ÇARESİZSENİZ ÇARE SİZSİNİZ…

Siz, başarılı olmak istiyor musunuz?

Vereceğiniz cevabı biliyorum. Evet, diyeceksiniz.

Çünkü başarı para demek, güzel yaşamak demek, onur demek, toplumda daha çok sevilmek, kendine güven demek, insanların sevgisini kazanmak demek, sağlık demek.

Çevremizdeki her insana sorun, “Başarılı olmak istiyor musunuz?” diye, yüzde yüze yakını “Evet.” diyecektir.

İnsanların tamamına yakını bu soruya evet dediği halde, yüzde kaçı başarılı olabiliyor? Bir sınıftaki öğrencinin yüzde kaçı başarılı, yüzde beşi, ya gerisi, onlar da başarılı olmak istemiyorlar mı? İstiyorlar tabi, ama neden başarılı değiller?

Başarısızlığın temel nedeni tembelliktir, bir iş yapmamaktır, öyle uyuşuk uyuşuk oturmaktır, hareket etmemektir, emek ve gayret göstermemektir.

Her zaman yapmamız gereken birçok şey var.

Ve yine her zaman yapabileceğimiz de birçok şey var.

Başarılı olmak için yapmanız gereken ve yapabileceğiniz her şeyi denedikten sonra yine aynı noktada iseniz, hayatınızda en küçük bir değişiklik olmadı ise siz çaresizliğin ne demek olduğunu öğrenmişsiniz demektir.

Artık anlamışsınız ki, başarıya giden yol, çaresizliği yenmekten geçmektedir.

Çaresizliğe çare var mıdır?

Evet, çaresizseniz, çare sizsiniz.

Çaresizlikten kurtulmanın iki yolu vardır. Bu yolun birincisi içimizdeki engeldir. Yapacağınız ilk şey, size çaresizliğe götüren o içinizdeki engeli aşın. “Ben çaresiz değilim.” deyin. “Aman ya, bu da iş mi?” demeyin. “Aman ya bu da iş mi?” diye düşünmek de içinizdeki engeldir. Bunu aşın önce. Deneyin öğrenin, denemeden öğrenmek yarım öğrenmektir. Hatta öğrenmemektir.

“Ben yapamam.” demek bir iç engeldir. Diyeceksiniz ki, “Ben yaparım.” “Ben çalışamam,” demeyeceksin, “Ben çalışırım.” diyeceksin.

Olumsuz düşündüğümüz her şey iç engelimizdir. Olumsuz düşünmeyi olumlu hale çevirmek, iç engelimizden kurtulmaktır.

“Yapamıyorum, çalışamıyorum, başaramıyorum, bilmiyorum, sevmiyorum” değil, yapacağım, çalışacağım, seveceğim, bileceğim, başaracağım.” diyeceksiniz ki, içinizdeki engeller ortadan kalksın.

Gökyüzü ne kadar kapkara bulutlarla kapalı olursa olsun, yine de bulutlar arasında mavilikleri görebileceğiniz bir aralık vardır, bunu hiç unutmayacaksınız.

İkinci yol da bizim dışımızda olan engellerdir. “ya bırak, sen bu işi yapamazsın.” diyen dostlarınız en büyük engeldirler. Kendi içinizdeki engeli aşamadınızsa, dışınızdaki engeli zaten aşamazsınız.

“Ben güçlüyüm.” diyerek birinci engeli, size engel olmak isteyen kim varsa çevrenizde onları dinlemeyerek de ikinci engeli aşmalı ve çaresiz olduğunuz konuda deneme yapmalısınız.

Dene kaybet.

Niçin denemez insan, kaybetmekten korktuğu için. Zaten kaybetmişsin denemeyerek, bari dene de kaybet.

Bir daha dene yine kaybet.

Bir daha dene yine, yine, yine kaybet.

İçinizdeki bu sınırsız deneme isteği inancınızla birleşince imkanlar önünüze açılacak ve çaresizliğin belini kıracaksınız.

Bir şeyi denemeden kaybederseniz zaten kaybetmişsiniz demektir. Ama aynı şeyi deneyerek kaybederseniz, o denediğiniz şeyle çaresizliğinizi aşamayacağınızı öğrenirsiniz.

Edison, ampülü bulmak için on bin deney yapmıştır. On bininci deney bitince asistanı: “On bin deney yaptık, böyle bir şey yokmuş, artık denemeyelim,” önerisinde bulunur. Edison: “Evet, on bin deney yaptık aradığımızın bu on bin deney içinde olmadığını öğrendik.” Cevabını verir. İşte o çalışmaların sonucu aydınlık odalarda oturuyoruz.

Unutulmamalıdır ki, en iyi öğrenme yolu deneyerek öğrenmedir.

Napolyon ne güzel demiş: “kaybede kaybede kazanmayı öğreneceğim.”

Siz, biz, hepimiz, kaybederek kazanmayı öğrenmeliyiz. Kazanmak, iman ister, inanç ister, emek ister, gayret ister, yeniden yeniden denemek ister, aklı kullanmak ister. Durup dururken kimsenin bir şey kazandığı ne görülmüş, ne de duyulmuştur. Milli piyango bileti almadan, büyük ikramiyeyi asla kazanamazsınız. Önce eylem, yani çalışmak, sonra kazanmak. Başka üçüncü bir yolu yok bunun.

İçinizdeki o engeli aşmanın denemekten başka bir yolu da aklı kullanmaktır. Allah diyor ki Yunus Suresi 100. Ayetinde : “Aklını kullanmayanların üstüne pislik akar.” Buradaki pislik acı, sıkıntı, ızdırap, çaresizlik, başarısızlık, gibi şeyledir.

Bunlardan kurtulmanın yolu da aklı kullanmaktır. Eğer aklı kurallarına göre kullanmazsan, içindeki engeli aşamazsın, dışındaki engeli de aşamazsın ve başarıya ulaşamaz, çaresizlik içinde kıvranır durursun.

Akıl, daima insana iyi, doğru ve güzel olanı öğütler. Kötü ve çirkin olan şeylerden kaçar. Akıl sigara içme der, zararlıdır, ama içersin zararını bile bile. Bu aklı kullanmamaktır. Zevklerin ve arzuların isteklerini yerine getirmektir. Aklı kullanmak, zararlı ve kötü şeylerden kaçmaktır.

Cahil insan bir şeyi bilmeyen değil, bilmesi gereken o şeyi de bilmediğini bilmeyen insandır.

Çaresizlik de bunun gibidir, insanların çokları çareli mi çaresiz mi olduklarını bilmezler. Hatta içlerindeki engellerin farkına bile varmaz. Dışarıdaki engelleri bilirler ancak.

İsterler ki, biri onların elinden tutsun, gel şu işi yap desin. Yine isterler ki, şu iş diye kendilerine sunulan şey kolay olsun, parası çok olsun. Bu da ne kadar az çalışırsa işine devam etsin, maaşını alsın.

Oh, gel keyfim gell!!!!

Bu başarı değildir. Bu çaresizliği yenmek değildir. Bu aklı kullanmak değildir. Bu , aklını, geleceğini birilerine teslim etmektir, bu, yanlışa teslim olmaktır. Bu, sonu bataklığa uzanan yolun ta kendisidir.

Bizi yöneten güç bizim içimizdedir. Sevgi bir güçtür. Bilgi başka bir güçtür. İman, inanç başka güçlerdir. Bu güçler içimizdedir ve bizi istediğimiz yere götürmeye hazır bekliyorlar. Yapmamız gereken şey, bu güçleri bilmek, tanımak ve onlardan yararlanmaktır.

Hayatınızın değişmesini istiyorsanız, çaresiz olduğunuzu düşünmeyin. Her zaman bir çare vardır. Çareyi başka yerlerde değil, kendinizde ve çevrenizde arayın. Ne yapmak istiyorsanız, önce onun bilgisini toplayın, çevrenize ve o iş için görüşeceğiniz kimselere giderken kendinizden emin olun, bin kişi sizin gibi görüşmeye gelmişse ve on kişi alacaklarsa bunlardan biri olmak için kendinizi iyi hazırlayın, kendinizden emin olun ve en önemlisi kendinize güveniniz.

“Ya falan yerde eleman arıyorlarmış, bir torpil nasıl bulurum,” diye düşünmek içinizdeki en büyük engeldir. Size “torpilin yoksa hiç masraf etme.”diyenler de en büyük dış engeldirler. Siz, neden kendinize güvenmiyorsunuz? Engellere takılıyorsunuz? O iş için her özellik sizde varsa, neden uyuşuk duruyorsunuz da denemiyorsunuz.

Kendinizi aşınız. İçinizdeki ve dışınızdaki engelleri boş verin, onları yok sayın. Hep böyle bu engellerle mi yaşayacaksınız. Kırın zincirlerinizi, ben de varım deyin.

İçinizde hiç engeliniz olmadığınızı kabul ediyorsanız, bu da en büyük engellerden biridir. Hiç engeliniz yok da neden başarılı değilsiniz? Neden benim engelim falan yok diyorsunuz. Hem böyle diyorsunuz, hem de hala baba parası yiyorsunuz. Unutmayınız ki, en güzel başarı engelleri aşarak elde edilen başarıdır.

İnsan ne zaman harekete geçer? Çaresiz bir insan harekete geçer mi? Elbette geçer, peki ama nasıl?

Birçok denemeden sonra başarıyı yakalayamayan insan artık anlar ki, çaresizdir. Ve acı çekmektedir. Ruhu ezilmiştir. Çevresi ona değer vermemektedir. Acılar en büyük öğretmenlerdir. Çektiği acı arttıkça çaresizliğini unutup harekete yeniden geçecektir. Bir işte başarılı olamamışsa çektiği acı az ise, bu defa çektiği acı ondan fazla olunca içindeki o gücleri harekete geçirecektir.

Eğer işi simit satmaksa ve günde yüz simit satıyorsa, simit satmaktan vazgeçtiği zaman çektiği acıyı düşünerek önce 150, sonra 200 simit satacaktır. Çünkü kamçılanmıştır.

Şu an durumunuz nedir? Hayatın neresindesiniz? Geldiğiniz yer sizin istediğiniz yer mi? Cevabınız hayır ise, hemen şimdi kendinize bir hedef belirleyin. Bu belirlediğiniz hedef ile şu andaki durumunuz arasındaki farka bakın, sonra bu hedefe ulaşmak için ne gerektiğine karar verin ve artık bütün gücünüzle ona yönelin.

Bunu yaptığınız takdirde karanlığın ötesinde bir ışık doğmuştur, siz o ışığa, o ışık size doğru gelecektir. Bu başarının getirdiği ve sizi ona götürdüğü ışıktır.

Önce ne olmak istediğinize karar veriniz. Olmak istediğiniz şey hakkında bilgi toplayın, bu konuda başarılı olmuş insanların hayatlarını okuyun. Onlar neler yapmışlar? Onlar başarmışlarsa siz neden başaramayacaksınız? İnanın siz de başaracaksınız.

Kendinize dönüp bakınız. Gücünüzü, enerjinizi, inancınızı kontrol edin, sonra plan yapın ve başlayın. Göreceksiniz ki, insanın isteyip de başaramayacağı hiçbir şey yoktur.

Unutmayın, çaresizseniz, başarısızsanız, çare sizsiniz ve başarı güçlerini içinizde taşıyorsunuz. Bu gücü bulunuz ve içinizdeki bu güçü kullanınız.

Haydi, başaracağım deyin ve başarın.

Yapacağım deyin ve yapın.

Başarı dileklerimle…

Necmi AKGÜL

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir