ALLAH'IN YARDIMI
Çevremizde, ülkemizde, dünyada başarılı olmuş insanlar vardır.
Etrafınızdaki Ali, oto tamircisiydi, şimdi oto tamir atölye zincirleri var.
Kocası trafik kazasında ölen Ayşe, üç çocuğunu okutmuş, birini doktor, birini mühendis, birini öğretmen yapmış.
Ülkemizde Atatürk, yoksul bir milletten bir devlet kurmuş.
Edison, on binlerce deney yaparak bu gün aydınlandığımız ampülü icat etmiş.
Örnekler çok.
Sizler de başka örnekler bulabilirsiniz.
Bu insanlar ve bunun gibi binlercesi, ellerindeki kıt imkanları, yoksulluğu, acıyı yenmiş de bu büyük başarılara imza atmışlardır. En büyük imkansızlıklar içinde, en büyük başarılara ulaşmışlardır.
Bunu nasıl yapmışlar?
Bu gücü nerden almışlar?
Hiç düşündünüz mü?
Bir de tersi olan var. Baba veya aile, büyük bir servet bırakarak bu alemden göçmüş, onun yerine geçen oğullar veya kızlar işi büyütecekleri yerde batırmışlar. Sayısız örnek var bu konuda..
Bu nasıl olur?
Biri yok denecek şartlardan başarının zirvesine ulaşırken, öteki zirveden aşağı nasıl yuvarlanmıştır?
Acaba biri çok akıllı, öteki çok mu akılsızdır.
Ne biri çok akıllı, ne öteki çok akılsızdır.
Biri, başaran, ben başaracağım derken, öteki, daha başarılacak bir şey yok diye düşünmektedir.
Başarılı olan karşılaştığı engelleri kararlı bir şekilde aşarken, öteki karşılaştığı engelin farkında değildir.
Biri önüne çıkan engelleri aşamadığı zaman üzülüp yılmazken, öteki kaybettikleri karşısında çılgına dönmektedir.
Biri inatla emek ve gayret sarf ederken, öteki yan gelip yatmaktadır.
Ve sonuç ortadadır, biri başarırken öteki başarılanı tüketmektedir.
Bir işi başarmayı amaçlayan kimse, önce onun olacağına inanmalıdır. Ben bunu yapacağım demelidir.Önüne çıkan her zorlukta pes etmemelidir. Her şeyin bir çözümü olduğunu bilmelidir. Olur mu? acaba? diye kendine sormamalı, bu olacak demelidir. O zaman görecek ki başarı kendiliğinden geliyor olacaktır.
İnsan azmetmeli ve kararlı olmalıdır. Atatürk, Kurtuluş Savaşına başlarken " Bu milleti kurtaracak şey, bu milletin azim ve kararıdır." demiş, kendi azim ve kararını milletin azim ve kararı ile birleştirmiştir. Hem kendine, hem milletine güvenmiştir. Böylece yokluk içinden bir devletin doğuşunu gerçekleştirmiştir.
Birisi bir zorlukla karşılaşınca ona hepimizin dediği şey şudur: Allah yardımcın olsun.
Allah, insana yardım eder mi?
Evet, Allah insana yardım eder. Bu ayetle sabittir.
Allah'tan yardım dileyin. Araf 128
Allah, yardım etmeyecek olsaydı, yardım dileyin demezdi.
Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz. Fatiha 4
Kul, yalnız Allah'tan yardım dileyecektir.
Allah'ım bize yardım et diye dua ettiğimizde, Allah bize nasıl yardım edecek?
Bizzat gelip darda olan kuluna para vermez. Hasta ise gelip hastalığını iyi etmez. Zorluğu güçlüğü varsa insanın Allah gelip o zorluk ve güçlük ne ise onu ortadan kaldırmaz. Arabası bozulan birine gelip Allah o bozuk yeri yapmaz. Ama hepimiz deriz ki Allah yardımcın olsun. Allah bizzat gelip kendisi yardım etmeyeceğine göre, acaba Allah yardımcın olsun diye temenni de bulunmak sadece sözde kalan bir şey mi?
Hayır, asla. Allah, insana, yarattığına yardım eder. İnsanın darda sıkıntıda olmasını Allah istemez.
O zaman yine sorulacak soru şu, Allah insana nasıl yardım eder?
Cevap yine Kuran'dadır:
Hatırlayın ki, siz Rabbi'nizden yardım istiyordunuz, O da, Ben peşpeşe gelen bin melekle size yardım edeceğim, diyerek duanızı kabul buyurdu. Enfal 9
Ayetten açıkca anlaşılmaktadır ki, Allah, yarattıklarına melekle yardım etmektedir. Allah'ın yardım ettiği melek, birdir, beştir, ondur, binlercedir. Sayısızdır.
Melek nedir?
Melek, güç ve kuvvettir.
Her yaratılanın görevini yerine getirdiği değişmez kanunlardır.
Gözümüzle gördüğümüz ve varlığını aklımızla anladığımız sudur, havadır, rüzgardır, buluttur, yağmurdur, güneştir, aydır, atomdur, atomun yapısıdır, dna'lardır.
Fizik ve kimya kanunlarıdır.
İmandır, Allah'ın Kuran'daki ayetleridir.
Kainatın düzenini sağlayan kanunlardır.
Yöneticilerin gücüdür.
Haber getiren ve haber götüren güçtür.
İşte Allah, melek denilen bu güçlerle insanlara yardım etmektedir.
Basit bir örnek:
Tarlayı sürdük. Tohumu toprağa verdik. Allah'ım bol ürün ver diye de duamızı ettik. Yeri ve zamanı gelince suladık. Ürünümüzü aldık.
Biz bunları yaparken, Allah'ın bir çok melekleri, yani bir çok kanunları yürürlüğe giriyor.
Ne oluyor sayalım:
Tohum toprakla buluşunca çatlıyor, embiryon içindeki dna'lar ile topraktaki besin buluşuyor. Tohumun toprağı bilip tanıması bir kanun, topraktaki besinin tohumla buluşup kök salması, sonra yaprak çıkarması bir başka kanundur. Ve tabii orda başka bilmediğimiz yüzlerce binlerce kanun devreye giriyor. Ve bunlar güçlü kanunlar, şaşmaz değişmez kanunlardır. Su bulamazsa kanun çalışmıyor mesela, ürün az oluyor, kuruyor. Melek, işte bu kanunlardır. Melekler olmasa, yani bu kanunlar olmasa toprak tohumu kabul etmez, bitkiden ürün alamayız.
Bu kanunlarla Allah, bize yardım ediyor.
İşte bunun içindir ki, meleklere iman, imanın şartlarındandır. Bu kanunlara inanmayanları Allah, kendisine iman etmiş olarak saymıyor.
Gökyüzünde dönen galaksiler, atomun çekirdeğinin etrafında dolaşan protonlar, esen rüzgarlar,yağan yağmurlar, bal yapan arılar, hep Allah'ın kanunları ile olmaktadır ve bu kanunlar bize hep yardımcıdırlar.
İnsan vücudunda binlerce kanun vardır. Hücrenin içinde, ciğerlerde, yürekte, beyinde her yerde sayısız kanunlar var ve bu kanunların bir nedenle bozulmasından hastalıklar meydana gelmektedirler. İnsanlar bu kanunları keşfedip tedavi ediyorlar, iyileştiriyorlar, bunlar Allah'ın yardımıdır.
Bu kanunlarda bir güç vardır, her zerrede bir yönetim vardır ve bu kanunların her biri meleklerdir.
Allah'ın yarattığı her şey insanın emrine verilmiştir. Bir tek şey hariç, o da şeytan.
Hani biz meleklere: Adem'e secde edin demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, kafirlerden oldu. Bakara 34
Ayete göre melekler, Adem'e secde etmişlerdir. Yani insan yaratılan her şeyin üstesinden gelebilecek güçte yaratılmıştır. Allah'ın kanunlarını kullanarak, araştırıp ona vakıf olarak. Ama İblis insanın emrine girmeyecektir.
İnsan, Allah'tan yardım isterken, şunu kesin olarak bilmelidir ki, önce O'nun kanunlarına uymalıdır. Eğer bu kanunlara uyarsa, Allah da o insana yardım edecektir.
Ankara'ya yola çıkan bir insan, Allah'ım sağ selim beni oraya ulaştır diye dua eder, istekte bulunur, Allah'tan yardım ister. Bu harika bir istek, ve Allah'a inanmanın doruk noktalarıdır.
Ama..
Hız bir kanundur.
Hız kuralına uymak da bir kanundur.
Bu kurala uymazsan, hız kuralının iki katına çıkarsan kaza yapman kaçınılmazdır. Ankara'ya ulaşman da imkansızdır.
Hız kuralına uyarsan Allah sana yardım edecektir, uymazsan etmeyecektir. Kurala uyarak gidersen Allah sana oraya ulaşma durumunu yaratacak, uymazsan öteki kanun devreye girecek ve kaza yaptığında ölümü yaratacaktır. Bu insana bağlıdır.
Allah'a iman bir güçtür.
Bu güç, Allah'ın yap dediğini yapmak, yapma dediğini yapmamaktır.
Bu güç, O'na güvenmektir.
Kendine güvenmek de bir güçtür.
Sabırlı olmak, tedbir almak, konsantre olmak hep birer güçtür.
Yeri ve zamanı gelince bu güçlerden yararlanırız, bu güçler bize yardım ederler, işte bu Allah'ın yardımıdır.
Bu güçleri iyi kullanmak bize yarar sağlamaktadır.
Çalışmak bir güçtür.
Bilgi güçtür.
Sevgi güçtür.
İnsan olarak bu güçleri kullanmıyor muyuz? İşte bunlar Allah'ın bize yardım ettiği melekleridir. Bu güçleri iyi kullanırsak iyi sonuçlar, kötü kullanırsak kötü sonuçlar alırız.
En büyük güçlerin başında akıl gelmektedir. Aklı kullanıp bu kanunları uygulayarak Allah'ın yardımına her zaman kavuşmamız mümkündür. Eğer aklı kullanmazsak, acılar, sıkıntılar, hastalıklar, felaketler bizi beklemektedir. (yunus 100)
Allah'ım bize veya bana yardım et dediğimiz anda, Allah'ın kanunlarını bilip iyi uyguladığımızdan emin olmalıyız. Binayı çürük yapıp da Allah'ım depremde evimi koru demenin bir anlamı yoktur. Deprem olur, ev yıkılır. Allah'ım depremde zarar görmeyim dediğin an, bakacaksın ki Allah'ın kanunlarını ev yapılırken uygulamış mısın?
Allah'ın kanunlarını kim uygularsa, Allah'ın yardımı ordadır, onunladır.
Her hangi bir insan, yapacağı bir işi başarmaya inanıyorsa, Allah'ın yardımı ordadır.
Kim Allah'ın kanunlarını kendi lehine kullanırsa karşılığını alır, kim de bu kanunları kötü şeyler için kullanırsa o da onun sıkıntısını, cezasını çeker.
Cep telefonları teknolojinin son harikalarıdır. Bu araçlar yapılırken yüzlerce bilgi bir araya getirilmiş ve bu ufacık aletin içine konmuştur. Bir insan da bunun nasıl tamir edileceğini öğrenmiştir. Bu cep telefon tamircisi cep telefonundaki o yüzlerce kanunu, neyin ne işe yaradığını öğrenerek bir güç, bir güven kazanmıştır. Artık o cep telefonu tamir edebilir. O kanunların her biri bu kimseye Allah'ın yardımıdır.
Gerekli bilgilerle donatılmış, planları yapılmış, hakkında gerekli bilgileri toplanmış bir iş kurmakta olan bir insan, elbette başarılı olacaktır. Neden? Çünkü o işle ilgili bütün bilgi ve planları yapmış olmasından. Eğer bilgi eksikliği, planlamada hatalar varsa orda istenilen amaç gerçekleşmez. Allah'ın kanunlarına uyulmadığı zaman başarı imkansızdır. Bir yerde başarı yoksa orda Allah'ın yardımı da yoktur.
Allah diyor ki:
Gevşemeyin, üzülmeyin. Üstün olacak sizsiniz. Ali imran 139
Gevşemeyin, yani zorluklar karşısında yılmayın, böyle olmamışsa öteki yolu deneyin. Yani Allah'ın her bu kanunu bu işi yapmaya uygun değilse başka bir kanunu deneyin.
Dirayetli olmak bir güçtür. Başarısızlık insanı üzüntüye götürür. Bu olmadı diye üzülüp bir kenara çekilmek olmamalı. Üstün olmak üzüntüyü bir kenara koyup sıkı durmakla elde edilecektir. Üstün olan kimseye Allah yardım etmiştir.
Gevşeyip geri dönen, o yapacağı işten vazgeçen insan ise zorluklar karşısında yılgınlık göstermiş ve başarısız olmuştur. Eğer Allah'ın kanunlarına uygun hareket etmiş olsaydı o da başaracak ve üstün olacaktı.
Allah'ın kanunları yarattığı her şeyin içinde vardır. Onları insanlar ararlar bulurlar. O zaman bir şey icat etmiş olurlar.
Bir de Kuran'da Allah'ın ayetleri, yani kanunları vardır. Allah, bu ayetleri okumamızı ister bizden israrla. Bu kanunları bilmek insana güç, kuvvet, güven ve huzur verir. İşte Allah bu ayetlerle insanlara yardımını gösterir.
Zaten Allah durmandan her saniye bir iş ve oluşta değil midir? Rahman 29
Allah, her şeyi yaratmış sonra da bir kenara çekilmiş değildir. O sürekli olarak kanunlar koymakta ve bu kanunları insana verdiği akılla anlayacak hale getirmektedir.
Yani Allah, sürekli olarak yarattığı kullarına yardım etmektedir.
Allah'ın bu yardımı kendine inanan inanmayan herkes için geçerlidir. Çünkü Allah, rahmandır. Yani yarattıklarına istediklerini verendir. Bu dünyada bunda bir ayırım yoktur.
Eğer Allah bunda bir ayırım yapsaydı, Japonlar teknolojide bu kadar ileri gidemezlerdi. Çünkü onlar, Allah'a inanmıyorlar.
Allah çalışana vermektedir.
Allah, kanunlarına uyanlara vermektedir.
Allah'ın bu kanunlarına, yani meleklerine inanmak imanın şartlarındandır.
Allah insanlara ayetleri,kanunları ve melekleri ile yardım etmenin dışında bir başka şeyle daha yardım eder. Bu da insandır. İnsan insana yardım eder. Yardımlaşma duygusu Allah'tandır. Bu duygu harika bir duygudur, ve darda olan insanlara Allah rızası için insan yardımda bulunur, acısını dindirir
Allah'ın insanlar arasındaki yardımlaşma konusundaki emri şudur.
Maide suresi ayet 2: İyilik ve güzellik üzerinde yardımlaşın, kötülük ve çirkinlik üzerinde yardımlaşmayın.
Hepimiz biliyoruz ki, İstanbul'un derelerinden denizlere pislik akıyor.
Allah'ım dese bütün İstanbul'lu, bu dereleri temizle, içinde balıklar oynasın, Sen yardım et.
Asla olmaz.
Nasıl olur bu, o fabrikalar suyu arıtacaklar, sonra evlerin lağımlarını derelere vermeyecekler, her önüne gelen elindeki pisliği o derelere atmayacak.
Yönetimi elinde bulunduranlar, derelerin ıslahı için kanunlar çıkaracaklar. Ve bunu dereler temizlenene kadar uygulayacaklar. O zaman dereler temizlenir.
Bu örnekten anlaşılmaktadır ki, insanların çıkardığı kanunlar da Allah'ın insanlara yardımıdır. Onun içindir ki, "...sizden olan yöneticilere uyunuz." diyor. Nisa 59
Allah'tan yardım dileyen insan, Allah'ın kanunlarına uygun hareket eden insandır.
Necmi AKGÜL