BÖLÜNÜP PARÇALANMAYIN
Siz hangi mezheptensiniz?
Hanifi mi, Şafi mi, Hambeli mi? Maliki mi? Alevi mi? Ne, bunlardan birine mi aitsiniz, yoksa başka bir mezhepten misiniz?
Peki ya siz, hangi tarikattansınız?
Nurcu mu? Süleymancı mı? Nakşi mi? Hangisi? Ya da başka birinden misiniz?
Siz, hangi cemaatinsiniz? Osmanağa mı? Acizmend mi? Fethullah mı? Ya da bir başkasından mı?
Daha sayılabilir bunlar.
Sizin şeyhiniz var mı? Siz bir şeyhe bağlı mürid misiniz?
Neden böyleyiz?
Hepimiz de müslümanız. Yani:
Allah’ımız bir.
Peygamberimiz bir.
Kuran’ımız bir.
Ama bizler bölük pörçük olmuşuz. Neden? Sahi bu insanlar neden guruplara ayrılmışlar?
Hanefi mezhebinde olan Şafi mezhebine göre kendini farklı görmektedir. Şafi de kendini Hanbeli’den, Hanbeli de Maliki mezhebinden farklı görüyor. Farklı görüyor ki, kendi mezhebine inanıyor.
Nurcu ile Süleymancı olarak kendini görenler de birbirlerini farklı görüyorlar. Biri öteki, öteki berikini ya sevmiyor, yan yanlış yolda buluyor, cemaatciler de öyle. Kendi cemaatlerini doğru yolda görüyor, ötekileri farklı bakıyor.
Bunlar sanıldığı gibi görünüşte ayrılmış değiller. Ticaretle uğraşanlar birbirlerinden alış veriş yapıyorlar, birbirlerinin camilerini gitmiyorlar, birbirlerinin toplantılarında bulunmuyorlar. Herkes kendini ötekinden üstün görüyor. Ayrılık da burada başlıyor.
Bunların durumlarını Yüce Allah şu ayeti ile ne güzel açıklıyor:
Sonra insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip böbürlenmektedir. Müminun 53
İşte sebep bu. Hem bölünmüşler, hem de kendilerinde bulunan ile seviniyorlar, öğünüyorlar. Peki, bunların yaptıkları doğru mu? Bunların sonları ne olacak? Allah bildiriyor:
Sen şimdi onları bir zamana kadar sapkınlıkları ile baş başa bırak! Müminun 54
Allah, bunların bu tutumunu sapkınlık olarak değerlendiriyor. Sapkınlıklarını baş başa bırak dediğine göre, bunların yaptıklarını Allah hoş karşılamıyor.
Mezhep, tarikat, şeyh, şıh ve cemaat arkasından gidenler, bu gurupların liderleri tarafından kullanıldıklarının farkında olmayan cahil insanlardır. Bunlar, yaşama şekillerinde düşünmeden hareket edenlerdir. Bunları gözü ve kulakları kapalı, bu insanların kendilerini cennete götüreceklerine inanan, aklını kiraya vermiş, tembel ve düşüncesiz insanlardır. Bunlar, Allah’ın söylediklerini değil, mensup oldukları inanç sistemlerinin önderlerinin söylediklerini yerine getiren insanlardır. Bunlar, kurtuluşa erelim derken, yoldan çıkan insanlar topluluğudur. Onlara önder olanlar da onlardan beter, akılsız insanlardır.
Bu kadar bölünmüşlerin arasında güya hepsi Kuran müslümanıdırlar. Ama bunların Kuran’dan haberleri yoktur. Okudukları duaların anlamlarını bile bilmezler. Okutun Fatiha suresini, Allah’a ne dediğini yüzde kaçı bilecek, bakınız.
Bu bölünmüşlerin her birinin ayrı kılık ve kıyafeti vardır. Niye böyle? Çünkü sokakta, toplantıda, orada burada birbirlerini tanısınlar diye. Bu acaip kılıklı insanlara yaklaşın, selam verin, konuşmaya çalışın, sizinle konuşmazlar bile. Sizi tehlikeli görürler. Bunlar kafalarını ustura ile kazırlar, sakalları bir karıştır. Bunların dudaklarından yolda giderken pısır pısır dualar ederler, yanlarına yaklaşın, çokları pis pis kokarlar. Bunlar, kendilerini herkesten üstün görürler. Bunları yolda bile gurur ve kibir ile yürürler. Allah ise kibirlenerek böbürlenerek yürümeyin diye emirler verir oysa.
Bunlar şu ayetleri sanki hiç duymamışlardır.
Ve işte bu, bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir. Ben de sizin Rabbinizim. O halde Bana takvâlı davranın. Müminun 52
Ve hep birlikte Allah'ın ipine sıkıca sarılın/Allah'ın ipi ile korunun, ayrılmayın ve Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Ali İmran 103
Allah’ın ipine sımsıkı sarılsalar, hepsi Kuran etrafında toplanırlar. Aslında bu bölünüp parçalananlar, bölünüp parçalandıklarını biliyorlar, ama aralarındaki üstün olma ve ötekini küçük görme düşüncesi ile ayrılmaktadırlar.
Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin. Şura 13
Ve onlar, ancak kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki taşkınlık yüzünden ayrılığa düştüler. Şura 14
Tarikat, cemaat, şeyh, şıh, menzil gibi örgüt yapılanmalarında; özgür düşünce, kişisel irade ve akleden, düşünen, erdemli, onurlu bireyler yoktur. Hak, hukuk, kanun, adalet yoktur. Gurubun amaçlarına, çıkarlarına hizmet etme onların buyruğu altına girme, mutlak itaat ve düşünmeden teslim olma kültürü vardır.
Allah, dinden, yani Kuran’dan ayrılmayın diyor, onlar parçalanmışlar.
Ve şüphesiz ki, bu, dosdoğru olarak Benim yolumdur. Hemen ona uyun. Ve yollara uymayın da sizi O'nun yolundan ayırmasın. İşte bunlar, takvalı davranırsınız diye O'nun [Allah'ın] size vasiyet ettikleridir. Enam 153
Allah’ın yolu Kuran varken, bir takım insanların dinde otorite olarak kabul edip o insanların söylediklerini din kuralı olarak benimsemek akla, mantığa, gerçeklere sığmaz. Peygamberimizin dini insanlara tebliğ ettiği zamanlarda bu bölünüp parçalanmalar, mezhepler, cemaatler, tarikatlar yoktu. Kuran’dan başka bir şey yoktu. Bu ayrılmalar zaman içinde oluştu, Kuran değil insanların sözü geçerli oldu. Kuran diyor ki, Allah diyor ki diye başlayan konuşmalar bitti, Hanifi mezhebine, şafi mezhebine göre demeye, Bediizaman diyor ki, falan şıh, fişmaken şeyh diyor ki, diyerek söze başlar oldular.
Kuran ayrılmayan, parçalanmayın diyor, küme küme, bölük bölük, fırka fırka insanlar ayrılıyorlar. Allah bu ayrılanlar için bakınız ne diyor:
Ve onlara emir'den apaçık deliller verdik. Sonra onlar, yalnızca, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düştükleri şeylerde kıyâmet günü aralarında gerçekleştirecektir. Casiye 17
Ayetlerimizi etkisiz bırakmak için gayret gösterenlere gelince, işte onlar cehannem halkının ta kendisidir.. Hac-51
Kur’an, alemlere, insanlara rahmet olarak ayrıntılı (Enam-126) eksiksiz (Enam-38) şekilde indirilmiştir.
Allah’tır sizin HAK Rabbiniz. Hak’tan sonra sapıklıktan başka ne kalır ki ? (Yunus-32)
HAK Rabbindendir. Kuşku duyanlardan olma.. (Ali-imran-60)
Yemin olsun, HAK sana Rabbinden gelmiştir.. (Yunus- 94)
Hak, yani gerçek Allah’tandır. Ve dönüş de O’na olacaktır. Ve şu ayeti okumakla kalma, üstünde çok çok düşünmelisin.
.... benim tehdidimden korkanlara sadece Kur`an`la öğüt ver... (Kaf-45)
Siz de gerçekleri Kuran’dan öğrenin, dinimizi müminim deyip de farkında olmadan bazı bölünmelerin peşinden giden insanları Kuran’a çağırın. Peygamberimizin yaptığı gibi sizler de Kuran’ı, ama sadece Kuran’ı insanlara tebliğ edin. Kimseye baskı, zorlama yapmadan.
Şimdi kendinize bir bakınız. Siz bölünmüşlerin içinde misiniz? Cevabınız evetse, içinde olduğunuz ne ise onu Kuran süzgecinden geçiriniz. Kuran’a uyuyorsa o zaten doğrudur, ama uymuyorsa onu bırakınız.
Unutmayınız!
Allah bir..
Peygamber bir..
Kuran bir..
Bunun üçü bize yeter… Eğer bunun üçü size yetmiyorsa, Allah yardımcınız olsun..
Saygılarımla..
Necmi AKGÜL