BAŞIMIZA GELENLER
O, asi ruhlu genç bir delikanlıydı.
Lise son sınıfta okuyordu.
Derslerinden çok kızlarla ilgileniyordu. Okul dışında büyük abileri ile takılıyor, barlara gidiyor, eve geç geliyordu.
Babası, oğlundaki bu durumu beğenmiyor, ona nasihat ediyordu, ama oğlu dinlemiyordu.
Annesi, oğlunu destekliyor, "dokunma benim aslan oğluma" diyordu.
Sık sık babasından arabasını istiyor, ama baba, ehliyetin yok, olmaz, diyordu.
Oysa kız arkadaşları vardı. Gece İstanbul sokaklarında kızlarla gezmek istiyor, ama babası buna mani oluyordu.
Ve bir gece ....
Gizlice arabanın anahtarını alıp evden çıktı. İki sokak aşağıda kız arkadaşını aldı.Önce bir bara gittiler, bir kaç bardak bira içtiler.
O, kız arkadaşına dedi ki:
"Gel seninle gezelim."
Kız, dünden hazırdı. İkisi de biraz sarhoştular. Ve O'nun ehliyeti yoktu, yola çıktılar.
Bostancıdan Pendik sahil yoluna girdiler.
O, arabayı sürmüyor, uçuruyordu. Bir iki kırmızı ışık geçip gittiler. Şeritleri zik zak çizerek gidiyordu.
Araba inliyor, gürültüsü karanlığı yırtıyordu.
Kız kahkaha atıyor, O, kahkahaya katılıyor keyifleniyordu.
İbre, hız göstergesinin son sınırına varıp geliyordu..
Birden önünde bir kamyonet gördü, direksiyonu sağa kırdı, orası dönemeçti toparlayamadı, içgüdüsü ile frene bastı, araba bir kaç takla attı, yan yattı süründü, sonra doğruldu sırt üstü kaldırıma çıktı, sırt üstü bir süre gitti, acı ses gecenin karanlığını başka türlü yarıyordu şimdi ve bir direğe toslayıp durdu. Yardıma koşanlar oldu. İki genç arabanın içinde sıkışmışlardı.
Polis geldi, kalabalık toplandı. Sıkışan iki genci kapıları kırarak çıkardılar.
İkisi de yaşıyordu. Olay yerine çağrılan ambulansla en yakın hastaneye kaldırıldılar.
O'nun annesine babasına haber verildi. Koştular.
Kızın annesi babası geldi.
İki genç komaya girmişlerdi. Oğlanın beli kırılmıştı, kafasında derin yaralar vardı.Kızın da iki bacağı kırılmıştı.
Günler geçti.
Sonra anlaşıldı ki, oğlanın iki bacağı tutmuyordu, öyle kalacaktı, kızın da bileğinden bir ayağını kesmişlerdi.
Aileler acı içindeydiler.
Oğlanın annesini komşu kadınlar eve gelip teselli ediyorlardı:
"Üzülme, Allah'ın takdiri böyleymiş!"
Hiç kimse düşündüklerini, ama dile getiremedikleri o gerçeği açıklayamıyordu. Herkes o iki genç için, "Allah'ın takdiri böyleymiş!" diyorlardı.
Haşa, suçlu bulunmuştu, Allah yapmıştı bunu.
Bu çekilen acıların nedeni Allah'tı onlara göre.
Bu genç insan niye kurallara uymamış diyen yoktu.
Babasını niçin dinlememişti?
Lisede okuyordu, ehliyetsiz araba kullanılmayacağını bilememiş olamazdı.
Gece uyuması gereken bir saatte sokakta ne işi vardı?
İçkili iken araç kullanılmayacağını bilmesi gerekiyordu.
Trafikte bir hız sınırı vardı, ona niçin uymamıştı?
O bunları bilmiyordu, kız niçin uyarmamıştı? Bir genç kızın gecenin bir vaktinde sokakta ne işi vardı?
Bunları soran eden yoktu.
Allah, böyle istemişti. Kaderleri böyleymiş.
O gencin ehliyeti olsaydı, yarın okulum var yatmam gerek deseydi, babasının arabasının anahtarını almasaydı, daha önemlisi babasının nasihatlarını dinleseydi, o kız buna uymasaydı, sarhoş iken arabayı sürmeseydi, o hızla gitmeseydi,bunlar olur muydu?
Ömür boyu çekilecek acıyı bu gençlere Allah mı verdi, yoksa akıllarını kullanamamalarından mı oldu?
Gençlerin çektikleri acıdan başka, ya ailelerinin çektikleri...
Bunları Allah mı verdi.
Bu sıkıntılar Allah'ın alınlarına yazdığı yazı mı, yoksa akılsızlıklarının cezası mı?
Bu gençler içki içmesini biliyorlar da, neden Allah'ın dediklerini bilmiyorlardı?
Oysa Allah, Kuran'da açıkca uyarmıştı, eğer okusalardı.
Aklını kullanmayanların üstüne pislik yağar. Yunus 100
Akıllarını kullanmamışlardı. İşte yatağa bağlı bir ömür geçireceklerdi.
Ve Allah Kitabımı okuyun diyordu, okusalardı bileceklerdi.
Başınıza gelen her acı, sıkıntı, ızdırap, kendi ellerinizle işlediğiniz günahlar yüzündendir. Şura 30
Günah işlemişlerdi.
Okula gitmesi gerekirken gitmemişlerdi.
Babasının arabasını çalmıştı.
İçilmemesi gereken içkiyi içmişlerdi.
Ehliyet yokken ve sarhoşken araba kullanmıştı.
Hız sınırını aşarak malını ve canını tehlikeye atmıştı. Başkalarının da ölümüne sebep olabilirdi.
Bunların hepsi Allah katında günahtı. Ve kanunlar karşısında bazıları suç sayılmıştı.
Allah, bizim acı ve ızdırap çekmemizi istemez.
Ama biz kendimizin acı ve ızdırap çekmemizi istiyoruz.
Allah bizi,bizim kendimizi sevdiğimizden çok seviyor.
Bütün bu olanlar Allah istediği için değil, o gençler akılsız davrandıkları için oldu.
Başımıza gelenler, bizim kendi yapıp ettiklerimiz yüzündendir.
Başka yerde suçlu aramak, işin kolayına kaçmaktır.
Binayı yaparken malzemesinden çalarsanız ve bina çökerse Allah böyle istedi de bunlar başımıza geldi diyemezsiniz. Bunlar siz istediniz de başınıza geldi.
Yaptıklarımızdan sorumlu olan biziz. Allah yaptı, Allah istedi de böyle oldu diyerek (haşa) Allah'ı sorumlu tutamazsınız. Siz istersiniz öyle olmasını, bu kazada olduğu gibi, Allah da sizin istediğinizi yaratır. Çünkü Allah, kulunu özgür bırakmıştır, yolu da göstermiştir. Hangisinden gidersen Allah da onu yaratır.
Allah, kanunlarına göre yaşayanları korur. Akılsız davrananları değil. Hala düşünmüyor musunuz? Nahl 17
İyi düşünmeniz dileklerimle....
Necmi Akgül