ALLAH’A İMAN
Çocukken bize büyüklerimiz şöyle öğrettiler:
Allah kaç tane?
Biz de, bize öğretildiği gibi, Allah birdir, diye cevap verirdik.
Allah birdir, Ondan başka ilah yoktur. Kur'an’da buyuruluyor ki:
İlahınız bir tek ilahtır. Ondan başka ilah yoktur. Bakara 163
Allah’tan başka ilah yoktur. Nisa 87,
Ondan başka ilah yoktur. , Enam 102
Tanrı üçtür demeyin! Allah, ancak bir tek ilahtır. Nisa 171
O ancak bir tek ilahtır. Enam 19
İlahınız tek bir ilahtır. Nahl 22
İlahınız birdir. Saffat 4
O Allah birdir. Zümer 4
O Allah tektir. İhlas 1
İki ilah edinmeyin, O ancak bir ilahtır. O halde yalnız benden korkun. Nahl 51
Sizin ilahınız, elbette kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır. Taha 98
Ey Resulüm, senden önceki her peygambere, "Benden başka ilah yoktur. Bana kulluk edin" diye vahyettik. Enbiya 25
Allah, birdir. Bu tam olarak doğrudur. Lailaheillallah, La ilahe, ilah yoktur, illallah, Allah’tan başka. Evet, kesin olarak Allah birdir ve O’ndan başka Allah yoktur.
Allah’ı bir olarak bilmek, Allah’a imanın en temeli, başlangıcıdır. Bu bilinmeden, anlaşılmadan Allah hakkında bundan sonrakileri anlamak imkansızdır.
İman için rakamsal olarak Allah birdir demek yeterli değildir, O’nun özelliklerini düşünmek gereklidir. Bir olmanın yanında hemen şunları da bilmek Allah’a iman için şarttır:
Allah’ın bir öncesi yoktur.
Allah’ın bir sonu yoktur.
O, her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı sondur; varlığı apaçıktır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir. O her şeyi bilir. Hadid 3
Allah kimseye muhtaç değildir.
Allah, Ondan başka ilah olmayan diri ve her an yaratıklarını gözetip duran, hiçbir şeye muhtaç olmayandır. Al-i Imran 2
Allah, kimseye benzemez.
Onun benzeri hiçbir şey yoktur. Şura 11
Allah’ın ortağı yoktur.
O’nun (Allah’ın) ortağı yoktur. Enam 163
Allah diridir, canlıdır.
Ölümsüz, diri olan Allah’a güven, Onu özenerek tesbih et. Furkan 58
Allah, her şeyi bilir.
Bilesiniz ki, Allah her şeyi bilir. Bakara 231
Allah her şeyi işitir.
"Bilin ki, Allah işitir ve bilir. Bakara 244
Allah her şeyi görür.
"Allah yaptıklarınızı hakkıyla görür. Bakara 233
Allah’ın dediği olur.
Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece OL demektir ve o hemen oluverir. Nahl 40
Allah’ın her şeye gücü yeter.
Şüphe yok ki Allah her şeyi yapmaya, her şeye güç yetirmeye kâdirdir. Bakara 20
Allah konuşur.
Allah Musa’ya da hitap ile konuştu. Nisa 169.
Allah, her şeyin yaratıcısıdır, yoktan var edendir.
Allah önce mahlûkatı yaratır, ölümden sonra onu tekrar diriltir. Sonunda Ona döneceksiniz. Rûm 11
İnanan insan, böylesine büyük bir varlığın karşısında her zaman saygı ile eğilmeli, O anıldığı zaman gerçekten kalbi titremelidir. İnsan, kendini yaratan, her konuda noksansız ve sonsuz merhamete sahip, Kendini sevip sayan yaratıcıya dost olmamaktan, olamamaktan korkmalı, çekinmelidir. Gerçek Allah korkusu bu olmalıdır.
Allah, her şeyin yaratıcısıdır. Atomun çekirdeğini, gökyüzündeki galaksileri de yaratan O’dur. Yöneten de O’dur. Bu yönetim yarattığı her şeye koyduğu kanunlarla gerçekleşmektedir. Bu sayısız kanunların hiç biri öteki ile çelişmemektedir. Hepsi birbirinin tamamlayıcısıdır. Tohumun çimlenmesinde, yağmurun yağmasında, rüzgarın esmesinde, gözün görmesinde, insanın düşünmesinde ve aklınıza gelen her şeyde ki bu kanunlar aksamadan çalışmakta, işlemektedir.
Allah’a iman etmek, bu kanunların işlerliğini kabul etmektir. Benim buna aklım ermiyor diye Allah’ın var dediği şeye yok diyemezsiniz. Allah cennet vardır diyor, siz yoktur diyemezsiniz. Allah, kıyamet kopacaktır diyor, siz kopmaz diyemezsiniz, siz ölecek ve yeniden dirileceksiniz diyorsa, siz hayır dirilmeyeceğiz diyemezsiniz. Neden? Çünkü bunları her şeyi yaratan Allah diyor da ondan. Hayır derseniz, Allah’a tam anlamı ile teslim olmamışsınız demektir.
Allah, Kuran’ında kendini tanıtırken “Ben yaratıcıyım.” Diyor. İşte Kuran’daki o ayetler:
Her şeyi yaratan Allah’tır. Zümer 62
Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah’tır. Saffat 96
Her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah’tır. Mümin 62
Allah her şeyin yaratıcısıdır. O birdir. Rad 16
Her şeyi O yaratmıştır. Enam 101
Yaratmak Ona mahsustur. Araf 54
Yarattığı her şey güzeldir demek, ne yaratmışsa onun yaratılışında eksiklik, çirkinlik, noksanlık, kötülük, eğrilik yoktur demektir.
Allah’a inandım , bir yaratıcı var diyen, ama öldükten sonra yeniden dirilme olmayacak diyen insanlar var. Bu insanlar, anaları babaları evlenmeden önce nerdeydiler? Her bir parçaları tarlada, bağda, dağda, toprakta değil miydi? Bir düşünsünler. Ve yine düşünsünler ki, anaları babaları evlenince, o tarladan, bağdan, bahçeden ve topraktan yetişen gıdalarla beslenmediler mi? O besinler kan olmadı mı? O kandan babada sperm, anada yumurta olmadı mı? İkisi birleşince siz dünyaya gelmediniz mi? Evet olarak cevap vermiyor musunuz?
Doğdunuz, büyüdünüz, yaşadınız, çoluk çocuğunuz oldu ve öldünüz. Şimdi her şey bitti mi? Bağda bahçede, toprakta iken sizi insan yapmak mı daha zor, yoksa ölünce diriltmek mi? Cevap, ölünce diriltmek daha kolay olacaktır.
Eğer Allah’a tam mükemmel olarak inanıyorsanız, insanı yaratırken başı boş yaratacağına inanamazsınız. Yani Allah bizleri, yesinler, içsinler, zevklensinler diye yaratmamıştır. Kendisine ibadet etmek için yarattığını (Zariyat 56) söylemektedir.
Yani insan, Yaratanı tanımakla programlanmıştır. Allah, insana Ruh üflemiştir. (hicr 29) Dünyada ne yapıp nasıl yaşayacağını bilmeden yaratmış olamaz. Yaratıcı diyor ki, O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için, Arş'ı su üzerinde iken, gökleri ve yeri altı günde yaratandır. (hud 7 )
Kainatın sahibi O’dur. Her şey O’nundur aslında. Şu bizim elimizde bulundurduğumuz evimiz, maaşımız, arabamız, evlatlarımız, imkanlarımız, organlarımız da O’nundur. Yaşadığımız süre içinde bize bunların kullanım hakkı verilmiştir. Biz yarın ölüp gidince hiç birini götüremiyoruz. Her şey burada kalıyor. O kadar zenginlik sahibi insanların bütün malları mirasçıları tarafından paylaşılmıştır.
Allah karşısında biz o kadar fakiriz ki, bir düşünün, her şey O’nundur, bize verilen gökte bir yıldız, denizde bir damla değildir. Ne kadar da fakiriz, bunu anlamamız lazım. Fakir olan zengin olana muhtaç değil midir?
Herkes Allah’a muhtaçtır, ama Allah hiç kimseye muhtaç değildir.
Akıllı insan bunları bilmeli, düşünmeli ve buna göre hareket etmelidir. Allah’a iman etmek bunu gerektirir. Düşünün, çocuğunuza verdiğiniz harçlık iyi kullanılırsa ona yeniden vermekten zevk alırsınız, yok çar çur ederse kızmaz mısınız? Allah’ın verdiklerini iyi kullanmalıyız, o zaman o da verdiklerini artıracaktır, kötü kullanırsanız, o da size verileni azaltacaktır.
Allah, bize kötü gelen şey hakkında sınırlar koymuştur. Mal edinirken helal olsun istemiştir. Harcarken de uygun yerlere harcamamızı istemiştir. Bu sınırların dışına çıkılmasını günah saymıştır. Günahlara ise ceza vardır.
Allah, günahtan sorumlu tutacağım diyor. Günahın neler olduğunu anlatmıştır Kitabın’da. Kullarım okusunlar, günahı bilsinler, onları yapmasınlar diye. Düşünün, günahın ne olduğunu bilmeden günah işlemekten kurtulabilir miyiz?
Kuran, ne günahtır ne değildir tek tek bildirmiştir.
Bir insan, Allah’a iman ettim diyorsa, O’nun tam ve mükemmel olduğunu, eksiklik ve noksanlıktan arınmış olduğunu bilmelidir. Allah, ne diyorsa O’nun dediği haktır, gerçeğin ta kendisidir. Eğer bunu biliyorsa, O’nun kanunlarına uyacaktır.
Allah’ın yapma dediği şeyi yapanlar ve bunun bilincinde olmayanlar, Allah hakkındaki bilgilerini kontrol etmelidirler. Allah’ı iyi tanımalıdırlar. Ne istiyor bizden Yaratıcı, çok iyi bilmelidirler. Ve bilmelidirler ki, O’nun yasakladığı, yapmayın dediği şeyler bizi felakete götürecek şeylerdir.
Kahve telvesinin aldığı şekle, iskambil kağıdının dizilişine bakarak geleceği okuyanlar, Allah’a imanı eksik olan insanların eseridir. Ona gitmeseler, geleceği ve gaybı Allah bilir, siz de kim oluyorsunuz deseler, falcı, büyücü, cinci, muskacı olur mu? Falcı, büyücü ve bu türden olanlar, insanları kandırmak için yalanların binini bir arada söylüyorlar. Geleceği okuyorlar, biri tutuyor elbet. Bunlara gidenler, o geleceği okuyanlar için, Allah, geleceği ve gaybı Peygamberine vermemişken, bu insanlar da kim oluyorlar ki, diye düşünmeliler, bunu çocuklarına da aşılamalıdırlar.
Mümin, araştırıp doğruyu bulan insandır. (Cin 14) Akıllı her insan düşünmelidir, Allah vardır, birdir. En imansız olan bile bunu bilir. Ama bir mümin için bu asla yeterli olmamalı, Allah’ı O’na yakışır bir şekilde öğrenmelidir.
Allah’ı gerektiği gibi bilmeyen, O’na gerektiği gibi iman edemez. Aklının almadığı şeyi inkar eder ve yaptığı her şey boşa gider. Allah’ı öğrenip tanıdıkça, gücünü ve kuvvetini anladıkça O’nun emrine uydukça ve bütün kanunlarına itaat ettikçe, ruhunuzdaki ve aklınızdaki düzensizlikler düzene girecek, huzur ve mutluluk bulacaksınız. Hayatınız değişime uğrayacaktır.
Allah’a iman, ama gerektiği gibi iman, dünyadaki en mükemmel şeydir. Huzurun ve mutluluğun kaynağıdır O’na iman etmek. O’na iman etmek, O’nu anmak, O’nun bize cevap vermesini temin etmektir. Allah’ın kuluna cevabı şüphe yok ki, kulunun isteklerini kabul etmesi ve insana her şeyi bol bol vermesidir.
Allah’ın kulu olarak yeter ki, O’ndan isteyelim. Çünkü O, bize şah damarımızdan yakındır, bizi görür, işitir, anlar, her durumumuzdan haberdardir. (kaf 16)
Bu güne kadar Allah hakkındaki bilgilerimizi sıralayınca ne kadar az şey bildiğimizi anlarız. Ve daha çok bilgi sahibi olarak Allah’ımıza inanmayı doruk noktasına ulaştırmamız her insanın yüce bir görevi olmalıdır.
Bir mümin, Allah’a inanınca, O’nun yerleri ve gökleri idare edecek sayısız kanunlarının olduğuna da inanır. Melek denen bu kanunlar insanlara haber verir, her şeyin düzenli çalışmasını temin ederler. Allah’ın meleklerine, yani kanunlarına inanmayan ve iman etmeyen bir insan mümin olamaz.
Yine Allah’ın insanları eğitmek ve kendini tanıtmak amacıyla peygamberler göndermesine inanırlar. Çünkü hiçbir şekilde insan gözü Allah’ı göremez, kulağı O’nun sesini duyamaz. Oysa Allah'ın insanlara nasıl yaşamaları gerektiğini bildirmesi anlatması lazımdır. Bu da ancak insanların içinden seçilen özel insanlar, yani Peygamberler aracılığı ile olur. İmanın temel şartlarından biri de Allah’ın Peygamberlerine iman etmektir. Buna inanmayan mümin olamaz.
Peygamberler insandırlar, onlar Allah’tan aldıkları vahiyleri, dinin kurallarını Allah’tan aldığı gibi insanlara tebliğ ederler. Bunlar bir kitapta toplanır. Bunlara Allah’ın kitapları denir. Son kitap ve hiç değişmeyen kitap Kuran’dır. Ve koruması Allah’ın teminatı altındadır. Allah’ın kitaplarına iman etmeyen mümin olamaz, Kuran’ın içindeki hoşlarına gitmeyen ayetleri inkar etmeleri de onları dinden çıkarır. İman yok olur.
Bu dünya hayatında bir yığın olaylar olmaktadır. İnsanlar yaşayıp ölmektedirler. Ölünce hayat bitti diye inanan insan mümin olamaz. İmanı yok olur. Mümin, Ahirete kıyamete iman etmelidir. Çünkü orda bu dünyada yapılan ve yapılmayan şeylerin hesabı sorulacaktır. Bunu inkar eden imanlı olamaz.
Allah, her şeyi bir ölçüye göre yaratmıştır. Her şeye bir kader koymuştur. İnsana Allah akıl vermiş ve kendine iki de yol göstermiştir. Aklı ile o yolun eğrisinden ve doğrusundan gitmesine Allah karışmaz. Allah, kulu hangi yoldan giderse o yolda başına geleceği yaratır. Tabancayı eline alıp kafasına tetiği çeken insana Allah, yapma demez. Yapmazsa insan, onun yaşamasını yaratır, tetiği çekerse ölümünü yaratır. İmanlı insan bunlara inanmak zorundadır. Yani insan, ahrette benim alım yazımı böyle yazmışsın, başka çarem yoktu diyemez. Çünkü Allah insanın ne yapacağına kendinin karar vermesini ister. Allah yazar insan da yaşarsa kul Allah’a sen böyle yazdın ben de yaşadım der ki, o zaman böyle bir durumda haşa kulun yaptıklarından kul değil Allah sorumlu olur. Allah, kulunu bu durumda sınava tabi tutamaz.
Allah, insana sadece akıl ve düşünme yeteneği vererek kendi kendine yol bulsun diye bırakmamıştır. Ayrıca yol da göstermiştir. Düşünerek ve anlayarak dilediğini seçmesi için ona iyilik ve kötülük, doğruluk ve sapıklıktan oluşan iki yol açıklamıştır.
Biz ona iki de yol gösterdik. Beled 10
İnsan istediğinden gider. Bu kendi elindedir. Buna iman etmek imanın gereklerindendir. Allah benim için senaryoyu yazdı, ben de dünyada oynadım düşüncesi kökündün yanlıştır, buna iman etmek insanı dinden çıkarır. Allah aklı vermiş, yolu da göstermiştir. Yani verdiği akıl ile, yolun iyisi ve doğrusu ile kötüsü ve yanlışını ayırt edebilecek yeteneklerle donatmıştır yarattığı her insanı.
Allah'a iman, dünya ve ahirette mutlu olmanın en temel taşıdır. Güzel iş, salih amel, iyilik ve doğruluk etmenin, güzel davranışların kabulü, iman şartına bağlanmıştır.
İman edip iyi davranışlarda bulunanlara gelince, Allah onların mükafatlarını eksiksiz verecektir. Allah zalimleri sevmez. Ali İmran 57
Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru yola iletir; iyi davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükafat olduğunu müjdeler. İsra 9
Allah'a İman, ancak O'nu tam olarak tanımakla mümkündür.
Bizi Yaratanı tanımak bizim en büyük görevimizdir.
Necmi AKGÜL
ALLAH'A İMAN EN BÜYÜK ŞEYDİR
Allah’a iman mı ediyorsunuz? Cevabınız evet ise, şunu çok iyi bilmeniz gerekir ki, Allah, sizin iman etmenize izin verdiği içindir. Bunun başka bir ifade ile anlamı şu, Allah sizi seviyor ki, sizin Kendisine iman etmenize izin vermiştir.
Yüce Kitabımız Kuran’da Allah : “Allah’ın izni olmadan hiç kimse inanamaz.” (yunus 100) diyor.
Allah’a iman etmek en büyük şeydir. Her şeyin başı Allah’a imandır. O halde, imanımızın kıymetini bilmeliyiz. Çünkü iman sayesinde mümin kabul ediliyoruz, iman sayesinde yarın hesaba çekileceğiz, iman sayesindedir ki, sevaplarımıza bire en az on katı veriliyor, iman sayesindedir ki, günahlarımıza ancak işlediğimiz kadar günah yazılıyor.
Bir insan iman sahibi ise Allah o insanı sevmiştir, ona değer vermiştir. Bu imanın değerini ve kıymetini o kulun bilmesi gerekir.
Çünkü, O’nun izni olmadan yerlerde ve göklerde hiçbir şey olmaz, hiçbir şey meydana gelmez.
O'nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez.” (Enam 59)
Bir insana verilen en büyük şey imandır. İman, bizim içimizde yaşayan en büyük güçtür. Biz yaşadığımız sürece de imanımız bizimle yaşayacaktır. Bizim yaşamamız için de bize verilen başka o kadar çok şey vardır ki Allah tarafından, kalkıp sızlanmak, şöyleyim böyleyim demek imanlı bir kulun yapacağı bir şey olmamalıdır.
Bakınız daha neler sahibiz. Ne kadar değerli olduğumuzu Allah katında bilmemiz için düşünmek gerek.
En basiti göz, sonra kulak, sonra ayaklar , eller, duyu organları, kalb, ağız, tad alma duyguları…
Sonra bir millete mensup olmak… bir ülke, vatan, hürriyet, ev, eş, çocuk, okuma yazma bilmek..
Sonra düşünmek, akıl, arkadaş, mal mülk sahibi olmak..
Saymakla biter mi..
Oksijen, su, doğa, dağlar, denizler, çeşit çeşit yiyecekler, gök yüzü, ay , güneş, yıldızlar…
Ve bütün bu sayılanlar yine Allah’ın tek tek bizlere verdikleridir. Ve yine O’nun izniyle verilmiş şeylerdir..
Söyler misiniz, şimdi siz fakir misiniz?
Size verilen bunca şeyi alıp da, gerektiği gibi kullandınız da, aç mı kaldınız, açıkta mı kaldınız, bu mümkün mü?
Allah’ın izni ile verilen iman için, bu kadar nimetler için, bunları vereni yüceltmeyelim mi? O’nu saygı ile anmayalım mı? O’na şükürler etmeyelim mi?
Düşünür müsünüz? Bu kadar bizlere verilen karşılığında Allah, bizden ne istiyor ki zaten? Beni anın, tanıyın, bilin, iyi şeyler yapın, kazandıklarınızdan fakir fukaraya verin, kötü olan şeyleri yapmayın, temiz olun, düşünün, okuyun, araştırın, çalışın .. diyor.
Hayatta tutunmak için bunlar zaten gerekli değil mi? Bütün bunları yaparken Allah’ın rızasını gözetmek gerekmez mi?
Allah, verdiği nimetler için bizden şükür etmemizi istiyor.
Ama şükür öyle dil ile söylenerek kalp ile tasdik edilerek yapılmanın yanı sıra çalışmaktır. Şükür olarak iş yapın, diyor Allah. Sebe 13
Ne yapmamız gerektiğini öğrenmek için yapılacak en önemli şey O’nun kitabını okuyup O’nun gösterdiği yolda yürümektir. İmanlı olmak da budur, imanlı kul bunu yapmalıdır.
Allah’a iman, O’nun Elçisi Hz. Muhammed’e, Kuran’a ve din gününe inanan ve mümin kadın ile mümin erkeklerden kim varsa, bunlar cennete gideceklerdir, ama bunun bir şartı vardır: Güzel davranışlarda bulunup, güzel işler yapıyorlarsa..
Bakınız Yaratan Rabbimiz ne diyor:
Kim bir kötülük yaparsa, ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya erkek, kim, mü’min olarak salih bir amel işlerse, işte onlar cennete girecek ve orada hesapsız olarak rızıklandırılacaklardır. Mümin 40
Ben müminim diyerek, Allah’a iman ettiğini söyleyen ve sonra yaptığı hiçbir şey Kuran’a uymayan, herkese acı veren, ortalığı kasıp kavuran, çalan çırpan, haram helal demeden yiyenler, kendilerine gelmeliler, çok düşünmeliler ve o iman ettiğini sananlar, yeniden iman etmeliler.
Yüce Allah iman edenlerin de iman etmelerini istiyor.
Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur. Nisa 136
Saygılarımla..
Necmi AKGÜL