RÖPORTAJ

BENİMLE YAPILAN RÖPORTAJI OKUYUCUMLARIMLA PAYLAŞMAK İSTEDİM.

 

Birinci sorunuz:

  1. Merhaba, ilk olarak kendiniz hakkında bizi biraz bilgilendirir misiniz?

Ben 1949 yılında Osmaniye ili Bahçe ilçesinde doğdum. Aynı ilde ilkokul, ortaokul ve öğretmen okulunu bitirdim.

İlkokul öğretmeni olarak Adana ve Rize’de çalıştım. Öğretmenlik yaparken yüksek öğrenimime devam ettim ve 1978 yılında Rize Lisesi Edebiyat öğretmenliğine devam ederken aldığım bir teklif üzerine 1979 yılında Rize Mille Eğitim Müdür Yardımcılığına atandım. Bu görevim 5 yıl sürdü.

1975 yılında kendi isteğim üzerine Eskişehir Milli Eğitim Müdür Yardımcılığına tayin olundum. bu görevimi üç yıl sürdürdükten  sonra 4 yıl Kırklareli Milli Eğitim Müdür Yardımcısı, bir  yılda aynı il Milli Eğitim Müdürü olarak görev yaptım.

1991 yılında kendi isteğimle İstanbul Milli Eğitim Müdür Yardımcısı olarak atandım. Bir yıl tahkikat, sonraki 4 yıl da ilkokul öğretmenleri atama müdür yardımcısı oldum.

1996 yılında İstanbul Milli Eğitim Müdürü ile anlaşamadığımdan emekliye ayrıldım.

1997 yılında Kartal 21.Yüzyıl Kolejini kurdum, önce üç  yıl, bir kaç yıl aradan sonra da 2 yıl bu kolejin genel müdürlügünü yaptım.

Pendik Kurtköy’e dershane açtım ama yürütemedim, iki yıl sonra kapattım.

Ben  gençliğimden beri yazma ve bildiklerimi insanlarla paylaşma ihtiyacı içinde yaşadım. 50 yaşı üstünde iken web sitesi yapım kursuna gittim. Kendime yetecek kadar web sitesi yapmayı öğrendim.

Artık bir yerde çalışmıyorum. www.tanyolu.com adında bir web sitem var, ona araştırma yazıları yazıyorum.

İkinci sorunuz:

  1. Sizce yazarlık nedir ?

Bence yazarlık, insanın bilgilerini başkaları ile paylaşması aracıdır. Okuyan, bilgi sahibi olan insanlar daima başkaları ile bunları paylaşmalıdır. Bana göre bu paylaşım, şiir, hikaye, roman, deneme, makale gibi türlerle diğer insanlara ulaşmalıdır.

Üçüncü sorunuz:

  1. Hayatınızda en fazla iz bırakan olay veya durum nedir?

Ben Allah’ın kitabı Kur’an’a aşık bir insanım. İtiraf edeyim ki, bundan yirmi veya yirmibeş yıl önce Kur’an denilince ” Canım Allah’ın yasaklarla dolu kitabı” der O’ndan uzak dururdum. Ama yine de zaman zaman öylesine okurdum.

işte o yıllarda şu ayet bendi titretti ve kendime getirdi.

“Başkalarına iyiliği emrediyorsunuz da, kendi kendinizi unutuyor musunuz? Bakara 44

Bu ayet bana Kur’an’ın kapısını araladı Bakara Suresi 170. ayet de aklımı başıma getirdi. Bu ayet de şöyleydi:

Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun.” dendiğinde: “Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.” derler. Peki, ya ataları bir şeye akıl erdiremiyor ve düşünemiyor idiyseler!…”

Günümüzde Müslümanım diyen herkes dinini anasından, babasından, ilhimal kitaplarından, ordan burdan duyumlarla öğreniyor. Bu öğrendiklerinin doğru mu yanlış mı olduğunu asla araştırmıyor, doğru kabul ediyor ve “İşte din budur.!” Diyor.

Gerçek din Kur’an’dadır. Kur’an okunmayınca gerçek din de öğrenilemiyor. Bu gün topluma Allah’ın dini değil, insanların uydurdukları din hakim  olmuş durumdadır.

Allah’ın Elçisi Hz.Muhammed, ahirette “Benim ümmetim Kur’an’ı hayatlarının dışında tuttu.”( Furkan 30) Diye şikayette bulunacaktır.

Dördüncü soruya cevap:

  1. Kitabınızı nasıl yazmaya karar verdiniz ?  Kitabınızın içeriğinden biraz bahseder misiniz ?

Kitabımın adı KARANLIKTAN AYDINLIĞA TANYOLU’DUR.

Yirmi yıla yakın Kur’an’ı okuyup anlamaya çalıştığım için bir çok şeylerin yanlış, eksik,  saptırılmış olduğunu görüp anladım. Bu tesbitlerimi insanlara anlatmak istedim. Bu nedenle web sitesi yapmayı öğrendim. www.tanyolu.com adı altında 15 yıldır bu site yayındadır. Bu siteye iki yüz kadar yazı yazdım, bu güne  kadar silinenlerle birlikte 2 milyon civarında insan sitemi ziyaret etti. İnsanlara faydalı olduğumu anlayınca bu bana güç verdi, araştırmalarım ve yazmalarım kesintisiz devam etti.

Benim asıl amacım, KUR’AN’IN OKUNMASINI VE HAYATA UYGULANMASINI sağlamaktır. Yazılarımı da bu düşünce ile yazıyorum. Kur’an’a uymayan yaşam biçimlerinin doğrusunu insanlara göstermek, onların düşünmelerini sağlamak istiyorum.

Tanyolu sitemdeki yazılardan bazılarını seçerek kitap haline getirmek istedim. Bu gün bu isteğim gerçekleşmiş durumdadır. İnternette satışa sunulmuştur yayınevi tarafından.

Ben yazlarımı   ve yazdığım kitabımı adım doyulsun, şan, şöhret sahibi olayım, para kazanayım diye yapmıyorum. Sitemde ilk yıllar adımı gizledim. Sonra kim bu diye merak edenler olunca adımı açıklamak zorunda kaldım. Ben sadece Allah rızasını kazanmak için yapıyorum bunları.

BEŞİNCİ SORUYA CEVAP

  1. Hayal gücünüz çok geniş ve renkli olmalı. Bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz

Ben küçüklüğümden beri yazmak arzusu içinde buldum kendimi. Daha 14 yaşımda iken, ilk yazımı Osmaniye 7 ocak gazetesinde kurtuluş savaşına bizzat katılmış kahraman bir Türk Kadını olan Rahime Hatun’un hayatını  araştırıp yazıp  yayınladım.

Okul yıllarımda daima Türkçe ya da Edebiyat öğretmeni olmak istedim.  ÜniversiteTürk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunuyum. Yıllarca edebiyat öğretmenliği yaptım. Dünya klasiklerini, roman, hikaye kitaplarını okudum, şiirler okuyup ezberledim, kendim denemeler yaptım.

Rize Milli Eğitim Müdür yardımcılığım sırasında Rize’yi tanıtan ilk kitabı ben yazdım. Rize bölgesi maniler bakımından çok zengindir, manilerini topladım RİZE MANİLERİ  adı ile yayınladım.

Yöneticiliğim yıllarında kendimi işime daha çok verdim. Yazmaya pek zamanım olmadı. Ama hayallerimde daima yazma isteği yaşayıp durdu.

Emekli  olduktan sonra daha fazla duramadım ve yeniden yazmaya başladım. Devam ediyorum..

ALTINCI SORUYA   CEVAP

  1. Yazarken olmazsa olmazlarınız var mı? ( örn. çay-kahve içmek gibi )

Yazarken çay kahve gibi şeyler istemem. Kendimi ne yazıyorsam ona veririm. O zaman zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum bile..

YEDİNCİ SORUYA CEVAP

  1. Bir yazar için zaman ne demektir?

Bir yazar için zaman elbette cok önemlidir. Aslında her insan için zaman önemli olmalıdır. Zaman benim için bırakıp giden sevgili gibidir… Gitme desen de seni dinlemez günler,  aylar,  yıllar gibi birer birer geçip gider. Her insanın zamanı gibi benim de zamanım çok kıymetlidir.

Kaybedilince daha iyi anlaşılan şeylerin başında gelir zaman. Hep duyarız: “Ahh! Şimdi genç olacaktım ki!!?”

Rize’de o yıllarda 103 yaşında olan  dağbaşında bir köyde elini öptüğüm bir neneye: “Nasılsın Nene?” dediğimde şu dörtlükle cevap vermişti.

İHTİYARLIK ESKİ KÜRK

ALDIM DA SATAMADIM

GENÇLİK İSE UÇAN KUŞ

UÇTU DA TUTAMADIM.

İşte zaman bu… Gidince gider.. gider.. gider… ve dönüşü yoktur…

SEKİZİNCİ SORUYA CEVAP

  1. Günlük hayat kaleminizi nasıl etkiliyor ?

Benim sade bir yaşantım var. Üzerinde çalıştığım konularla ilgili araştırma yaparım,  düşünürüm,  sonra yazarım.  Gözlemlerim ve araştırmalarımda rastladığım Kur’an’a uymayan şeyler beni kötü etkliyor, hemen doğrusu nedir diye emek ve çaba içine  girerim. İyi bir araştırmacı olduğumu düşünüyorum.

Çevremde sade yaşantısı ile bilinen biriyim. Gülmeyi, güldürmeyi  severim. İnsanları, çiçekleri, ağaçları, bulutlar, çimenleri, kelebekleri, böcekleri ve daha tabiatta ne varsa hepsi düşünür, bunların yaratılışı hakkında sonuçlar çıkarırım. Notlar alırım, yeri ve zamanı gelince bunları yazılarımda kullanırım.

DOKUZUNCU SORUYA CEVAP

  1. Ufukta yeni bir kitap var mı ?

Bu güne kadar iki romanım gazetelerde, üç de kitabım yayınlandı.

Tanyolu sitemde 200 civarında yazım var.

Türbede Cinayet adında bir romanım bitti, bekliyor.

Gelecek için iki kitap hazırlığı içindeyim. Bunlardan bir roman olacak, öteki de SALAT  konusunda yaptığım çalışmaları anlatacağım.

Yazmak ve okumak benim tutkumdur. Karnım gibi beynimin de bilgi ile doyması gerekiyor. Yoksa kendimi eksik hissediyorum.

Kur’an’ın ilk emri OKU’dur. Bunun açık anlamı öğren, sonra öğrendiklerini öğret demektir. Ben de çok düşünen, çok okuyan biri olarak öğrendiklerimi  başkaları ile paylaşmayı çok seviyorum.

ONUNCU SORUYA CEVAP

  1. Bir yazar olarak okuyucularınıza  mesajlarınız nelerdir?

Okuyucu olan bir insanın tavsiyeye ihtiyacı yoktur. Okuyucu olmak bir şereftir, onurdur. Kendini bilmektir. Olaylara objektif bakmaktır. Bir insan okuyucu sıfatını almışsa, o insana ancak saygı duyulur. Çünkü ülkemizde okur-yazar oranı yüksek belki ama okuyan insan sayısı, yani  okuyucu olan sayısı azdır.

Düşünen insan yetiştirirsek, okuyucu sayımız artacaktır. Ama koyun sürüsü insan yetiştirirsek, aklını kiraya veren insan, kendini başkalarının güdümüne bırakan medeniyet yolunda daima geri kalırız, daima bizi yönetirler. Yönetirken de sömürürler, acımazlar.

Ben kendi okuyucularıma saygılar sunduğum gibi bütün okuyup düşünen insanlara da saygılar sunmak istiyorum.

Saygılarımla…

Necmi AKGÜL

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir