan, hem kendine zarar verir,  hem de çevresine. Kendine kalkan yaptığı bu arzu ve isteklerden dolayı başına bir iş gelince diyeceği şey sudur: “kaderi böyle imiş!”  Yani Allah böyle yazmış bu insana bunları, başına da o gelmiş. Hemen suçlu bulunur ve ilan edilir,  bu Allah’tır. (Haşa)

Allah’ı  zalim olarak ilan ederler, suçlarlar. Oysa bakınız Allah ne diyor?

Şühpesiz Allah, insanlara hiçbir şeyle zulum etmez. Ancak insanlar kendi kendilerine zulmederler. Yunus 44

Başka bir ayette Allah şöyle buyurmaktadır:

Başınıza gelen her sıkıtı, acı, kötü olan şey, sizin kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir.Şura 30

Olgun ve akıllı insan, kim olduğunu zaman zaman hesaba çeken insandır. Varsa hatalarımız ve kusurlarımız, bunları tesbit etmeli ve kendimizi düzeltmeliyiz. Başkaları bizi düzeltmeye kalkmadan bunu biz yapmalıyız.

Düşünmek insan olmaktır. Düşünmek aklı kullanmaktır. Düşünmek bilgiden bilgi üretmektir. Düşünmek doğru yolu bulmak, düşünmek adalet ve sevgi dağıtmaktır. Düşünmek, insanın kendinin farkına varmasıdır. Düşünmek,  düşünmemeye isyan etmektir.

Allah düşünün diyor. Akıllı bir insan düşünmesini engelleyen ne varsa hepsi ortadan  kaldıran, bütün sözlere ve bilgilere aklını ve kalbini açan, gözleri  ve kulakları ile aldığı bilgileri değerlendirip ondan sonuç çıkaran, bunu hayatına uygulayan, çevresine faydalı olmaya çalışan insandır.

Elinize bir çiçeği alınız.  Onu  ince yeşil sapından tutunuz, gözlerinize yaklaştırınız ve okumaya başlayınız.  Ne güzel rengi olduğunu söyleyecektir o çiçek size. Dış yapraklarının ne kadar güzel dizildiğini, dizilirken hiç hatasının olmadığını de ekleyecektir. Sonra diyecektir ki o çiçek size, ben çok güzel kokuyorum, beni hissediyor musun? Sonra ortasına bakmasını isteyecek, halı deseni gibi  ince ince dokunmuş, desen desen dizilmiş, boyları aynı, rengi değişik, belki de üstünde zerre zerre taneciklerin olduğunu, bir arının gelip o özü alsa da size bal yapsam dediğini anlatacaktır. Siz baktıkca ona, size gülümseyecektir. Ve  kelimelere dökülmeyen, o elinizde tuttuğunuz incecik saptan nelerin geçip ne renklerin oluştuğunu söyleyip duracaktır.

Bir çiçeği okudunuz mu hiç? Şimdi bahar geliyor, her yer çiçek. Bir kır çiçeği koparın, bir gül alın, bir papatya koparın da okuyun. Gönlünüzü ve aklınızı bu çiçeklere  açın da görün ki, onlarda neler var. En son diyeceksiniz ki, “Allah’ım, sen bu çiçekleri boşuna yaratmadın,o böyle güzel, bu güzelliği anlama ve okuma yeteneği verdiğin için sen en güzelsin, bu da senin en güzel eserin.”

Okunması gereken sadece çiçekler mi?

Gece karanlığındaki  gökteki yıldızları da okuyabilirsiniz. Onlara bakınız, size inanılmaz şeyler söyleyeceklerdir.

Ya pencerenize konmuş şu kuşa ne demeli.. Aman yarabbi, kuyruğunu ne de güzel kaldırıp indiriyor, önündeki ağacı ne güzel kekiyor? Ya çevreye bakışı.. off.. ve süzülerek uçup gitmesi..

Pencerenize vuran yağmur tanelerine de okuyun.

Rüzgarla sallanan ağaç dallarını..

Şırıl şırıl akan suları…

Küme küme üstümüzden geçen gökyüzünün süsü bulutları..

Sabah doğup akşam batan güneşi…

Gecenin sevgilisi ayı..

Şu  yatana köpeği… onun yürümesini..

Yerdeki karıncaları.. rüzgarların uğultusunu..

Okuyun.. okuyun.. ve üzerlerinde düşünün.

Kalbinizde bıraktıkları o inanılmaz güzel etkilerle belki de sarhoş olacaksın. Siz okudukca onlar size çok şeyler anlatacaklardır.

Bunların her biri Allah’ın ayetleridir.

Aynaya bakınız.. Gözlerinizi okuyunuz . Aman Allah’ım ne kadar güzeller.. Renkleri, beyazı, siyahı, içindeki ışık. Parlaması.. ne kadar güzel…

Yüzünüze bakın şimdi de, inceleyin, okunacak ne kadar çok şey var.. bu sizsiniz.  Bakın, korkmayın!

Ya elleriniz ayaklarınız.. ya kalbinizin durmadan atışı..

Of ya… okuncak ne çok şey var. Okuyun, üzerinde düşünün. Düşündüğünüz zaman bunlar sizi tek tek Allah’a ne mükemmel olduğuna, hiçbir noksanlığı bulunmadığına, gücüne, kuvvet ve kudretine götürecektir.

Sizi esir alan, size hükmeden ve hakkında bilginiz olmadan sıkı sıkaya bağlı olduğunuz ne kadar arzu ve istekleriniz varsa, aklınızın, kalbinizin kapılarını açın ve onları gökyüzünün sınırsız boşluğuna bırakın gitsinler. Yük gibi taşıdığınız her şeyi  boşalttığınızda, göreceksiniz ki, rahatlayacaksınız.

Aklınızı ve kalbinizi Allah’ın ayetlerine açınız. Ormanlar arasındaki taze oksijen gibi içinize dolsunlar. Her bir ayeti düşünün, Allah niye böyle demiş diye derin derin düşünün. Göreceksiniz ki, kaybettiğiniz huzuru orada, o ayetlerde bulacaksınız.

Sizi saran bütün çirkin ve kötü duygulardan uzaklaşın ki, güzel ve iyi duygular size yaklaşabilsinler.

Bunları siz yapacaksınız. Kimse sizin adınıza yapamaz. Çünkü siz, kendi hayatınızı kendiniz yaşıyorsunuz. Siz kendinizi en biliyorsunuz.

Kendiniz iyiliği, güzelliği, doğruluğu, yararlıyı bulunca işiniz bitmez ki, bunu başkalarına anatmak, aktarmak ve onlara bastı ve zorlama yapmadan iletmek zorundasınız.

Ben anlatıyorum ama dinlemiyorlar demeyiniz, önünüzde Peygamberimiz Allah’ın Elçisi Hazreti Muhammed var, o, hiç kimseye darılmadı, kızmadı, azarlamadı, sabır etti. Siz de onun gibi sabırlı olacaksınız. Bu sabrı hem kendinize karşı, hem de çevrenize karşı göstereceksiniz.

Allah diyor ki:

Size verilen nimetlerden (tekasür 8) ve Kuran’dan sorguya çekileceksiniz. (Zuhruf 44)

Ya işte böyle… ölünce her şey bitmiyor, yeni başlıyor. Allah kuluna nimetler vermiştir, bu nimetleri nasıl kazandığımızı, nasıl harcadığımızı soracağını söylüyor. Akıllı bir insan bunu ölmeden düşünmelidir.

Bir dakika, yalnız bir dakika, Allah sizi Kuran’ı okudunuz mu diye sorguya çekeceğini düşünebilir misiniz?

Düşündünüz mü?

insan yerleri, gökleri, arasındakileri, gemilerin nasıl yüzdürüldüğünü, rüzgarları, her canlının sudan yaratıldığını düşünmelidir. Bakara 16

 Şimdi de şu ayeti düşünün.

İnsan öleceğini ve öldükten sonra nasıl diriltileceğini düşünmelidir. Nahl 44

Ölümü eminim düşünüyorsunuz. Ama ya nasıl diriltileceğinizi? Diriltilince neler olacağını düşünüyor musunuz?

Düşünün, insanın Rabbi hayatında söz sahibi olandır. Sizin Rabbiniz arzu ve istekleriniz, hevanız değil, Rabbiniz olsun.

İnsan kendini de düşünmelidir. İç dünyamızı, fiziki  görünüşümüzü, aklımızı, duygularımızı… biz biz yapan her şeyimizi düşünmeliyiz. Allah, kendimizi de düşünmemizi istiyor.

 Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Rum 8

Benim düşünmeye gücüm yetmez, kötü arzu ve istekler, beni sarıp sarmalamış mı diyorsunuz? Bilmelisiniz ki, sizin gücünüz buna yeter. Allah, düşünün diyorsa size, bu gücü size verdiği için diyordur.

Hiç bir nefse, gücünün kaldırabileceği dışında bir şey yüklemeyiz. Enam 152

Şimdi de şu ayete bakınız:

De ki: “Düşündünüz mü hiç; eğer Allah sizin işitmenizi ve görmenizi alıverir ve kalplerinizi mühürlerse, onları size Allah’tan başka getirebilecek ilah kimdir?” Enam 46 (bknz Casiye 23)

İşitmenizi, görmenizi ve kalbinizin görevlerini yerine getirmediğini zaman ne olacağınızı düşündünüz mü hiç? Birkaç saniye verin de bunu bir düşünün.

Kuran’da Allah’ın düşünmemizi istediği çok şey var. Kuran’ı düşüne düşüne, yayvaş yavaş okuduğunuz zaman (Bknz Müzemmil  4) göreceksiniz.

İşte birkaç örnek:

Eğer düşünürseniz Allah size ayetlerini açık-seçik göstermiştir. Ali  İmran118

Allah size ayetlerini böyle açıklıyor ki, düşünüp anlayasınız. Nur 61

Hala aklınızı kullanmayacak mısınız? Düşünmeyecek misiniz? Enbiya 10

Hala düşünmüyor musunuz?   Enam 50

Hala aklınızı kullanmayacak mısınız? Araf 169

Aklı ve gönlü işleyenler düşünüp öğüt alırlar. Rad 19

Allah, düşünmeye bu kadar önem verdiğine göre, düşünmeyenlerin başlarına nelerin geleceğini de şu muhteşem ayeti ile iman sahiplerine bildirmiştir.

Aklını kullanmayanların üzerine Allah pisliği bırakır. Yunus 100

Ayette geçen pislik kelimesi, insanı mutsuz eden acılar, ızdıraplar, başa gelen kötü şeylerdir. Düşünüldüğünde aklını kullanmayanlar, hata üstüne hata, yanlış üstüne yanlış yaparlar. Aklı  kullanmak da düşünmektir.

Arzu ve isteklerinizin aşırı derecede bağlanır, onları ilah edinirseniz mutluluğunuz ve hürriyetinizi kaybedersiniz. Ama Allah’a gerçek manada bağlanır ve Allah’ı ilah edinirseniz, gerçek mutluluğa erişirsiniz ve hür olur, hür yaşarsınız.

Aklınızı ve gönlünüzü bilgilerin dünyasına açınız, elde ettiğiniz ve size ulaşan bilgileri kullanınız. Yoksa kullanılmayan bilgileri yük gibi taşımayınız.

Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorunuz. Nahl 43

Düşünmek aklı doyurmaktır. Aklınızı aç bırakmayınız.

Saygılarımla….

                                                                    Necmi AKGÜL

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir