Anasayfa
   Amaç
   Site Yöneticisi
   İletişim

Hidayete Ermek
Oruca Tutulmak
Örnek Bir Kadın
Bölünüp Parçalanmayın
Ah Şu İmamlar
Allah Bir Gün Soracak
Kuran'a Göre Hayat
Rabbin Gözetleyendir
Haram Ayetleri
Kuran Niçin İndirilmiştir
Kuran Herşeyi Açıklamıştır
Ahiret Gününe İman
Akıl Çalışmıyorsa
Akıllı İnsan Araştırır
Aklı Olan Anlar
Allah'ı Bilmek
Allah'a İman
Allah'a Kul Olmak
Allah'ın Yardımı
Anayasanın Anayasası
Başımıza Gelenler
Bazilarina Göre Din
Benim Kalbim Temiz Mi?
Bilenle Bilmeyen Bir Olur mu?
Bilmediğimiz Şey
Bir Ayet Bir Yorum
Dünya Müslümanı
Bir Dua ve Sonucu
Bozgunculuk
Bunlara Sakın İnanmayın
Çaresizseniz Çaresizsiniz
Cennetlikler Cehennemlikler
Din Diye Bildiklerimiz
Din İçi Mi Din Dışı Mı?
Dizi Filmler
Doğru Yol
Eğer Bilmiyorsak
Eğitim Allah'ın Emridir
Egitimin Amaçları
Enson Varış Rabbine
Ey İman Edenler
Ezani Dinler Misiniz?
Hala Düşünmüyor Musunuz
Hasanat Ve Salihat
Her Şeyin Ortası
İnanan Kötü Olamaz
İniş Sırasına Göre Dua
İnsanın Özüne Bakış
İnsan ve Eğitimi
İslamda Kurban
İşte O Adamlar
İyi ve Kötü
İyilikle Kötülük
Kadın
Kalbimize Bakalım
Karanliktasi Adamlar
Kendinizi Koruyormusunuz?
Cennetlikler
Kötülüklerin Kaynaği
Kuran Abdestsiz Tuturmu
Kuran Çevirisi
Kuran ile Öğüt Ver
Kuran Kursları
Kuranda Kuran
Kuranda Olmayan Şeyler
Ölümden Sonra Hayat
Kuranda Hz.Muhammet
Kuran'i Dinleyin
Miraç olayı
Modern Kadın
Münafık mısınız?
Müslüman Nasıl Olmalı
Nankör
Nasıl Davranmalıyız
Nerdesin
Okudun mu?
Okullara Kuran Dersi
Rüşvet
Sabır
Saçma Sapan İnanışlar
Sapık İlişkiler
Sevap
Sevmek
Seytana Uymak
Siz Ne Düşünüyorsunuz
Sonsuza Kadar
Sorguya Çekilmek
Sorunların Kaynagi
Sözünde Durmak
Taraf Olmak
Terör
Ya Bildiklerimiz Yanlışsa
Yalanın Gözyaşları

 

           

HİDAYETE ERMEK

Fatiha suresinin 6. Ayeti şöyle:

“Bizi doğru yola ilet.”

Allah, kullarını nasıl doğru yola iletir?

Elinden tutar, doğru yol burası deyip oraya mı götürür?

Veya, doğru yola nasıl gidileceğini tarif eder, gerisini sana mı bırakır?

Birisi size dese ki, ben İstanbul’dayım beni Ankara’ya ilet dese ne yaparsınız? Ya onu arabanıza bindirirsiniz, Ankara’ya götürürsünüz, ya da dersiniz ki, şuradan dolmuşa bin, falan yerde in, oradan da münibüse bin Harem’de in, şehirlerarası otobüse bin, Ankara’ya git, diye tarif edersiniz. Gerisi ona kalmıştır.

Allah, bu güne kadar kimsenin elinden tutup şurası doğru yol deyip oraya götürmediğine göre, geriye tek şey kalıyor, o yola nasıl gidileceğini tarif etmektir. Ve Allah da bunu yapmıştır.

Doğru yolun ne olduğunu,  insanlara gönderdiği  Kuran’ı Kerim’inde açık açık anlatmıştır. Bizlere düşen de  Kuran’ı okuyarak doğru yolun ne olduğunu öğrenmek, o yoldan gitmektir.

Şimdi ramazan geliyor, camilerde hocalar, televizyonlarda görevliler duyuru yapıyorlar, Kuran ziyafeti çekilecek, mukabele yapılacak, gelin diyorlar. Milyonlarca insan buna katılacak eminim. Orda ne oluyor? Biri Arapça okuyor Kuran’ı, topluluk dinliyor. 30 gün sonra Kuran okunup bitiriliyor. Şimdi bu Kuran okumak oluyor mu?

Olmuyor.

Ama bunu ön yargılı, şartlanmış insanların yanında söyleseniz, size öcü gibi bakıyorlar. Biraz bilgili olanlara soruyorsunuz, mesela, cami imamlarına, diyor ki, Peygamberimiz de böyle yapıyordu. Doğru, Peygamberimiz de böyle yapıyordu, ama Peygamberimiz ne okuduğunu biliyordu, dinleyenler de bu okunanı anlıyorlardı.

Şimdi bir de bu günlerde yapılanlara bakınız. Okuyan, okuduğunu anlamıyor, dinleyen de dinlediğini anlamıyor. Oysa Kuran diyor ki, Alak suresi 1. Ayeti. “oku.”, Müzemmil Suresi 4.ayeti “ beni ağır ağır yavaş yavaş oku.” Nisa Suresi 82, “Kuran'ı düşünmüyor musunuz?,” Muhemmet Suresi 24 “Kuran'ı düşünmüyor musunuz?.” Ve başka ayetler de var.

Şimdi siz Kuran’ı böyle mi okudunuz?

Okuduğunuzu anladınız mı?

Ayetler üzerinde düşündünüz mü?

Okuduğunuz ayetler üzerinde araştırma yapıp Allah’ın ne dediğini anlamaya çalıştınız mı?

Hayır.

Niye, Arapçasından okudunuz, anlamadınız.

Şimdi siz, anlamadığınız Kuran’ı bin defa okusanız, ne öğrenirsiniz? Ondaki doğru yolun neler olduğunu bilir misiniz? Sonra doğru yolu öğrenen insan yolun eğrilerini de öğrenir, ondan gitmez.
Biri size bir şey diyor da bu Kuran’da ayettir diye ekliyorsa, yapacağınız şey, onu aklınızda tutmak, bunu diyen kişinin doğru söyleyip söylemediğini anlamak olmalıdır. Nasıl mı? Tabi açacaksınız Kuran’ı, o ayeti bulacaksınız, sonra birkaç tane çeviriye bakacaksınız, eğer o kimsenin dediği gibi ise tamamdır, ama ya değilse…?

İnsan aklı ile Kuran, aynı kaynaktan, Allah’tan geldiği için birbirini tamamlarlar. Ama bu dini sevenler kadar sevmeyenler de vardır. Ayetlerin anlamlarını çarpıtırlar, o kelimeye başka anlamlar verirler, sizi yanıltmaya çalışırlar. Onun için her duyduğunuz  şeyi araştırmalısınız. Biri size oturup kıyamete yakın zamanda mehdi gelecek mi diyor, hemen buna inanmayacaksın, araştıracaksın, Kuran’a bakacaksın, Allah bu konuda ne diyor? Açık bir ayet var mı? Araştırmaların sonunda mehdi gelecek mi, gelmeyecek mi sen karar vereceksin.

Allah, doğru yolun nasıl bulunacağını, oraya nasıl gidileceğini açık ve anlaşılır bir şekilde kullarına Kuran’da bildirmiştir. Ama araştırıp öğrenen mi var? Başkalarının bizim yerine düşünüp karar vermesine izin vermeyin. Bu sizi sorumluluktan kurtarmaz.

Ramazan ayı geldi ya, televizyonlarda bir çok insan çıkıp dini, orucu anlatıyor. Gazeteler de çarşaf çarşaf yazılar yazılır yine bu konularla ilgili. Bu gün sakallı bir adam, başında takke, ramazan ayı ile oruçla ilgili konuşuyor. Diyor ki:

Ramazan gecelerinde Allah’a çok dua ediniz. Peygamberimiz Hazreti Muhammed diyor ki,  bu ayda çok dua edenlere Allah her istediğini verir. Para mı istiyorsunuz, işte size para, makam mı istiyorsunuz, işte size makam, iş mi istiyorsunuz, işte size iş, oğlun üniversiteyi kazansın mı istiyorsun, al sana üniversite.

Bunları duyunca düşündüm, bu sözlerin Kuran’a neresi uygun diye? Uygun mu Kuran’a? Kuran’da Allah dua ediniz karşılık vereyim diyor. Şimdi siz dua ederek her istediğinizin verileceğini söylerseniz, çok büyük bir yanlışlık yapmış olursunuz.

Camilerde imamlar, televizyonlarda böylesi insanlar, gazetelerde başkaları, güya dini anlatıyorlar. Bu gün yine başka bir kanalda  diyordu ki, Peygamberimiz zamanında yaşamış bir adamı ballandıra ballandıra anlatıyordu.  Şöyle yaptı böyle yaptı diye. İyi güzel de, ağaçlara bez bağlamamayı anlatsana, bunun günahlığını. Dini insanların yanlış anladıklarını anlatsana. Hurefeler almış başını gidiyor, Kuran’daki kavramlar çarpıtılmış, doğrusunu anlatır mısın?  Yok, o illa da 1400 yıl önceki bir insanın sadakatını, yaptığını veya yapmadığını anlatıyor, siz de böyle olun demeye getiriyor.

Bunlarla doğru yola iletilmez insanlar. Doğru yol Kuran’dır. Başka da doğru yol yoktur. Bu yol bizi Allah’a götürecek tek yoldur.

Allah, kendine inananları doğru yola ilettiği kullarından eylesin bizleri.

Saygılarımla….

                                                                                    Necmi AKGÜL

 

 



////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////

 

ÇOK YALNIZIM ALLAH’IM

 

Dedim ki: 'Çok yalnızım.' Allah’ım


Dedi ki:
'Ben ki sana çok yakınım.' Bakara-186

Dedim ki: 'Evet biliyorum, sen bana yakınsın ama ben senden uzağım, keşke ben de sana yakın olabilseydim.


Dedi ki:

'Rabbini sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret.' Araf-205

Dedim ki: 'Bu da senin yardımını ister.'


Dedi ki: 'ALLAH'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?' Nur-22

Dedim ki: 'Tabii ki, beni affetmeni çok isterim.'


Dedi ki: '(Öyleyse) Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tövbe edin. Gerçekten benim rabbim, esirgeyendir, sevendir.' Hud-90

Dedim ki: 'Çok günahkârım, bu kadar günahla ben ne yaparım?'


Dedi ki: 'ALLAH'ın, kullarının tövbesini kabul edeceğini ve ALLAH'ın tövbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduğunu hâlâ bilmezler mi?' Tevbe-104.

Dedim ki: 'Defalarca tövbe edip tövbemi bozdum, artık yüzüm kalmadı.'

Dedi ki

'ALLAH aziz ve bilendir, o günahları bağışlayan ve
kullarının tövbesini kabul edendir.'
Ğafir-2/3.

Dedim ki: 'Bunca günahım var, hangisinin tövbesini yapayım?!'


Dedi ki: 'ALLAH bütün günahları bağışlayandır.' Zümer-53.

Dedim ki: 'Yani, yine gelsem, yine beni bağışlar mısın?'


Dedi ki:
'ALLAH'tan başka günahları bağışlayacak olan yoktur.' Ali İmran-135.

Dedim ki: 'Ne kadar güzelsin ALLAH'ım! Bilmiyorum bu sözlerin karşısında niçin böylesine içim içime sığmıyor ve erimeye başlıyorum, seni çok seviyorum.'


Dedi ki:

Şunu iyi bilin ki, Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever. Bakara 222

Bir de 'İlahım ve Rabbim, benim senden başka kimim var' dedim.


Rabbim de:

'ALLAH kuluna yetmez mi?' (Zümer-36) dedi.

Dedim ki: 'Sen ki, beni bu kadar çok seviyorsun ve bana karşı bu kadar iyisin ben ne yapabilirim?


Dedi ki

'Ey iman edenler!

ALLAH'ı çokça zikredin.

ALLAH, müminlere karşı çok merhametlidir.
' Ahzap 41-43.

 

Allah'ım dualarımızı ve tövbelerimizi kabul eylesin.

Amin…

ORUCA TUTULMAK

Oruç tutuyor musunuz?

Bu soraya cevap evet ise, o zaman oruç tutup da ne yapıyorsunuz?

Gece saat üçte kalkıyorum, yemeğimi yiyorum, sonra niyet ediyorum yarın ramazan orucunu tutmaya, sonra yatıyorum, ertesi günü akşama kadar hiçbir şey yemiyorum, su içmiyorum, sigara içiyorsam onu da içmiyorum, bekliyorum, akşam oluyor, ezan okunuyor, yemeğimi yiyor, orucumu açıyorum, böylece bir günlük orucumu tutmuş oluyorum.

Çok güzel.. Herkes böyle yapıyor hemen hemen.

Peki, oruç sizi tutuyor mu? Yani siz oruca tutuluyor musunuz?

Anlamadınız değil mi? "Oruç insanı nasıl tutar?" diye kafanız karıştı. Bunu anlamak için Kuran'a gitmek gerekir.

Bakara suresi ayet 183'de Yüce Allah diyor ki:

Ey İman edenler, Oruç size farz kılındı. Geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi. Umulur ki takva sahibi olursunuz.

Şimdi ayete yakından bakalım. Ey iman edenler, yani müslüman olanlar, Allah'a inananlar, ben müslümanım diyenler, oruç size farz kılındı. Farz kılındı, yani eğer iman sahibi iseniz, ben sizden istiyorum ki diyor Allah, oruç tutunuz. Bu benim emrimdir, yerine getirin. Peki niçin oruç tutmamımızı istiyor? Takva sahibi olmamız için.

Eğer ayetin sonunda takva sahibi olmak için oruç tutmamız istenmeseydi, biz oruç tutardık iş biterdi. Allah'ın emri yerine gelirdi. Ama diyor ki, takva sahibi olmanız için, yani siz de oruca tutulmanız için.

Peki ama takva nedir? Neden Allah takva sahibi olmamızı istiyor?

Takvâ, “insanın kendisini Allah'ın koruması altına koyarak âhirette kendisine zarar ve acı verecek şeylerden sakınması, ya da günahlardan uzak durması ve iyiliklere sarılması”dır.

Yani takva, insanın kendisini eğitmesidir. Kendine bu dünyada ve ahirette iyi, doğru ve güzel olan şeylere kavuşturmasıdır.

Oruç ile takva bir araya geldiği zaman karşımıza çıkan şey, orucun başlı başına bir ibadet olması yanında bir eğitim olduğu da anlaşılmaktadır. Hem öyle bir eğitim ki, eğitimin en güzel metodlarından biri olan yaparak ve yaşayarak eğitmektir.

Orucun Kuran'daki adı savm'dır. yani, yemekten, içmekten ve cinsel ilişkiden, konuşmaktan uzak durmaktır.

Yemeyeceksiniz ki gün boyu, açların halinden anlayacaksınız. Nice aç insanların halini siz, ben, o, öteki aç kalmadan nasıl anlarız. Karınlarına taş bağlayıp, inim inleyen insanlar var, onları anlamamızın bir yolu oruç tutmaktır.

İçmeyeceksin, susuzluğun ne demek olduğunu nasıl anlayacaksınız? Siz de yazın sıcağında su içmeyeceksiniz ki, içecek suyu olmayanları anlayasanız.

Cinsel ilişkiden uzak duracaksınız ki, evlenmek isteyenleri anlayabilesiniz.

Konuşmayacaksınız bir de, burada konuşmamaktan maksat günlük genel ihtiyaçların konuşulmaması anlaşılmasın, dedikodu etmeyeceksiniz, onun bunun arkasından konuşmayacaksınız, lüzümsuz, boş, kışkırtıcı şeyler söyleyip insanları üzmeyeceksiniz, öfkenizi yeneceksiniz, iyi, güzel, tatlı şeyler söyleyeceksiniz. Kendinizi öteki zamanlarda olduğu gibi başıboş bırakmayacaksanız,iyi şeyler konuşup yapacaksınız.

Demek ki, oruç sadece aç kalmak değildir. Oruç, kendi kendini ve başkalarını eğitmektir. Oruç, başlı başına bir eğitimdir. Eğer sizler bu eğitimi alıyorsanız, siz orucu tutmuş olmuş olurken, oruca da tutulmuş olursunuz.

Yani oruç, hayatınızda, günlük yaşantınızda size güzel düşünüp güzel davranmamızı vermiyorsa, siz oruç tutmuş olursunuz belki ama, siz oruca tutulmamış olursanız.

Allah, oruç tutmayı iman sahibi kimselere yazmıştır, farz kılmıştır. Orda burda tartılışıyor, luzumsuz sorular soruluyor televizyonlarda insanlara, sakız çiğneyebilir miyim? Denize girebilir miyim? Karımın elini tutabilir miyim? İman sahibisin, sana Allah'ının emir verdiği bir şey var, oruç tutmak, denize de girmeyi ver, sakızı da çiğneme, karının elini de akşam tut, nolur yani.

İnsanlar var, oruç tutuyorlar, günlük alışkanlıklarında bir değişiklik yok, ama oruç tutuyor. Yina kahveye gidiyor, okey oynuyor, kağıt oynuyor, tavla oynuyor, en cıvık, en insanı utandıracak şeyleri yapıyor, yapmaya devam ediyor. Bu insan sadece aç kalıyor, oruç eğitiminden nasibini almamış. Yani kendini oruca tutturmuyor. O, orucu tutuyor.

Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. Bakara 184

Allah, her zaman oruç tutun demiyor, sayılı günlerde oruç tutun diyor. Bazı insanlar elbette oruç tutamayacak durumda olurlar. Kim bunlar? Ayette Allah bunları bildirmiş.

1. Hasta olanlar..

Müslüman akıllı insandır. Aklını kullanmak zorundadır. Allah, hasta olanlar oruç tutmasınlar diyor, insanın başı ağrıyor, ayağı ağrıyor, gidiyor bunu din görevlisine soruyor, ayağım başım ağrıyor, oruç tutmasam olur mu diye? Düşünmüyor ki, bir insanın hasta olup almadığını ancak doktor anlar. Git doktora sor. Oruç tuttuğunda hayati bir tehlike var mı yok mu bunu doktor bilir. Derse  ki tutma oruç, tutmazsın. bu kadar basit.

2.Yolcu olanlar.

Uzun yola gidenler, yol giderken aç kaldıklarında hayati tehlikesi olanlar oruç tutmayabilirler.

Hasta olanlar ve yolcu olanlar, tutamadıkları oruçlarını başka zamanlarda tutumadıkları gün sayısınca tutarlar.

3.Oruca gücü yetmeyenler.

Oruç tutmaya gücü yetmeyenler, yani çok yaşlı, çok ağır hastalığı olanlar, sürekli ilaç alması gerekenler oruç tutmazlar. Bunlar ise güçleri oranında kendi günde ne kadara doyuyorsa onun parasını yoksula vermesi gerekir. Asgari ücretle çalışan birinin verdiği fidye ile fabrikaları olan birinin verdiği aynı olmamalıldır. Ama gücünüz yetiyorsa yine de oruç tutmanız daha iyi olur.

Oruç, yoksulu, yolcuyu, hastayı, imkansızı insanlara anlatması bakımından çok önemli bir ibadettir. İnsanlara elindeki imkanları başkaları ile paylaşma eğitim verir. Paylaşım çok önemlidir. Mal üstüne mal yığanlar, para üstüne para koyanlar ancak bunu paylaştıkları zaman hem kendileri, hem de paylaştıklarını mutlu ederler. Oruç tutmak, insana bunları yaparak ve yaşarayak öğreten bir ibadettir.

Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir. Bakara 185

Allah, emrettiği orucu tutmamız  için sayılı günlerin ne zaman olacağını da göstermiştir. Bu ay ramazan ayırdır. Neden ramazan ayıdır, çünkü Kuran, o ayda indirilmiştir. Kuran, iman edeni doğru yola götüren, doğru ile eğriyi birbirinden ayıran Allah'ın kitabıdır. onun için ramazan ayı, yani oruç tutulan bu ay, Kuran ayıdır. Kuran'ı tanıma ayıdır. O'dan faydalanma ayıdır.

Tutulamayan oruç için Allah kaza yapılmasını istemektedir. Hasta ve yolcular tutamadıkları günler kadar oruç tutmalıdırlar. Allah, verdiği emrin yerine getirilmesi için kullarına kolay yolu da göstermiştir. Allah, hiç bir zaman kulları için zorluk istemez. O zaman iman sahibi insan, Allah'ına şükür etmelidir.

Bütün bunlar gösteriyor ki, oruç tutmak, başlı başına bir ibadet, ama aynı zamanda insanı eğiten, öğreten, hayata hazırlayan eğitim kurumudur. İnsanın kendini tanımasını sağlayan, bunu yaparken başkalarının da çektikleri acıları, nasıl ihtiyaç içinde olduklarını anlatan ramazan ayında yerine getirilmesi gereken bir mecburiyettir. Aç kalarak tutulan oruçla belki emir yerine gelmiş olur, ama oruçtan beklenen faydaya kavuşamadıksa, yani oruca tutulmadıksa, oruç tutmaktan, ramazan ayından beklediklerimizi alamamışız demektir.

Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz. Allah sizin kendinize kötülük ettiğinizi bildi ve tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık (ramazan gecelerinde) onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için takdir ettiklerini isteyin. Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından) ayırt edilinceye kadar yeyin, için, sonra akşama kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde ibadete çekilmiş olduğunuz zamanlarda kadınlarla birleşmeyin. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklaşmayın. İşte böylece Allah âyetlerini insanlara açıklar. Umulur ki korunurlar. Bakara 187

Sabah'ın siyah ipliği ile beyaz ipliği  ayırt edilinceye kadar, yeme, içme ve kadınlara yaklaşma serbest bırakılmıştır.  Sonra  yeme, içme ve kadınlara yaklaşma yasağı başlayacak ve bu akşama kadar sürecektir.

"Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklaşmayın. İşte böylece Allah âyetlerini insanlara açıklar. Umulur ki korunurlar."

Allah, oruç konusunda her şeyi açıklamıştır. Ayetin sonunda da umulur ki, korunurlar, diyerek düşünürler, akıl ederler, kendilerine ders çıkarırlar, kendilerini eğitirler, aç ve susuz kalmanın ızdırabını çekerer, aç ve susuzların halinden anlarlar diyerek canlı, yaparak ve yaşayarak imanlı kullarını eğitime tabi tutuyor.

İşte Oruca tutulmak bu yaşayarak ve yaparak Allah'ın eğitimden başarı ile çıkmaktır.

Hani halk arasında sorarlar: Oruç mu seni tutuyor, sen mi oruçu tutuyorsun,derler.

Buna verilecek en güzel cevap, ben orucu tutuyorum, o da beni tutuyor, olmalıdır.

Saygılarımla..

                                                                                   Necmi AKGÜL

 

 
           bB